HAMSTER

GENEL

Bilimsel adı Mesocricetus auratus olan Hamster'ın hikayesi 1930 yılında, Hebrew Üniversitesi Zooloji Dalı öğretim üyelerinden Prof. Jerusalem’in bir dişi hamster ve 12 yavrusunu Syra yakınlarında bir kasabada bulmasıyla başlamıştır. Aynı üniversitede görevli Dr. Ben Menahem bu yavrulardan 2 dişi ve bir erkeği alarak üretmiştir. Böylece insan eli altında üretilen ilk hamster yavruları elde edilmiş oldu. Dr. Menahem’in sahip olduğu bu hamster ailesi, bu gün tüm dünyadaki evcil hamsterlarin atası olarak kabul edilmektedir. Bu genç yavrular 1931 yılında bilimsel ve tıbbi araştırmalarda kullanılmak üzere Amerika ve İngiltere’ye gönderildi.

Orijinal hamster, yani değişik renk ve tüy varyeteleri elde etmek amacıyla üretilmeye başlanmadan önceki hamster, kısa, yumuşak tüylü ve sarımsı kahve rengiydi. Sırtında ve yanaklarında siyahımsı lekeler vardı ve karın bölgesi gri-beyaz renkteydi. Şu anda pet hayvanı olarak evlerde beslenen, değişik renk ve tüy uzunluğu olan hamsterlar sonradan yapılan selektif üretim çalışmalarıyla elde edilmiştir.

Hamster'ın derisi vücuduna tam yapışmış değildir, esnek ve gevşek bir yapısı vardır. Adeta derisi vücuduna bol gelen bir elbise gibidir. Gözleri parlak ve tam yuvarlaktır, ayakları tutmaya ve kavramaya uygundur bu yüzden hamsterlar iyi birer tırmanıcıdırlar. Ön ayaklarında 4 arka ayaklarında 5 parmak vardır. Kuyruk 1 cm den kısa ve küttür. Uzun tüylü varyetelerde kuyruk tamamen tüylerin altında gizlenmiştir.
Hamster'ları diğer kemirgenlerden ayıran el ilginç özellikleri yanaklarındaki keseleridir. Hamster'lar yiyeceklerini bu keselerde toplar ve yuvasına taşıyarak yuvasında depolar. Bu keseler yanaktan başlar ve omuz üstünde biter. Bir hamster kesesinde kendi vücut hacminin yarısı kadar yiyeceği taşıyabilir.

PET OLARAK NEDEN HAMSTER?

Hamster her yönüyle uygun bir pet hayvandır, bakımı beslenmesi ve barınması çok fazla özen gösterilmesi gerekmeyen konulardır. Hamster kendisi ucuz olduğu gibi barınması için de alacağınız kafes ve birkaç küçük aksesuar da pahalı değildir. Hamster özellikle küçük çocuklar için çok uygun bir pet hayvanıdır. Arka ayaklarının üzerinde kalkmaları, ön ayaklarını el gibi kullanıp yiyeceğini tutarak yemeleri, ilginç akrobatik hareketleriyle sahiplerine eğlenceli vakitler geçirtirler. Birçok evcil hayvanın aksine çocukların ellerine alıp oynamasına, sıkıştırmasına tahammül ederler.
Hamster hastalıklara çok dayanıklı bir hayvandır. Özel bir bakıma da (tüylerin taranması, yıkanması vb.) ihtiyaçları yoktur. Diğer pet hayvanlarıyla her gün ilgilenmek gerekirken, hamster birkaç günlüğüne yalnız bırakılabilir.
Ayrıca Hamster'lardan insanlara geçebilen bir hastalık bildirilmemiştir.
Tüm bu özelliklerinden dolayı hamster tüm hayvanseverler için uygun bir pet hayvandır.
HAMSTER ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
YAŞ: Hamster yavruları 4-5 haftalıkken annelerinin yanından ayrılır. En iyisi annesinden yeni ayrılmış, yavru bir hamster almaktır. Yavru hamsteri insana alıştırmak , sevip okşamaya alıştırmak çok daha kolaydır. Bunun yanında hamsterin ortalama ömrü 3 sene kadardır. Kısa ömürlü bu sevimli hayvanı ne kadar gençken alırsanız onunla daha uzun süre birlikte olabilirsiniz.
CİNSİYET: Dişi veya erkek her ikisi de iyi birer pet hayvanı olarak beslenebilir. Ancak dişiler östrus sikluslarının yumurtlama dönemlerinde (kızgınlık dönemi) sinirli ve hırçın olabilirler ki bu dönem her 4 günde bir tekrarlanır. Bu dönemde dişi hamster onu tutmanıza, sevmenize izin vermeyebilir ve hatta ısırabilir.Bu yüzden erkekler daha uysal pet hayvanları olarak kabul edilebilir.
Hamster besleme ve üretimi konusunda deneyimli değilseniz, dişi ve erkek çift almamanız iyi olur. Aynı kafeste beslenen dişi ve erkek arasında ölümcül kavgalar olabilir.
DIŞ GÖRÜNÜŞ: Alacağınız hamster yaklaşık 55-60 gr. ağırlığında olmalıdır. Bu, genç, kendi başına beslenebilecek yaşa gelmiş bir hamsterin ağırlığıdır. Daha hafif ise bu, ya kendi başına beslenemeyecek kadar ufak bir yavru veya sağlık problemleri nedeniyle zayıf düşmüş bir hamsterdir.
Hamsterin genel görünüşü de çok önemlidir. Tüyleri yumuşak ve parlak olmalı, gözleri canlı parlak ve tam yuvarlak olmalı, göz çevresinde şişlik ve kızarıklık, gözde çapak, akıntı, burunda akıntı olmamalı, anüs bölgesi ve kuyruk ıslak olmamalıdır. Tüm bunlar bir hamster'ın hasta olduğunun belirtileridir.
Ayrıca almayı düşündüğünüz hamster sakin mizaçlı olmalı, elinize almanıza izin vermeyen ısıran hamster'ı almaktan vazgeçin. Hamster'ın ısırma alışkanlığı hiç istenmeyen, tehlikeli bir huydur ve düzeltilmesi çok zordur.
HAMSTER DAVRANIŞLARI
Hamster çok meraklı bir hayvandır, herşeyi heryeri keşfetmek ister. Oyun oynamayı ve saklanmayı çok sever. Hamster temiz bir hayvandır, kafesinin ve evinin devamlı temiz olmasını ister. Öyle ki kafeste beslenen bir hamster kafesin bir köşesine uyuyacağı yeri hazırlamışsa , tuvaletini bu köşeye en uzak yere yapar. Hatta bazen dışarı atar. Bu yüzden hamster'ınızın kafesini sık sık temizlemeli, altlık materyalini değiştirmelisiniz. Altlık olarak hamster kafesinizde ağaç talaşı veya gazete kağıdı kullanabilirsiniz. Hamster için mahremiyet çok önemlidir, kendisini insanlardan , diğer hayvanlardan ve hatta diğer hamster'lardan gizlemek isterler. Bu yüzden hamster'ınızın kafesine, içine girip saklanabileceği bir aksesuar koymanız, onun bu içgüdüsünün tatmini için faydalı olacaktır.
Birkaç tane hamster'ı aynı kafeste tutabilirsiniz. Bunun için dişilerle erkekleri farklı kafeslere ayırıp, onlara içine girebilecekleri, saklanabilecekleri yerler sağlamalısınız. Ancak yine de hamster'larınızın yaşları ilerledikçe kavga etme riskleri vardır. Bu yüzden en iyisi bu yalnızlığı seven küçük hayvanları tek olarak ayrı kafeslerde bakmaktır.
Yeni aldığınız hamstır'ınızı elinize almadan önce onu kendinize alıştırmalısınız. Onu alıp eve getirdiniz, kafesine koydunuz, ona birkaç gün izin verin yeni evine, yeni ortamına alışsın. Daha sonra onu elinize alıştırın, elinizi kafese sakın onu avucunuza almayın, onun elinize tırmanmasını sağlayın. Asla onu derisinden tutup kaldırmayın ve uyurken rahatsız etmeyin çünkü birden uykudan uyandırıldıklarında hamster'lar agresif davranışlar sergileyebilirler.
Hamster'lar doğal olarak gündüz uyuyup gece faal olan hayvanlardır. Direkt güneş ışığını yada parlak ışığı sevmezler. Eğer hamsterinizi gündüz sevmek istiyorsanız onu yavaşça uyandırın ve uyanır uyanmaz elinize almayın. Birkaç dakika iyice ayılması ve ışığa alışması için bekleyin. Çünkü hamsterler çok derin uyurlar ve uyandıklarında çok sinirli olurlar. Hamsterinizin sinirli olduğunu kulaklarını geriye yatırmasından anlayabilirsiniz. Hamster çok güçlü bir sahiplenme iç güdüsüne sahiptir. Kafesine yuvasına ve aksesuarlarını sahiplenir. Onlara diğer hamsterları ve hatta sahibinin ellerini bile yaklaştırmak istemez . Kafes dışında çok uysal, oyuncu ve sevecen olan bir hamster kafes tellerinden içeri parmaklarınızı soktuğunuzda sizi ısırabilir. Bu sahiplenme duygusu dişilerde daha güçlüdür.
Diğer bütün kemirgenlerde olduğu gibi hamster'larında koku alma duygusu çok gelişmiştir, dünyayı burunlarıyla algılarlar. Anne hamster yavrularını kokuları sayesinde tanır. Bu nedenle emziren bir annenin yavrularına kesinlikle dokunmayın, anneyi rahatsız etmeyin ve onu tamamen sessiz sakin ortamda yalnız bırakın. Eğer yavruyu elinize alırsanız elinizin kokusu yavruya geçecek ve anne yavrusunu tanıyamayacaktır. Sonuçta onu bir yabancı zannederek ya öldürür yada yuvadan atar. Erkek hamster'lar yalnız yaşamayı tercih ederler, aileye katılmazlar. Erkek hamster'lar kendi yavruları dahi olsa genelde yavruları ya öldürür ya da yuvaya yaklaştığı için dişi tarafından öldürülür. Hamster her ne kadar insanla çok iyi anlaşsa da kendi türüyle geçinemeyen yalnızlığı seven bir hayvandır. Hamster, kışları soğuk geçen bir iklim bölgelerinde iki ay kadar kış uykusuna yatar. Ancak evde baktığımız hamster'lar standart oda sıcaklığı koşullarında kış uykusuna yatmayacaklardır.

