1 den 8´e kadar. Toplam 8 Sayfa bulundu

Konu: Bağlama

  1. #1
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bağlama



    Pratik Öneriler: Bağlama düzeninde en alt boş tel re telidir.Orta boş tel sol teli,en üst tel ise la telidir.Temel olarak alt tel boş olarak re sesinden başlar ve mi sesine kadar iner.Pratik olarak ifade etmek gerekirse bir notadan sonraki 3.perde onun bir alt sesidir.Örneğin alt boş tel re sesidir 3 perde aşağıya inersek mi sesini buluruz istisna olarak si ile do ve mi ile fa sesleri yan yanadır.Si notasının hemen altında do notası vardır.Yine aynı şekilde mi notasının hemen altında fa notası vardır. Bağlama nın Bölümleri Gövde: Tekne denilen bu kısım armudi biçimindedir. Genelde tekne dut ağacından oyularak yapılır.Ayrıca kestane, meşe ve kayın (gürgen) hatta kavak ağaçları da kullanılır. Fakat günümüzde dilimler halinde yapıştırılarak yapılan tekneler (yaprak saz) daha çok kullanılmaktadır.Göğüs: Teknenin üzerine yapıştırılan tabla, sık elyaflı ağaçlardan yapılır. (Kızılçam, ladin, köknar gibi). Tek parça olabileceği gibi, kenarlara başka renkli ağaçlar da konulabilir.Sap: Sazın perdelerinin bulunduğu kısımdır. Sert ağaçlardan yapılır.Perdeler: Sapa bağlanan, notaların yerlerini belirleyen misinalardır. Sap üzerinde 7 ile 30 arasında bulunur.Burgular: Bir ucu alt eşiğe bağlanan tellerin üst kısımda bağlandığı sapın uç kısmındaki deliklere yerleştirilen bir nevi makara işlevi gören özel şekil verilmiş tahta parçacıklarıdır. Tel uçlarının sarılı bulunduğu �kulak� olarak da isimlendirilen burgular, çevrilmek sureti ile tellerin gerginliğini, gevşetmek ya da arttırmak vazifesini görür. Akort işlevini gerçekleştirmeye yarar.Üst Eşik: Burgulardan gelen tellerin, sap üzerinde eşit aralıklarla ve belli yükseklikte tutulmasına yarar. Genellikle sert ağaçtan sap üzerine oyularak takılır.Orta eşik: Sap üzerinden gelen tellerin tellerin, göğüs üzerinde eşit aralıklarda ve belli yükseklikte durmasını sağladığı gibi telin titreşimini de göğüs vasıtasıyla tekneye iletir. Göğüs üstüne yapıştırılmaz. Gergin tellerle göğüs arasına sıkıştırılır.Alt eşik: adına tarak da denen tellerin tekneyle bağlandığı sert ağaçtan yapılı kısımdır.Teller : Eskiden at kılı ve bağırsaktan yapılan teller şimdi çeliktir.Orta ve büyük boy sazlarda düz tellerin yanında sırma tellerde kullanılmaktadır. Kısa sap (çöğür saz) ta tel sayısı ve kalınlıkları şöyledir:Alt teller; iki adet 0,18mm çelik tel ve bir adet ince sırma tel olmak üzere 3 tanedir.Orta teller; 2 adet 0,28 veya 0,30mm çelik tel Üst teller;1 adet 0,18mm çelik tel ve bir adet kalın sırma tel.Toplam tel sayısı 7 tanedir.Uzun sap bağlama da tel sayısı ve kalınlıkları:Alt teller; iki adet 0,20mm çelik tel ve bir ince sırma Orta teller; Kısa sapla aynıdır. Üst teller;1 adet 0,20mm çelik tel ve bir adet kalın sırma.Toplam tel sayısı 7 tanedir.
    BAĞLAMA NEDİR ?

    Bağlama ve Ailesi sazlarını tanıyabilmek için önce bu sazların atası olarak bilinen KOPUZ`un tanınması gerekiyor.
    İnsanlar, su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip sap ilave etmişler ve kiriş tellerini deri üzerinden geçirmek sureti ile sesin daha net çıkmasını sağlamışlar. Yay ile çalınanlara "IKLIĞ" parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınan türlerine de "KOPUZ" adını vermişler.
    IKLIĞ yaylı sazların, KOPUZ ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz, sonraları su kabağı yerine armudumsu şekilde ağaçlardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu), kiriş tellerinin yerini ise metal teller almıştır.
    Mızraplı sazların atası alarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir. En az 1500 yıl kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bugün yerini Anadolu`da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber, Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır.
    Bağlamanın ses sahası 2,5 oktav olup, ses tablosu üzerine yapıştırılan ilave perdeler ile ses sahası 3 oktava kadar da çıkarılabilir.
    Bağlama ailesi sazlarını büyükten küçüğe aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

    MEYDAN SAZI
    Meydanlarda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmiştir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli sazda denilmektedir. Meydan sazı bağlama ailesinin en büyük sazıdır. La sesine akort edilir. Form boyu 52,5cm, sap boyu 70cm, tel boyu 112cm, form eni ve derinliği 31,5cm dır. En ince teli 0,35 - 0,40 numaradır. Çoğunlukla kalın bam telleri kullanılır.

    DİVAN SAZI
    Meydan sazından biraz daha küçüktür. Dokuz telli yada yedi telli olarak kullanılabilir. Meydan sazından dört ses daha tiz akort edilir. Form boyu 49cm, sap boyu 65cm, tel boyu 104cm, form eni ve derinliği 29,5cm dır.

    ÇÖĞÜR
    Divan sazına yakın büyüklükte 9 ile 6 tel takılmakta ve 15 kadar perdesi bulunmaktadır. Akordu alt iki tel (La), orta iki tellerin birisi (La) diğeri ise (Re), üst teller ise (Sol) sesine akort edilir. Çöğür ile; Nefes, Ayin ve Semai gibi havalar çalınır. Bugün daha çok curası kullanılmaktadır. Çöğür Curası, çöğürün bir oktav daha tizi ve küçüğüne denir.

    BAĞLAMA
    Adını alan ailenin temel sazıdır. 17-24 perdesi vardır. Meydan sazından bir oktav, Divan Sazından ise beş ses daha tizdir. 6-9 tel takılır. Alt telleri(La) sesine akort edilir. Düzen değişikliklerinde orta ve üst tellerin akortları değiştirilir. Form boyu 42cm, sap boyu 55cm, tel boyu 88cm, form eni ve derinliği 25cm dır.
    Bağlama, yapım itibarı ile sert ve zamanla şekil değiştirmeyen ağaçlardan imal edilir. Bunların yumuşak ağaç olmalıdır. Genellikle Dut, Gürgen, Kestane, Ardıç, Karaağaç, Ceviz gibi ağaçlardan yapılır.

    Göğüs bölümünde kullanılan ağaçlar ise akustiği daha güzel elde etmek için Köknar, Çam, Ladin gibi ağaçlarlardır.

    Bağlamanın sap kısmında ise Gürgen, Ak Gürgen, Ardıç veya Ceviz gibi sert ağaçlar kullanılır

    Bağlamada ses çıkarabilmek için gövdesini sağ dizimizin üzerine koyar ve mızrapla (tezene) tellere dokunuruz. Perdelere basarak ta değişik nota seslerini elde ederiz.

    Bunun yanında bağlamanın tellerini çeşitli seslere göre ayarlamaya Düzen denir. Düzenler bir ezginin bağlamadaki gerek tavır ve gerekse çalınış özelliğini ifade eder. Aynı ezgiyi başka bir düzenle icra edebildiğimiz halde esasen ahengi değişir. Bazı ozanlarımız kendilerine göre düzenler kullanmışlardır. Zaten düzen adlarının bir kısmının ozanlarımızın isimlerini aldığını görmekteyiz. Bağlama ‘ da düzenleri yedi ayrı şekle ayırabiliriz :

    Normal Düzen ( Bozuk Düzen veya Kara Düzen dendiği de görülmektedir )
    Bağlama Düzeni ( Aşık Veysel Düzeni veya Veysel Düzeni dendiği de görülmektedir )
    Misket Düzeni
    Fidayda Düzeni
    Müstezad Düzen,
    Abdal Düzeni ( Bazlak veya Avşar Düzeni dendiği de örülmektedir )
    Cura Düzeni


    BOZUK
    15-18 perdesi vardır. Üçerli gruplar halinde 9 tel takılır. Bağlama ebatlarındadır. Ortaya iki sarı ve bir ince çelik tel, üste ve alta ise birer kalın sarı ve ikişer çelik tel takılır. Sarı teller çelik tellere göre bir oktav daha pes akort edilir.
    Genellikle Güney ve Ege yörelerimizde bozuk olarak bilinir ve çalınır. Bozuk düzeni oldukça yaygındır. Akortları ise alt(La), Orta(Re) ve üst (Sol) seslerine düzenlenir.

