USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Önemli Kişilerin Biyografileri
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Önemli Kişilerin Biyografileri Önemli ve Ünlü Kişilerin Hayatları ve Yaşamları

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-16-2006, 02:31 AM   #11 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

KAŞGARLI MAHMUT
XI. yüzyılda yaşayan Türk dil bilginidir. Dîvânü Lûgati't-Türk adlı eseriyle ünlüdür. Karahanlılar soyundandır. 1072 yılında yazmaya başladığı eserini 1074'te tamamlayarak Bağdat'ta Abbasî halifesi El-Muktedî Billah'a sunmuştu. Eserin el yazması tek kopyası Fatih Millet Kütüphanesi'nde 1910 yılında bulundu. 1915-1917 yıllarında öğretmen Kilisli Rifat Efendi'nin çevirisi üç Besim Atalay'ın çevirisi ise beş cilt olarak basıldı.Karahanlılar döneminde yetişen ve ilk Türk dil bilgini olan Kaşgarlı Mahmut’un doğum tarihi kesin olmamakla birlikte 1025 olarak biliniyor. Babası Barsaganlı bir bey idi. 1071-1077 arasında Bağdat’ta bulunan Mahmut Türk kültürünün Araplara tanıtılmasında büyük rol oynadı.
İbn-i Fadlan Gerdizi Tahir Mervezî Muhammed Avfî ve Beyhakî gibi kendi döneminin Türk hayat ve cemiyetleri üzerine eğilen ünlü alimleriyle birlikte Türk illerini adım adım dolaşan Kaşgarlı Mahmut çalışmalarında Türkçe’yi resmi dil olarak kabul eden Karahanlı Devleti’nden de büyük destek gördü.Türkçe’nin serpilip gelişmeye başladığı o dönemde Mahmut’la birlikte Balasagunlu Yusuf Has Hacib de Türk diline büyük hizmet etti. Bu iki Türk alimi ortaya koydukları eserlerle Türk dil birliğinin sağlanmasına önemli katkılarda bulundular.Aynı zamanda filolog etnograf ve ilk Türk haritacısı olan Kaşgarlı Mahmut Dîvânü Lûgati't-Türk adlı eserinde; yaşadığı devirdeki Türk illerinin ve boylarının kullandığı ağızları canlı olarak tespit etti.
Oğuz Türklerinin 24 boyu ile ilgili şemayı da verdiği eserinde Türkçe’nin zenginliğini ve Arapça ile Farsça yanındaki değerini ispata çalışan Mahmut ayrıca Türkçeyi Araplara öğretmek gayesiyle Kitâbu Cevâhirü’n-Nahvi Lûgati’t-Türk adlı gramer kitabını yazdı.
Divân’ında Türk dilinin grameri yanında Türk yer adları Türk damgaları ve Türk topluluklarını da etraflı şekilde anlatan Kaşgarlı Mahmut ömrünün sonlarına doğru tekrar memleketi Kaşgar’a dönerek tahminen 1090’da burada vefat etti. Doğu Türkistan’da bulunan Kaşgar şehrine 35 kilometre uzaklıktaki Azak köyünde olan kabri 1983 yılı Temmuz ayında bulundu. Türk illerini obalarını ve bozkırlarını birer birer dolaşan ve Türk dili ve kültürüne ait topladığı malzemeyi titizlikle inceleyerek eserlerine alan Kaşgarlı Mahmut; Türk Türkmen Oğuz Çiğil Yağma ve Kırgız boylarının ağız ve lehçelerini karşılaştırmalı olarak işledi. Ona göre; Türk lehçelerinin en kolayı Oğuz lehçesi en dürüst ve kullanışlısı Yağma ve Tuhsi şivesi en edebisi ise Kaşgar Türkçesidir.
Dîvânü Lûgati't-Türk bir önsözle sözlük kısmından meydana gelmiştir. Önsözde yazar Türk dilinin tarifini lehçelerinin özelliklerini sayar ve dilbilgisi kurallarını Arapça’dakilere kıyasla gösterip tespit eder. Ana dilinin Arapça’dan çok üstün olduğunu söyler ve örnekler verir. Bu arada o bilgileri nasıl elde ettiğini nasıl bütün memleketleri gezip dolaştığını da anlatır. İkinci yani sözlük bölümü Türkçe kelimelerin Arapça izahlarını kapsar. Bu nedenle eser Arapça yazılmış bir Türkçe sözlüktür. Ya da Türkçe’den Arapça'ya sözlüktür. Arapça dilbilgisindeki şekillerine göre sıralanmış 7500'den fazla kelime hakkında açıklama yapılmıştır.
Büyük bilgin bu açıklamaları yaparken kelimelerin nerelerde ve hangi anlamlarda kullanıldığını göstermiştir. Bu esere ve onu izleyen başka eserlere kadar yazılı edebiyat örneklerimiz bilinmediği için daha önceki yüzyıllara ait sözlü edebiyat örneklerini Kaşgarî'nin kitabından öğrenmekteyiz. Sagu denilen ağıtlar koşuk dediği koşmalar sav dediği atasözleri ve nazım şekillerinden başka verdiği dersten örneklerine bakarak meselâ Alp Ertunga adındaki destanlaşmış kahramanın varlığını da yine Dîvânü Lûgati't-Türk'ten öğrenmiş bulunuyoruz. Bu sebeplerden dolayı Kaşgarlı Mahmut'un Dîvânü Lûgati't-Türk'ü hem dil hem edebiyat hem toplum ve sosyoloji tarihimiz bakımından çok önemli belgeleri toplayan bir kaynaktır.
