1 den 9´e kadar. Toplam 9 Sayfa bulundu

Konu: Türk Padişahlarının Hayatları

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Türk Padişahlarının Hayatları



    Burada 4 Selçuklu Hükümdarı'nın ve 36 Osmanlı Padişahı'nın hayatını vericem
    tabi isterseniz

    Babası : Mikail
    Annesi : Bilinmiyor
    Doğumu: 993
    Vefatı: 1063
    Saltanatı: 1040-1063


    TUĞRUL BEY


    Büyük Selçuklu Devleti'nin Kurucusu.
    Muhtemelen 993 senesinde doğdu. Babası Mikail' in bir gaza akınında şehid düşmesi üzerine kardeşi Çağrı bey'le beraber, dedesi Selçuk Bey tarafından yetiştirildi. Dini ve milli terbiyenin yanında mükemmel silah kullanmasını öğrendi.

    Selçuk Bey'in vefatı (1000 veya 1007) ve daha sonra amcası Arslan Bey'in Gazneli Mahmud tarafından esir edilmesi (1025) üzerine Tuğrul bey, selçuklu hanedanının başına geçti. Çağrı Bey' le birlikte iç ve dış hasımlarına karşı verdiği büyük mücadelelerden sonra, Nişabur şehrini devlet merkezi yapan Tuğrul Bey, ilk defa burada Es-sultan-ül Muazzam ünvanı ile namına hutbe okuttu (1038). 23 Mayıs 1040' da Gaznalilere karşı kazandığı Dandanakan zaferi ile devletinin temellerini sağlamlaştırdı. Tuğrul bey, bu büyük zaferden sonra, Bağdad' daki Abbasi halifesine bağlılık ve hurmet ifade eden mektubunu gönderdi ve devlet merkezini Rey şehrine taşıdı (1043).

    Tuğrul Bey'in Abbasi halifesine bağlılığını bildirmesi, müslümanlar arasında büyük itibar kazanmasına sebep oldu. Halife, Tuğrul Bey'in büyük İslam alimlerinden Maverdi' yi gönderdi. Hutbeyi Abbasi halifesi adına okutan Tuğrul Bey, halifenin bozuk itikad sahibi Büveyhilere karşı yardım talebini de kabul etti. Tuğrul bey bundan sonra Selçuklu ordularını hıristiyanların ve sapık bir kolun mensupları olan Büveyhilerin üzerine gönderdi. Abbasi halifelerini Büveyhilerin vasiyetinden kurtarmayı hedefledi.

    Kardeşleri Çağrı Bey, İbrahim Yınal ve amcasının oğlu Kutalmış' ın komutasındaki Selçuklu orduları, Batı' ya doğru hızla yayıldılar. Azerbaycan, Irak-ı Arab ve Irak-ı Acem Selçuklu topraklarına katıldı. 1053' te bizzat Bizans seferine çıkan Tuğrul Bey, Gürcistan' a kadar ilerledi ve pek çok ganimetle geri döndü.

    Tuğrul Bey 1055' de, hac yollarını Bedevilerin akınlarından korumak, Suriye ve Mısır' da Fatimilere karşı savaşmak üzere Bağdad' a geldi. Büveyhiler ve Fatimilere karşı mücadele ederek bölgede Selçuklu hakimiyetini tesis etti. Bağdad ve Sünni alemini katliam ve tahripten korudu.

    Tuğrul Bey'in Hilafet merkezine girip Büveyhileri temizlemesinden sonra Halife kendisine tac giydirme ve kılıç kuşanma merasimi yaptı. Onu "Dünya Sultanı" ilan etti, Rükneddin (Dinin temeli) ve Kasım emir ül-Mü'minin (Halifenin ortağı) ünvanlarını verdi. Böylece Selçuklular İslam halifeliğini, Abasiler elinde himayelerine almış ve dokuz asırlık Türk-İslam saltanatı başlamış oldu.

    Tuğrul Bey , yirmi beş sene adalet, ihsan ve gazalrla geçen bir hükümdarlıktan sonra hastalandı. 5 Eylül 1063 senesinde Rey şehri yakınlarında yetmiş yaşlarında iken vefat etti. Rey' deki türbesine defnediledi.

    Tuğrul Bey, devamlı mücadele ile geçen uzun yıllar sonunda büyük işler başardı. Dünyanın en büyük devletlerinden birini kurup, Türk-İslam alemine çok hizmet etti. Maveraünnehr' den Anadolu' ya, Irak' dan Azerbaycan ve Kafkasya' ya kadar olan ülkede huzur ve emniyeti tesis etti ve pek çok ül---e hakimiyetine kabul ettirdi. Zirai ve ticari faaliyeti neticesinde iktisadi hayat gelişip, refah seviyesi yükseldi. Muazzam bir şekilde tesis edilen devlet teşkilatı, kuvvetli temeller üzerine oturtuldu. Bu teşkilat, devrinde ve sonra kurulan Türk-İslam devletlerine nümune oldu.

    "Kendime bir saray yapıp da yanında bir cami inşa etmezsem, Allahü tealadan utanırım" sözü Tuğrul Bey'in dini duygularını çok güzel ifade etmektedir. Tuğrul Bey, adil, vakur, cömert, cesur, samimi, iyi ve yumuşak huylu bir hükümdar idi. Sarayın kapısına ümid ile gelen hiç kimse boş dönmezdi. Beş vakit namazını cemaatle kılmağa itina gösterir ve haftanın iki gününü oruç tutmakla geçirirdi. Bağdad' da yaptırdığı sarayının yanına cami, medrese ve hamam da yaptırmıştır. Bütün bu özellikleri ile Tuğrul Bey, halkın ve ordusunun sevdiği ve tam bağlı bulunduğu bir hükümdardı..





    Babası :Çağrı Bey
    Annesi :Bilinmiyor
    Doğumu :1033
    Vefatı :1072
    Saltanatı :1063-1072


    Alp Arslan

    Selçuklu Hükümdarlarının en meşhuru, en kahramanı ve Anadolu kapılarını Türklere açan yiğit sultan.

    1033' de doğdu. Asıl ismi Muhammed bin Davut Çağrı olup lakabı Alp Arslandır. Küçük yaşta tahsile başladı ve zamanın alimleri tarafından en iyi şekilde yetiştirildi.

    Alp Arslan, amcası Tuğrul Bey' in 1063' de vefatı üzerine ikinci Selçuklu Sultanı olarak tahta çıktı. Önce saltanatına karşı çıkan büyük amcası İnanç Yabgu ve akrbası Kutalmış' la çarpıştı ve isyanları bastırdı. Bundan sonra ilk olarak Gürcistan ve Dopu Anadolu seferine çıktı. Şavşat, Oltu, Kars ve Ani kalelerini ele geçirdi. Ermeni krallığını hakimiyeti altına aldı. Yine bu sırada oğlu Melikşah ve Nizamülmülk komutasındaki kuvvetler ve Van ve çevresini ele geçirdiler (1064).

    Sultan Alp Arslan, yıldırım sürati ile gerçekleştirdiği bu fetihlerden sonra, İslam' ın dahili düşmanı Fatimilere ve harici düşmanı Bizanslılara karşı iki büyük sefere girişti. İlk olarak 1070 yılında Ehl-i sünnet düşmanı, bozuk itikad sahibi Mısır' daki Fatimiler üzerine yürüdü. Yolda Malazgirt ve Erciş kalelerini fetheden Sultan, Fatimilere tabi Haleb' i kuşattı ve şehri kısa sürede zabtetti. Bu sefer üzerinei Fatimiler Suriye' den çekildi ve Mekke emiri artık Fatimiler yerine hutbeyi Abbasi halifesi ve Türk sultanı adına okumaya başladı.

    Ancak Alp Arslan Faimilere karşı seferini tamamlayamadan dönmeye mecbur kaldı. Zira bu sırada Bizans İmparatoru Romanos Diogenis' in ikiyüz bin küşülik büyük ordu ile ilerlediğini ve arkadan çevrilmek üzere olduğunu öğrendi. Alp Arslan, Bizans ordusu ve Malazgirt civarında az bir kuvvetle karşılaşmak zorunda kaldı.

    26 Ağustos 1071 Cuma günü atından inip secdeye vararak; "Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et, sözlerimde hilaf varsa beni kahret." duası ile Malazgirt meydan muharebesine girişti ve kuvvet azlığını giderecek mahirane bir taktikle Bizans ordusunu perişan etti. Tarihin en büyük zaferi ile Alp Arslan, Türk-İslam ve hatta dünya tarihinde neticeleri çok büyük olan bir dönüm noktasının kahramanı oldu. Onun, esir edilen imparatoru; "Allah iyikik düşünenelerin arzularını gerçekleştirir. Bu sebeple seni tahtına iade edeceğim." diyerek serbest bırakmasını bütün müellifler hayranlıkla yazarlar.

    Sultan Alp Arslan, 42 yaşında Malazgirt zaferinden sonra Maveraünnehr seferine giderken, Hana kalesinin fethi sırasında bir batıni tarafından şehid edildi (1072).

    "Cihan sultanı", "Ebü'l-Feth" (çok fetih yapan) ve "Sultan-ül-adil" lakapları ile anılan Alp Arslan, saltanatı müddetince İslam dinine hizmet etti. Dinine sıkı sıkı bağlı idi. İslamiyet'i içten yıkmaya çalışan gizli düşmanlara ve batıni hareketlerine karşı çok hassastı. Hatta bir dafesında; "Kaç defa söyledim. Biz bu ülkeleri Allahü tealanın izniyle silah kuvveti ile aldık. Temiz müslümanlarız, bid' at (yani dinde reform) nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teala halis Türkleri aziz kıldı." demişti.