    ASIK SAZI
    Aşıkların ( Halk Ozanlarının ) çalmış oldukları bağlamaya aşık sazı denilmektedir. Normal bağlamaya göre sapı daha kısadır. 13-15 perdesi vardır. Dip perdesi (Re) değil Do`dur. 6-9 telli olarak kullanılır.

    TAMBURA
    Bağlamadan daha küçüktür. Divan sazından bir oktav tizdir ve divan sazının curası olarak bilinir. Bağlamadan da dört ses daha tizdir. Alt(Re) orta(Do) seslerine akort edilir. Form Boyu 38cm, sap boyu 50cm, tel boyu 80cm, form eni ve derinliği 22.8cm dır.

    CURA
    Bağlama ailesinin en küçük sazıdır. 7-16 perdesi 3-6 teli bulunmaktadır. Genellikle altı tellidir.Üç tek telli veya altta iki, ortada iki, üstte ise tek telli olanlarının yanı sıra iki telli olanları da vardır. Bağlama ve Bozuk düzenlerine akort edilir. İki telinin akort düzeni alt tel(La) üst tel(Re) dır.

    BAĞLAMA CURASI
    La sesine akort edilir. Bağlamadan bir oktav tamburadan ise beş ses tizdir. Form boyu 26,5cm, sap boyu 35cm, tel boyu 56cm, form eni ve derinliği 15,5cm dır.

    TAMBURA CURASI
    Re sesine akort edilir. Tambura`dan bir oktav, bağlama curasından dört ses daha tizdir. Form boyu 22,5cm, sap boyu 30cm, form eni ve derinliği 13,5cm dır.

  2. #2
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bağlama egzersizleri

    En başta şunu belirtmekte fayda var.Egzersizlerin bağlama çalımında çok önemli bir yeri var.Temel olarak parmakların güçlenmesini ve bu sayede bağlamaya daha hakim olmanızı sağlar.Egzersizler bağlamaya yeni başlarken ne kadar gerekli ise çok iyi bir bağlama icrası olduktan sonra o kadar da gereklidir.Yani egzersizler bağlama icracısı için her zaman gereklidir.Tabiki egzersizlerin faydalı olabilmesi için belirli şeyler vardır.Bunların en başında geleni ise düzenlilik ve süreklilik .Hiç bir zaman çok yorulsanız bile örneklerde verilen egzersizleri bırakmayınız ve uygun şekilde yapınız.Ne kadar yorulursanız sizin için o kadar iyi olur
    Notaların Bağlama Üzerinde Gösterimi
    Egzersizleri Uygulayabilmek için Gerekli Nota Bilgisi
    Bağlama Egzersizleri -
    1Bağlama Egzersizleri -
    2Bağlama Egzersizleri -
    3Mızrap Geliştirme Çalışmaları
    Notaları Süsleyerek Çalmak
    Aksak Usullerin Okunuşu
    Bağlamada Pozisyonlar

    Aşağıda verilen notaların altındaki rakamlar parmak numaralarıdır Yani hangi notaya hangi parmakla basacağınızı gösterir.Resimde parmak numaraları belirtilmiştir.Sıfır rakamı ise notaya parmak basılmayacağını yada diğer bir deyişle boş tele vuracağımızı ifade eder
    Konu ButterFly tarafından (05-03-2007 Saat 12:06 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bağlama Düzenleri

    Müzik aletlerinin seslerinin ayarlanmasına genel anlamda Akort denir. Düzen kelimesi daha çok Türk halk sazları için kullanılır. Bağlamada düzen denildiğinde tellerin belli bir sisteme göre akort edilmesi akla gelir. Düzenden kasıt aslında bu değildir. Düzen, yapılan değişik akortların adıdır. Aslında halk kendisine yabancı olan akort kelimesini kullanmamış, ısrarla düzen demiştir. Bazı durumlarda akort yerine kaynaşma, uyuşma, bağdaşma gibi tabirlerde kullanılmıştır. Düzen kelimesi sadece teller için kullanılmıştır. Sazın her türlü denge ve ayarı için de düzen kelimesi kullanılmıştır (Bu düzende bunu çalamam veya söyleyemem gibi)Bağlama . Düzen bilme, bağlama çalanlar için çok önemlidir. Bağlama Belli bir uyum ve titizlik içinde yapılır. Düzen yapılırken konuşulmaz, gürültü yapılmaz, bir başkası tarafından saz çalınmaz. Bunun için şöyle bir hikaye anlatılır. Aşığın birisine çok sevdiği değer verdiği yakın arkadaşı başka bir aşığın ölüm haberi gelir. Aşığın tepkisi hiç umulduğu gibi değildir, başlar saz çalıp neşelenmeye, en yakın can Bağlama dostunun ölümüne üzülmeyişinin sebebini soranlara cevabı şudur: İyiydi, hoştu ama ben ne zaman düzen yapsam saz çalardı. Bağlama
    Düzen yapmaya alt tellerden başlanır. Alt teller kendi aralarında kaynaştıktan sonra orta ve üst tellere geçilir. Bağlama
    Düzenin tam yapılıp yapılmadığını anlamak için düzenin durumuna göre her üç tele birden vurularak seslerin tınlamaları kontrol edilir. Sap üzerinde değişik tellerde aynı sesleri veren perdelerin ses uyumu kontrol edilir.Bağlama
    Düzen kavramı, bağlama türünün gelişmemiş ilk şekillerinden itibaren vardır. İlk çağlarda, sapın ucunda düzen burguları olmamasına rağmen, teller belli bir alışkanlık içerisinde gerilerek sapa ilmik yapılırdı. Sonraki dönemlerde bu sazlarda düzen burguları görülmeye başlamıştır. Kopuzda da, kuruluca kopuz kavramıyla düzenin belli bir anlayış içinde yapıldığı tahmin edilir. Bu ilk örnek sazlarda melodi henüz yoktu. Saz çalmaktan amaç ritm ve ses çıkarmaktı. Daha çok söze ritmle eşlik etmekti. Melodik yapının gelişmesiyle tel sayıları artmış ve değişik düzenler yapılmaya başlamıştır.Bağlama
    Kırgız Türklerinde düzene berene denilir. Bugün Balıkesir yöresindeki Barana havalarının berene sözcüğü ile bir ilişkisi olabileceği düşünülebilir.Bağlama
    Gerek gelenekte, gerekse günümüzdeki profesyonel Bağlama icralarda düzen yapma ve düzen bilme önemlidir. İyi bir bağlama sanatçısının düzen bilme zorunluluğu vardır. Bu yöresinde de böyledir. Bir Misketi Misket düzeninde, Şeker Oğlanı Bağlama düzeninde, Hüdaydayı Hüdayda düzeninde bir Çiçek Dağını da Bozuk düzende Bağlama çalamayan kişiyi bağlama sanatçısı olarak kabul etmezler. Bu örnekleri diğer yörelerimizde de görmek mümkündür. Yukarıda belirtildiği gibi çalınacak parçaya göre düzen yapma geleneği vardır ve çalınan parçaların dizileri birbirinden farklıdır. Buradan farklı diziler farklı düzenlerde çalınır yargısına varmak yanlış olur. Birbirinden farklı dizileri olan birçok parça Bozuk düzende çalındığı gibi, dizisi Şeker Oğlandan çok farklı olan Kalenderi Divanı da Bağlama düzeninde çalınmaktadır. Şeker Dağı Bozlağını da Misket Düzeninde çalma alışkanlığı vardır. Dolayısıyla, parçaların çalınış özellikleri ve tavrı, değişik düzenler yapma gereğini doğuruyor diye biliriz. Ayrıca Hüdayda Bağlama oyun havasında olduğu gibi parçaya göre düzen düşünülebilir. Misket, Müstezat, Bozlak düzenlerinde olduğu gibi diziye göre düzen kavramı ortaya çıkmaktadır. Bağlama ebat ve türlerini göz önünde bulundurursak bağlamanın yapısına göre düzen yapıldığı kolaylıkla görülebilir. (Tanbura düzeni, Çöğür Düzeni,Cura Düzeni v.b). Genellikle Alevi ve Bektaşi Dedelerinin çaldığı iki telli veya Dede sazı denen saz, alt ve üst olmak üzere iki sıra tellidir. Düzeni de farklıdır (Alt tel La, Üst tel Mi). Buradan tel adetine göre düzen düşünülebilir. Bağlama
    Bazı parçaların hem Bağlama, hem de Bozuk düzende çalındığı düşünülürse ortama ve isteğe göre düzen kavramı ortaya çıkar. Misket ve Müstezat düzenlerinin bazı yörelerde Kayseri, Karadeniz gibi düzenlerin olması yörelere göre düzen yapıldığını gösterir. Azeri, Abdal, Türkmeni gibi düzenler insan topluluklarına ait düzenlerdir. Aynı yörelerden bazı aşıkların farklı düzenler çalmaları kişilere göre düzen olabileceğini gösterir. İcranın ve okuyucunun ses yapısına göre bazen transpoze çalma, bazen de akort değiştirme alışkanlığı vardır (Misket düzenindeki parçaların Bozuk düzende Sİ, LA, RE perdesi üzerinde çalınması gibi). Buradan da kişilerin seslerine göre düzen yapıldığı ortaya çıkar. İcra edilecek parçanın ses genişliğine göre düzen düşünebilir. (Dokuz perdeli bir cura ile bir buçuk oktav ses genişliğindeki bir parça Bağlama düzeni yapmayı gerektirir). Bazen bağlama üzerindeki tel kalınlığı istenilen akortu yapmaya elverişli olmayabilir. Bu durumda da değişik düzen yapılabilir. Ayrıca hızlı hareketi gerektiren parçalarda daha kolay çalınabilecek başka bir düzende çalınma yoluna gidilebilir. Konservatuarlar gibi bağlamanın eğitiminin yapıldığı kurumlarda düzen kavramının açıklık kazanması, hızlı icra, temrin, ajilite gibi çalışmalar için de düzen değiştirilebilir. Bazen de duyulmak istenen karar sesi için düzen değiştirildiğine rastlanır. Bağlama bazı yörelerin kendine özgü olan yöresel sazlarına benzetilmek istenir. Bunun için de bağlamanın telleri benzetilmek istenen sazın özelliklerine göre değiştirilir ve düzenlenir (Karadeniz parçalarını bağlamada çalarken kemençe akortu yapıldığı gibi). Çok özel hallerde, profesyonel icralarda, ebadı birbirinden farklı olan sazları kendi bünyelerine uygun olmayan düzenlerde de çalma durumu ortaya çıkabilir. Yukarıda bahsedilen konulardan da anlaşıldığı gibi düzen yapmayı gerektiren bir çok sebep vardır.Bağlama s saz notası notaları nota saz notaları türkü notalar bağlama bağlama dersi bağlama dersleri
    Düzenler şu durumlara göre ortaya çıkmışlardır.
    1- Dizilere göre; 2- Melodik yapıya göre; 3- Seslerine göre; 4- Tavırlarına göre; 5- Çalınacak ezgiye göre; 6- Ritmik yapıya göre; 7-Bağlamanın boy ve ebadına göre; 8- Bağlamanın tel durumuna göre;9- Yörelere göre; 10- İnsan topluluklarına göre (Boy, kavim, aşiret,vb.); 11- İcra durumuna göre; 12- Kişiye göre; 13- Ortam ve isteğe göre; 14- Diğer (çalışma, egzersiz, gösterivb.) Bağlama s saz notası notaları nota saz notaları türkü notaları bağlama bağlama dersi bağlama dersleri
    Evrenselleşme yolunda hızla ilerleyen bağlamada, ulusal ortak zevkin ve tercihlerin oluşmasında önemli adımlar atılmaktadır. Ancak bu gelişmenin tek düzeleşme ve bağlamanın yalnızca belli bir yönünü içine alarak oluşma tehlikesi belirmiştir. Gerçek entellektüellerin toplumu bu anlamda ileriye taşıyamaması ve serbest piyasa üretimlerinde pazar kaygısı güdülmesi bu oluşumun temel etkenlerindendir. Unutulmamalıdır ki; Anadolu kültürü ve bağlı olarak müziği bir bütündür ve bu bütünün ilerici nitelikli olan her değeri özenle korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe aktarılmalıdır

