DİNÎ KONULAR ‘ARAF’TA
Sinemamızda korku türüne ait örnekler de son yıllarda artıyor. Büyü

Dabbe

Semum

Küçük Kıyamet

Araf… Daha çok Uzakdoğu sinemasından etkilenen yönetmenlerimiz filmlerinde Hıristiyan unsurların yerine İslami olanı ikame etmeye çalışıyor. Genelde bir ayetten yola çıkmak

perilerin yerine cinleri

şeytanları koymakla sınırlı bu çaba. Tamamen Hıristiyani öğelerle şekillenen korku sinemasını bu fikirlerden arındırmak çok da kolay olmasa gerek. 2004’te vizyona giren ‘Büyü’ ilk örneklerden. Filmin afişinde de ayetlere yer verilmişti. Bir yıl sonra vizyona giren Hasan Karacadağ’ın filmi ‘Dabbe’ de benzer bir yaklaşım içerisindeydi. Ayetlerden ilham alınan senaryoda

Kuran’da sözü geçen ve dünyanın sonunu haber veren Dabbe’tül Arz’ın internet olduğu öne sürülür. Yönetmen ilk uzun metrajlı filminde Kur’an’dan ilham alır; fakat çok da senaryosuna sindiremez meseleyi. Bir sonraki filmi Semum’da da yine dinî konular merkezdedir. Karacadağ

Semum’un İslami korku türü için bir formül barındırdığına inanıyor. İlk filminin ardından korku türüne yönetmenlerin ilgisinin arttığını söyleyerek

dikkate alındığı ölçüde korku filmlerinin gelişeceğine inanıyor. 2006’da gösterime giren Biray Dalkıran’ın filmi ‘Araf’ ismini İslami literatürden alsa da içeriğinde bunu göremiyoruz. Filmde dans öğrencisi Eda’nın yaşadığı hezeyanlar anlatılıyor. Sebep

yıllar önce kürtaj yaptırmak zorunda kalmasıdır.Tül Akbal Süalp’e göre Anglo sakson geleneğin bir ürünü gibi bu filmler. Süalp

özellikle günah çıkarma ve suçluluk duygusuna dikkat çekiyor ve “Neden korku kendine Hristiyan bir kök arıyor?” sorusunu soruyor.