BARINMA

Hamster için plastik altlıklı tel kafesler idealdir. Tahta kafesler uygun değildir. Tahta kafesin tabanı idrar ile ıslandığında uzun süre nemli kalır, bu da hamsterin sağlığı için zararlıdır. Ayrıca hamster tahta kafesi kolaylıkla kemirip kaçabilir. Kimi zaman cam akvaryumda da hamster bakılabilir ancak bu da hamster için pek uygun değildir. Akvaryumun içinde yeterli hava sirkülasyonu olmadığından tabanında rutubet oluşur. Rutubet hem hijyen açısından sakıncalıdır, hem de hamsterin hoşlanmadığı bir ortamdır. Hamsterin içme suyu ihtiyacını karşılamak için hamsterlere özel imal edilmiş sulukları tercih edin. Küçük bir tabağa su koymak veya kuşlar için imal edilmiş sulukları kullanmak pek işe yarmaz. Çünkü hamster kısa zamanda bunların içini yiyecek parçaları, kabukları ve kağıt parçalarıyla dolduracaktır. Hamster bir çöl hayvanıdır. Doğada bitkilerin içindeki öz sularını emerek veya yaprakların uçlarındaki su damlalarını yalayarak su ihtiyacını karşılar. Özel imal edilmiş hamster sulukları ile hem onun daha doğal bir şekilde su içmesini sağlamış olursunuz hem de suyun temiz kalmasını sağlamış olursunuz.
Hamster kafesine koyacağınız oyun tekerleği hem hamsterinizi eğlendirecek hem de egzersiz yapmasını sağlayacaktır. Hamsterlerin kesinlikle egzersize ihtiyaçları vardır. Sürekli hareketsiz kalan hamsterlerde kalıcı felçler oluşabilir.
BESLENME
Hamster kemirgen bir hayvandır. Yiyeceklerini yavaş yavaş kemirerek yerler ve yavaş hazmederler. Tohumlar ve fındık fıstık gibi sert gıdalardan hoşlanırlar zaten hamsterlerın diş ve çene yapısı gıda depolama keseleri ve sindirim sistemleri yumuşak gıdalar için uygun değildir.
Hamster verdiğiniz yiyecekleri yanaklarında bulunan keselerde depolar, yuvasına taşır ve orada saklar. Ne zaman yiyeceğine kendisi karar verir. Yumuşak gıdalara da hayır demezler, severek yerler ama devamlı yumuşak gıdalarla beslenmenin birkaç sakıncası vardır.

*
Sert gıdaların kemirilmesi, kesici dişlerin törpülenmesini de sağladığından devamlı yumuşak gıdalarla beslenen hamsterların dişleri aşırı uzar ve bir süre sonra yem yiyemez hale gelir.
*
Yumuşak gıdaların keselerden geri geri çıkarılması çok zordur.
*
Yuvaya taşınan ve saklanan yumuşak gıdalar çabuk çürür ve kokuşur.
*
Yumuşak gıdaların su oranı fazla olduğundan sindirim problemlerine neden olur.