  4. #4
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart BaĞlama Hakkinda Teknİk Bİlgİler

    BAĞLAMA HAKKINDA TEKNİK BİLGİLER
    Bağlamanızın özellikleri nasıl olmalıdır.


    1. Sizin vücut yapınıza uygun olmalıdır2.Burgular kolay çevrilebilir ve sıkılığının iyi olası gerekir.Burguların tahtadan yapılması önemlidir.3.Eşikler iyi ayarlanmış olmalıdır.4.Perde bağları sıkı olmalıdır.5.Bağlama sapı çok kalın olmamalıdır.6.Tezenenin ne çok kalın ne de çok yumuşak olması önerilir.
    Tutuşlar

    1.Vücut yapınıza uygun bir sandalyeye oturunuz.2.Sağ kolunuzu bağlamanın gövdesine bastırarak sağ eliniz tellere yaklaştırınız.Önemli bir nokta ise sol elinizi bağlamanın sapından çektiğiniz zaman bağlamanın dengesinin bozulmaması gerekir.Zira bağlamayı dengede tutan sağ elimizdir.3.Bağlamanın sapı vücudumuza göre biraz çapraz durmalıdır.

    Bağlama da Perde Ayarı



    A = Eşik ile Re perdesinin boyu

    B = Perde yada sap boyuC = Tekne boyuD = Eşik mesafesi ( Teknenin 1/5'i )E = Alt eşik ile üst eşik arası ( Tel boyu )
    Tekne boyuna göre sap ölçüsü ne olmalıdır?

    A / 0.6 = B ( Uzun sap için ) A / 0.8 = B ( Kısa sap için ) C / 5 = D ( Alt eşiğin konulacağı mesafe ) Örnek :40 cm teknemiz olsun. Bu tekneye takılacak ( uzun ) sap boyunu hesap edelim.
    Formülümüz şu : A / 0.6
    Önce "A" yı bulmalıyız. Bunun için önce "D" yi bulup tekne boyu olan 40 cm den çıkaralım. "D" tekne boyunun 1/5 i olduğuna göre ,40 cm'yi 5'e bölelim. Sonra tekne boyundan çıkarttığımızda "A" yı bulmuş oluruz.
    40 / 5 = 8 cm ( Eşik mesafesi )
    40 - 8 = 32 cm ( Eşik ile re perdesi arası )
    32 / 0.6 = 53.33 cm ( Takılacak sap boyu )
    40 cm'lik bir tekneye takılacak sap boyunu bulmuş olduk. Bu hesap pratikte tekne boyuna 12 - 13 cm ilave edilerek te bulunabilir.
    Kısa sap için de A / 0.8 formülü kullanılarak sap boyu bulunur. Çıkacak sonucun tekne boyu ile aynı olduğunu göreceksiniz. Yani 40 cm lik bir tekneye 40 cm sap takılır.
    Perde ayarı nasıl yapılır?

    Yukarıda anlattıklarım imal aşamasında bağlamanın standartlara uygun olarak üretilmesine yarayacak bilgilerdi. Ancak, üretilmiş bağlamaların , ne yazık ki çoğu göz kararı imal edildiğinden perde ayarının ölçülerini elimizde bulunan bağlamaları dikkate alarak veriyorum. Şimdi ,perde ayarının hesap makinesi yardımı ile nasıl yapılacağına bakalım. B * 0.6 = A ( uzun sap )B *0.8 = A ( kısa sap )
    sabit sayı

    0.9438747
    0.9438747 ( sayısını yazdıktan sonra ,hesap makinesinde 2 kez * tuşuna basın ) sayısı ile tel boyu ( E ) mesafesi çarpılır. Çıkan rakam bize "si bemol" perdesinin yerini verdi. Bundan sonra sürekli ( = ) eşittir tuşuna basılır. Her basılışta çıkan rakam, bize sırası ile perde yerlerinin ölçüsünü verecektir. Yani sırası ile şu perdelerin yerlerini bulmuş olacağız : si bemol ,si , do , do diyez , re , mi bemol , mi , fa , fa diyez , sol , la bemol , la , si bemol , si , do , do diyez ,re.
    Bulduğumuz perde yerleri ana sesler ve yarım seslerin yerleridir. Koma seslerin yerlerini yarım sesleri 2 ye bölerek ( yani iki perdenin tam ortasına bir perde bağlayarak ) buluruz. Unutmamamız gereken basit bir nokta da metreyi kullanırken yukarıdaki resimde çizdiğim gibi , teknede tellerin bağlandığı noktadan itibaren metreyi kullanmalıyız..