    Alp Arslan, büyük tarihi zaferlerinin yanı sıra, medreseler kurmak, ilim adamlarına ve talebeye vakıf geliri ile maaşlar tahsis etmek, imar ve sulama tesisleri vücuda getirmek suretiyle de hizmetler yapmıştır. Ayrıca İmam-ı a'zam' ın türbesini, Harizm Camii ve Şadyah kalesini ve daha pek çok eseri inşa ettirmiştir.

  2. #2
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    II.Mehmed(Fatih Sultan Mehmed)







    Babasi : Ikinci Sultan Murad

    Annesi : Huma Hatun

    Dogumu : 29 Mart 1432

    Vefatı : 3 Mays 1481

    Saltanatı : 1451 - 1481 (30) sene

    Devlet Sınırları : 2.214.000 km2


    Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı - beyaz tenli, kırık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi. Âlim, şâir

    ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. Gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacağı işler hususunda, en yakınlarına bile hiç birşey sızdırmazdı.Fatih Sultan Mehmed'in ömrü seferlerle geçti. Yıkılmaz diye bilinen Bizans'ı yıktı. İstanbul'u fethetti.Ayasofya kilisesini câmiye çevirdi. Kryamete kadar câmi olarak kalmasını istedigi bu muhteşem mâbed için mükemmel bir vakfiye yazdırttı. (Bu,vekâlet Arşivi Tapu Defterleri No:20, 27, 167, 251 )

    1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934'de müze haline getirildi.Fatih, Enez'i, Galata ve Kefe'yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Şemendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan'ı ald.Belgrad'ı muhasara ettiği zaman çarpışmaya bizzat katıldı. Alnından ve dizinden ciddi şekilde yaralandı. 1458'de Mora'yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan'ı tamamen aldı. 1461'de Amasra'yı ve İsfendiyar Oğulları Beyliğini Osmanlı topraklarına dahil etti. Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. 1462'de Romariya, Yayçeve Midilli'yi aldı. 1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleri ile toplanan ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağı ilân edilen 20 devletin katıldığı bir haçlı ittifakı ile 16 sene savaştı. 1463'de Bosna'yı fethetti ve Hersek'i de tabiiyeti altına aldı . 1466'da Konya ve Karaman'ı aldı. Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470'de Ağrıboz'u aldı.Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer şükranesi olarak kırkbin esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476'da Boğdan'ı Osmanlı topraklarına kattı. Otuz sene içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 bin kilometrekare olan topraklarını 2.214.000 kilometrekareye ykardı.Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarofından tertiplenen tam ondört suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük hükümdarı, aslen bir yahudi olan Maesto Jakopo isimli bir doktor vasıtasiyle zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger'e göre bu suikastçı doktor, Yakup Paşa ünvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu.

    1481 Mayısının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze'de ordugâhında Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakanın ölümünde tam üç gün üç gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı. Fatih 49 sene bir ay beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük hükümdarın cenaze namazı Fatih Camiinde Şeyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır.

    Fatih, Müslüman Türk Milletine yapmış olduğu büyük hizmetlerle, dünyanın en büyük hükümdarlarından birisi olduğunu isbat etmiştir. İstanbul gibi, cihanın bir incisi olan, bu muhteşem beldeyi Türk Milletine kazandırmıştır. Yapmış olduğu çalışmalar ile, memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirmiştir. Bugünün üniversitesi olan (Fatih Külliyesi)ni 1470 senesinde tamamlamış, İstanbul'u fethettiği zaman 8 tane kiliseyi camiye çevirmiş, etrafındaki papaz odalarını da medrese yapmıştır. Ayrıca bir çok Anadolu kasabasında da medreseler yaptırmıştır.Hz. Eyyüb EI - Ensâri'nin (r.a.) kabri Fatih zamanında keşfedildi. Delâil-i Hayrat müellifi Şeyh Süleyman Cezuli ve Allame Ali Kiasi Fatih devrinde vefat ettiler.

    Erkek çocukları : Mustafa, Ikinci Bayezid, Cem, Korkud.

    Kızı : Gevherhan Sultan

  3. #3
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart



    Babası ultan Alp Arslan
    Annesi :Bilinmiyor
    Doğumu :6 Ağustos 1055
    Vefatı :16 Kasım 1092
    Saltanatı :1072-1092


    Melikşah

    Büyük Selçuklu Sultanı.

    6 Ağustos 1055 pazar günü doğan Melikşah, küçük yaşlardan itibaren babası Sultan Alp Arslan taraından itina ile yetiştirildi. Heniz 9 yaşındayken vezir Nizamülmülk' ün yanında savaşa katıldı. 1066' da Radgan' da veliaht ilan edildi. Babasının seferleri sırasında Rey' de kalarak vekalet etti ve devlet işlerinde mükemmel yetişti.

    Melikşah 24 kasım 1072' de babasının şehid edilmesin üzerine henüz 18 yaşında iken Selçuklu tahtına çıktı. Hükümdarlıüını kabul etmeyen amcası Kirman meliki Kavurd' u 1073' de Hemedan yakınlarında yenerek esir etti. Kirman ve çervesini Kavurd' un çocuklarına bırakan Melikşah, Semerkant hanı ikinci Nasr' ın ele geçirdiği Tirmiz üzerine yürüdü. Ancak Nasr' ın gelerek özür dilemesi ve bağlılığını arz etmesi üzerine onu affetti.

    1075' de Kafkasya seferine çıkan Sultan Melikşah Kartli bölgesini hakimiyeti altına aldı ve idaresini emirlerinden Savtigin' e bıraktı.. Ayrıca kardeşi Tutuş' u Suriye, Emir Porsuk'u da Anadolu' daki fetihlere memur etti.

    Tutuş, 1078' de Fatımiler üzerine yürüyerek Şam' ı fethetti. Bu sırada Sultan Melikşah' a karşı isyan eden Atsız' ı da cezalandıran Tutuş, Suriye' yi tamamen ele geçirerek Suriye Selçukluları Devleti' ni kurdu..

    Büyük Selçukluların 1085' de Diyarbekir' i ele geçirmeleri neticesinde Mervaniler Devleti yıkıldı. Ertesi yıl, Suriye seferine çıkan Sultan Melikşah, Urfa, Menbic ve Halep kalelerinden sonra Antalya' da Akdeniz' e dayandı. Burda elbisesini çıkarıp yere seren ve namaz kılıp Allahü tealanın inayetine şükreden Sultan, denizden aldığı kumları İran'a götürüp babası Alp Arslan'ın kabrine serpti ve ;"Babacığım! İşte sana müjde, henüz bir çocuk olarak bırakmış olduğun oğlun, Allah'ın izniyle dünyayı baştan sona fethetmiştir." dedi.

    Melikşah 1092'de Bağdat'a giderek Hicaz, Yemen ve Aden bölgesinin alınması amacıyla ordularını sefere hazırladı. Aynı yıl Mekke ve Medine ile Arabistan yarımadasının büyük bölümü ele geçirildi. Hac yolları emniyet altına alındı. Sultan Melikşah'ın hedefi, Kuzey Afrika'yı tamamiyle İslam birliği içersine almaktı. Ancak bu emeline kavuşamadan Bağdad yakınlarında avlanırken, hastalanarak 19 Kasım 1092 Cuma günü vefat etti. Naaşı İsfehan'a nakledilerek kendisi için yaptırdığı medresedeki türbesine defnedildi.

    Sultan Melikşah yirmi senelik saltanatında devletin sınırlarını Kaşgar'dan Batı Anadolu'ya Kafkasya'dan Yemen'e kadar genişletti. Orta boylu, geniş omuzlu ve beyaz yüzlü idi. Büyük bir devletin sultanı olmasına rağmen yumuşak tabiatlı bir zat idi. Sarayında daima devrin alimleriyle sohbette bulunurr ve kıymatli fikirlerini alırdı. Her cins silahı mükemmel kullanır, iyi ata binerdi.

    Melikşah, bütün Selçuklu ülkelerini imar ettirdi ve halkı refaha kavuşturdu. Büyük şehirlerde Nizamiye medreselerini kurdu. İlim, kültür, ziraat, sanayi ve ticaretçok ilerledi. Nizamülmülk, onun hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getiriyordu:"Melikşah, dindar, alimlere hürmet, zahidlere (dünyaya düşkün olmıyanlara) iyilik, fakirlere şefkat ve halka adalet gibi, dünyada kimsenin haiz olmadığı yüksek vasıflara sahip bir cihan hakimdir."



    Babası: Süleyman Şah
    Annesi: Bilinmiyor
    Doğumu: Bilinmiyor
    Vefatı: Temmuz 1107
    Saltanatı: 1092 - 1107


    Birinci Kılıç Arslan


    Türkiye Selçuklu Devleti' nin kurucusu, Kutalmışoğlu Süleyman Şah' ın oğlu ve İkinci Türkiye Selçuklu Sultanı.

    Babası Süleyman Şah' ın 1086' da Suriye seferinde Melik tutuş' a yenilmesi ve ölümü üzerine, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah onun oğulları Kılıç Arslan ve Davud Arslan' ı İsfehan' a götürdü. Kılıç Arslan burada altı sene iyi bir eğitim ve öğretim görerek, Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirildi.

    Kılıç Arslan, 1092' de Büyük Selçuklu Sultanı Berkyaruk' un izni ile Anadolu' ya gelerek İznik' te altı yıldır boş duran Türkiye Selçukluları tahtına çıktı. Yanındaki Türkmen ailelerini İznik' e yerleştirerek, Anadolu' da dağılmış olan birliği yeniden te'sis etti.