Ancak bu kaynak eser 1910 yılına kadar bilinmiyordu. Gerçi Kâtip Çelebi'nin Keşfüzzünûn adlı bibliyografyasında Kaşgarlı Mahmut'tan da söz edilmiştir. Ama bu bilgi çok sınırlıdır. Vanizade Nazif Paşa'nın yakınlarından bir hanım 1910 yılında İstanbul'daki Sahaflar Çarşısı'nda dolaşırken bu dev eseri tozlu raflarda bulmuş satın almak istemiştir. Elindeki ganimetin kadrini ancak o zaman anlayan kitapçı kitabın fiyatını 25 altına kadar yükseltmiş hanım da kitabı alamamıştır. Ancak işi Maarif Nezareti'ne duyurmuştur. “Ne olduğu belirsiz bir kitaba avuç dolusu altın verilemeyeceği” gerekçesiyle Maarif Nezareti eseri satın almayı reddetmiştir.
Haber kitap delisi merhum Ali Emiri Efendi'ye intikal etmiştir. Kitaplarını millete hediye ederek Fatih Millet Kütüphanesi'ni kurmuş ve ilk müdürlüğünü yapmış olan Ali Emirî Efendi kitapçıyı getirtmiş eseri inceledikten sonra adamı kütüphaneye kilitleyerek para tedarikine çıkmıştır. İşte böyle borç harç satın alınan Dîvânü Lûgati't-Türk uzun zaman Ali Emiri Efendi'nin kıskanç titizliğiyle kütüphanede saklanmıştır. Ali Emirî Efendi eserin basımına ancak Sadrazam Talat Paşa'nın ricası üzerine razı olmuştu. Eldeki yazma Kaşgarlı Mahmut'un el yazısı olmamakla beraber ondan 192 yıl sonra Şam’lı Mehmet adında usta bir hattat tarafından yazılmış yer yüzündeki tek nüshadır. Kaşgarlı eserini Araplara kabul ettirmek için iki yerde; Peygamberin iki hadisini zikreder ki şunlardır:
“Yüce Tanrı: Benim bir ordum vardır ki onlara Türk adını verdim. Onları doğuda birleştirdim. Bir millete kızarsam cezalandırmak görevini onlara veririm...” buyurmuştur.
“Yüce Tanrı: Türkçe öğreniniz çünkü Türkçe’nin uzun bir saltanatı vardır...” diye buyurur.
Divanü Lugati't-Türk dünyanın her yanında Türkoloji ilmiyle uğraşan pek çok bilgin için paha biçilmez bir kaynak olmuştur. Üzerinde şimdiye kadar yerli yabancı uzmanlar çok çeşitli incelemeler yapmışlardır.
DîVÂNÜ LÛGATİ’T-TÜRK
Kaşgarlı Mahmud’un ünlü eserinin tam adı: Kitabu Dîvânü Lûgati’t-Türk’tür. Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır. Kitap için çok kısa bir tanım yapmak gerekirse; Ansiklopedik Sözlük denilmesi uygun olur. Orijinalinin nerede olduğu bilinmiyor. Bu gün elimizde bulunan Şamlı Mehmed bin Ebu Bekir’in 1266 yılında kopya ettiği bir nüshası vardır. Bu nüsha İstanbul Fatih’teki Millet Kütüphânesi’ndedir. Türk Dil Kurumu tarafından 1941’de Kültür Bakanlığı tarafından 1990’da tıpkı basımı yapılmıştır.
Eser ilk defa Kilisli Rıfat Bilge denetiminde 1915 – 1917 yılları arasında tercüme edildi. Üç cilt olarak basılması düşünüldü ise de düşünce gerçekleşmedi. Besim Atalay’ın tercüme ettiği kitap 4 cilt halinde 1939 – 1943 yılları arasında birinci 1985 – 1986 yılları arasında ikinci defa basıldı. Arapça olarak da yayınlandı.
Dîvânü Lugati’t-Türk; bir sözlük olmakla birlikte Türk milletinin yüceliğini de anlatan bir âbide eserdir. Sekiz bölümden oluşur. Bölümler ve sıralamalar Arap alfabesindeki harflere göredir. Kitapta yaklaşık 8.000 kelime vardır. Kelimelerin anlamlarının iyi anlaşılması için deyimlerden atasözlerinden ve şiirlerden hattâ bâzı Âyet ve Hadis-i Şerif’lerden örnekler verilmiştir. Bu yönüyle eser bir kültür hâzinesi değerine kavuşturulmuştur. Eserde yer alan harita ise Türk Dünyası ile ilgili olarak yayınlanan ilk haritadır. Haritada; dağlar kırmızı denizler yeşil ırmaklar mâvi kumluk alanlar sarı renkle gösterilmiştir. Türkler’in oturdukları bölgeler ve komşularının isimleri özenle belirtilmiştir.
Eser güneşle birlikte kültürün de doğudan dünyayı sardığının önemli bir göstergesidir. Dîvânü Lugati’t-Türk Türk milletinin yalnız savaş meydanlarında değil kültürel alanlarda da önder öncü ve örnek olduğunu gösteren bir âbidedir.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2006, 02:31 AM   #12 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Ali Şir Nevai (1441 - 1501)