  5. #5
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    BAĞLAMA YAPIMI

    İyi bir enstrüman yapmaya çalışırken işin baştan planlanması gerekiyor... Öncelikle tekne yapımında kullanılacak ağacın cinsinin belirlenmesi gerekiyor...Hangi ağaç cinslerinin hangi sesleri yansıttığı bilimsel olarak (Bizler için) bilinmese de deneme yanılma yöntemleriyle belirlenmiş bulunuyor. Bu sadece Bağlama için geçerli. Batılılar için bu yönde bir problem artık bulunmuyor. Ağaçların cinslerine göre sertlik dereceleri, bükülme oranları, kırılganlıkları, yansıtma, esneme, direnç vs. biliniyor.

    Teknede kullanılacak ağaç seçildikten sonra Klavyede kullanılacak ağacın seçimi geliyor. Az lifli, tellerin uygulayacağı basıncı kaldırabilecek dayanıklılıkta ağaçların seçilmesi gerekiyor. Ben Batılı yapımcıların Gitarlarda kullandıkları şekilde Altta Akçaağaç üzeri Pelesenk veya Abanoz presli klavye kullanıyorum. Sonraki aşamada ise ses tahtasının seçimi geliyor... Bunda da dayanıklı ve uzun ömürlü olması açısından Ladin kullanıyorum. Piyasa da ise değişik ağaçlar kullanılıyor... Ancak şu ana kadar gördüğüm (en eskisi 40 yıllık) Ladin kullanılmış bağlamaların ses tahtalarında bir esneme olmadığıdır...Sonrasında hangi sertlik veya yumuşaklıkla bir tını elde edilmek isteniyorsa ona göre ağaçların işlenmesi gerekiyor... Bağlama ustası Kemal Eroğlu’nun dediği gibi kullanılacak ağaçların birbirlerini sevmeleri gerekiyor. Kaba hatlarıyla bağlama ortaya çıktıktan sonra ince işçiliğe sıra geliyor ki bu da ayrıca bir titizlik gerektiriyor. Yapılan en küçük bir hata cilanın altından kendini olanca çıplaklığıyla gösteriyor. Ki, bu da sonuçta ciddi bir moral bozukluğu yaratıyor... Bunun olmaması için konsantre olmak gerekiyor.
    BASİT HATALARIN BAĞLAMAYA ETKİLERİ


    Türkiye üretimi bağlamaların en büyük özelliği dışta kullanılan süslemelerin albenisidir. Gerçekten de çok temiz ve göze hitapeden bağlamalar üretiliyor... Bağlamanın göze hitap etmesini yadırgamamak gerekiyor. Temiz işçilik önemli, ancak kulağa hitap eden kısmı ile kullanım kolaylığı daha da önemli... Burada küçük bir ayrıntı da var. Bağlamanın ham halinde ne kadar çok hata varsa üzerine o kadar çok süsleme (kaplama) yapıştırılıyor...İnsanların çöpe atmak iştediği şekil ve görünüm itibariyle hatalı eski bağlamalardan o kadar güzel tınılar elde ediliyor . Atölyede aylarca duvarda asılı duran ve özellikle gençlerin) eline dahi almadığı kötü görünümlü eski oyma Gürgen bağlamayı ancak profesyoneller değerlendirebiliyor
    Ortalama olarak teknenin et kalınlığını 4 mm alalım. Kenarına çekilen çıtanın kalınlığı da 2 ile 3mm arasında değişiyor. Bu durumda ses tahtası teknenin üzerine ancak 1 mm veya 2 mm kadar oturuyor. Bu durumda araya giren çıta tekneden gelen sesin yansımasını engelliyor. Bu durumda da ses geliyor tabi... hatta çok iyi ses verenler de var. Ancak bu o tekneden elde edilmesi gereken doğal ses değil. Aradaki ikinci bir ağaç cinsinden dolayı gerçek ses yansıtılmıyor. İki sevgilinin arasındaki yabancı varlık gibi. Diğer bir dezavantaj da ses tahtasının tekneye tam oturmamasından dolayı basınç gövdeye eşit bir şekilde yansımıyor. Tellerin uyguladığı basıncın eşit yansımamasından dolayı ses de dalgalanmalar veya arada ses geçmemesi gibi pozisyonlar da olabilir. Daha da kötüsü en küçük bir darbede ses tahtası bir kaç yerinden çatlayıp içine göçebiliyor.
    Ses’i de bir elektrik akımı gibi düşünebiliriz. Aradaki bir yabancı madde akımı kesebiliyor veya az geçirebiliyor.
    İkinci örnek: Burgular geriye doğru eğik olarak takılıyor. Yandan bakınca bu daha estetik görünüyor.. Ancak bu tür bağlamaları kullananlar bilirler ki bu kullanıcıya yapılan en büyük kötülüklerden birisidir. Burgu dönüş yönüne uygun olarak teli deliğin içine doğru çeker. Bir kaç bükmeden sonra ise burgu kendini dışarıya atar.
    Tel Yüksekliği: Tellerin gövdeye ve klavyeye olan yüksekliğinin de iyi ayarlanması gerekiyor. Henüz standardı olmayan bağlamada ideal eşik yüksekliği 5 mm veya 5,5 mm olarak kabul ediliyor. Tellerin gövdeye yakınlaşmasıyla kullanımda ve tezene hareketinde büyük kolaylıklar sağlandığı gibi akort ederken daha ince seslere çıkmak da olanaklı hale geliyor. Yani iyi ayarlanmış bir eşikle bir bağlama iki ses daha fazla akort kaldırabiliyor..
    Bunun yanı sıra alt ve üst eşiklerin tam oturması ve tel çizgilerinin temiz kesilmesi gerekir. Üst eşik hala geleneksel olarak açılan yuvaya çakılıyor. Eşiğin tam oturmamasından kaynaklı bir veya daha fazla telde sesler pürüzlü gelebiliyor. Alt eşik içinde aynı şey geçerli... Eşiğin gövdeye tam oturması gerekiyor..Eşiklerde kullanılan malzemelerin cinsi de ses üzerinde etkili oluyor. Sadece eşikleri değiştirerek sesi bir miktar etkilemek (parlak, pes, yumuşak vs.) mümkün.
    Bağlamanın sesi üzerinde etkisi olan ciddi hatalardan birisi de Cila. Sevindirici bir gelişme son yıllarda Nitrolack, Schellack gibi cilalar kullanılmaya başlandı... Ancak büyük çoğunluk hala Polyester kullanmaya devam ediyor. Polyester bir mobilya cilası. Bazı bağlamalarda 2mm kalınlığında olanını gördüm. Avrupada artık mobilyalarda da kullanılmıyor. Polyester kalınlığından dolayı sesi dışarıya tam olarak yansıtmıyor. Benim iddiam değişik ağaçlardan yapılmış. hepsi aynı kalınlıkta cilalanmış 10 ayrı bağlamanın ses özellikleri birbirine yakındır. Çünkü öncelikle Polyester sesi verir. Polyester kalın ve sert olduğundan dolayı kolay çizilmiyor. Bizim kullandığımız cilalar ise bağlama kullanımında özen gerektiriyor... Bağlamayı vurmalı çalgı gibi kullananlara Polyester cilayı tavsiye ediyorum.
    Burgularda kullanılan ağacın cinsi de kullanım kolaylığını birlikte getirir. Son yıllarda tamamen yanlış gelişen bir moda var ki bu da Abanoz burgu modasıdır.. Klavyede kullanılan ağacın cinsine göre burgu kullanılmalıdır. Yakın sertliklerde iki ağaç cinsinin iyi sonuç vermediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Benim tercihim Pelesenk (palisander) yönünde oluyor. Abanoz kullandıklarım da oluyor. Burguların, burgu için üretilmiş aletlerle alıştırılarak takılması ve yumuşatıcılarla desteklenmesi kullanırken kolaylıklar sağlar.

    İYİ BAĞLAMA NEYE DENİR?