    Bu sırada Bizanslıların fırsattan istifade ile Marmara sahillerini işgale başlamaları üzerine Kılıç Arslan İzmir Bey'İ Çaka ile ittifak ederek mücadeleye girişti. İmparator Alexios' un Türk kuvvetlerine karşı denizden gönderdiği büyük bir ordubozguna uğratıldı. İznik' e saldırıları bertaraf edilen Bizanslılar, Balıkesir ve Kapıdağı bölgelerinden de geri püskürtüldüler.

    1095' de Malatya üzerine sefere çıkan Kılıç Arslan kaleyi tam düşürmek üzere iken, yüzbinlerce kişilik haçlı kuvvetlerinin Türkiye topraklarına girdiğini haber aldı. Bunun üzerine, muhasarayı kaldırarak süratle memleketini müdafaaya döndü. İznik' i muhasara eden haçlılara karşı hisar önün de ordusunu savaşa soktu. Şiddetli çarpışmalar sonun da iki taraf da ağır zayiat verdi. Birçok haçlı kumandanı öldürüldü. Ancak düşman devamlı takviye alıyordu. Kalabalık düşman kuvvetlerine karşı meydan savaşı vermenin tehlikeli olacağını anlayan Kılıç Arslan ordusunu geri çekmek zorunda kaldı. Böylece 22 yıllık Selçuklu payitahtı olan İznik şehri 29 Haziran 1097' de Haçlı kuvvetlerinin eline geçti.

    Kılıç Arslan bundan sonra Danişmend Gazi ve Kayseri emiri Hasan ile birşleşerek Eskişehir' e doğru harekete geçen haçlılara dağ, geçit ve vadiler de sürekli baskınlar düzenleyerek ağır zayiat verdirdi. Öyle ki, Kayseri ve Toroslar üzerinden Kudüs' e doğru yol alan haçlı ordusu Kılıç Arslan' ın ve kumandanlarının yıtpratma savaşları neticesin de altı yüz binden yüz bine düştü. Neticede Kudüs' e ulaşan haçlılar bu bölgedeki büyük Selçuklu emirlerinin rekabetinden de faydalanarak Antakya, Urfa ve Kudüs' de hıristiyan idareler kurdular.

    İznik' in kaybından ve Birinci Haçlı seferinden sonra Kılıç Arslan, Anadolu Türklerini toplamaya başlayarak, Konya' yı başkent yaptı. Büyük Selçuklu İmparatorluğu' nun parçalanmasından faydalanarak bütün İslam alemine hakim olmak teşebbüsüne girişti. Ancak Musul emiri Çavlı, Artukoğlu İlgazi ve Suriye meliki Rıdvan ile 1107 senesi Temmuz ayında Habur ırmağı kıyısında yaptığı savaşı kaybetti. Yaralı olarak Habur ırmağını geçerken boğularak şehid oldu. Naşı Meyyafarikin' e götürülerek kendisi için yapılan Türbeye defn edildi.

    Türkiye Selçuklu Devleti' nin en buhranlı devrelerinde hükümdar olan Birinci Kılıç Arslan, teşkilatçı bir devlet adamıydı. Üstün kumandanlık kabiliyetine sahip, hayatı mücadele içinde geçen büyük bir kahraman ve gazidir. Mutaassıp haçlı ordusuna ağır kayıplar verdirerek, Türklerin Anadolu topraklarından atılamayacağını isbat etti. Çok hayır işleyip ahalisinin sevgisini kazandı. Hıristiyan halka da adalet ve şefkatle davrandı. Bu yüzden devrin tarihçileri "Kılıç Arslan'ın ölümü hristiyanlar için de bir matem oldu." demişlerdir.

  4. #4
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    36 tane Osmanlı Padişahı'nın ilk 2si


    Babası Ertuğrul Gazi
    Annesi Hayme Hatun
    Doğumu 1258
    Vefatı 1326
    Saltanatı 1299-1326


    OSMAN GAZİ

    Osmanlı Devleti' nin Kurucusu.

    Oğuzların Kayı boyundan, Türkiye Selçuklularının uç beyi Ertuğrul Gazi' nin oğlu olup, 1258 senesinde Söğüt' te doğdu. Küçük yaştan itibaren İslam ilimlerini öğrenen Osman Gazi, ayrıca mükemmel bir askeri talim ve terbiye gördü. 1277' de Anadolu' nun İslamlaştırılıp, Türkleşmesi faaliyetine katılan gönül sultanlarından ve ahilerden biri olan Şeyh Edebeli' nin kızı ile evlendi. Babası Ertuğrul Gazi' nin 1281' de vefatı üzerine bey seçilip iradeyi ele aldı..

    Osman Beyi Kayıların başına geçince Söğüt' ü kendisine merkez yaparak Akçakoca, Gazi Abdurrahman, Aykut Alp ve Konur Alp gibi beylerle Bizans' a karşı fetihlere girişti. 1285' de Kulaca Hisar' ı feth edildi. 1288' de İnegöl ve Karacahisar tekfurlarının kuvvetlerini Ekizce' de bozguna uğrattı. Bu savaşta Osman Gazi' nin kardeşi Saru Batu şehid oldu.

    Osmanlıların daha sonra Karacahisari Taraklı ve Göynük' ü elde etmesi üzerine, bölge tekfurları ittifak ederek Osman Gazi' yi bir düğün münasebetiyle öldürmek istediler. Dostui Harmankaya hakimi Köse Mihal (ki daha sonra İslamiyet'i kabul ederek Mihal Gazi adını almıştır)' in haber vermesi ile vaziyeti öğrenen Osamn Gazi sür'atle harekete geçerek Bilecik ve Yarhisar' ı zabt etti. Gelini ele geçirerek Nilüfer adını verip, oğlu Orhan Gazi ile nikahladı.

    1299' da Türkiye Selçuklu sultanlığındaki iktidar boşluğundan faydalanan Osman Gazi istiklalini ilan etti. 1301' de Yenişehir' i alarak İznik ve Bursa' nın fethinin yolunu açtı. Bursa, Kite ve Atranos tekfurlarının kuvvetlerini Koyunhisar mevkiinde bozguna uğrattı. Bu zaferden sonra Kestel, Kite ve Ulubat kaleleri Osmanlıların eline geçti.

    1308' de İznik' in en mühim ileri karakolu olan Karahisar ele geçirildi. Böylec İznik-İzmit karayolu türklerin hakimiyetine girmiş oldu. Osman Bey artık başta Bursa olmak üzere İznik ve İzmit'in zabıtını ilk hedef olarak görüyordu. 1314 yılında başlayan Bursa kuşatması, 10 senden fazla sürdü. 1324' de hastalanan Osman Bey, kumandayı oğlu Orhan' a devretti.

    Osman Gazi, oğlu Bursa' yı fethettiği sırada vefat etti (1326). Naşı Bursa' ya götürülerek Gümüşlü Künbet' defn edildi.

    Osman Gazi salih bir müslüman olup, İslam ahlakının iyi ve güzel vasıflarına sahipti. Az sayıdaki aşiret kuvvetleriyle Bizans ordusunu ve tekfurlarını üst üste mağlup edip zaferler kazanarak dünya' nın en uzun ömürlü hanedanını ve en büyük devletlerinden birini kurdu. Bir taraftan fetihlere devam ederken, diğer taraftan devler taşkilatının müesseselerini mükemmel bir şekilde kurmaya ve sistemleştirmeye çalıştı. Ömrü, Rum kafirleri ile savaşmakla ve İslamiyet' i yaymakla geçti. Vefat edeceği zaman, oğlu Orhan Bey' e gönderdiği vasiyetnamesi, İslamiyet' e olan sevgi ve saygısını ve Türk milletinin rahat ve huzurunu düşündüğünü ve insan haklarına gönülden bağlılığını açıkca bildirmektedir. Vasiyetnemenin özü şöyledir:

    "Allah'ü tealanın emirlerine muhalif bir iş işlemiyesin! Bilmediğini ulemadan sorup anlayasın. İyice bilmeyince bir işe başlamayasın. Sana itaat edenleri hoş tutasın. Askerine in'amı, ihsanı eksik etmeyesin ki, insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendri. Ve Allah için cihadı terk etmiyerek bani şad et! Ulemaya riayet eyle ki, din ve devlet işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet ve yumuşaklık göster; Askerine ve malına gurur getirip ulemedan uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah' ın dinini yaymakdır. Yoksa, kuru gavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahü tealaya emanet ediyorum. "




    Babası Osman Gazi
    Annesi Mal Hatun
    Doğumu 1281
    Vefatı 1360
    Saltanatı 1326-1360


    ORHAN GAZİ

    Osmanlı padişahlarının ikincisi.

    Sultan Osman Gazi'nin oğlu olup, dedesi Ertuğrul Gazi' nin vefat ettiği 1281 senesinde Söğüt' te doğdu. Küçük yaştan itibaren tam bir disiplin ve intizam ile istikbalin beyi olacak şekilde yetiştirildi. Şeyh Edebali ve Dursun Fakih gibi alimlerden ilim öğrenip, feyz aldı. Gençliğinden itibaren Bizans tekfurlarıyla olan gazalara katıldı. Kumandanlık ve devlet idaresi konusunda bilgi ve tecrübe kazandı. Babasının yaşlılığı dolayısıyla 1324' den itibaren devlet idaresinin başına geçti. Osman gazi, onu Bursa' nın fethiyle görevlendirdi.