1441'de Herat'ta doğdu. Babası Timur'un meliklerinden Sultan Ebu Said'in veziri Kiçkine Bahşi idi. Ali Şir Nevai'nin ilk eğitimini babası verdi. Daha sonraki eğitimine Horasan ve Semerkant'ta devam etti. Sultan Hüseyin Baykara ile okul arkadaşı idi. Hatta okurken aralarında kim devlet idaresine geçerse diğerini unutmamak üzere sözleşmişlerdi.

Sultan Hüseyin Baykara Herat'ta yönetimin başına geçince sözleştikleri gibi Ali Şir Nevai'yi aradı. Onun Semerkant'ta olduğunu öğrendi ve Maveraünnehir Meliki Ahmet Mirza'ya bir mektup yazarak Ali Şir Nevai'yi kendisine göndermesini istedi. Ali Şir Nevai Ahmet Mirza'nin adamları tarafından Herat'a götürüldü. Sultan Baykara onu önce mühürdar yaptı daha sonra vezirlik görevine tayin etti.

Görevi sırasında bol bol kitap okumak ilim çevreleriyle sohbet etmek ve araştırma yapmak imkanı bulan Ali Şir Nevai bir süre sonra yaptığı işten sıkılmaya başladı. İstifasını Hüseyin Baykara'ya sunduysa da kabul edilmedi. Aksine Esterabad Valiliği'ne tayin edildi. Ali Şir Nevai valilik görevinde fazla durmadı ve 1490 yılında ayrıldı.

Valilik görevinden ayrıldıktan sonra bilim ve sanat konularında yoğunlaşan Ali Şir Nevai 1501 yılında doğduğu şehir olan Herat'ta vefat etti.

Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazan Ali Şir Nevai Arapçayı da çok iyi öğrenmişti. Meşhur ilim adamlarından Molla Cami onun şiir arkadaşlarındandır. Kaşgarlı Mahmut'tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan Ali Şir Nevai Muhakemet-ül Lügateyn adlı kitabında Türkçe ile Farsça'yı karşılaştırarak pek çok yerde Türkçe’nin üstünlüğünü savunmuştur. Nevai bu kitabını Türkçe’yi bırakarak eserlerini Farsça verenlere ithafen yazmıştır. Ali Şir Nevai Türkçe yazdığı şiirlerinde Nevai Farsça yazdığı şiirlerinde ise Fani mahlaslarını kullanmıştır.

Ali Şir Nevai'nin dördü Türkçe biri de Farsça olmak üzere beş ayrı divanı vardır. Türkçe divanlarının genel adı Hazain-ül Maani'dir. Türkçe divanlarını Garaibü’s-Sağir Nevadir-üş Şebab Bedayi-ül Vasat ve Fevaidü’l- Kiber adları altında yazmıştır.

Beş mesnevisinden meydana gelen Hamse'si ile Türk edebiyatında ilk hamse yazan Ali Şir Nevai’nin divanlarından hariç 18 ayrı eseri daha vardır.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2006, 02:31 AM   #13 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Mirim Çelebi

Mirim Çelebi asıl adı Mahmud b. Mehmed olan ve 16. yüzyıl Osmanlı Türkiye'sinin en ileri gelen astronom ve matematikçilerindendir. İstanbul'da doğmuş medreselerde okumuş ve Beyazıd'ın şehzadeliği zamanında hocalık yapmış ve önemli makamlarda görev almıştır.

Kadızade ve Ali Kuşçu'nun torunu olan Çelebi'nin en önemli eserlerinden biri Uluğ Bey'in Zic'ine Farsça olarak Düstürü'l-amel ve tashihü'l-cedvel adında yazdığı bir şerhdir. Yazar eserde konuları çok çeşitli şekillerde anlatmış örneğin bir derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için gayet anlaşılır biçimde 5 ayrı çözüm yolu göstermiştir.

