TÜRK SİNEMASININ DİN İLE İMTİHANI
MODERN HAYATTA DİNİN YERİ YOK!
Son yıllarda çekilen filmlerde ise dinî temalara alaka arttı. Peki

yönetmenlerin yaklaşımı eskiye nazaran ne kadar farklılaştı?
Umut

Antalya’da kendi hâlinde yaşayan bir gençtir. Kız arkadaşı ve ailesiyle sıradan ilişkileri vardır. Onun hayatındaki kırılma süreci İstanbul Üniversitesi’ni kazanmasıyla başlar. İlk etapta her şey normaldir. Okula kaydını yaptırır ve kantindeki ilanlara bakarak kalacak ev arar. Öğrenci evlerini de bu vesileyle tanır. Fakat yaşamaya başladığı evdeki mistik ve doğaüstü olaylar zamanla hayata bakışını değiştirir. Çevresindeki ağabeylerin de etkisiyle gün geçtikçe ibadetler ve ritüellerle örülü bir dinî hayatı benimser. Başlangıçta her şey normaldir. Fakat değişiminin şiddeti gün geçtikçe artar ve Umut radikalleşmeye başlar. Bu dönüşüm onu ailesi ve çevresinden yavaş yavaş uzaklaştırır

kız arkadaşıyla arası bozulur. Gittikçe fundamentalist bir kimliğe bürünür. Umut için son durak

bir intihar eylemcisi olmaktır….
Bu hikâye 21 Mart’ta vizyona girecek Girdap filminin ‘sinopsis’inden. İçeriğinde El Kaide’den Türkiye-ABD ilişkilerine

fundamentalizmden Ortadoğu’da oynanan oyunlara kadar birçok konuya gönderme var. Filmin konusuna bakılacak olursa

önümüzdeki günlerde çok konuşulacağı ortada. Girdap

“muhafazakâr insanlar üzerinden dış güçlerin ülkemizde oynadığı oyunları nazara verme” niyetinde. Her ne kadar filmin senarist ve yönetmeni Talip Karamahmutoğlu dinî bir film çekmediğini dile getirse de senaryosunda dine ve dinin algılanışına yaptığı vurgu aşikâr.
Vizyona girmediği için izleme imkânı bulamamamız

Girdap hakkında derinlemesine yorum yapmamıza mâni… Lakin içeriğinden yola çıkacak olursak geçen yıl vizyona giren Takva filminin ardından yapılan tartışmaların benzerlerini duymamız muhtemel. Talip Karamahmutoğlu

destek almak için projesini Kültür Bakanlığı’na sunduğunda benzer yaklaşımlara maruz kalmış. Senaryoyu okuyanların bir bölümü filmin din propagandası yaptığını

diğerleri de dini eleştirdiğini öne sürmüş. Yönetmen

“Bizim dinle bir derdimiz yok. Dinin insanları kamplaştırması beni korkutuyor. Bugüne gelinmemeliydi.” diyor.
Karamahmutoğlu

senaryoyu yazarken gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkmış. Ona göre Umut’un öğrenci evlerinden intihar eylemciliğine sürüklenmesi abartı değil. DHKP/C’nin Ankara’da Adalet Bakanlığı’na canlı bomba ile saldırması

El Kaide’nin İstanbul’da üç yerdeki eşzamanlı eylemleri

PKK’nın çarşı pazarda

kafeteryalarda intihar bombacılarıyla katliam yapması buna örnek!... Yönetmen

gösterilen ile perde arkasında yaşananın farklı olduğuna inanıyor. Karamahmutoğlu’na göre günümüzde dış güçler tarafından din kullanılıyor; fakat ileride daha önce olduğu gibi bunun yerini ülkücülük

solculuk ya da herhangi bir ideoloji alabilir. Yaşananlardan süzerek kurduğu cümlesi şu: “Görünen

bilinmesi istenendir.”