    Orhan Bey' in 1326' da Bursa' yı fethi sırasında Osman Gazi vefat etti. Babasının naşını Bursa'da Gümüşlü Künbed' e nakledildikten sonra Osmanlı Devleti' nin ikinci sultanı olarak tahta geçti ve devlet merkezini Yenişehir' den Bursa' ya nakletti.

    Bundan sonra fetih ve gaza hareketine hız veren Orhan Gazi, 1329' da Bizans kuvvetlerini Pelakanon' da ağır bir yenilgiye uğrattıktan sonra 1330' da İznik' i aldı. Devlet' in geçiçi merkezi haline getirilen İznik şehri imar edilerek, İslami eserlerle süslendi. Orhan Gazi, İznik' in en büyük kilisesini camiye çevirerek burada Cuma namazı kıldı..

    Fetih hareketine devam eden Orhan Gazi, 1331' de Taraklı, Mudurnu ve Göynük kasabalarını, 1333' de Gemlik, 1336' da Kirmastı, Mihaliç ve Ulubat kasabalarını zabt etti. 1337' de ise İzmit' in fethi ile, Kocaeli yarımadasının tamamı Osmanlıların eline geçti.

    1353' de Bizans' taki iç karışıklıklardan faydalanan faydalanan Orhan Gazi, Gelibolu' da Çimbe kalesine sahip oldu. Bu, Osmanlıların Rumeli' ye geçerek bölgeleri tanımaları ve gelecekteki fetihleri bakımından önemli rol oynadı. Nitekim oğlu Süleyman Paşa'yı Rumeli' deki kuvvetlerin başına tayin eden Orhan Gazi, Bolayır' dan Tekirdağı'na kadar uzanan bölgeyi feth ettirdi.

    Diğer taraftan Anadolu' da da birliği, sağlama çalışmalarına hız veren Orhan Gazi; Karesioğullarından 1345' de Balıkesir' i, 1350' de ise Bergama ve Edremit' i, Eretna beyliğinden de 1354' de Ankara' yı aldı.

    Orhan Gazi, büyük oğlu büyük oğlu Süleyman Paşa' nın 1359' da bir av sırasında attan düşerek vefat etmesi üzerine üzüntüsünden hastalandı ve 1360' da vefat etti. Bursa' daki Gümüşlü Künbet' e defnedildi.

    Şahsiyeti nesillere örnek mahiyette olan Orhan Gazi, halim-selim olup, son derece merhametliydi. Kolay kızmaz, kızınca da belli etmezdi. Askerlerini ve tebasını kendinden fazla korurdu. Çok adildi. "Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. sonunda hüküm isabetli olsa geçken adalet zulümdür." buyururdu. Orhan Gazi' nin İslam ahlakına hayran olup, adaletine gıpta eden hıristiyanlar kendi soyundan ve dininden hanedanların yerine , Osmanlı isaresini tercih ederlerdi.

    Orhan Gazi devrinde fethedilen beldeler ilmi, mimari ve sosyal te'sislerle süsülendi. İznik fethedilince, manastırı medreseye çevirerek ilk Osmanlı medresesini kurdu. Yine İznik' te yaptırdığı imaretin açılışında kendi eliyle fakirlere aş dağıttı. Ahalisinden müslim ve gayri müslim hiç kimsenin aç kalmamasına gayret etti.

    Cihaddan vazgeçmez ve emri altındakileri devamlı Allahü tealanın dinini yaymaya teşvik ederdi. Oğlu Murad Gazi' ye "Oğul! Cennet - mekan babam Osman Gazi Han bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah' ın izniyle beyliği sultanlığa çevirdik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı' ya iki kıt'a üzerinde hükmetmek yetmez. zira İ'la-yı kelimetullah (Allahü tealanın ismi şerifini yüceltmek, İslamiyet' i yaymak) azmi iki kıt' aya sığmayacak yüce bir azimdir." diyerek son vasiyetini yapmıştır..

  5. #5
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart



    Babası Orhan Gazi
    Annesi Nilüfer Hatun
    Doğumu ?
    Vefatı 1389
    Saltanatı 1360-1389


    MURAD-I HÜDAVENDİGAR

    Osmanlı padişahlarının üçüncüsü, veli ve ahi şeyhi. Orhan Gazi'nin oğlu olup, 1326' da Bursa' da doğdu. Küçük yaştan itibaren devrin alimleri tarafından büyük bir ihtimamla yetiştirildi. Daha sonra Lala Şahin Paşa' nın yanında idare ve harp bilgilerini öğrendi. ağabeyi Rumeli Fatihi Süleyman Paşa' nın 1359' da vefatı dolayısıyla Rumeli' deki ordunun kumandasına getirildi. Kısa bir müddet sonra da babasının vefatı üzerine Bursa' ya davet edilip, Osmanlı tahtına geçti (1360).

    Murad Han, ağabeyi Süleyman Paşa' nın başlattığı Rumeli fütuhatını büyük bir siyasi deha ile kısa zamanda geliştirdi. 1362' deEdirne'yi fethederek devlet merkezini buraya taşıdı. Anadolu'daki Türkmen aşiretlerini, fethettiği bölgelere yerleştirerek bölgede türk nüfusunun çoğunluğu ele geçirmesini sağladı. Bu göçler sayesindedir ki, Osmanlı Türkleri Viyana önlerine kadar ilerledi ve Rumeli' de Osmanlı hakimiyeti beşyüz yıl devam etti.

    Osmanlı Devleti' nin Rumeli' de ilerlemesini durdurmak için Papa Beşinci Urban' ın teşvikiyle Macar, Sırp, Bosna, Eflak ve Bulgar kuvvetlerinden meydana gelen bir haçlı ordusu Sırpsındığı savaşında Hacı İlbeyi komutasındaki birliklerce bozguna uğratıldı (1364). bu büyük zaferi Yanbolu, Samaku, Gümülcine, İskeçe, Kavala, Dırama, Serez ve Karaferye gibi önemli kalelerin fethi takip etti. Bu arada harekat halindeki Osmanlı akıncıları Vardar' ı geçip Sırbistan, Bosna, Arnavutluk ve Dalmaçya' ya kadar uzanan Adriyatik denizine dayandılar.

    Murad Han bir taraftan fetih hareketlerine devam ederken, diğer taraftan ortaya çıkan mali, idari ve askeri ihtiyaçları karşılamak için tedbir aldı. Tımar teşkilatı geliştirildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere ilaveten kapıkulu askerinden maaşlı süvari ocağı kuruldu.

    Murad Han 1387' de Osmanlı topraklarına tecavüzü adet haline getiren Karamanoğlu üzerine sefere çıktı. Konya önünde Karamanoğlu kuvvetlerini bozguna uğratarak Konya ve Beyşehir' i alıp Bursa' ya döndü.

    Bu sırada Sultan Murad' ın anadolu' da uğraşmasını fırsat bilen Bosna, Sırp ve Bulgar kralları Osmanlıları Balkanlardan atmak için ittifak kurmuşlardı. Sultan Murad Han 150.000 kişilik bu müttefik kuvvetlerini Kosova' da karşıladı. 8 Ağustos 1389 berat gecesi idi. Abdest alıp iki rekat hacet namazı kılan Sultan sonra ellerini açıp Cenab-ı Hakk'a gözyaşları içinde şöyle yalvardı. "Ya Rab! Bu mü'minleri küffar elinde mağlub edip helak eyleme. Bunları mansur ve muzaffer eyle. Ya ilahi! Mülk ve kul senindir. Sen kime istersen verirsin. Ben dahi aciz bir kulunum. Mülk ve mal benim maksafım değildir. Hemen halis ve muhlis senin rızanı isterim. Beni bu müslümanlara kurban eyle. Evvel beni gazi kıldın, şimdi de şehadet nasip kıl! Amin."
    Ertesi gün Birinci Kosova savaşında düşman büyük bir bozguna uğradı. Ancak sultan zaferin şükranesi olarak savaş meydanında gezerken Miloş Obiliç adında bir Sırp tarafından hançerle vurularak yaralandı. Çok geçmeden de arzuladığı şehidlik mertebesine kavuştu.

    Azim, irade, vakar ve ciddiyet sahibi olan Sultan Murad Han, din farkı gözetmeksizin tebeasına karşı çok şefkatli ve merhametli idi. Samimi şahsiyeti ile içte ve dışta sevgi ve saygı uyandırdı. Hukuki, mali ve askeri sahalarda yaptığı esaslı teşkilatlar ile kudretli bir devletin temellerini attı. Kararlarını mutlak surette tecrübeli beyleriyle müzakere ettikten sonra verirdi. Kendi mütalaasına aykırı fikirleri de dinler yerinde gördüklerini kabul eder, itirazlara ehemmiyet verirdi. Bu hali başarılarında çok etkili olmuştur.

    Fethedilen yerlerde imar faaliyetlerine de önem veren Murad Han, yeni fethettiği Edirne' yi; cami, medrese, han, hamam saray gibi eserlerle Türk-İslam beldesi halina getirdi. Memleketin çeşitli yerlerini hayır eserleri ile donattı.




    Babası Murad-ı Hüdavendigar
    Annesi Gülçiçek Hatun
    Doğumu 1360
    Vefatı 1403
    Saltanatı 1389-1402


    YILDIRIM BAYEZİD HAN

    Osmanlı sultanlarının dürdüncüsü.

    Sultan Murad-ı Hüdavendigar' ın oğlu olup, 1360 yılında Gülçüçek hatun' dan doğdu. Küçük yaştan itibaren zamanın en seçkin alimlerinden ilim öğrendi. Değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare derleri gördü. 1381 yılında devlet idaresinde yetişmesi için Kütahya' ya vali tayin edildi. 1389' da haçlı ordusu ile yapılan Birinci Kosova savaşına katılarak büyük kahramanlık gösterdi. Babası Sultan Murad, bu savaş sonunda bir Sırplı tarafından şehid edilince, devlet şleri gelenlerinin müşterek kararı ile Osmanlı tahtına geçti.