Mirim Çelebi aynı zamanda kendisini çok seven Yavuz Sultan Selim'in ısrarları sonucunda dedesi Ali Kuşçu'nun astronomi ile ilgili Fethiye eserini de şerh etmiştir. Matematik ve astronomi ile ilgili yedi sekiz risalesi bulunmaktadır. Mirim Çelebi Osmanlı ülkesinde astronomi ve matematik ilimlerinin ilerlemesi için kuşkusuz en çok çalışan müslüman bilim insanlarındandır.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2006, 02:32 AM   #14 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

Yusuf Has Hâcib

11. yüzyılın başlarında Balasagun'da doğmuş olan Yusuf Has Hâcib asil bir aileye mensuptur. Balasagun'da yazmaya başladığı Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi) adlı yapıtını 1069 yılında Kaşgar'da tamamlayarak Karahanlı hakanlarından Ebû Ali Hasan ibn Süleyman Arslan Hakan'a sunmuştur.

Kutadgu Bilig her iki Dünya'da da mutluluğa kavuşmak için gidilmesi gereken yolu göstermek maksadıyla yazılmıştır. Yusuf Has Hâcib'e göre öteki Dünya'yı kazanmak için bu Dünya'dan el etek çekerek yalnızca ibadetle vakit geçirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir insanın ne kendisine ne de toplumuna bir yararı vardır; oysa başkalarına yararlı olmayanlar ölülere benzer; bir insanın erdemi ancak başka insanlar arasındayken belli olur. Asıl din yolu kötüleri iyileştirmek cefaya karşı vefa göstermek ve yanlışları bağışlamaktan geçer. İnsanlara hizmet etmek suretiyle faydalı olmak bir kimseyi hem bu Dünya'da hem de öteki Dünya'da mutlu kılacaktır.

Yusuf Has Hâcib bu yapıtında bilimin değerini de tartışır. Ona göre alimlerin ilmi halkın yolunu aydınlatır; ilim bir meşale gibidir; geceleri yanar ve insanlığa doğru yolu gösterir. Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir. Eğer dikkat edilirse bir alimin ilminin diğerinin ilminden farklı olduğu görülür. Mesela hekimler hastaları tedavi ederler; astronomlar ise yılların ayların ve günlerin hesabını tutarlar. Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır. Alimler koyun sürüsünün önündeki koç gibidirler; başa geçip sürüyü doğru yola sürerler.

Yusuf Has Hâcib astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söyler. Aritmetik ve cebir insanı kemâle ulaştırır; toplama çıkarma çarpma bölme bir sayının iki katını yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.

Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig Yusuf Has Hâcib'in ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Platon'un devlet ve toplum anlayışı çok iyi bilinmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Bilimin ve bilginlerin değeri anlaşılmıştır; bilim güvenilir bir rehber olarak düşünülmektedir.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2006, 02:32 AM   #15 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

HAZİNİ ( ? - 1155 )

Fiziğin dinamik ve hidrostatik konularına ağırğlık verip bilhassa hidrostatik üzerine yöneldi. Sıvıların yoğunluğunu ölçme aletini keşfetti.



Yoğunlukları ölçmek için aerometre kullandı. Sıvı maddelerin yoğunluğunu hesaplama metodunu ve cisimlerin hava içindeki ağırlıklarını hesaplamak için hikmet terazi si denilen beş kefeli teraziyi geliştirdi.

On ikinci yüzyılda Türkistan'da yetişen yerçekimi ve terazilerle alakalı çalışmalar yapan fizik astronomi ve matematik ilimi. İsmi Abdurrahman el- Mansur el-Hazini olupkünyesi Ebü'l Feth'tir. Doğum tarihi belli değildir. Türkistan'ın Merv şehrinde yetişti ve 1118 (H.512) senesinden itibaren tanınıp meşhur oldu. 1155 (H.550) senesinde vefat etti. Bazan Ebü Ca'fer Ali Hazini adlı başka bir alim ile karıştırılmaktadır. Ebü Ca'fer Ali el-Hazini de devrinin önde gelen isimlerindendi ve bilhassa matematik ve astronomi ilimlerinde söz sahibiydi.İlim dünyasında İbn-ül-Heysem'e (AI-Hazen) denildiği için de Hazini ile karıştırılmaktadır.

Abdurrahman Hazini doğup büyüdüğü Merv şehrinin ünlü alimlerinden iyi bir tahsil gördü. Özellikle fizik astronomi.. ve matematik ilimlerinde devrinde söz sahibi oldu. İbn-i Heysem ve Biruni'nin eserlerini inceleyip istifade etti. Astronomiye çok önem verdi. Birçok İslam şehirlerinde kıblenin nasıl bulunabileceği hususunda esaslı çalışmalar yaptı.

Fiziğin dinamik ve hidrostatik konularına ağırlık verip bilhassa hidrostatik üzerine yöneldi. Sıvıların yoğunluğunu ölçme aletini keşfetti. Ayrıca Biruni'nin kullandığı altı geniş üstü dar konik bir kap biçimindeki alet ile cisimlerin sıvılar içindeki sürüklenme mukavemetleri konusunu da inceledi. Birçok katı ve sıvı cismin yoğunluklarını son derece hassas ve bugünkü neticelere yakın bir şekilde tesbit etti.