S u her canlıda olduğu gibi hamster için de hayati önem taşır. Halk arasında hamster'ların su içmediği gibi yanlış bir inanış vardır. Hamster su içer ama çok değil. Çoğu zaman verdiğiniz meyve ve sebzelerin içerdiği su hamster için yeterlidir. Ancak fındık, fıstık, tohum veya pellet yem gibi kuru gıdalarla beslenen hamster'lara mutlaka su verilmelidir.
Evcil hayvan mağazalarında bulabileceğiniz, hamster için özel imal edilmiş tohum karışımı yemler idealdir. Ay çekirdeği hamsterin favori tohumudur. Fındık, fıstık, ceviz içi, kuş yemi, darı, mısır, ay çekirdeği, kuru kedi ve köpek mamaları, bisküvi, muhabbet kuşu ve papağan krakerleri, bayat ekmek, buğday hamsterlerin severek tükettiği sert gıdalardandır. Bunun yanında haftada ki üç defa mavi lahana, ıspanak, havuç, elma , patates gibi meyve ve sezeler, sebze kökleri, haşlanmış et, haşlanmış yumurta vermek de vitamın takviyesi açısından çok faydalıdır.
Yeni doğmuş yavrular gözleri açılana kadar anneleri tarafından emzirilir. Gözleri açıldıktan sonra yavaş yavaş annelerinin yemlerinden de yemeye başlarlar. Gebe dişiler, süt emziren anneler ve katı gıda almaya yeni başlayan yavrular için haşlanmış yumurta ve süt tozu ile hazırlanan karışımın verilmesi çok faydalıdır.
Hamster'ınıza kesinlikle vermemeniz gereken gıdaların başında çiğ et gelir. Portakal, mandalina, limon, kavun ve karpuz gibi çok sulu meyveler de hamster için iyi değildir. Ayrıca soğan ve sarımsak türleri de hamster'lara kesinlikle verilmemesi gereken gıdalardandır.
ÜRETİM
Hamster'ınızı çiftleştirmeye karar verdiyseniz, pet hayvanı beslemenin en zevkli ve en heyecanlı olayına tanıklık edeceksiniz demektir. Yani bireylerin dünyaya gelmesi ve yavrularının büyümesini izlemek hayvan severler için büyük bir zevktir. Hamsterların gebelik süresi 16 gündür. Bu tüm memeliler arasında bilinen en kısa gebelik süresidir. Dişinin :-):-):-):-)üel siklusu dört gün sürer. Yani dişi hamster dört günde bir reseptivdir (çiftleşmeye hazırdır). Yavru sayısı 2 ile 15 arasında değişmekle beraber genelde 8'dir. Yavrular 5 haftaya kadar süt emerler, yavrular sütten kesildikten bir hafta sonra dişi tekrar çiftleştirilebilir. 1 aylık olan yavrular gebe kalabilirler ancak 3 aylıktan önce çiftleştirilmesi doğru değildir. Gördüğünüz gibi hamster'ların muhteşem bir üreme kapasitesi vardır.
Hamster'lar gece faal olan hayvanlardır. Bu yüzden çiftleşmede gece yapılmalıdır. En uygun saat akşam 19:00 ile 23:00 arasıdır. Üreme için seçeceğiniz dişi ve erkek altı aylıktan küçük olmamalıdır. Küçük yaşta gebe kalan hamster'ların yavruları genellikle ölü veya çok zayıf doğar. Zayıf doğan yavrular anneleri tarafından öldürülür. Bu bize zalimce görünse de hayvanlar aleminde doğal seleksiyonun değişmez kuralıdır. Zayıf, güçsüz ve hasta olanların yaşama şansı yoktur. Çiftleştirme için seçtiğiniz erkek, dişiden daha iri en azından aynı cüssede ve daha deneyimli olmalıdır. Hamster üretiminde dikkat edilmesi gereken belki de en önemli nokta dişinin erkeğin kafesine konulamaması gerektiğidir. Çünkü dişi reseptiv olsa bile erkeği yuvasına giren bir yabancı olduğu için kabul etmeyecek ve muhtemelen saldıracaktır.
Çiftleşmeyi düşündüğünüz dişinin repestiv olduğunu nasıl anlarsınız? Bunun en pratik yolu; akşam saat 19:00 ile 23:00 arasında dişiyi erkeğin kafesine bırakın ve 5-10 dk. izleyin. Eğer dişi ve erkek birkaç dakikalık koklaşmadan sonra dişi kuyruğunu kaldırıp haraketsiz kalıyorsa repestiv demektir ve birkaç dakika içinde çiftleşme gerçekleşir. Eğer dişi erkekten kaçıyor veya kavga ediyorlarsa hemen dişiyle erkeği ayırın. Aynı işlemi 24 saat sonra tekrar deneyin. Dişi her dört günde bir repestiv olduğuna göre, en fazla 4 denemenizde çiftleştirme işlemi başarıyla sonuçlanacaktır. Çiftleşme 30 dk. kadar sürer. Bu esnada siz dişinin kafesini temizleyin, bolca altlık ve yiyecek koyun. Dişiyi erkeğin yanında 30 dk. dan fazla bırakmayın. Çünkü çiftleşme bittikten sonra büyük bir ihtimalle yeniden kavga edeceklerdir. Dişi çiftleştikten sonra kafesine bırakın, gebelik sırasında ve özellikle yavrular doğduktan sonra kesinlikle dişiyi rahatsız etmeyin. Yavruları gözleri açılmadan önce kesinlikle ellemeyin eğer temizlik için mecbur kalırsanız plastik eldiven kullanın. Daha önce de bahsettiğimiz gibi dişi yavrularını kokularıyla tanır ve siz çıplak elle yavrulara dokunursanız elinizin kokusu yavrulara bulaşır. Dişi de bu durum da yavrularını yabancı zannederek öldürebilir.
Yavrular yeni doğduklarında gözleri ve kulakları kapalıdır, tüyleri yoktur, yaklaşık 2-2,5 cm. boyundadır. 10 günlük yaşa gelince yumuşak yiyecekleri kemirmeye ve kafes içinde dolaşmaya başlarlar. Bu dönemde hala gözleri kapalıdır, gözleri 16 günde açılır.
Dişi bir hamster 3 yıllık hayatı boyunca 6 veya 7 defa doğum yapar ve toplam 40-50 yavru dünyaya getirir.
YAVRULARIN BÜYÜTÜLMESİ
10.günden itibaren yavrular kafes içinde dolaşmaya başlarlar, kafes içinde dağılmış olan yavruları anne yuvaya toplar. Bu yavruların toplanmasında anneye yardım etmeyin. Kafesi, evdeki diğer hayvanlardan (kedi ve köpeklerden) uzak, loş, çok sıcak veya çok soğuk olmayan serin bir yerde muhafaza edin. Direkt güneş ışığından kesinlikle uzak tutun.
Bazen annenin yavruları öldürdüğü, hatta yediği görülür. Bunun birkaç sebebi vardır;

*
Dişinin ilk doğumudur, dişi tecrübesizdir.
*
Yavrular sakat veya cılız doğmuştur.
*
Dişi korkutulmuş veya rahatsız edilmiştir.
*
Dişide yetersiz beslenmeye bağlı vitamin ve mineral eksikliği vardır.

16.günden sonra yavruların gözleri açılır. Annelerinden yeni ayrılan yavrulara, nispeten yumuşak meyve ve sebzeler ilk besin olarak verilebilir. Bunun yanında haşlanmış yumurta, haşlanmış et, peynir, yavrunun gelişimi için gerekli hayvansal proteinin sağlanması için de faydalıdır.