    İlk olarak Sırbistan işleri yoluna koyan Yıldırım Bayezid bu sırada kendisine karşı ittifak eden Anadolu Beylikleri üzerine yürüdü. Sür'atle hareket ederek Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşe ve Hamidoğulları beyliklerini ortadan kaldırdı (1390). Karamanoğulları beylğini itaat altına aldı. (1391). 1391' de İstanbul' u muhasara etti ve yedi aylık bir kuşatmadan sonra şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir cami yapılması ve verginin arttırılması şatıyla anlaşma yaptı. 1392' de Kastamonu üzerine yürüyerek, Candaroğlu topraklarını ele geçirdi. 1394' de Selanik ve Yenişehir' i (Mora) alan Osmanlı orduları, Teselya ve Arnavutluk' a kadar ilerlediler.

    Yıldırım Bayezid' in 1395' de İstanbul' u ikinci defa muhasarası yeni bir haçlı ordusunun hareketine yol açtı. bütün Avrupa milletlerinden meydana gelen haçlılar, Osmanlılara ait Niğbolu kalesini kuşatmışlardı. Adına yaraşır bir sür'atle gelen sultan Bayezid haçlıları Niğbolu kalesi önünde ağır bir bozguna uğrattı (25 Eylül 1396). Esir edilen ve fidye karşılığı serbest bırakıldıktan sonra padişaha karşı bir daha savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzadeler ve şövalyelere Yıldırım Bayezid Han şöyle diyordu: "Ettiğiniz yeminleri size iade ediyorum. Gidiniz, yeniden ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanmak imkanı sağlamış olursunuz. Zira beni Allahü tealanın dinini yaymak ve O'nun rızasına kavuşmak için dünyaya gelmişim."

    Niğbolu zaferinden sonra Osmanlı akıncıları Macaristan içlerine kadar girerek pek çok ganimetlerle döndüler. 1397' de İstanbul' un üçüncü defa kuşatan Bayezid, Bizans' ın denizle bağlantısını kesmek için Anadolu hisarını inşa ettirdi.

    Yıldırım Bayezid' in 1398' de Karaman ve 1399' da Dulkadırlı topraklarına girmesinden sonra topraklarını kaybeden Anadolu beyleri bu sırada Hindistan seferinden dönen Timur' a sığınarak, onu Osmanlı sultanına karşı kışkırttılar. Bu arada Timur' dan kaçan Karakoyunlu ve Cezayir beyleri de Yıldırım Bayezid' i Timur' a karşı tahrik ediyorlardı. Bu tahrikler ve Timur' un Osmanlılara ait Sivas' ı alması neticede iki büyük Türk hakanını Ankara' da karşı karşıya getirdi. Çubuk ovasında yapılan ve çok şiddetli geçen muharebe sonunda Osamnlı ordusu, mağlubiyete uğrarken, Yıldırım Bayezid Han yedi ay kadar sonra kederinden ve nefes darlığından kırkdört yaşında vefat etti (1403). Timur Han ölüm haberini alınca; "Yazık oldu, büyük bir mücahidi kaybettik." demekten kendini alamadı.

    Sultan Yıldırım Bayezid, çevik, atılgan, cesur aynı zamanda hadiselerini kavramış iyi bir kumandandı. Ani olaylar karşısında soğuk kanlılığını muhafaza ederek kakarını verir ve ordusunu sür'atle istediği yere sevk ederdi. Adeleti çok meşhurdu. Alimlerin sohbetlerinde bulunur, onların Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildiren sözlerini gönülden kabul ederdi. Evliyaya çok hürmette bulunurdu. Osmanlı topraklarının her tarafından cami, mescid, darüşşifa, medrese, imaret ve misafirhaneler yaptırdı. Ayrıca bütün bu imaretler için geniş vakıflar kurdurdu. Bursa' daki Ulucamii yaptırdığı en önemli eseridir.

  6. #6
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kosova Meydan Muharebesi'nde Yildirim Beyazid Turk ordusunun sag kanadinin basinda bulunuyordu; sol kanadin basinda da buyuk kardesi Yakup Bey vardi. Tecrubeli cengaver olarak Beyazid'in yanina Gazi Evranos Bey'le Simerd Bey, Yakub'un yanina da Iyne Bey ile Sarica Bey verilmislerdi. Ordunun merkezinde de Sultan Murad ile vezir Candarlioglu Ali Pasa bulunuyordu.

    Muharebenin ilk saatlerinde Yakub Bey kanadi dusmanin agir baskisina ugramis, geri cekilmeye baslamisti, bir bozgun degildi, adim adim dovusulerek pek muvaffakiyetli bir cekilisdi. Bunu goren Beyazid Bey bin atli ile harikulade bir cesaretle ve 'Yildirim' lakabina yakisan bir suratle cenk meydanini bir boydan obur boya ucarak almis ve dusman sag kanadini darmadagin etmisti. Beyazid bu emsalsiz hareketi yaparken Gazi Evranos ile Simerd Bey de geri kalan askerlerle atilmis, karsilarindaki dusmani bozmuslardi. Beyazid ayni suratle yerine donunce Turk ordusu butun kuvvetiyle dusmanin Kral Lazar komutasindaki merkezine yuklenmis, ve Kosova zaferi boylece bes saat icinde saglanmisti.


    Osmanli Padisahlari
    Resad Ekrem Kocu (1905-1975)
    sayfa 35-36

  7. #7
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart



    Babası :Yıldırım Bayezid
    Annesi : Devlet Hatun
    Doğumu :1379
    Vefatı :26 Mayıs 1421
    Saltanatı :1413-1421


    MEHMED HAN -I
    (ÇELEBİ SULTAN MEHMED)


    Osmanlı padişahlarının beşincisi ve Osmanlı Devleti' nin ikinci kurucusu.
    Babası Sultan Yıldırım Bayezid Han, annesi Germiyanoğlu Süleyman Şah' ın kızı Devlet Hatun' dur. Küçüklüğünden itibaren devrin en yüksek alimlerinden ders aldı. Din ve fen ilimlerini öğrendi. 1393' de devlet idaresinde tecrübe sahibi olmak üzere Amasya' ya sancak beyi tayin olundu.

    Çelebi Mehmed, Ankara savaşından (1402) sonra parçalanan Osmanlı topraklarını yeniden bir idare altında birleştirmek için fervet devrinde (1402-1413) kardeşleri Süleyman, İsa ve Musa Çelebiler ile mücadele etti. En son 1413' de Çamurlu mevkiinde, Musa Çelebi kuvvetlerini bozguna uğrattıktan sonra, Edirne' de tahta çıktı. Böylece Osmanlı Devleti' ni karşılaştığı bu büyük bunalımdan kurtararak devletin birliğini sağlayan Çelebi Sultan Mehmed, ilk olarak elden çıkan toprakları geri almaya çalıştı.

    1414' de Anadolu üzerine yürüyerek Aydın oğlu Cüneyd Bey' in elinden Kayacık, Nif ve İzmir'i aldı. Karamanoğulları' na ait Konya' yı muhasara etti ise de İkinci Mehmed' in af dilemesi ve tabiiyetini arzetmesi üzerine barış yaptı. Ancak Karamanoğlu' nun sözünde durmaması üzerine Sultan Mehmed, şehri ikinci defa kuşatarak zabtetti (1415). Daha sonra yapılan antlaşmayla Konya'yı Karamanoğulları' na bırakan Sultan, Beypazarı, Sivrihisar, Akşehir, Yalvaç ve Beyşehir kalelerini ülkesine kattı.

    Bundan sonra, evvelce Musa Çelebi ile birleşerek kendisine karşı hareket eden ve vergisini de göndermeyen Eflak beyi Mirça üzerine yürüyen Sultan, onu Yer-Göğü' de mağlup etti. Mirça, üç yıllık vergisini ödediği gibi, oğlunu da rehin olarak bıraktı. Rumeli' den dönüşünde Candaroğulları üzerine yürüdü. Tosya, Çankırı ve Kalecik' i ele geçirdi. 1419 ve 1420'de ilk defa Tuna ırmağının kuzeyine geçerek Basarabya' ya girdi.

    Çelebi Mehmed devrinin en önemli iç hadisesi Şeyh Mahmud Bedreddin isyanıdır. İslam' a uymayan sapık fikirlerini halk arasında yayn Şeyh Bedrettin' in çıkardığı isyan kısa sürede Karaburun' dan Amasya' ya kadar yayıldı. Ancak ül---e tek başına hakim olduğu günden beri Şeyh Bedrettin' in hareketlerini dikkatle takip eden Sultan, Şeyhin ve tarafdarlarının başlattığı bu ayaklanmayı zamanında bastırmaya muvaffak oldu. Yakalanan Şeyh Bedrettin İslam alimlerinin fetvası üzerine idam edildi.

    Aynı yıl Rumeli' de taht mücadelesine giren ve Düzmece Mustafa olarak da bilinen kardeşi Mustafa Çelebi'yi yenilgiye uğrattı. Mustafa Çelebi kaçarak Bizans İmparatoruna sığındı. Bu olaydan kısa bir müddet sonra Sultan, Edirne' de avlanırken rahatsızlandı ve çok geçmeden de 26 Mayıs 1421' de vefat etti. Naşı Burasa' ya getirilerek Yeşil Türbe' ye defn edildi.