    Bu tartışılan bir konudur... Kimileri üreticiye ödedikleri paranın büyüklüğüne göre bağlamasının iyi olduğuna karar verir. Kimileri yapımcının meşhurluğuna göre bağlamasının iyiliğine karar verir. Kimileri teknedeki ağacın özelliğine, burgusuna, cilasına göre karar verir... Bu seçenekleri arttırmak mümkün.

    En iyi bağlama benimki diye bir yaklaşım yanlıştır. Enstrüman, kullanıcısına kendisini rahat kullanma olanağı veriyorsa, kullanıcısıyla arasında bir iletişim kurabiliyorsa, kullanıcının kendisini ifade etmesine olanak sağlıyorsa yani kullanıcı enstrümanında kendini ifade edebiliyorsa (teknik hariç) o enstrüman İYİDİR.
    İki insanın birbirini severek evlenmesi gibi bir durum söz konusu. Arada anlaşmazlıklar çıktığında da medeni bir şekilde ayrılmak (yeni bir bağlama edinmek) veya birlikteliği sürdürebilmek için dışardan yardım aramak gibi yollarla (bağlamaya tamir veya bakım yaptırmak) iyi bir birlikteliği sürdürmek söz konusu.
    Teknik olarak da temiz işçiliğe sahip, kulağı tırmalamayan sesleri yansıtan, kullanımda zorluklar çıkarmayan, her altı ayda bir tamir istemeyen (masrafsız) uzun yıllar dayanabilecek bağlamaya ben iyi bağlama diyorum. Tabi bazen bu özelliklerin hepsini bir arada bulmak mümkün olmayabiliyor. O zaman da bir miktar fedakarlık yaparak birlikteliği sürdürmek gerekiyor.

    BAĞLAMANIN BAKIMI

    Bütün enstrümanlar özel bakım isterler. Biz henüz o düzeyde değiliz ama batılılar enstrüman kutularının içine özel nemlendiriciler koymayı bile ihmal etmiyorlar.
    Kullanım sonrasında hafif nemlendirilmiş bir mendil ile bağlamayı silmek gerekiyor. Teller üzerinde oluşan oksitlenmeyi gidermek için de en ideali bulaşık sıngerinin sert tarafıyla hafifçe silmek. Bu seslerin de temiz gelmesini sağlar. Her bağlamaya her kalınlıkta tel takılmaz. Bağlamanın özelliğine göre telleri seçmek gerekiyor. Bunun için bilenlere mutlaka danışın. Uygun tel kombinasyonlarıyla ses niteliklerinin değiştiğini göreceksiniz.

    Evinizde enstürüman için doğrudan güneş almayan ısıtıcılara uzak, nem olmayan, cereyan ulaşmayan bir köşe seçmelisiniz. Kışın kalorifer veya soba yanıyorsa odaya bir kapla su koymak ve ıslak havlu asmak iyi bir yöntemdir. Yazında aynı yöntemler kullanılabilir.
    Enstrümanın ses tahtası kirlenmişse bunu gidermek için Alkol, Aseton, zımpara vs. kullanmayın. İlk ikisi cilaya zarar verebilir. Zımpara ise ses niteliğini değiştirir. Enstrümanınızı çaldıktan sonra kılıfına koyarak yerine kaldırın.

  6. #6
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bağlamanın Tarihçesi

    BAĞLAMA'NIN ANADOLU KAYNAKLARI Uluslararası çalgı sınıflandırma sistemine (Sachs-Horbostel) göre bağlama, “uzun lutlar” (long-luthes) sınıfına girmektedir. Yapı olarak, sap boyuna göre daha küçük bir gövdeden oluşan bu tip çalgıların, oldukça uzun bir geçmişi bulunmaktadır. Bu geçmiş içinde başlıca Anadolu, Orta doğu ve Asya kaynakları öne çıkmaktadır.
    İngilizce “luth” adı, Arapça "el-ud"dan gelmektedir. Endülüs kültürü aracılığıyla bu isim Avrupa kültürüne geçmiş ve luth, lauta, lauda gibi adlara dönüşmüştür.
    Uzun saplı lutların tarihsel olarak görüldükleri ilk kaynak, MÖ. 3. bine ait, Akad devri silindir mühürleridir.
    Özellikle MÖ. 2. binden başlayarak, daha küçük yapıdaki uzun saplı lutlar, Doğu Akdeniz, Mezopotamya ve Doğu Asya'da bulunmuştur.

    Bu türlerin bilinen en eski örnekleri, MÖ. 1730-1580 tarihlerinde Mısır' da görülmektedir. Bunlar sapın uç kısmına doğru sivrilerek uzayan örneklerdir. Ayrıntılı resimler üzerinde açıkça görülebilmektedir ki, çalgı, üzerine bağlanmış bir mızrap veya çalanın bileğine bağlanmış bir tel aracılığıyla çalınmaktadır.
    Bağlama benzeri çalgıların Anadolu'da bulunan en eski örnekleri ise, MÖ. 1680-1375 tarihlerinde, Eski Hitit Dönemi'ne aittir. Ayrıca, Zincirli ve Kargamış'ta (G. Antep) da, Geç Hitit Dönemi'ne ait çeşitli kabartma taş levhalar üzerinde de bu tip çalgılara rastlanmıştır.Bu tür çalgıların Frigler, Lidyalılar ve Urartularda da kullanıldığı bilinmektedir.
    Bizans döneminde, 5. yya ait mozaikler üzerinde, "pandura" adı verilen, üç telli ve perdesiz örneklere raslanmaktadır. Bu mozaik Selçukluların Anadolu'ya gelişinden önce de, bu tür çalgıların Anadolu'da kullanılmakta olduğunun bir göstergesidir. L. Picken'a göre, uzun saplı lutların asıl kaynak yeri, Suriye ve çevresidir. Bu tip çalgılar, olasılıkla 2500 yıl önce Asya'ya geçmişti. Çünkü 2. ve 3. yylarda, benzer çalgılara Çin'de de rastlanmaktaydı.
    Bağlama benzeri çalgıların batıya yeniden getirilişlerinde, Türkler’in aracılığı etkili olmuştur.Asya Türkleri arasında, bağlamaya benzeyen ilk örnekler, eski Kırgız Türklerinin yerleşim alanı olan Hakas bölgesinde bulunmuştur. İki telli olan bu örneklerin perdeleri yoktur. Bu çalgının perdeli örneklerine günümüzde "dutar (ikitelli)" denilmektedir. Genel olarak Asya Türkleri, bağlama tipli telli çalgılara "kopuz" yada "komıs" adını vermektedir. Asya kopuzlarında, tel sayısı ikiden fazla olanlara da (tanbura anlamında) "dambra" yada "dombra" denilmektedir. Gürcüler, bu tip çalgılara "pandur" demektedirler. Bu ilişki ve benzerlikler, "pandura" ile "tanbura" arasındaki yakınlık ve yaygınlığa da dikkatimizi çekmektedir.
    Günümüzde özellikle Balkanlardan başlayarak, Anadolu, Suriye Irak, Gürcistan, Ermenistan Azerbaycan ve Asya'ya uzanan bölgede karşımıza çıkan bu tür çalgıların yayılmasında, Osmanlı Türkleri'nin de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde Balkanlar’daki uzun saplı çalgı kültürünün yaygınlaşmasında ve genel anlamda “batıya doğru olan yayılma”da, Osmanlıların iskan politikalarının etkili olduğu anlaşılıyor.