Ünlü ilim tarihçisi Aldo Mieli Biruni'nin ve Hazini'nin yapmış oldukları katı maddelerin yoğunluk tespitlerini modem değerlerle şöyle mukayese etmektedir:

Madde****Biruni'ye göre****Hazini'ye göre****Modern ölçüm
Altın----------19.26-------------19.05-----------19.26
Demir----------7.82--------------7.74------------7.79
Bakır-----------8.92--------------8.83------------8.85
Yakut----------3.75--------------3.60------------3.52
Zümrüt---------2.73--------------2.62------------2.73
Kuvars---------2.53--------------2.58-------------2.58
Kalay---------11.40--------------11.29-----------11.35
İnci-----------2.73---------------2.62-------------2.75

Yine Hazini yoğunlukları ölçmek için aerometre kullandı. Sıvı maddelerin yoğunluğunu hesaplama metodunu ve cisimlerin hava içindeki ağırlıklarını hesaplamak için hikmet terazisi denilen beş kefeli teraziyi geliştirdi.
Hazini havanın ağırlığının bulunduğunu ve ölçülebileceğini ortaya koymakla Toriçelli'den önce meseleyi ele almış ve incelemiş olmaktadır. Hazini sıvılar gibi havanın da bir ağırlığı ve kaldırma kuvveti bulunduğunu ve hava içinde bulunan cismin ağırlığının kaldırma kuvveti sebebiyle azalmış olduğunu ve cismin noksanlaşan bu ağırlığının havanın kesafetine göre değişeceğini söyledi. Arşimed kanununun sadece sıvılar için geçerli olmadığını gazlar için de söz konusu olduğunu ve bunun bütün sıvılar için böyle olduğunu ifade etti. Hazini'nin bu ve benzeri ilmi araştırmaları barometrenin (basınç ölçme aleti) keşfedilmesinde temel teşkil etmiştir. Böylece o Toriçelli Paskal Boyle ve bazı diğer batılı bilim adamlarına öncülük etmiş oldu ve Akışkanlar Mekaniği ilmini kurdu. .

Hazini ışığın kırılma prensiplerini de inceledi ve gök küreye temas eden güneş ışınlarının dünyaya doğrudan doğruya dik olarak değil de kırılarak ulaştığını söyledi. Ayrıca yer çekimi konusu üzerinde araştırmalarda bulundu. Birçok ilmi deneyler yaptı ve sonunda bütün cisimlerin yer kürenin merkezine doğru bir cazibe kuvveti (gravitasyon) ile çekildiklerini gösterdi. Cisimlerin bu çekilme kuvvetinin farklı oluşunu da düşen cisim ile çekim merkezi arasındaki mesafeye bağlı olduğunu söyledi. Biruni'nin yaptığı araştırmayı geliştirerek kütleler arasındaki çekim prensibini ortaya koydu. Bu konuyu eserinde şöyle anlatır:
"Kuvvet hacim şekil ve alemin merkezinden uzaklık bakımından birbirinin aynı olan cisimlerin ağırlıkları birbirlerine eşittir. Dünyanın merkezine muayyen uzaklıktaki ağırlığı belli olan her cismin dünyanın merkezine olan uzaklığının farklılığına göre ağırlığı da farklıdır. Dünyanın merkezine olan uzaklık arttıkça ağırlık da artar yaklaştıkça hafifler. Bu sebeple bir cismin ağırlığının diğer cismin ağırlığına nispeti onların dünyanın merkezine olan uzaklıklarının nispeti gibidir." Görüldüğü gibi yer çekimini Newton (1665) değil ondan beş yüz elli sene önce yaşayan iki İslam alimi keşfetmiştir. Hazini vardığı bütün bu ilmi neticeleri tamamen ilmi deneyler ve mukayeselere dayandırıyordu. Bu özelliğinden dolayı Hazini'ye; "Dinamik ve Hidrostatiğin üstadı öncüsü ve Akışkanlar Mekaniğinin ve Gravitasyon prensibinin kaşifi" unvanını vermek gerekir.

Eserleri:

1. Ez-Zic-ül-Mu'teber-il-Senceri: Merv şehrindeki rasathanesinde yaptığı astronomik gözlemler sonucu hazırladığı bu eserini Sultan Melikşah'ın oğlu Sultan Sencer'e sundu. Eserinde bütün gezegenlerin gözlem sonuçlarını pozisyonlarının hesaplanmasını yaptı. Güneş ve ay'ın pozisyonlarını hesapladı. Sonraki asırlarda Kutbüddin Şirazi'nin çalışmalarına zemin hazırladı. Bu eserini hazırlarken Hüsameddin Salar ve Envari adlı iki ilim adamıyla çalışarak gözlemler yaptı. Ayrıca bu eserinde Merv şehri enlemine göre yıldızların durumları hakkında da bilgi vermektedir.