------------------------------------------------

KÖPEKLER



Köpek Almadan Önce :

Kendinize ilk sormanız gereken soru gerçekten hazır olup olmadığınız olmalı. Önünüzdeki 10 - 15 seneyi sizle beraber geçirecek ve bütün yükümlülüklerini yerine getirmek durumunda olduğunuz, size ölesiye bağlı olacak ve bütün dünyasının sadece siz olacağınız bir dost almak üzeresiniz. Bu güzel dostluğun başlangıcı eğer bazı cevapları tam olarak veremediyseniz düşünüldüğü gibi çok da kolay olmayabilir. Sonuçta bir canlı alacaksınız ve onun da kendi kişiliği olacak. Beraber paylaşacağınız yılların problemsiz geçmesi için onu güzel bir eğitimden geçirmek durumundasınız. Irka göre değişiklikler göstermekle beraber yavru köpeklerde eğitim genel anlamda aşağı yukarı aynıdır.
Şimdi kendinize şu soruları sorun...
1 . Ona yeteri kadar zaman ayırabilecek miyim?
2. Gezdirilmesi, temizliği ve beslenmesi ile ilgilenebilecek miyim?
3. Düzenli olarak sağlık kontrollerini yaptırabilecek miyim?
Bu üç genel soruya cevabınız (hepsine birden) evetse okumaya devam edin. Ancak birine bile hayır diyorsanız kesinlikle köpek almaktan vazgeçmelisiniz. Yoksa hem kendinize hem de ona hayatı zehir etmiş olursunuz.
Genelde sağlıklı olan köpeğinizi yavru iken almak olacağından ve öyle yapacağınızı varsayarak biraz daha detay sorulara geçelim...
1. Uykusuz gecelere hazır mısınız?
2. Salonunuzun ortasına küçük veya büyük tuvalet yapıldığı zaman tepkiniz ne olur?
3. Ayakkabılarınızı, terliklerinizi ve kemirilebilecek bilumum eşyalarınızı ne kadar seviyorsunuz veya onlardan vazgeçebilir misiniz?, en iyi ihtimalle bir süreliğine onları saklamayı göze alabilir misiniz?
4. Yalanmaktan hoşlanır mısınız?
5. Ne kadar sabırlısınız?
Size biraz abartılı gelmiş olabilir ancak yavru köpek aldığınız zaman yukarda size soru olarak sorulmuş olan ihtimallerden en az birini veya birkaçını bir süreliğine de olsa yaşayacaksınız. Tabi köpeğinize vereceğiniz doğru eğitimle bunlar çok kısa sürede aşılacaktır.
Köpek almadan önce yapılması gereken en önemli şey (sonuçta bir canlı alıyorsunuz) bütün ihtimalleri gözden geçirmek ve ondan sonra karar vermektir. Artık aşağı yukarı nelerle karşılaşabileceğinizi bildiğinize göre sıra ırk seçimine geliyor. Bu da oldukça mühimdir. Örneğin diğer bütün ırkların yavruları gibi minicik olan bir Danua büyüdüğü zaman sizi boyutlarıyla dehşete düşürebilir. Bu durumda ırkı seçmeden önce ırkın tüm özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmalısınız. Bununla beraber seçiminizi yaparken en doğru yaklaşım moda olan ırkı değil, eviniz, siz ve yaşam stiliniz için en iyi olan köpeği seçmektir. Kimi köpek çok daha aktif ve ilgi gereksinimi duyarken kimisi de daha sakin ve çok fazla ilgi beklemez. Kimi ırk içgüdüsel olarak koruyucu ve saldırgan iken kimisi de oldukça sevecen ve herkesle iyi geçinen yapıya sahiptir. Sonuçta size ve kişiliğinize en uygun ırkı seçmek doğru olacaktır.
Diğer bir seçim ise cinsiyet tercihidir. Bu da tamamen sizin tercihiniz olmakla birlikte bilmeniz gereken dişi köpeklerin 6 ayda bir kızgınlık gösterdikleri ve kanamalarının olacağı ve istenmeyen gebeliklere karşı bu dönemlerde köpeğin kontrol altında tutulması gerektiğidir.


Köpek Nedir :
Görünüş ve büyüklükleri farklı, yüzden fazla evcil ırkı vardır. Başı az çok uzun, üst çenede üç, alt çenede dört kesici dişi bulunur. Ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklıdır. Tırnakları, kedi gibi çekilebilme özelliğinden mahrumdur. Parmakları üstünde koşar ve iyi yüzer. Saatte 50 km hızla yol alır. Gündüz ve gece faaldir. Koku alma ve işitme duyuları keskindir. Zeki olduklarından kolayca terbiye edilebilirler. Sahibine bağlılığı ile ün yapmıştır.
Erkek köpekler arka bacaklarından birini kaldırarak idrar bırakırlar.Ağaç kökü, kaya gibi yerlere kokulu olan idrarlarını yaparak, bölgelerinin sınırlarını çizerler. Her köpek komşu köpeklerin kokulu işaretlerini tanır ve bölgelerine girmekten çekinir. Beş ayda bir eşleşirler. 63 günlük bir gebelik devresinden sonra, dişi, gözleri kapalı ve 6-8 yavru doğurur. İki hafta sonunda gözleri açılarak işitmeye başlarlar. Altı hafta süt emerler. 6-12 haftalıkken eğitilmelidirler. Aksi takdirde insanlardan çekingen olurlar. On aylık olunca erginleşir, 15-20 yıl kadar yaşarlar.
Köpeklerde hemen hemen hiç ter bezi yoktur. Dolayısı ile hiç terlemezler. Yalnız sıcak zamanlarda dillerini ağızlarından sarkıtarak hararetlerini dışarı atarak serinlerler.

Köpeklerin Evrimi:

Günümüzden otuz milyon yıl önce “Oligosen” diye adlandırılan yerbilim döneminde, köpeğe benzer ilk yaratık olan “Cynodictis” ortaya çıkmıştır. Uzun burnu ve ağız yapısıyla miskkedisini andıran bu cins “Creodonts” diye adlandırılan daha önceki yaygın etçil öbeğinin yerini almıştır. Köpekgiller ailesinin en eski fosil kalıntıları Kuzey Amerika’da bulunmuş olup, bu dönemden kaldığı tespit edilmiştir. Köpekgillere benzer bir başka etçil olan “Tomarctus”un evrimi ise yaklaşık yirmidört milyon yıl önce, Miyosen dönemi diye adlandırılan bir dönemde başlamıştır. Sonra “Canis” cinsi ortaya çıkmış ve yaklaşık üçyüzbin yıl önce bu cins “Canis Lupus” a yani bildiğimiz kurda dönüşmüştür. Bu kurttanda yaklaşık onikibin yıl önce ilk evcil köpekler türemiştir.Günümüzden yaklaşık kırkbin yıl önce başlayan Buzul çağ sırasında hem kurtlar hem de insanlar topluca avlanan, aile toplulukları halinde yaşıyorlardı. Bu topluluklar zaman zaman aynı av için çekişiyorlardı. Hatta bazen de birbirlerini öldürüyorlardı. Bu arada kurtlar büyük olasılıkla insanlardan kalan artıklarla beslenmeye başladılar. İnsanların evcilleştirmeye başladıkları kurt yavruları da birçok kuşak boyu süren soy ıslahı sonuncunda zamanla evcil köpeklere dönüşmüş oldular.