    Anadolu'da, bağlama ailesi çalgıların, olağanüstü bir çeşitlilik sunması ve hemen her yörede kullanılması, çalgının "yerli"liği adına önemlidir. Anadolu sazlarında, bu türden çalgıların adlandırılmasında, farklı yöntemler uygulanmıştır. Sözgelimi tel sayısına göre, boyuta göre, çalındığı akorda ve hatta çalındığı yere göre yapılan adlandırmalar yaygındır. Önceleri "ikitelli"den "onikitelli"ye kadar değişen ve tel sayılarına göre yapılan adlamanın yerini, giderek çalgının boyuna, çalındığı akorda yada çalındığı yere göre yapılan adlamanın aldığı görülür. Sözgelimi cura, ırızva, bağlama, bozuk, tanbura, çöğür, divan sazı, meydan sazı gibi adlar, bu dönüşümün tipik örnekleridir. Bağlama, bozuk gibi adlar, hem özel bir tür, hem de bir akort bildirmektedir. Divan sazı, meydan sazı gibi örnekler, çalgının, mekansal büyüklüğüne de çağrışım yapan adlamalara örnektir.
    Anadolu sazlarındaki bu adlamaların tarihsel gelişimini incelerken, yararlanılan önemli kaynakların başında, halk ozanlarının şiirleri gelmektedir. Yunus Emre (XIII.yy)'den başlayarak, kopuz, çeşte (şeştar-altıtelli), tanbura, cura, saz, bağlama, çögür gibi adların, sıkça bu metinlerde geçtiği görülür. Kaygusuz Abdal (XIV.yy), Pir Sultan Abdal (XVI. yy), Kazak Abdal (XVI.yy), Köroğlu (XVI.yy), Karacaoğlan (XVII.yy), Dadaloğlu (XIX.yy), Dertli (XIX.yy), Aşık Veysel (XX.yy) gibi daha pekçok ozan, hayatlarını paylaşan bu sadık dost için, şiirler söylemişlerdir.
    Ali Ufki (XVII.yy), Kantemiroğlu (XVIII.yy) gibi Osmanlı Saray hizmetinde bulunmuş hristiyan kökenli Avrupalı tutsaklar, o dönemin müzik ve çalgılarıyla ilgili önemli bilgiler vermektedirler. Özellikle tanbur, şeştar gibi isimlere onların eserlerinde de rastlanmaktadır.
    Önemli bir başka kaynak olarak, yabancı gezgin ve resmi görevlilere ait seyahatnamelerin kayda değer gözlem ve bilgiler içerdiği görülmektedir. XV. yydan itibaren gelişmeye başlayan ancak özellikle XVII. yydan sonra yoğunlaşan bu kaynaklarda da, saz kültürüne ilşkin pekçok bilgi elde etmek mümkündür. Nicholay (XVI.yy), Blainville (XVIII.yy), Fonton (XVIII.yy), Toderini (XVIII.yy), Vileatteaou (XIX.yy) gibi yabancı gezginlerin yanısıra, yerli gezginlerin en öenmlisi olan Evliya Çelebi (XVII.yy), 'den de telli çalgılarımıza ilişkin bilgiler derlenebilmektedir.

    Bağlama benzeri çalgıların günümüzde yaygın olduğu bölgelere bakıldığında, bunların antik dönemlerdeki dağılımla hemen hemen örtüştüğünü görmekteyiz. Tarihsel gelişmenin etkileriyle yayılmanın yönünün, daha çok doğudan batıya doğru olduğu söylenebilir. Özellikle lut - lavta türlerinin, Avrupa Ortaçağ ve Rönesans müziklerinde önemli bir rol üstlendiği görülüyor. Minnesaenger, meistersinger, troubadour gibi adlar alan, Ortaçağ'ın gezgin şair-besteci müzisyenlerinin büyükçe bir bölümü, şarkılarını lavta eşliğinde söylemekteydiler. Batıda Barok dönemde de gözde olma özelliğini sürdüren lut - lavta müziği, Klasik Dönem’le birlikte önemini kaybetmeye başlamıştır.
    Günümüzde, bağlama benzeri çalgıların hala oldukça geniş bir ülkeler coğrafyası içinde kullanılıyor olduğunu görüyoruz. Uzakdoğudan Asya kültürlerine, ortadoğudan Anadolu'ya, Balkanlardan Akdeniz kültürlerine hatta Latin kültürlerine dek, çok değişik form, ölçü ve adlar altında kullanılan bağlama benzeri çalgıların, farklı kültürlerden insanlarla olan ilişkisinin daha uzun yıllar, gelişerek devam edeceği görülmektedir. Halk müzikleri içinde de çoğu ülke için, bu aileden çalgılar, vazgeçilmez bir değer taşımaktadır. Okan Murat ÖZTÜRK

  7. #7
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart BaĞlama Ve Aİlesİ

    BAĞLAMA VE AİLESİ Bağlama ve Ailesi sazlarını tanıyabilmek için önce bu sazların atası olarak bilinen KOPUZ`un tanınması gerekiyor. İnsanlar, su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip sap ilave etmişler ve kiriş tellerini deri üzerinden geçirmek sureti ile sesin daha net çıkmasını sağlamıslar. Yay ile çalınanlara "IKLIĞ" parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınan türlerinede "KOPUZ" adnını vermisler. IKLIĞ yaylı sazların, KOPUZ ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz, sonraları su kabağı yerine armudumsu şekilde ağaclardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu), kiriş tellerinin yerini ise metal teller almıstır.

    Mızraplı sazların atası alarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir. En az 15 asırdan beri kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bugün yerini Anadolu`da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber, Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır.

    Bağlamanın ses sahası 2,5 oktav olup, ses taplosu üzerine yapıştırılan ilave perdeler ile ses sahası 3 oktava çıkarılabilir.

    Bağlama ailesi sazlarını büyükten küçüğe aşağıdaki gibi sıralıyabiliriz.

    MEYDAN SAZIMeydanlarda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmistir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli sazda denilmektedir. Meydan sazı bağlama ailesinin en büyük sazıdır. La sesine akort edilir. Form boyu 52,5cm, sap boyu 70cm, tel boyu 112cm, form eni ve derinliği 31,5cm dir. En ince teli 0,35 - 0,40 numaradır. Çoğunlukla kalın bam telleri kullanılır.

    DİVAN SAZIMeydan sazından biraz daha küçüktür. Dokuz telli yada yedi telli olarak kullanılabilir. Meydan sazından dört ses daha tiz akort edilir. Form boyu 49cm, sap boyu 65cm, tel boyu 104cm, form eni ve derinliği 29,5cm dir.

    ÇÖĞÜRDivan sazına yakın büyüklükte 9 ile 6 tel takılmakta ve 15 kadar perdesi bulunmaktadır. Akordu alt iki tel(La), orta iki tellerin birisi(La) diğeri ise(Re), üst teller ise(Sol) sesine akort edilir. Çöğür ile; Nefes, Ayin ve Semai gibi havalar çalınır. Bugün daha çok curası kullanılmaktadır. Çöğür Curası, çöğürün bir oktav daha tizi ve küçüğüne denir.

    BAĞLAMAAdını alan ailenin temel sazıdır. 17-24 perdesi vardır. Meydan sazından bir oktav, Divan Sazından ise beş ses daha tizdir. 6-9 tel takılır. Alt telleri(La) sesine akort edilir. Düzen değişikliklerinde orta ve üst tellerin akortları değiştirilir. Form boyu 42cm, sap boyu 55cm, tel boyu 88cm, form eni ve derinliği 25cm dir.

    BOZUK15-18 perdesi vardır. Üçerli gruplar halinde 9 tel takılır. Bağlama ebatlarındadır. Ortaya iki sarı ve bir ince çelik tel, üste ve alta ise birer kalın sarı ve ikişer çelik tel takılır. Sarı teller çelik tellere göre bir oktav daha pest akort edilir.

    Genellikle Güney ve Ege yörelerimizde bozuk olarak bilinir ve çalınır. Bozuk düzeni oldukça yaygındır. Akortları ise alt(La), Orta(Re) ve üst (Sol) seslerine düzenlenir.

    ASIK SAZIAşıkların ( Halk Ozanlarının ) çalmış oldukları bağlamaya aşık sazı denilmekdetir. Normal bağlamaya göre sapı daha kısadır. 13-15 perdesi vardır. Dip perdesi (Re) değil Do`dur. 6-9 telli olarak kullanılır.

    TANBURABağlamadan daha küçüktür. Divan sazından bir oktav tizdir ve divan sazının curası olarak bilinir. Bağlamadan da dört ses daha tizdir. Alt(Re) orta(Do) seslerine akort edilir. Form Boyu 38cm, sap boyu 50cm, tel boyu 80cm, form eni ve derinliği 22.8cm dir.

    CURABağlama ailesinin en küçük sazıdır. 7-16 perdesi 3-6 teli bulunmaktadır. Genellikle altı tellidir.Üç tek telli veya allta iki, ortada iki, üstte ise tek telli olanlarının yanı sıra iki telli olanlarıda vardır. Bağlama ve Bozuk düzenlerine akort edilir. İki telinin akort düzeni alt tel(La) üst tel(Re) dir.

    BAĞLAMA CURASILa sesine akort edilir. Bağlamadan bir oktav tanburadan ise beş ses tizdir. Form boyu 26,5cm, sap boyu 35cm, tel boyu 56cm, form eni ve derinliği 15,5cm dir.

    TANBURA CURASIRe sesine akort edilir. Tanbura`dan bir oktav, bağlama curasından dört ses daha tizdir. Form boyu 22,5cm, sap boyu 30cm, form eni ve derinliği 13,5cm dir.