2. Kitab-ül-Alat-il-Acibeti: Bu eserinde rasad aletleri üzerinde durmakta ve astronomi nazariyesini ortaya koymaktadır.

3. Kitabu Mizan-il-Hikme: Bu eser sekiz ciltten meydana gelmiştir. Her ciltte ayrı konular ele alınmaktadır. Birinci ciltte; hidrostatik konuları ikinci ciltte muhtelif yoğunluk hesaplamaları üçüncü ciltte yerçekim nazariyeleri dördüncü ciltte Arşimet ve Menelaos'un hidrostatikle ilgili görüşleri beşinci ciltte muhtelif maddelerin ağırlık ölçümleri altıncı ciltte muhtelif cisimlerin yoğunluklarının hesaplanması yedinci ciltte muhtelif konularda kendi buluşlarına ait örneklerin incelenmesi sekizinci ciltte ise astronomi ile ilgili konular anlatılmaktadır.
Hazini'nin beş eseri M.Khanikov tarafından kısmen incelenmiş ve İngilizce’ye tercüme edilerek Amerika'da New Haven'de 1859'da neşredilmiştir.
Eserlerini inceleyen bilim adamları hayranlıklarını ifade ve itiraf etmekten kendilerini alamamışlardır. Fizik konularındaki buluşları günümüzün modern üniversitelerinde incelenmekte olup sahasına ışık tutmaktadır. Bilim Tarihi otoritelerinin çoğu Hazini'nin bütün asırların fizik üstadı olduğunu İbn-i Sina Biruni ve İbn-i Heysem gibi üstatlarını bu sahada geride bıraktığını kabul etmektedirler. Hazini Mizan-ül-Hikme'sinde düşmekte olan cismin 'sürati aldığı mesafe ve geçen zaman arasındaki münasebet (ilişki) üzerinde de geniş inceleme ve araştırmalarda bulundu. Onun tespit edip incelediği bu mühim münasebet çıkan mühim ilmi prensip ve denklemler batılı bilim adamlarına (mesela Galileo Keppler ve Newton) mal edilmektedir ki bunun apaçık bir hata ve yanlışlık olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır. İşin doğrusu şu ki Abdurrahman Hazini'nin bu pek mühim eseri orta çağlarda batı dillerine tercüme edilmiş onun ilmi görüşlerinden Avrupa ilim fazlasıyla istifade etmişlerdir. Bilim tarihçisi G.Sarton Hazini'nin Mizan-ül-Hikme'sini ortaçağlar İslam dehasının en önde gelen eseri olarak vasıflandırılmakta ve o devir dünyası için eşsis bir eser saymaktadır.

4- Cami-üt-Tevarih 5- Kitabün fil-fecriveş-Şafak 6- Kitab-üt-Tefhim
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2006, 02:33 AM   #16 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

EBU'L VEFA BUZCANİ ( 940 - 988)

Onuncu yüzyılda İslam aleminde yetişmiş büyük matematik ve astronomi alimi ismi Muhammed bin Yahya bin İsmail bin Abbas'tır. 10 Haziran 940 (H.328) tarihinde Horosan'ın Buzcan kasabasında doğdu.Bu yüzden Ebü'l-Vefa Buzcani diye meşhur oldu. 1 Temmuz 988 (H.388) tarihinde Bağdat'ta vefat etti.

İlim tahsiline amcası Ebu Amr Mugazili ve Ebu Yahya bin Kanib'İn yanında başlayan Ebü'l Vefa on dokuz yaşında Bağdat'a gitti (959). Ölümüne kadar burada ilim ile meşgul oldu. Şerefüddevle'nin sarayında yaptırdığı rasathanede çalışan alimIer arasında yer aldı. Matematik başta olmak üzere ömrünün büyük kısmını astronomik gözlemler yapmak eser telif etmek ve ders vermekle geçirdi.

Ebu'l Vefa Matematik ve astronomideki hizmetleriyle ilim tarihinde unutulmazlar arasında yerini almıştır .Onu gerek klasik ve gerekse modern matematik konularında gördüğümüz birçok trigonometrik kavram tarif teorem ve formülleri ilk defa ortaya koyan bir Müslüman bilgin olarak tanıyoruz. Yazdığı eserler yüzyıllarca hem İslam dünyasında hem de Avrupa'da kaynak kitaplar olarak kabul edilmiştir.

Ebü'l Vefa trigonometride büyük hizmetlerde bulundu ona büyük ölçüde açıklık kazandırdı. Bilhassa küresel trigonometride sinüs konusunu ilmi bir düşünceyle inceledi. Tanjant tabloları düzenledi. Trigonometriye tanjant kotanjat sekant A=1/Cos A ve kosekant A=1/sinüs A tarifve kavramlarını kazandırdı. Trigonometrinin altı esas eğrisi (grafiği) arasındaki trigonometrik oranlan ilk defa belirtti. Bu oranlar bugün bile trigonometride grafiklerin tarifinde aynen kullanılmaktadır .