Görme, İşitme, Koku Alma Duyusu :

Görme Duyusu :

Bütün evcil köpeklerin Pekin köpeğinden, Danua’ya kadar bütün soylarının gözleri ve kulakları ortak ataları olan kurttan miras kalmıştır. Kurdun bütün duyuları iri av hayvanlarını sürü halinde kovalayan bir avcının geçirdiği evrim sonucu mükemmel derecede gelişmiştir. Yalnız bu duyular farklı evcil köpek soylarına” yapay seçme” yoluyla uyarlanmış, sonrasında da geliştirilmiştir. Bütün evcil köpeklerde ortaya çıkan değişikliklerden biri, gözlerin kurtta olduğu gibi yanlara değil, ileriye doğru bakmasıdır. Köpeğin üst ve alt göz kapakları içinde, gözü kir ve tozdan koruyan üçüncü bir göz kapağı daha vardır.

İşitme Duyusu :

Kurtlar ve evcil köpekler öbür bazı etçiller kadar iyi işitemezler, çünkü genellikle görmenin işitmeden daha önemli olduğu alacakaranlıkta avlanırlar. Buna rağmen tilkiler, kurtlara oranla daha iyi işitirler.

Köpekgiller ailesinin tüm fertlerinin, bir sesin nereden geldiğini anlamaya yardımcı olacak şekilde gelişmiş dik kulakları vardır.
Sarkık kulaklı bazı evcil köpeklerde işitme duyusu, dik kulaklı köpeklere göre daha az gelişmiştir.

Koku Alma Duyusu :

Köpekgillerin tüm üyeleri, insana oranla daha iyi koku alırlar. İnsanlar bir yerdeki eşyaları bulundukları yere göre aklında tutarken, bir köpek eşyaların düzenini farklı kokularıyla aklında tutar.

Bütün köpkegillerde koku alma, en gelişmiş duyudur. Çünkü bu hayvanlar burunlarıyla avlanırlar, eşlerini burunlarıyla bulurlar ve kendi yaşam alanlarına giren her yeni yaratığın kimliğini kokularıyla algılarlar. Başka hayvanların korkmuş ya da sakin durumda olduklarını bile kokularından algılayabilirler. Köpeklerin keskin koku almalarını sağlayan şey; koku zerreciklerini çeken sarmal biçimli çok ince kemik kıvrımlarının yer aldığı uzun burunlarıdır.
Bir köpeğin başka bir köpekle karşılaştığında poposunu koklaması onu tanımak için yaptığı bir davranıştır.Bu sayede, onunla ilgili pek çok şey öğrenebilir.


Davranışları :


Kulaklarını yılışıkça oynatan ve ağzını gülümser gibi açan köpek mutlu ve rahattır.
Geriye çekilmiş kulaklar, korku ya da saldırganlığın işaretidir.
Sıkıca kapatılmış bir ağız, kaygı belirtisidir.
Bacaklar arasına sıkıştırılmış kuyruk, boyun eğme duruşudur.
Tetikteki kulaklar, çevredeki bir ava ya da tehli---e karşı kulak kesildiğini gösterir.
Bir köpeğin, karşısındaki bir köpeğe karşı başınıı hafifçe yana çevirmesi korku belirtisidir.
Bazı köpekler iletişim kurmak için ulurlar. Bazı köpekler de belirli müzik türlerini işittiklerinde ya da dolunaylı gecelerde, dışarda kaldıklarında ulurlar.
Bir köpeğin başka bir köpekle karşılaştığında poposunu koklaması onu tanımak için yaptığı bir davranıştır.Bu sayede, onunla ilgili pek çok şey öğrenebilir.


Eğitim

EĞİTİMİN TEMEL KOMUTU “OTUR’’ :

Otur komutu itaat eğitiminin en önemli komutudur. “OTUR” komutu köpeğinize itaat etmeyi ve söz dinlemeyi öğretir. Bu komutla köpeğinizi kontrol altında tutabilirsiniz.

Örneğin; köpekler yürüyüşe çıkmayı çok severler, yürüyüşe çıkmaya hazırlanırken tasmayı elinize aldığınızda köpeğiniz hoplayıp zıplamaya, sağa sola koşuşturmaya , hatta havlamaya başlayabilir. Bu durumda tasma takmak imkansızlaşır. Köpeğinizi sakinleştirmek, tasmayı rahatça takabilmek için “OTUR” KOMUTU şarttır.Bu komutla oturan köpek sakinleşir ve durup düşür ve zihnine şu notu alır.”Gezintiye çıkmadan önce oturup sahibimin tasmamı takmasını beklemeliyim”.Bir süre sonra siz tasmayı elinize alır almaz köpeğiniz kapının yanında oturarak sizi beklemeye başlıyacaktır.(Oturarak sizi beklediği zaman ödüllendirmeyi unutmayın).Tasmayı taktıktan sonra mutlaka önden siz çıkın (liderler önde yürür) ve “GEL” komutuyla köpeğinizin sizi takip etmesini sağlayın.

Bir veteriner kliniğine gittiğinizde,yürüyüşe çıkmadan önce , yemeğini vermeden önce, oyun oynamaya başlamadan önce ve oyunu bitirdikten sonra “OTUR” komutu ile köpeğinizin aşırı reaksiyonlarını engeller, sizin lider olduğunuzu ve itaat etmesi gerektiğini hatırlatırsınız.İyi bir eğitim için öncelikle kimin lider olduğunu köpeğinize ispat etmeniz gerekir.

Yeni eğitmeye başladığınız yavru köpeğinize oturmasını öğretmek için öncelikle tasması mutlaka boynunda olmalı. Tasmasını tutup net ve yumuşak bir ses tonuyla köpeğinize “OTUR” deyin, bu esnada hafifçe kalçalarından bastırarak oturmasını sağlayın. Burada unutmamanız gereken iki önemli nokta var :

1.

Oturduktan sonra mutlaka köpeğinizi ödüllendirin.
2.

Ses tonunuz mutlaka yumuşak , sevecen ve net olmalı.

LİDERLİK :

Köpekler doğada sürüler halinde yaşarlar. Her sürünün olduğu gibi köpekler de bir lidere ihtiyaç duyarlar. Liderlerin sürü içerisinde belli görevleri vardır. Sürü için barınacak yer bulmak,yiyecek bulmak,sürüyü korumak v.b liderin görevleridir. Lider önde yürür, önce yer ,en iyi yerde lider uyur,oyun vaktini lider başlatır ve bitirir. Bunlar köpek dünyasının değişmez kurallarıdır.

Ev ortamında yaşayan bir köpek aileyi bir sürü olarak kabul eder , kendiside o sürünün bir bireyidir. Bu sürü içerisinde de bir lider olmalıdır. Eğer köpek aile içinde bir liderin varlığını hissetmezse kendisi lider olmaya karar verebilir. Bu da ileride aile fertleriyle köpek arasında önemli sorunlara yol açabilir.

Bazı köpekler doğuştan liderlik karakterine sahiptirler. Bu yüzden bazıları sizin liderliğinzi hemen kabulenirken bazılarına da her gün (hatta bazen daha sık) hatırlatmanız gerekir.