  8. #8
    Mareşal
    ButterFly - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bağlama Tekniği

    ŞELPE TEKNİĞİ Erol Parlak
    Kendi içinde çok değişik şekilleri ve çeşitli özellikleri bulunan şelpe tekniğinde, elin bütün tellere yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı vurulması gibi iki temel fonksiyon vardır. Vuruş şekli, ifade ve tını olarak farklı anlayışta olan bu iki fonksiyon, kendi içinde de çeşitli özellikler göstermektedir.

    Yukarıdan aşağı yapılan vuruşlar genellikle iki türlüdür. Bunlardan biri; başparmak hariç, diğer dört parmakla yukarıdan aşağı bütün tellere vurulmasıdır. Bünyesinde bir çok özelliği barındıran bu vuruş da kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan biri, bütün tellere başparmak hariç diğer dört parmakla bir bütün halinde vurulmasıdır.

    Diğeri ise başparmak hariç serçe parmak, yüzük parmağı, orta parmak ve işaret parmağının sırasıyla bütün tellere taramalı olarak hızla vurulmasıdır.

    Bu vuruşlar ezginin ilk darpları olmaları nedeniyle önemlidir. Çok yumuşak uygulanabildiği gibi genellikle belli bir şiddetten çok kuvvetliye kadar değişik sertlik derecelerinde yapılmaktadır. Böylece ezginin yapısına ve karakterine göre usulün çok değişik zamanlamalarına gelebilen bu vuruşların, kesik kesik ve kuvvetli uygulanmasıyla da ezginin ruhunda dirilik ve coşku yaratılmış olmaktadır. Genellikle usullerin başında,, ortasında veya hem başında hem de ortasında yer alabilen bu tanforlar, kimi zaman usulün çok değişik yerlerine gelebilmektedirler. Bu da monotonluktan uzaklaşmada ve havanın değişmesinde etkili olmaktadır.

    Genellikle yalın ve küçük ezgileri belli bir ritim kalıbı temeline oturtup, uzun bir zaman dilimi içinde çalıp söyleyen Doğu Bölgesi Alevi-Bektaşilerinde tanfor anlayışının en ince örneklerini görmek mümkündür. Öyle ki, zaman zaman inançlarında önemli bir yeri olan Allah, Muhammet, Ali üçlemesini ifade eden üç tanforu, peş peşe getirerek ezginin çeşitli yerlerinde ustalıkla kullanabilmektedirler. Bunun yanında Anadolu genelinde tanforlarla şekillenmiş çok çeşitli ezgi ve ritim kalıpları meydana gelmiştir. Bir eserin tümü zaman zaman bu tarz şekillenmiş ezgi ve ritim kalıplarının birleşmesinden oluşabilmektedir. Teke bölgesinde sıkça rastlanılan bu uygulamaya Avşar Beyleri adlı ezgi iyi bir örnektir. Bu tarz uygulamalara Doğu bölgelerimizde de rastlanılmaktadır. Örneğin Aşık Nesimi Çimen; kendi anlayışına göre oluşturduğu tanforlardaki 7/8'lik usul kalıbını farklı usuldeki ezgilerin bitişinde dahi kullanmaktadır. Bu uygulamayı çokça benimsemiş olan Çimen'in uzun hava tarzı açışlarında özellikle tanforlarla süslediği hızlı ezgilerle karar sesine varması dikkat çekicidir. Anadolu'nun genelinde sağ elin yukardan aşağı vuruluşunda dikkat edilecek bir husus da tırnak ve el hışırtısının çıkan tınıya katılması ve bunun bir zevke dönüşmüş olmasıdır. Özellikle Doğu Anadolu Alevi-Bektaşi'leri için tırnak hışırtısı vazgeçilmez bir alışkanlık durumundadır.

    Anadolu'da sağ elin yukardan aşağı vuruluşuna ait genelde görülen bir diğer özellikte, tellerle birlikte aynı zamanda göğse de sert bir darp vurarak ses çıkarılmasıdır. Bu uygulama Doğu yörelerimizde de görülmesine rağmen genellikle Teke Bölgesi Yörükleri ile karakterize olmuştur. Özellikle zeybek havalarında karşılaşılan değişik kullanımları vardır. Teke bölgesi Yörüklerinde "fiske, fıska, tıska ve tokatlama" gibi adlar alan bu vuruşta önce sağ el başparmağı işaret ve orta parmağın ortasına gelecek şekilde yumruk yapılır. Bunu takiben önce orta parmak sonrada işaret parmağı olmak üzere, iki parmak peşpeşe ve hızla göğse vurularak el aşağıda açık konuma getirilir.

    Bu vuruşta işaret ve yüzük parmağı da göğse değiyor gibi görünse de asıl işlevi orta ve işaret parmağı yapmaktadır. Zeybeklerde bu ifade adeta, zeybek oynayan çok sayıdaki kişinin ayak seslerini tasvir etmektedir. Bu darplar genellikle düzenli olarak tek yapıldığı gibi, istenildiğinde üst üste iki defada uygulanabilmektedir ( Ömek Ağır Zeybek ve Fethiye Zeybeği). Bunun yanında piano ve forte olmak üzere değişik şiddetlerde görülen bu vuruşların, bir ezgi içinde çok aralıklı olarak uygulandığı da görülür. Göğse parmaklarla darp vurularak ses çıkarılması ve bu sesin müziğin içinde kullanılması fikri, kopuzun tarihinde çok eskilere dayanmaktadır. Asya Türklerinde de bu uygulamaya sıkça rastlanılmaktadır. El ile çalmanın çok eski dönemlerinden beri süregelen bu vuruş, mızrap kavramıyla birlikte devam ettirilmiştir. Günümüzde hala sürdürülen bu ifade ile ezginin istenilen herhangi bir yerinde göğse bir ya da peşpeşe iki darp vurularak renk katılmaktadır.

    Göğse darp vurarak ses çıkarılmasında Anadolu'da karşılaştığımız ikinci şekil, yalnızca orta parmağın göğse vurularak ses çıkarılmasıdır. Genellikle doğu bölgelerimizde adeta ezgiye dem tutarcasına kullanılan bu ifadede de, daha çok işaret parmağı ile ezgi çalınırken orta parmakla göğse vuruşlar yapılmaktadır. Bu uygulama da mızraplı bağlamaya geçmiştir Mızraplı bağlamada da alışkanlığa göre, orta veya yüzük parmağı göğse darplar vurmak suretiyle ezgiye eşlik etmektedir.

    Sağ el şelpe tekniği ifadelerinden bir diğeri de, yalnızca işaret parmağı ile bütün tellere yukarıdan aşağı vurmadır. Bu vuruşta diğer üç parmak hafifçe kapatılarak işaret parmağının hareket alanı genişletilir ve yukardan aşağı bütün tellere vurulur. Burada da vuruluş şiddetine bağlı olarak tırnak hışırtısı, kesik ifade ve tanfor özellikleri gerçekleştirilebilir. Ancak, bunların hiç biri olmadan yumuşak bir vuruş da yapılabilir. El ile çalışın görüldüğü hemen her yörede rastlanılan bu vuruş, saz boyunun büyükçe olması dolayısıyla doğu bölgelerimizde daha rahat ve özgür bir yapıdadır. Teke bölgesinde ise, üçtelli bağlamaların küçük boyda olmaları nedeniyle bu vuruş, daha küçük hareketlerle yapılmaktadır.

    Şelpe tekniğinin temel fonksiyonlarından bir diğeri de, aşağıdan yukarıya yapılan vuruşlardır. Kendi içinde çok değişik şekilleri ve özellikleri bulunan bu vuruşlar genellikle ezginin işlenmesi, tanforların belirlenmesi, tanforların dışındaki yerlerin doldurulması vb. işlevleri yerine getirmektedir.

    Aşağıdan yukarı yapılan vuruş şekillerinden biri. elin aşağıda açık pozisyonda iken yukarı doğru vurulmasıdır. Bu vuruşta ağırlık, İşaret parmağındadır. Diğer parmaklarda hafifçe tellere değseler bile, asıl vuruş işaret parmağının iç kısmıyla yapılmaktadır.