Ebü'l Vefa çağına kadar hiçbir matematikçinin yapamadığı incelikte trigonometrik çizelgeler düzenledi. Astronomik gözlemleri için gerkli olan sinüs ve tanjant değerlerini gösteren çizelgeleri on beşer dakikalık (açı dakikası) aralıklarla hesaplayarak hazırladı.

Onun matematiğe kazandırdığı bu yenilikleri Avrupa'da ancak beş yüzyıl kadar sonra Alman bilgini Johann Müller (1436-1476) tarafından ilk defa ortaya atılıp kullanılabildi.

Bu demektir ki Avrupa ancak Ebü'l Vefa'nın eserlerinin Batı dillerine çevrilmesinden sonra bu konudaki bilgilere sahip olabilmiştir. Diophantos'un ve Batlamyus'un eserlerini inceleyip açıkladı. Zamanına kadar hiçbir matematikçinin yapamadığı hassaslıkta trigonometrik çizelgeler hazırladı. Astronomik gözlemlere için gerekli ceyb (sinüs) ve zıl (tanjant) değerlerini gösteren çizelgeleri on beşer dakikalık açı aralıklarıyla hesapladı. Trigonometrinin altı esas oranı arasındaki trigonometrik münasebetlerini ilk defa açıkladı. Bu oranlar günümüzde de aynen kullanılmaktadır .

Ünlü bilim tarihçisi Plorian Cajori History of Mathematick adlı eserinde onun hakkında: " Ebü'l Vefa şüphesiz ki Harezmi'nin matematik ve cebirdeki buluşlarını önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle geometri ile cebir arasındaki münasebetler üzerinde durdu. Böylece bazı cebirsel denklemleri
geometri yoluyla çözmeyi başardı ve diferansiyel hesabın ve analitik geometrinin temelini kurdu. Bilindiği gibi diferansiyel hesap insan zekasının
bulduğu mühim ve pek faydalı bir mevzu olup ilim ve teknolojik muasır gelişmelerin temel kaynağını teşkil etmektedir. Ayrıca Battani'nin trigonometreleriyle ilgili eserlerini inceleyerek girift ve anlaşılmayan yönlerini
açıklığa kavuşturdu." demektedir.

Sekant'ın kaşifi olarak genellikle Kopernik bilinirse de ünlü bilim tarihçilerinden Morite Candon ve Carra da Vaux'un araştırmaları sonucu bu buluşan Ebü'l Vefa'ya ait olduğu tesbit edilmiştir. Ebü'l Vefa sinüs değerlerinin hesabı için yeni bir metod geliştirdi. Böylece hazırladığı cetvellerinde 30 derece ve 15 derecelik açının sinüsünü son derece dakik olarak virgülden sonraki sekiz ondalık basamak halinde hesapladı.

Trigonometrinin yanında cebir ilmi üzerinde de derinlemesine çalışmalarda bulunan Ebü'l Vefa o zamana kadar bilİnmeyen dördüncü dereceden denklemlerin çözümünü gerçekleştirdi. Bugün 30 derecelik yayın sinüs değerinin hesaplama metodlarını da Ebü'l Vefa'ya borçlu bulunuyoruz. Onun bulduğu bu değerin bugün bulunan değerlere göre ilk sekiz ondalık kesrinin denkliği görülmektedir .Ebul Vefa trigonometrik çizelgeleri hazırlamada da öylesine bir incelik göstermiştir ki onun 10 dakikalık aralıkla düzenlediği sinüs çizelgesindeki incelik (prezisyon) 1/604 kadardır .

Ebu'l Vefa Encylopedia Britanica'nın yazdığına göretanjantı yayın bir fonksiyonel olarak trigonometriye katmıştır. "Zıll=Gölge" dediği çizgileri yayın iki katı; tanjantı ve sekantı da "kutr zıll" diye tarifetmiştir. Ebü'l Vefa üçgenler üzerinde ilk ciddi çalışmayı yapan bilgin olarak tarihe kaydolmuştur. Onun bu konudaki keşifleri tarifleri kavramları çizelgeleri daha sonra Avrupa'nın ünlü matematikçilerinden D'Alembert (1717-1178) ve Laplace ( 17 49-1827) ile çağdaşları olan büyük matematikçilerin fikir yapıIarının temelinde yer bulmuştur .

Demek oluyor ki klasik ve modem matematikte görülen düzlem ve küresel trigonometriye ait tarif kavram ve formüllerin çoğunluğunu ilk defa ortaya koyan trigonometriye tanjant kavramı kazandıran tanjantı yayın bir fonksiyonu olarak düşünerek trigonometrik bilgileri sistematik bir disiplin haline getiren Ebu'l Vefa'dır.

Her ne kadar müsteşrik Henrich Suter İslam Ansiklopedisi'ne yazdığı makalede trigonometriye tanjant kontenjant sekant kosekant ile ilgili tarif ve kavramların daha önce yaşayan Habeş EI-Hasib tarafından bilindiğini kaydetmekteyse de yapılan araştırmalar sonucunda bu görüşün doğru olmadığı anlaşılmıştır .