Köpeğinize kimin lider olduğunu öğretmek için asla şiddet kullanmayın. Ancak katı, kararlı ve adil olun. Aşağıdaki birkaç küçük ip ucu bu konuda size yardımcı olacaktır. Ancak unutmayın liderini tanımak ve kabullenmek yavruyken başlar. Aşağıdaki kuralları ASLA yetişkin bir köpeğe uygulamaya kalkmayın.

1.

Köpeğinizi belli saatlerde besleyin, mama kabını 20 dk dan fazla köpeğin önünde tutmayın.
2.

Önce siz yiyin sonra köpeğinizi besleyin.
3.

Kapıdan önce siz çıkın.
4.

Asla köpeğinizle güce dayalı oyunlar oynamayın (bir halatı iki ucundan asılmak).
5.

Göz göze geldiğinizde ASLA önce siz gözlerinizi kaçırmayın.
6.

Köpeğinizin sizi ,başkasını veya bir eşyayı ısırmasına izin vermeyin.
7.

Köpeğinizle ASLA aynı yerde yatmayın.
8.

Yanınıza gelip kendini sevdirmeye çalıştığında onu sevmeyin.
9.

Oyunun başlama ve bitiş zamanına siz karar verin.
10.

Yavru köpekler veya küçük ırk köpekler kucağa alınmak veya kucaktan inmek istediğinde hemen kucağınıza almayın veya hemen kucaktan bırakmayın. Önce iyice sakinleşmesini bekleyin.
11.

Köpeğinizle aynı boya gelecek şekilde yanına oturmayın veya yanında yatmayın.
12.

Koltuk, kanepe gibi eşyaların üzerini çıkmasına izin vermeyin.
13.

Köpeğinizi küçük çocuklarla veya köpeklerden korkan insanlarla aynı odada yalnız bırakmayın.
14.

Köpeğinizin yatma ve uyuma yerini mutlaka siz belirleyin.
15.

Köpeğiniz geçeceğiniz yol üzerinde yatıyorsa etrafından dolaşmayın,üzerinden atlamayın,onu kaldırın ve yolunuza devam edin.
16.

Evdeki tüm eşyalar, hatta onun oyuncakları bile size aittir,siz onları köpeğinize yalnızca ödünç verirsiniz. Köpeğiniz bunu bilmeli ,siz izin vermeden herhangi bir eşyayı veya oyuncağını ağzına alırsa “BIRAK” veya “HAYIR” komutuyla bırakmasını sağlayın. Bıraktıktan sonra ödüllendirin.
17.

Sizin istemediğiniz bir şey yaptığında ensesinden tutup hafifce sarsın ASLA elle veya başka bir cisimle ona vurmayın.

KÖPEĞİNİZE GEL DEYİNCE GELMEYİ ÖĞRETMEK:

Köpek sahipleri çoğu zaman aynı hatayı yaparlar ve köpeklerine GEL deyince GELMEMEYİ öğretirler. Şu örneğe bir bakalım:

Daisy, yeni evine ve yeni sahibine alışmaya çalışan 4 aylık bir Golden Retriwer. Evin yeni sulanmış arka bahçesinde üstü başı çamur içinde, bütün çiçekleri ezmiş,yaptığı yanlışın farkında olmadan koşturup oynuyor. Birden sahibi geliyor, manzarayı görüyor ve sinirli bir şekilde bağırıyor.”DAİSY SENİ YARAMAZ KÖPEK GEL BURAYA” Daisy sahibinin ses tonundan birşeylerin ters gittiğini anlıyor, biraz mahçup, biraz üzgün sahibinin yanına gidiyor. Sahibi Daisy’yi tasmasından hızla asılıyor ve bağırıyor “SENİ TERBİYESİZ HAYVAN NE YAPTIN BÖYLE”. Daisy insanlarla yaşamayı yeni öğrenen bir köpek olarak zihnine önemli bir not alıyor.”GEL komutu sahibimin sinirli olduğunun işareti, bir daha GEL diye seslendiğinde sahibimden uzak durmalıyım.”

Bir süre sonra sahibi Daisy’ye sesleniyor”Dasy buraya gel kızım” Daisy hemen hatırlıyor “Sahibim yine sinirli yaklaşmasam iyi olur.” Sahibi tekrarlıyor”Daisy buraya gel.” Daisy’de hiç tepki yok. Sahibi sinirleniyor,gidiyor,tasmasından yakalıyor ve başlıyor şiddetle sarsmaya “Sana gel deyince geiceksin tamam mı aptal hayvan?” Daisy hemen zihnine önemli bir not daha kaydediyor” GEL komutu cezalandırılacağım anlamına geliyor.”

Sahibi Daisy’ye GEL komutunu öğretmeye karar veriyor ve onu arka bahçeye çıkarıyor karşısına geçiyor ve derse başlıyorlar.”Daisy GEL buraya kızım” Daisy şöyle bir etrafına bakınıyor, kuyruğunu sallıyor fakat gelmeye hiç niyeti yok. Sahibi tekrarlıyor “Daisy GEL buraya”. Daisy birkaç saniye düşünüyor ve başlıyor bahçenin içinde kaçmaya. Sahibi peşinden koşuyor ve bağırıyor “Sana GEL deyince GELİCEKSİN . Bunun ne anlama geldiğini bilmiyormusun” Daisy içinden cevaplıyor “Bilmezmiyim yine başım belada” .

KÖPEĞİNİZE GEL KOMUTUNU ÖĞRETMENİN DOĞRU YOLU :

1.

Eğitime yeni başlanıyorsa,köpeğinizin tasması mutlaka boynunda , tasmanın kayışı elinizde olsun. kullandığınız tasmanın kayışı çok uzun olmamalı,köpeğiniz size doğru gelirken arkasından sürüklenen kalış köpeğinizi ürkütebilir. Bu iş için en iyisi FLEXI tipi tasmalardır.
2.

GEL komutunu verdikten hemen sonra komutu tekrar etmeyin köpeğiniz komutu GEL-GEL olarak öğrenir.Komutu her zaman yumuşak bir ses tonuyla söyleyin,köpeğinizi gelmeye zorlamak veya disipline etmek için bağırarak tekrar etmeyin. Köpeğiniz bu komutun kızgınlık ifadesi olduğunu düşünebilir.
3.

Köpeğinize GEL komutunu yeni öğretiyorsanız,komutu tek olarak kullanın “BURAYA GEL, YANIMA GEL” şeklindeki komutlar köpeğinizin kafasını karıştırabilir.
4.

Eğitim süresini kısa tutun, bu işi köpeğiniz için sıkıcı hale getirmeyin 5-15 dakikalık periyotlar halinde günde 3 kez yapılan eğitim idealdir.
5.

Eğitimi boş alanlarda yapmaya çalışın. Etrafta oyun oynayan çocuklar,diğer köpekler,araba gürültüsü, v.b. köpeğinizin dikkatini dağıtır.
6.

GEL komutundan sonra gelen köpeğinizi mutlaka ödüllendirin. Ödüllendirme köpeğinizin sevdiği bisküvi, kraker gibi bir yiyecek olabileceği gibi sevip okşama şeklinde de olabilir. Onu ödüllendirirken bir yandan da sevecen ve yumuşak bir ses tonuyla onunla konuşun.

TUVALET EĞİTİMİ :

Başarılı bir tuvalet eğitimi için dört ana kural vardır.