    Osmanlı Devleti' nin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, sabırlı, azim ve irade sahibi sözüne ve vadine sadık, vakur bir hükümdar idi. Sekiz yıllık saltanatını Allahü tealanın dinine hizmet etmek ve yolunu yaymak için kuvvetli bir devlet kurmaya feda etti. Küçük ve büyük yirmi dört muharebede bulunarak kırka yakın yara aldı. İçte ve dışta daimi olarak din ve devlet düşmanlarıyla mücadele halinda iken yazdığı bir şiiri:

    "Cihan hasm olsa, Hakk' dan nusret iste!
    Erenlerden dua vü himmet iste!"


    beytiyle başlamaktadır. Çelebi Mehmed, memleketindeki refahtan diğer müslümanlara da pay vermek, Resul-i ekremin mübarek komşularının dualarını almak için her sene onlara hediyeler gönderme adetini başlattı. Sürre alayı adı verilen bir hey'etle gönderilen hediyeler, Mekke ve Medine' deki mubarek yerlerin tamir ve bakımı ile fakirlerin yiyecek ve giyecekleri için sarf edilirdi.

    Memleketin imarına büyük önem veren Sultan, Bursa' da Yeşil Türbe ile bir cami, medrese ve imaret, Edirne' de bir cami ve bedesten, Amaya' da da oğlu Kasım için bir türbe yaptırmıştır.



    Babası :Çelebi Mehmed Han
    Annesi :Emine Hatun
    Doğumu : ?
    Vefatı :3 Şubat 1451
    Saltanatı: 1421-1451


    MURAD HAN- II

    Osmanlı padişahlarının altıncısı.
    1404 senesinde Amasya' da doğdu. Küçüklüğünden itibaren devrin en büyük alimlerinden ders alarak yetişti. 1415 yılında idari ve askeri bilgileri öğrenip tecrübe kazanması ve devlet yönetimine hazırlanması gayesiyle Amasya sancakbeyliğine gönderildi. Bu görevde iken 1420' de vezir-, azam Bayezid Paşa ile birlikte Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal isyanlarını bastırdı. Babasının 1421' de vefatı üzerine 25 Haziran 1421' de Bursa' da tahta çıktı.

    Murad Han' ın yılları isyanları bastırmakla geçti. Bizans imparatoru Manuel' in tahriki ile amcası Mustafa Çelebi Saltanatını ilan etti. Yine Anadolu beyliklerinden Germiyanoğulları, Ramazanoğulları ve Menteşeoğulları da Osmanlı tabiiyyetini tanımıyarak ayaklandılar. Murad Han, amcasının kuvvetlerini Ulubat çayı kenaında bozguna uğrattıktan ve kendisini de yakalatıp öldürttükten sonra İstanbul' u kuşattı. Ancak bu defa Karamanoğulları teşviki ile kardeşi küçük Mustafa Çelebi' nin isyanı ile karşılaştı. Onun İznik' i alarak, Bursa üzerine yürümesi ie İstanbul kuşatmasını kaldıran Murad Han, 1423' de İznik' i geri alarak kardeşini idam ettirdi. Sonra da sür'atle harekete geçerek, Anadolu beyliklerini itaat altına aldı. 29 Mart 1430' da Venediklilerden Selanik kalesini zabtetti. Fetihten sonra yeni muhacirlerle iskan edilen şehir, çok geçmeden bir Türk-müslüman şehri hüviyetini aldı.

    1432' de Osmanlı aleyhine Karamanoğulları, Macaristan krallığı ve Sırp despotu anlaştılar. İki ateş arasında kalmak istemeyen Murad Han, Rumeli beylerbeyi Sinan Paşa' yı Macarlar üzerine gönderdi. Bu kuvvetler Macarları Tuna nehri kenarında perişan ettiler. Bundan sonra Karamanoğulları üzerine yürüyen Sultan, Konya ve Seydişehir' i aldı. İbrahim Bey' in özür dilemesi üzerine sulh yapıldı.

    Murad Han, 1437' de büyük bir kuvvetle Tuna' yı geçerek Transilvanya' ya girdi. Zibin şehrine kadar pek çok kale fethedildi. 1439' da Belgrad kalesi muhasara altına alındı ise de, bir netice elde edilemedi.

    1444' de Macarla yapılan Segedin antlaşmasından sonr, saltanatı, geleceğin Fatih' i oğlu Memed' e terkeden Murad Han, Manisa' ya çekildi. Fakat bu taht değişikliğinden istifade eden Avrupalılar, Türkleri Rumeli' den çıkarmak için yeni bir haçlı ittifakına giriştiler. Bunun üzerine tekrar ordusunun başına geçen Murad Han, Bizans İmparatorluğu ile Macar, Leh, İtalyan, Çek, Litvanya, Hırvat, Fransız, Alman ve Venediklilerin katıldığı bir büyük haçlı ordusunu Varna' da ağır bir yenilgiye uğrattı. 1448' de Kosova' da haçlıları ikinci defa bozguna uğratarak Osmanlıların bu toprakalrdan atılamıyacağını gösterdi. Murad Han 47 yaşında iken 3 Şubat 1451 günü vefat etti.

    İnce ruhlu, hassas lütufkar, adil, merhametli, sözüne sadık, cesur ve tedbir sahibi, kumanda kabiliyeti yüksek bir devlet adamı idi. On iki yaşında şehzade iken başlayan muhabere hayatı vefatına kadar devam etti. Devlet işleri ile yakından ilgilenen Murad Han İslamiyet'in yayılması için herşeyini fedaya hazırdı. Bu halini Varna fetihnamesindeki sözleri açık olarak göstermektedir.

    "Bizler Allahü tealanın ihsanlarının, şükrünü yerien getirebilmek için bütün günlerimizi, senelermizi, İslam dinine hizmete, Allahü tealanın bize emaneti olan insanları ruh, düşüce, beden ve dünyalık bakımından saadet ve selamete kavuşturmaya adadık. İnsanlığın dünyevi ve uhrevi huzur ve seadeti, yalnız İslam dinine uymakla tahakkuk edebileceğinden, biz de bütün ömrümüzü, her şeyimizi Muhammed aleyhissamın dinini sancağını yüceltmeye, O'nun dinini bütün insanlara ulaştırmaya gayret ettik. Dünyada yegane gayemiz ve maksadımız halisane olarak budur..."

    İmar işlerine de ehemmiyet veren ikinci Murad Han, çok eser bıraktığı için Ebu'l-Hayrat diye anıldı. Bursa, Edirne ve başka şehirlerde yolcular için imaret ve ulema için medreseler yaptırdı. Bu faaliyetler neticesinde doğudan pek çok alim ve san'at erbabı Osmanlı ülkesine gelerek ilim hayatına yeni bir canlılık kazandırmıştır..

  8. #8
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    veeee Fatih Sultan Mehmed


    Babası Murad Han -II
    Annesi Hadice Alime Hüma Hatun
    Doğumu 30 Mart 1432
    Vefatı 3 Mayıs 1481
    Saltanatı 1451 - 1481


    FATİH SULTAN MEHMED

    Yedinci Osmanlı padişahı ve İstanbul Fatihi.

    Sultan Murad Han, oğlu şehzade Mehmed' i yanlız din ve fen ilimlerinde yüksek bir tahsil yaptırmak ve bir takım kültür dillerine (Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça) sahip olarak yetiştirmekle kalmadı. O, bu kudretli ve kabiliyetli şehzadeye tecrübeli devlet adamlarından ve büyük alimlerden müteşekkil yüksek bir muhiti, maddi-manevibakımlardan devrin en üstün ordusunu ve nihayet bütün düşmanlarını ve Haçlı ordularını yere seren rakipsiz ve sağlam bir devleti de miras bırakmıştı.

    Bununla beraber 21 yalında tahta oturan genç Hakan, daha ilk günlerde devleti ve ordusunu daha büyük hamleler yapacak bir kudrete ulaştırdı. Şehzadeliğinden beri bir an önce İstanbul' u fethetmek ve hazret-i Peygamberin "Kostantiniyye (İstanbul) muhakka feth edilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerdir." müjdesine mazhar olmak istiyordu. Bu gaye ile askeri tarihin kaydettiği en büyük ateşli silahlar ve toplar ile ordusunu dayanılmaz bir kudret halina getirdi. Ayrıca 1000 yıllık tarihi boyunca bütün muhasaraları muvaffakiyetsizliğe uğratan surları aşmak için seyyar kuleler kurdu. Nihayet 6 Nisan' da başlayan kuşatma, 22 Nisan' da Fatih' in donanmayı Beşiktaş' tan Haliç' e indirmesiyle çok şiddetli bir duruma girdi. 29 Mayıs 1453 ' de yapılan son taarruzla şehri alarak ortaçağa son verdi.

    Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı' dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğuca Ayasofya' ya gitti. Kapıya gelince attan inip, secdeye vardı. Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardı ve ilk Cuma namazını orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanları içinde kıldı. Daha sonra Ayasofya' nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi.

    Fatih Sultan Mehmed bundan sonra, Osmanlı Devleti' ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet' i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu' da İsfediyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir beyliği ile Kırım hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hari&#231, Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı topraklarıTuna' dan Fırat' a kadar yayıldı. Anadolu' da milli birlik te'si edildi.

    Bu büyük Türk Sultanı 1481 senesi ilkbaharında üç yüz bin kişilik bir ordunun başında olarak yeni bir sefere çıktı. Ancak, Hünkar çayırı denilen mevkide hastalandı ve çok geçmeden 3 Matıs 1481 ' de vefat etti. Özel doktoru olan Yahudi dönmesi Yakup Paşa tarafından zehirlendiği de söylenmektedir. Naşı, adına yaptırdığı camini bahçesine defnedildi. Sonra üzerine türbe yapıldı.