Ebu'l Vefa sadece tanjant cetvellerini düzenlemek trigonometriye sekant ve kosekantı kazandırmakla kalmadı Sinüs problemini derinden derine inceledi. Trigonometrinin alt temes çizgisi arasındaki oranları belirtti. Onun tespit ettiği bu oranlar bugün bile o çizgilerin tarifinde kullanılmaktadır. Aynca Ebu'l Vefa Battani (858-929)'nin trigonometriyle ilgili eserini hatırı sayılır derecede geliştirdi. Virgülden sonra üçüncü haneye kadar hesaplama imkanını veren sinüs cetvellerinin yeni hesaplama metodlarını buldu. Ebu'l Vefa'nın ulaştığı bu yüksek basamağı Avrupa ancak asırlarca sonra aşabilmiştir .

Ebu'l Vefa'nın yaptığı hizmetler sadece bunlardan ibaret değildir. O aynı zamanda büyük maharet sahibi bir geometriciydi. Birçok problemlerle uğraştı ve parabolün ekseni atrafında döndürülmesi ve parabolliod'un hacmi konularıyla meşgul oldu.

Ebu'l Vefa sadece matematikte değil astronomide de isim yaptı. O kadar ki bu sahada yaptığı keşif onu büyük bir şöhrete kavuşturdu. O Avrupa'da Batlamyus'un ay teorisi üzerinde ilk defa araştırma yapan Tycho Brahe'den (1546-1601) tam 600 sene önce teorinin kritiğini yaptı ona tenkitler yöneltti. Noksanlarını görüp yeniden gözlemlerde bulundu ve ayın üçüncü değişimini keşfetti. Bu Ebu'l Vefa için keşfe ismini verdirecek kadar büyüktü.

Zamanında birçok Müslüman astronomi ve matematik alimi Ebu'l Vefa'nın çalışmalarını ve eserlerini görmek üzere Bağdat'a gittiler ve derslerinde bulundular. Günümüzde birçok Batılı ilim adamı Ebü'l Vefa'nın eserleri üzerinde araştırma yapmaktadır. Onun yaptığı ilmi çalışmalar o devirde İslam alimlerinin ilim ve fende ne kadar ileri olduğunu açık bir şekilde göstermektedir .

Zahiruddin Beyhaki Tarihu Hukema-il-İslam kitabında Ebü'l Vefa'nın şu sözlerini nakletmektedir: " Mal can emniyeti ve sıhhat olmadan yaşanılan hayat hayat değildir. Bir kimse sana söz ile üstün gelirse aldırma yeter ki sükut ile galip gelmesin. Bir kimsenin seviyesine uygun olarak arkadaşlık et. Eğer sen cahile ilimle laubaliye ciddiyetle muamele edersen arkadaşına eziyet etmiş olursun. Halbuki sen onlara sıkıntı vermekten uzaksın. Sözüne ancak ihtiyacı anında kıymet verenle sohbet etme. Hocanın hakkını gözetmemek ahlaka sığmaz. Düşük karaktersiz kimselerle görüşüp konuşma! "

ESERLERİ

1- kitab'ül-Kamil: Trigonometri ve astronomiden bahseden meşhur eseridir. Birinci bölümde yıldızların hareketinden önce bilinmesi gereken meseleler ikinci kısmında yıldızların hareketlerinin incelenmesi üçüncü kısımda yıldızların hareketlerine arız olan şeyler anlatılmaktadır. Eserin yazma bir nüshası Paris National Kütüphanesi'nde 1138 numarada kayıtlıdır.
L.P .E.A. Sedilot tarafından eser tercüme edilerek basılmıştır .

2- Ez-Ziyc'üs şamil: Ebu'l Vefa'nın astronomiden bahseden en önemli eseri budur. Ziyc-i şamil de denilen bu kitap ince ve isabetli gözlemlerle dolu bir faaliyet abidesidir. Öyle ki bu Ziyc (astronomi cetveli) Harizmi (780-850) ve Ferganalı Ahmed bin Kesir'in ziycleri gibi asırlar sonra bölüm bölüm D'Alembert (1717-1783) ve Laplace (1749-1827) gibi Batılı büyük matematikçi ve astronomların eserlerinde yer buldu.

3- Kitabün fi Amel-il-Mistarati vel-Pergar vel-Gunye

4- Kitab ma Yahtacu İleyh-il-Küttab vel Ummal min İlm-il-Hisab

5- Kitabun Fahirün bil Hisab

6- Kitabun fi ilmi Hisab-il-musellesat-il-Küreviyye

7- Kitabun fil-Felek

8- Kitabun fil-Hendese

9- Kitab'ül-Medhal ila Aritmetik

10- Tefsir-üi-Harezmi fil Cebri vel-Mukabele.
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2007, 10:41 PM   #17 (permalink)
Astsubay
 
babyish - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart

teşekkürler
babyish isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!