BATI DÜNYASINA İSLAMİ FİLM YAPMAK
Onur Ünlü’nünkinden oldukça farklı yılların yönetmeni Halit Refiğ’in fikirleri. O

artık eskisi kadar sinemaya gitmiyor

fakat filmleri evinden takip ediyor. Türk sinemasının geçirdiği süreçlere hâkim olan Refiğ’e

son dönemi nasıl değerlendirdiğini soruyoruz. Bize Türk sinemasında dinin geçtiği yolları özetledikten sonra bugüne geliyor. Ona göre bugün geçmişten farklı bir sinema tavrı ortaya çıktı: Batı dünyasına İslamî film yapmak. Batı

bu filmlere rağbet ediyor; çünkü İslam dünyasının karalanması işlerine geliyor. Nitekim 1990’lı yıllarda Batı için tehdit komünizmdi

günümüzde onun yerini İslam aldı. Dine yapılan her eleştiri artık o dünyada takdir görüyor. Sinema da bundan nasipleniyor.
Halit Refiğ’e göre yönetmenlerin çabası; “İslami âdetler ne kadar ilkel

geri ve acayiptir

gerçek inananlar nasıl acı çeker”i Batı’ya sunmak. Misal olarak ‘Takva’yı gösteriyor

“Yurt dışında en çok yarışmalara katılan ve izlenen bu filmi gördüğümde ödüllerin sebebini anladım. Batı dünyası İslam’ı kendine düşman gördüğü bir dönemde

bu dinin neden düşman seçilmesi gerektiğini açıklayan ve onaylayan bir örnek. İslam hakkında temel bilgisi olmayan bir yabancı ‘Takva’yı izlediğinde tüyleri diken diken olacaktır.” Film

İslam’ın esasını gösterip

“ama sapmalar da var” dese Refiğ’e göre kurtaracak; lakin doğrudan “Müslüman budur” diyor. Eskiden yurt dışındaki festivallere giden filmlerde vurgu daha çok ülkenin geri kalmışlığına idi. Yabancılar bu konulara rağbet eder ve ona göre ödüllendirirdi. Artık ülke kalkındığı için ‘geri kalmışlık’ hikâyelerinin yerini İslam’a yönelik eleştiriler aldı. Refiğ’e göre dine bu şekilde yaklaşan sinemacıların tek derdi; “filmi nasıl pazarlarız?”