1.Köpeği kafesine kapatmak.
2.Eğitim
3.Ödüllendirme
4.Zamanlama

Köpeği Kafesine Kapatmak :

Yavru köpekleri çok küçük olmayan içinde rahatça hareket edebilecekleri bir kafese kapatarak evin içinde serbestçe dolaşmalarını engellemek, tuvalet eğitimini için en etkili yoldur. Köpekler yattıkları yere tuvaletlerini yapmazlar.

Eğitim ve Ödüllendirme :

Tuvalet eğitimi için mutlaka tasması boynunda , kayışı elinizde olmalı. Böylece köpeğinizi kolayca kontrol altında tutabilirsiniz. Tasma sayesinde köpeğinizin tuvaletini yapacağı yeri de siz belirlersiniz. Köpeğinizin her köşeye işaretlemek amacıyla azar azar çişini yapmasına(erkek köpekler) izin vermeyin.

Köpeğinize tuvaletini yaptırmak için ( “HADİ”, ” TUVALET”, ”ÇİŞŞ” ) gibi bir komut seçin.Köpeğinizin tuvaletini yapmasını yapmasını istediğiniz yere gelince bu komutu söyleyin ve defalarca tekrar edin. Tuvaletini yapmaya başlayınca onu yumuşak bir ses tonuyla güzel sözler söyleyerek ödüllendirin. Ödüllendirmeyi köpeğiniz tuvaletini yaptığı esnada yapın daha sonra değil. Ödül için yiyecek vererek ve onu okşayarak rahatsız etmeyin. Köpeğiniz tuvalet eğitimi için seçtiğiniz komutu öğrendikten sonra evde “HADİ dışarı çıkalım, ÇİŞ varmı, TUVALET varmı” şeklinde sorduğunuzda size havlayarak , kuyruk sallayarak veya kapıya doğru koşarak cevap verecektir.

Zamanlama :

Köpeklerin tuvalet ihtiyaçları yaklaşık olarak yaşlarıyla orantılıdır.

2 aylık = 2 saatte bir

3 aylık = 3 saatte bir

4 aylık = 4 saatte bir

6 - 8 aylığa kadar bu oran kabul edilir ve köpeklerin dışarı çıkarılma saatleri bu orana göre belirlenebilir.

Yavru köpekler özellikle uyandıktan sonra , mama yedikten ve oyun oynadıktan sonra tuvalet ihtiyacı duyarlar. Tuvalet eğitimi esnasında küçük kazalar olabilir ,köpeğiniz tuvaletini evin içine yapabilir. Eğer köpeğinizi tam tuvaletini yaptığı esnada farkederseniz sert bir ses tonuyla “HAYIR” komutuyla onu uyarın ve yaptığının yanlış olduğunu anlatın. Tasmasını takarak dışarı çıkarın. Ancak köpeğiniz tuvaletini yapmış işini bitirmiş ise onu cezalandırmanız boşuna olacaktır. Köpeğiniz ne için cezalandırıldığını anlamayacaktır.

Bazen akşam işten geldiğinizde köpeğiniz sizi kapıda karşılar, sizi görür görmez sağa sola çişini yapmaya başlar. Bu kesinlikle bir eğitim sorunu değildir. Bu davranışıyla köpeğiniz sizin liderliğinizi kabul ettğini göterir (Köpek dilinde). Bu yüzden köpeğinize kızıp onu cezalandırmayın. 2 yaşından sonra kendiliğinden bunu yapmaktan vazgeçecektir.Eğer bu davranışından çok rahatsız oluyorsanız bunu engellemek için birkaç yol deneyebilirsiniz .

1.

Eve geldiğinizde köpeğiniz sizi karşılarsa karşısına geçip ona hükmeder şekilde tepesine dikilmeyin.
2.

Bazen yumuşak tonda dahi olsa köpeğinizle konuşmanız onu sevmeniz çişini yapmasına neden olabilir.
3.

Yapmanız gereken tek şey iyice sakinleşene kadar onunla ilgilenmeyin,sevmeyin ve konuşmayın .kapıyı açıp dışarı çıkarabilirsiniz. Çişini dışarı yaptığında ödüllendirmeyi unutmayın.
4.

Bu davranışı nedeniyle asla onu cezalandırmayın.Bu sadece size duyduğu saygının köpek dilinde ifadesidir.

Yavru Köpeklerde Cinsiyet Ayrımı

Yavru köpeklerde yavru kedilere oranla cinsiyet tayini yapmak daha kolaydır. Erkek köpeklerde testis torbaları anüsün altında bacakların arka tarafının arasındadır. Yavru köpek 8 haftalık olana dek testisler torbanın içerisine inmezler. Erkek köpekte penis "preputium" adı verilen bir deri ile sarılmış, ileriye doğru ve karnın orta kısımlarına doğru konumlanmıştır. Köpek penisi os penis adı verilen bir kemik içerir. Yeni doğmuş köpek yavrularında cinsiyet tayini yaparken göbek kordonunu penisle karıştırmamak gerekir. Dişi köpekte ise vulva anüsün altında, bacakların arasında uzunca dar bir kesik şeklinde bulunur.

Her iki cinsiyette de meme bulunur.

Erkek--------------------Dişi

Köpek Irklarının Çalışma ve Eğitim Zekasına Göre Sıralanması

Grup 1: Yeni bir komutu beş ya da daha az tekrarda öğrenirler. Komuta itaat % 95 ve yukarısıdır.

1. Border Collie
2. Poodle
3. German Shepherd
4. Golden Retriever
5. Doberman Pinscher
6. Shetland Sheepdog
7. Labrador Retriever
8. Papillon
9. Rottweiler
10. Australian Cattle Dog

Grup 2: Yeni bir komutu 5 -15 tekrarda öğrenirler. Komuta itaat %85 ve yukarısıdır.

11. Pembroke Welsh Corgi
12. Miniature Schnauzer
13. English Springer Spaniel
14. Belgian Tervueren
15. Schipperke Belgian Sheepdog, Laekenois
16. Collie, Keeshond
17. German Shorthaired Pointer
18. Flat-Coated Retriever, English Cocker Spaniel, Standard Schnauzer
19. Bittany Spaniel
20. Cocker Spaniel
21. Weimaraner
22. Belgian Malinois, Bernese Mountain Dog
23. Pomeranian
24. Irish Water Spaniel
25. Vizsla
26. Cardigan Welsh Corgi

Grup 3: Yeni bir komutu 15-25 tekrarda öğrenirler. Komuta itaat %70 ve yukarısıdır.

27. Chesapeake Bay Retriever, Puli,Yorkshire Terrier
28. Giant Schnauzer
29. Airedale Terrier, Bouvier De Flandres
30. Border Terrier, Briard
31. Welsh Springer Spaniel
32. Manchester Terrier
33. Samoyed
34. Field Spaniel, Newfoundland, Australian Terrier, American Staffordshire Terrier, Gordon Setter, Bearded Collie
35. Cairn Terrier, Kerry Blue Terrier, Irish Setter
36. Norwegian Elkhound
37. Affenpincher, Silky Terrier, Miniature Pinscher, English Setter, Pharaoh Hound, Clumber Spaniel
38. Norwich Terrier
39. Dalmatian

Grup 4: Yeni bir komutu 25-40 tekrarda öğrenirler. Komuta itaat %50 ve yukarısıdır.