    Fatih Sultan Mehmed, ince yüzlü, uzunca boylu, dolgun vücudlu olup, seyrek güler, yüzüne bakıldığında hürmet ve korku telkin ederdi. Her şeyi öğrenmek isteyen zeki bir araştırıcı idi. Harp san' atından çok hoşlanır. yapacağı seferlerden en yakınlarını bile haberdar etmez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi. "Sırrıma sakalının bir telinin vakıf olduğunu bilsem onu yolar atarım" sözü meşhurdur.

    Soğuğa-sıcağa, açlığa-susuzluğa ve yorgunluğa karşı çok dayanıklı idi. Tabzon üzerine çıktığı seferde Zigana dağlarını yay olarak binbir müşkilatla geçerken yanında bulunan Uzun Hasan' ın annesi, Sara hatun; "Ey oğul! Bir Trabzon bunca zahmete değer mi?" deyince, yüce Hakan; "Bu zahmet din yolundadır, ahiretde Allahü tealanın huzuruna varınca inayet ola. Zira elimizde İslam kılıcı var. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan olur." cevabını verir.

    Fatih, büyük ilim, din, kültür ve san' at adamlarını etrafında tolayarak İslam medeniyetine yeni bir hamle verdi ve İstanbul' u devrinde bu medeniyetinve dünyanın en yüksek bir merkezi haline getirdi. Molla Gürani, Hocazade, Molla Hüsrev, Hızır Bey, Molla Yegan, Ali Kuşçu ve Akşeseddin meclisinin en mühim simaları idi. Devrinde Osmanlı Devleti' nin büyük temel müessese ve teşkilatı en mükemmel bir hale geldi. Zeytinyağı döktürerek insanlık tarihinde "yağla makina soğutması", havan topunun balistik hesab ve planını yaparak dik mermi yollu ilk silahı keşfeden de odur. Yine onun devrinde başta İstanbul olmak üzere, imparatorluğun büyük şehirleri cami, mescid, medrese vesair eserlerle donatılmıştır.



    Babası Fatih Sultan Mehmed Han
    Annesi Sitti Mükrime Hatun
    Doğumu 3 Aralık 1447
    Vefatı 26 Mayıs 1512
    Saltanatı 1481 - 1512


    BAYEZİD -II

    Osmanlı padişahlarının sekizincisi.

    Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en mümtaz alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşında iken, Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli savaşına sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih Sultan Mehmed' in ölümü üzerine, 20 Mayıs 1481' de tahta geçti.

    Ancak Bayezid, kardeşi Cem Sultan' ın muhalefeti ile karşılaştı. Bursa' yı alan ve adıan hutbe okutan Cem' e karşı, Yenişehir savaşını kazanan Bayezid duruma hakim oldu. Fakat Cem mes'elesi sona ermedi. Tersine olarakbu iş, doğu ve batı devletlerinin en çok ilgilendikleri bir problem halini aldı ve imparatorluk bu yüzden daimi bir tehdit altına girdi. Çünkü Papa, Cem vasıtasıyla Avrupa' da Osmanlılara karşı büyük bir ittifak kurabilmek için faaliyete girmişti. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu' nun yıkılması için en müsait vakit gelmişti. İşlerin tehlikeli bir yola girdiğini gören Bayezid Han, bu sebeple 16 Ocak 1482' de Venediklilerle bir anlaşma imzalayarak hıristiyanlığın en kuvvetli uzuvlarından birini felce uğrattı ve zahiren de olsa onların dostluğuhnu temin ederek, 17 yıl Osmanlıların aleyhindeki teşebbüslere seyirci kalmalarını sağladı.

    Boğdan voyvodasının yıllık vergisini ödememesi ve aleyhte faaliyetleri üzerine 1484 yılında sefere çıkan Bayezid, 15 Temmuz' da Kili ve 11 Ağustos' ta Akkerman kalesini fethetti. Bu sırada Sultan Bayezid' in Dulkadir Beyliği üzerindeki hakimiyet mes'elesi yüzünden, Mısır- Memluk sultanı ile arası açıktı. Daha sonra Memluklülerin, Cem Sultan' a sahip çıkarak onu Bayezid' e karşı kışkırtmaları ve Osmanlı hacılarına karşı güçlük çıkartmamaları iki devlet arasında bir harbe sebebiyet verdi. Belirli aralıklarla altı sene süren savaş, küçük birliklerin vuruşmaları şeklinde cereyan etmiş ve kesin bir netice elde edilememiştir.

    Sultan Bayezid, kardeşi Cem' in 1495' de Napoli' de vefatı etmesinden sonra, Osmanlı Devleti' nin dış politikasına başka bir yön verdi. 1498 senesi ilk ve sonbaharında Silistre sancakbeyi Bali Bey kumandasında 40 bin akıncı birliği, Lehistan' a Osmanlı tarhinin en büyük akın hareketlerini gerçekleştirdiler. Bu arada Venediklilerin Mora üzerine tecavüzi hareketlerde bulunması üzerine de Sultan, 1499' da Mora seferine çıktı. 25 Ağustos' ta İnebahtı, 9 Ağustos 1500' de Modon ve 16 Ağutos' da Koron Venediklilerden alındı.

    Bayezid Han batıda daha önemli fetihlere başlama noktasıda iken, doğuda büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı. bu sebepten dolayı, 1502' den sonra zamanını Safevi hükümdarı Şah İsmail' in türlü entrikalarını karşılamaya hasretti. Memluklülerle birlik onlara karşı askeri tedbir aldı. Fakat bilhassa onunla bir ihtilafa düşmemeye çalıştı. Çünkü Anadolu' da kalabalık bir halk kütlesi, Şah İsmail tarafını tutyordu. Nitekim 1511' de patlak veren Şah Kulu Baba Tekeli isyanında Kütahya' yı ele geçiren ayaklanmalar güçlükle bastırılabildi.

    Sultan Bayezid' in son yılları saltanatı ele geçirmek isteyen oğullarının mücadelesine de sahne oldu. Neticede kardeşlerine karşı daha dirayetli olan ve yeniçeriler tarafından da desteklenen oğlu Selim' e Allahü teal mübarek etmesi üzerine dileğiyle saltanatını teslim etti (25 Nisan 1512).

    Bayezid Han daha sonra Dimetoka' daki saraya giderken Abalar Köyü mevkıinde hastalanarak 26 Ağustos 1512 günü vefat etti. İlim sahibi, takva, adalet ve merhametten ayrılmayan, vakarlı, vakarlı ve hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için "Vali Bayezid" olarak bilinir. Bayezid meydanında kendi külliyesi ile birlikte caminin inşası bitince padişah; "Her kim ömrü boyunca ikindi be akşam namazlarının sünnetlerini terk etmemiş ise, ilk cuma namazında imam olsun" buyurmuştu. Bu hususta kendisinden başka kimse çıkmamış, sulhde ve seferde hiçbir sünneti bırakmadığı için namazı kendisi kıldırmıştır. Sultan Bayezid' in mührünü taşıyan sayısız yazma eserin Türkiye ve Avrupa kütüphanelerinde bulunması ve onun kültür faaliyetleri arasında dikkat çekmektedir. Memleketin her tarafında imar faaliyetlerini devam ettirdi. Yaptırdığı en önemli eserler arasında, Amasya' da medrese, cami ve zaviye, Edirne' debir darüşşifa ve İstanbul' da Bayezid Camii, medrese ve imareti başta gelmektedir.

  9. #9
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart



    Babası : İkinci Bayezid Han
    Annesi : Aişe Hatun
    Doğumu : 10 Ekim 1470
    Vefatı : 21/22 Eylül 1520
    Saltanatı : 1512-1520


    YAVUZ SULTAN SELİM

    Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslam halifelerinin yetmişdördüncüsü. Amasya'da doğdu Küçük yaştan itibaren Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis, ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Çok çevik ve zeki olup ok atmak, güreş tutmak ve kılıç kullanmak hususunda maharet sahibiydi. Arabi ve Farisi'yi mükemmel bir şekilde konuşurdu. Bbası ikinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için Trabzon'a vali tayin olundu.

    Yavuz Sultan Selim Trabzon valisi iken, Şah İsmail'in(1502-1524) siyasi-dini faaliyetleri ile Osmanlı Devleti için çok büyük bir tehlike arzettiğini görüyor ve ona göre tedbirler düşünüyordu. Hatta zaman zaman bu devlet üzerine küçük çapta akınlar da yapıyordu.Nitekim, 24 Nisan 1512'de babasının yerine geçince de ilk seferini, Osmanlı Devleti'ni önce bölüp parçalama,sonra da yıkma emelleri güden Safeviler üzerine yaptı. İstanbul'da Eyüp ve diğer mübarek kabirleri ziyaret ederek zafer duaları yaptıktan sonra ordusuyla harekete geçen Selim Han günlerce yol aldıktan sonra nihayet 23 Ağustos1514'de Çaldıran ovasında Safevi ordusuyla karşılaştı. Yavuz ve ordusunun kudreti ile ateşli silahların üstünlüğü sayesinde Osmanlılar parlak bir zafer kazandı.İran ordusunun büyük bölümü imha edilirken bir çok safevi kumandanı ile Şah İsmail'in zevcesi esir alındı.İran'ın başşehri Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han, şehirdeki camileri tamir ettirdi ve halka huzur verdi.