    Aşağıdan yukarı vuruş şekillerinden bir diğeri orta, yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ve işaret parmağı ile tellere aşağıdan yukarı doğru vurulmasıdır. Bir önceki vuruşa göre çok daha rahat ve hızlı olabilmesi bakımından, genellikle tercih edilen vuruş budur. Teke yöresinde bu vuruşa ''tekli''de denmektedir. Bu yörede bir ikinci tekli vuruş çeşidi de orta parmakla yapılandır. İşaret parmağı ve orta parmakla yapılan tekli vuruşların, bir bütün halinde düşünülüp peşpeşe uygulanmaları ile oluşan vuruşa Teke yöresinde genellikle ''ikili'' ya da ''iki parmak'' denilmektedir. İkili vuruşta işaret parmağı, biraz orta parmağın hizasına kaydırılarak parmaklar arasında bir paralellik sağlanır. Yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ile rahatlayan bu iki parmakla tellere kısa aralıklarla hızla vurulur. Parmakların tellere peşpeşe vurulması nedeniyle hızlı bir senkop oluşturan bu vuruşun, Doğu bölgelerinde özel bir adı olmamakla birlikte özellikle "Aşıklama" denilen tavırda kullanılmaktadır. Arguvan Emirler yöresinde çokça rastlanılan bu kullanımın yanında, aşıklama ifadesinin bilinen en yaygın vuruş şekli, alttan yukarı başparmak ve işaret parmağının hızla vurulması ile yapılandır.

    Şelpe tekniği alttan yukarı vuruşlarından, Teke yöresinde olup da, doğu bölgelerimizde görülmeyen önemli bir ifade, adına genellikle "tarama'' denilen vuruş şeklidir. Alttan yukarı sırasıyla yüzük, orta ve işaret parmaklarının peşpeşe, hızla vurulmalarıyla oluşan bu ifade, Teke yöresinin karakteristik ve temel bir vuruşudur. İlgili parmakların bükülmek suretiyle uygulandığı bu vuruş, Teke yöresinde adeta bir kalıp haline dönüşmüştür. Genellikle aşağıdan yukarıya parmaklar hızla, peşpeşe vurulur. Ancak ezgiye göre parmak hareketlerinin yavaş ve tek tek uygulandığı da görülmektedir.

    Anadolu el ile bağlama çalma geleneği şelpe tekniği, üstten ve alttan vuruşlarının birlikte uygulanışında iki olgu göze çarpmaktadır. Birincisi, ezgiye göre üstten ve alttan yapılan vuruş çeşitlerinden birinin veya bir kaçının düzensiz olarak uygulanmasıdır. Çeşitli vuruşların birleşiminden oluşan bu kalıpların, zaman zaman bir ezginin hemen bütünü boyunca devam ettiği görülebilir. Teke yöresinin Avşar Beyleri adlı uzun havası buna iyi bir örnektir. Dikkat edilecek olursa, üstten tek vuruş ve iki kez tekrarlanan alttan üç parmak tarama vuruşunun birleşiminden oluşan kalıp eserin bütününde uygulanmaktadır. Bunun gibi, daha fazla sayıda üstten ve alttan vuruşların birleşiminden oluşup ezgi bütününde tekrarlanan geniş vuruş kalıpları da vardır. Ezgi boyunca genel bir icra temasının oturtulduğu bu anlayışa, değişik şekilleriyle Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır. Bir üçüncü şekilde bu iki olgunun birlikte uygulanmasıdır. Bir ezgi bütününde üstten ve alttan serbest yapılan vuruşların yanında düzenli vuruş kalıplarının da kullanıldığı bu uygulamaya Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır.

    Şelpe tekniğinin yurt genelinde bağlamada asıl uygulanma :.eri göğüste, sap birleşimine yakın bir noktadadır. Ancak, Teke yöresinde sap üzerinde çalınan parmak vurma tekniği ile beraber sap üzerinde de uygulanabilmektedir. Şelpenin hemen her hareketinin yapılabildiği bu bölgede çıkan şelpe tonu göğüstekinden biraz farklıdır.

    Tel Çekme Tekniği

    Tel çekme, bağlamanın temel tekniklerindendir. Parmakla teli çekerek ses çıkarmayı ifade eden bu teknik, kopuzun ilk dönemlerinden bu güne kadar gelişerek süregelmiştir. Anadolu'da el ile bağlama çalma geleneğinin genelinde rastlanılan bu icra şekli, Doğu yöreleri ve Teke Bölgesinde farklılıklar içermektedir. Bu pozisyonda genellikle alt ve orta tel için işaret parmağı alttan yukarı, üst tel için ise başparmak kullanılarak yukarıdan aşağı çekilmek suretiyle ses çıkarılmaktadır. Doğu yörelerimizde genellikle uzun hava icralarında, zaman zaman da ritmik ezgilerde kullanılan bu teknikte, ezginin her sesine birebir vuruşlar gelebilmektedir. Kendisine özgü bir tını karakteri olan bu tekniğin tipik özelliği, sağ el ile az sayıda vuruş yapıp sol el ile olabildiğince çok sayıda ses çıkarılmasıdır. Kanımızca, özellikle hızlı ezgilerde her notaya bir vuruş yapmanın zorluğu bu anlayışı doğurmuş olmalıdır.

    Teke bölgesinde bu teknik, doğu yörelerimizden daha farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Genellikle boğaz havalarının icrasında kullanılan bu tekniğin en tipik örneği, Ramazan Güngör'de görülmektedir. Sanatçı, küçük olan üçtelli bağlamayı aşağıdaki resimdeki gibi, üst ve alt iki kenarından kavrayarak işaret parmağını boşta bırakmakta ve yalnızca işaret parmağı ile teli birazda göğse bastırarak yukarı doğru çektirmektedir. Teke bölgesi üçtelli bağlamaları da doğu yörelerimizde olduğu gibi, az vuruş yapıp, çok sayıda ses çıkarma anlayışı ile çalınmaktadır. Ancak, üçtelli bağlamada tel çekme tekniği esnasında çıkan tını daha sivri ve daha keskin bir karakterdedir.

    Parmak Vurma Tekniği

    Parmak vurma tekniği; Anadolu el ile bağlama çalma geleneği içerisinde yer alan ve dünyada yalnızca Anadolu'nun Teke bölgesi Yörük Türkmen kültürüne ait özgün bir ses çıkarma tekniğidir. Bu teknik, şelpe ve tel çekme teknikleri gibi bağlamanın köklerine uzanan derin bir tarihe sahip değildir. Bağırsak tel ile mümkün olmayan, ancak madeni telin kolay tınlamasına bağlı olarak gelişen bu tekniğin, iyimser bir bakışla madeni tellerin bağlamaya takılışına kadar uzanan bir geçmişi vardır. Kanımızca, bu nedenle parmak vurma tekniği, Anadolu genelinde yaygınlık kazanamamıştır. Zira, Anadolu insanının bağırsak telden madeni tele ancak yakın zaman önce geçebilmiş olması ve Yörüklerin göçebe yaşam tarzı nedeniyle diğer topluluklardan uzak olmaları, bu tekniğin Anadolu geneline yayılmasını engellemiştir. Bu teknik yörede ''parmak vurma, parmak koyma" gibi terimlerle adlandırılmaktadır. Ömer Akpınar Ahmet Yamacı'nın parmak vurmaya ''bana bana, bandıra bandıra çalma'' anlamında ''damak'' dediğini nakletmektedir. Teke yöresindeki yaşlılar, eskilerin bu tarzda çalarken sazın yönünü yukarı çevirdiklerini söylemektedirler. Bu anlayış kanımızca, Anadolu genelinde görülen sazın yukarıya, Hak'ka doğru çalınması inancıyla ortak olmalıdır.

    Parmak vurma tekniği; bağlamada açık tellerin bir tam beşli tizindeki perdeye genellikle işaret parmağı, bazen de orta parmakta vurulup çekilmesini ifade eden bir ses çıkarma tekniğidir.

Benzer Konular

  1. bağlama
    By megasaray in forum Müzik Enstrumanları
    Cevaplar: 13
    Bölüm Listesi: 02-08-2008, 11:33 AM
  2. BaĞlama Ve BaĞlama Aİlesİnİn Tanimlanmasindakİ Sorunlar
    By ABYSS in forum Müzik Enstrumanları
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 10:20 PM
  3. Bağlama ustaları
    By ByemonaR in forum Müzik Enstrumanları
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-03-2006, 01:19 AM
  4. Bağlama ailesi
    By ByemonaR in forum Müzik Enstrumanları
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-03-2006, 01:18 AM
  5. Bağlama
    By ABYSS in forum Müzik Enstrumanları
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 10-26-2006, 04:45 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]