    Bu zafer ile Osmanlı hududu Fırat'tan Azerbaycan'a ve İran içlerine kadar uzandı.Yavuz Sultan Selim ikinci seferini Memlukler üzerine yaptı. Bu seferin asıl sebebi Memluklerin Osmanlı Devleti'nin kuvvetlenmesinden endişe ederek şii Şah İsmail ile ittifak içerisine girmesi idi. Şah İsmail'i bir dar- bede saf dışı bırakan Cihangir padişah bu defa da yıldırım sürati ile, Mısır ordularını, 24 Ağustos1516 da Mercidabık ve 26 Mart 1517'de Ridaniye'de kazandığı zaferler ile perişan etti. Artık Memluk devleti kalmamış, bütün arap ülkeleri Osmanlı hakimiyetine girmişti. Bu durum üzerine Mekke ve Medine emiri mukaddes şehirlerin anahtarlarını "Hadimü'l Haremeyn=Mekke ve Medine'nin hizmetçisi" şekline çevirerek aldı ve evladlarına böyle miras bıraktı.

    İki büyük seferin zaferle neticelenmesinden sonra bilhassa donanma faaliyetine hız veren Yavuz, devrin büyük alimi Kemal-paşazade'ye niyetinin feth-i Efrenciye yani Avrupa olduğunu bildirmişti.Ancak yüce Hakan'ın yine Eyüp türbesini ziyaretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız şirpençe hastalığı mani oldu. Vefat etmeden önce musabihi Hasan Can kendisine hakka teveccüh etmesini söyleyince, "Bunca zamandan beri bizi kiminle biliyordun.Cenab-ı Hakka teveccühde bir kusur mu gördün." buyurarak Yasin-i Şerif okumasını istedi.Kendiside okurken ruhunu teslim etti. Naşı kendi adı ile anılan camiin avlusundaki türbesindedir.

    Osmanlı Devletinin topraklarını iki buçuk mislinden fazla genişletti. Babasından devr aldığı 2.373.000 km2 olan ülke toprakları, 6.557.000 km2 ye çıktı.

    Devlet işlerinde kesin niyet ve kati programla hareket eden Selim Han, herhangi bir devlet işini fiiliyata koymadan evvel, muhtelif yollarla onun hakkında alim vezir ve sair ilgililerin fikirlerinden istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet son kararını verdikten sonra ondan dönmez ve bu kararın aleyhinde söz söyleyenleri en şiddetli şekilde cezalandırırdı.Muntazam bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede gerek memleket dışından ve gerek içeriden devamlı bilgi alırdı.Mühim işlerde bizzat tahkikat yapardı. İhtişam ve debdebeye ehemmiyet vermez, sadeliği sever ve sade giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi. Bir defasında oğlu Şehzade Süleyman çok süslü bir elbise ile huzuruna girince;"Süleyman annen ne giysin" diyerek sitem etmişti.Hazinenin devamlı dolu olmasına dikkat ederdi.

    Sultan Selim Han evliyaya rağbet eder onların sohbetlerine katılmayı bulunmaz bir nimet sayardı. Devamlı;"Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş." buyururdu. Yavuz Sultan Selim'in Şam'da Salihiyye'de Muhyiddin-i Arabi'ye yaptırdığı cami,imaret ve türbeden ve bir de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan başka bir hayır yapmasına vakti ve zamanı müsaid olmamıştır. Hatta başlattığı camiinin bile yanlız temellerini attırabilmiş fakat tamamlayamamıştır.



    Babası : Yavuz Sultan Selim
    Annesi : Hafsa Hatun
    Doğumu : 27 Nisan 1495
    Vefatı : 6/7 Eylül 1566
    Saltanatı : 1520-1566


    KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

    Osmanlı Sultanlarının onuncusu ve islam halifelerinin yetmişbeşincisi. 1509'da Kefe sancakbeyliğine gönderilinceye kadar babasını yanında kalmış ve bu müddet içinde iyi bir öğrenim ve eğitim görmüştür. Babası Yavuz Sultan Selim'in 1514 İran ve 1516 Mısır seferleri sırasında Rumeli'nin muhafazasıyla görevlendirildi ve Edirne'de oturdu. Babasını vefatı ile de 30 Eylül 1520 tarihinde 26 yaşında iken Osmanlı tahtına çıktı.

    Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad'ın fethi(1521) ile Orta Avrupa'nın, şovalyelerin üssü olan Rodos'un zaptı (1522) ile de Akdeniz hakimiyetinin kapılarını devletine açtı. 1526'da yüzbin kişilik ordusu ve 300 kadar top ile Mohaç ovasında Macar ordusuyla karşılaştı.Bu durumda sancaklarını açıp ellerini semaya doğru kaldıran Sultan; "Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, hazreti Muhammed'in ümmetine yardımını niyaz ediyorum." diye yalvardı. Tarihin bu en büyük meydan sava- şında düşman ordusunu yok eden Kanuni, 20 Eylül'de Macaristan'ın başşehri Budin'e girdi.1529 da Viyana muhasara edildi ise de, kuşatma vasıtalarının getirilmemesi ve kış mevsiminin yaklaşması üzerine neticesiz kaldı. 1532'de Alman seferine çıkan Kanuni, Viyana'yı arkada bırakarak Gratz, Marburg, Gunss ve daha bir çok Alman şehirlerini zaptetti. Yedi ay Avrupa içlerin- de dolaştığı halde imparator karşısına çıkmağa cesaret edemeyince geri döndü.

    1534'de Safeviler üzerine sefere çıkan sultan, Bağdat ve Basra'yı zaptetti. Bağdad'da evliya kabirlerini ve Kerbela' da hazret-i Ali ve hazreti Hüseyin'in makamlarını ziyaret eden Kanuni, Abdülkadir-i Geylan'i hazretlerinin kabrine türbe ve yanına imaret yaptırdı. Fetih hareketlerine devam eden Kanuni, 1535'de Tebriz'i zaptetti. 1537'de İtalya seferine çıkarak, Otranto'ya kadar ilerledi.

    Karalarda cihan hakimiyetini eline geçiren Kanuni Sultan Süleyman, Barbaros Hayreddin Paşa vasıtasıyla denizlerde de Osmanlı Devleti'nin gücünü gösteriyordu.Nitekim bu büyük deniz komutanı haçlı donanmasını 27 Eylül 1538'de Preveze'de imha ederek, müstesna bir zaferle Akdenizde tam bir Türk hakimiyeti kurdu. Kanuni süveyş'te kurduğu donanma ile de Kızıldeniz'i ve Arabistan sahillerini emniyet altına aldı ve Avrupalıları Hindistan sahillerinden uzaklaştırmaya başladı.

    Bu fetihleri; 1543'de Estergon,Nis ve İstolni-Belgrad, 1551'de Trablusgarb'ın zaptı ve 1553'de Nahcıvan seferi takib etti. İhtiyar ve hasta bir halde iken 1566'da yine cihada çıkan bu büyük Türk sultanı, Sigetvar kalesinin zaptı sırasında top sesleri arasında 72 yaşında iken vefat etti. Naşı Süleymaniye'deki türbesine defn edilmiştir.

    Türklerin kendisine Kanuni ve Gazi, Avrupalıların ise "Muhteşem" dedikleri Süleyman Han, babasından devraldığı 6.557.000 km2 Osmanlı toprağını, yaptığı fetihlerle 14.893.000 km2 ye ulaştırdı. Bulunduğu yüzyıl, dünya tarihine Türk asrı olarak geçti. Bu asırda her sahada dahi devlet ve ilim adamları yetişti. Nitekim Sadrazamı İbrahim Paşa, Lütfi Paşa, Sokullu Mehmed Paşa; Şeyhülislamı Kemalpaşazade, Ebüssü'ud Efendi, şairi Baki, Fuzuli; san'atkarı Mimar Sinan; Kaptan-ı deryası Barbaros Hayreddin Paşa olan bir devletin padişahı Kanuni olurdu.

    Sultan Süleyman Han'ın asıl adından daha fazla bilinip, şöhreti olan Kanuni ünvanı, önceki Osmanlı kanunnamelerini ve devri icabı lüzumlu hükümleri Kanunname-i Al-i Osman adı altında, islam hukuku esasları dahilinde toplattırıp tanzim ettirme- sinden ileri gelmektedir. Kanuni hareket ve sözleri güzel, aklı kamil, nezaketli, irfan sahibi, sözleri tatlı, alim, hakim ve şairlere dost, bütün maddi-manevi iyilikleri şahsında toplamış emsalsiz bir padişahtı.

    Pek çok hayrat ve iyilikleri olan Kanuni, imar faaliyetleriyle de uğraştı. Memleketin hemen heryerinde camiler, mescid- ler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler inşa ettirdi. Mimar Sinan'ın yaptığı Süleymaniye Camii de bu devirde Türk azameti devrinin tacını teşkil etmiştir.Koca Mimar Sinan büyük Hakan'a; "Padişahım sana öyle bir cami inşa ettimki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir." diyerek bu eserini takdim etmiştir.

    Pek çok özellikleri yanında büyük bir şair olan Kanuni Sultan Süleyman'ın hastalığında yazdığı şu beyti yüzyıllardır dillerde söylenmektedir.

    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Benzer Konular

  1. OsManLı PaDiŞahLaRıNıN EŞLeRi
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-28-2006, 03:42 PM
  2. OsManLı PaDiŞahLaRıNıN EŞLeRi
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-23-2006, 07:30 PM
  3. OsManLı PaDiŞahLaRıNıN EŞLeRi
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-20-2006, 02:05 AM
  4. osmanlı padişahlarının biyografileri
    By xCaLiBrEx in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-08-2006, 12:44 AM
  5. OsManLı PaDiŞahLaRıNıN EŞLeRi
    By ABYSS in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 10-29-2006, 12:07 AM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]