40. Soft-Coated Wheaten Terrier, Bedlington Terrier, Fox Terrier (Smooth)
41. Curly-Coated Retriever, Irish Wolfhound
42. Kuvasz,Australian Shepherd
43. Saluki, Finnish Spitz, Pointer
44. Cavalier King Charles Spaniel, German Wirehaired Pointer, Coonhound, American Water Spaniel
45. Siberian Husky, Bichon Frise, English Toy Spaniel
46. Tibetan Spaniel, Foxhound (English), Otterhound, Foxhound (American), Greyhound, Wirehaired Pointing Griffon
47. West Highland White Terrier, Scottish Deerhound
48. Boxer , Great Dane
49. Dachshund, Stafforshire Bull Terrier
50. Alaskan Malamute
51. Whippet, Chinese Shar-pei, Fox Terrier (Wire)
52. Rhodesian Ridgeback
53. Ibizan Hound, Welsh Terrier, Irish Terrier
54. Boston Terrier, Akita

Grup 5: Yeni bir komutu 40-80 tekrarda öğrenirler. Komuta itaat %30 ve yukarısıdır.

55. Skye Terrier
56. Norfolk Terrier, Sealyham Terrier
57. Pug
58. French Bulldog
59. Brussels Griffon, Maltese
60. Italian Greyhound
61. Chinese Crested
62. Dandie Dinmont Terrier, Petit Basset Griffon Vendeen, Tibetan Terrier, Japanese Chin, Lakeland Terrier
63. Old English Sheepdog
64. Great Pyrenees
65. Scottish Terrier, Saint Bernard
66. Bull Terrier
67. Chihuahua
68. Lhasa Apso
69. Bullmastiff

Grup 6: Yeni bir komutu 80-100 tekrard a öğrenirler. Komuta itaat %25 ve aşağısıdır.

70. Shih Tzu
71. Basset Hound
72. Mastiff, Beagle
73. Pekingese
74. Bloodhound
75. Borzoi
76. Chow Chow
77. Bulldog
78. Basenji
79. Afghan Hound

Bu liste Stanley Coren'e ait Köpeklerin Zekası adlı kitaptan alınmıştır.

~ KÖPEKLERİN BURÇ ÖZELLİKLERİ ~

Astrolojinin esasına göre bir doğum tarihine sahip her şeyin bir doğum haritası ve doğal olarak bir (Güneş) burcu vardır.
Aşağıda sevimli dostlarımız kedilerin, burçlarından aldığı temel özellikleri bulacaksınız. Bu özellikleri aynen insanlarda olduğu gibi kediler de doğum haritalarına göre az veya daha fazla yansıtır.

Bakalım tanıdığınızı sandığınız köpeğinizin burcu, size bilmediğiniz hangi özellikleri söyleyebilecek..?

KOÇ -(21 Mart-20 Nisan) Çok oyuncu ve neşelidir
Koç Burcunda doğan köpek çok oyuncu ve neşelidir. Bir saniyede sinirlenip hırlar, fakat hemen sonra neye kızdığını bile unutup etrafınızda dönmeye başlar. Koşmayı, oyun oynamayı çok sever ve yeteri kadar hareket etmesine izin verilmezse ---fi kaçar ve üzülür. Yaşlandığında bile hayat dolu, hareketli bir köpek olabilir. Bu köpeklerin yüzünde bir yara izi taşıyor olmasına şaşmamak gerekir.

BOĞA -(21 Nisan-20 Mayıs) Son derece inatçıdır
Boğa Burcunda doğan köpek son derece inatçı ve kendi bildiğini okuyan cinstendir ve bu özelliği zamanla daha da belirgin hale gelir. Bu nedenle, erken yaşlarda eğitilmesi gerekir. Genellikle uysaldır, fakat sahibinin herhangi bir tehditle karşı karşıya olduğunu hissettiği anda çok öfkelenebilir. Bu köpeği sürekli gözlemek gerekebilir, çünkü köpekler için çok tehlikeli olan çikolatanın kokusunu nerede olsa alır. Sevgi dolu, sıcakkanlıdır. Mutlu olması için ona çok fazla ilgi ve sevgi göstermeniz gerekebilir. Hareket etmesi için onu zorlamak durumunda kalabilirsiniz.

İKİZLER -(21 Mayıs-20 Haziran) Sık sık ilgi odağı olmaya çalışır
İkizler Burcunda doğan köpek hayatı boyunca uyarıcılara ve oyuncaklara ihtiyaç duyacaktır. Konuşkan bir köpek alırsanız sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeyi bile öğrenecektir. Sık sık ilgi odağı olmaya çalışır ya da havlar. İnsanlar gibi iletişim kurmaya duyduğu ihtiyaç nedeniyle bu köpeği havlamaması konusunda eğitmeniz gerekebilir. Sözel motivasyon bu köpeğin eğitiminde çok işe yarar. Onunla konuşarak çok şey başarabilirsiniz. Kapris ve uzun süre bir yere odaklanma gibi problemler yaşanabilir. Eğitimsel etkinlikler kısa tutulmalı ve zamana yayılmalıdır.

YENGEÇ -(22 Haziran-22 Temmuz) Suyu ve yüzmeyi çok sever
Bazen ona gerçekten çok kızıp bağırsanız bile, Yengeç Burcunda doğan bir köpek sizi sonsuza dek çok sevecektir. Bir süre somurtabilir ama sonunda sizi affedecektir. Suyu çok sever ve yüzmek en sevdiği etkinliklerden biri olabilir. Ulumayı çok sever ve duygusaldır. Depresyona girmemesi için çok özen göstermeniz gerekir. İlgi noksanlığı bu köpekte huzursuzluk yaratabilir. Genellikle çok yemek yer.

ASLAN -(23 Temmuz-22 Ağustos) Gururlu bir duruşu vardır
Bu burçta doğan bir köpeğin izlenmeye değer gururlu bir duruşu vardır. Çok zeki olmasa da çok iyi bir gösteri köpeği olabilir. Görkemli ve ihtişamlı bir havası, asil bir tavrı vardır. İlgi odağı olmak ister ve çok bakım gerektirir. İhmal edebileceğiniz bir köpek değildir. Uzun süre göz ardı edildiğinde üzülür ve köşesine çekilebilir. Bu durumda ona özel ilgi gösterip hediyeler verirseniz düzelecektir. Ödül ve hediye karşılığında bu köpek sizin için her şeyi yapacaktır.

BAŞAK (23 Ağustos-22 Eylül)Her açıdan mükemmel olmanızı bekler
Zodyak'ın 6.burcu olan Başak'ların sakin görüntüsü altında için için kaynar.Öyle yüksek standartlara,öyle ince düşüncelere sahiptir ki,kendisini de çevresindekileri de beğenisizliği ile yer bitirir..
İyi huyludur ancak,detaycılığı,titizliği,kusursuzluğu,onu sinirli yapar. Çok zekidir,her şeyi,en ince ayrıntısına kadar analiz edebilir.Boş geçen günler,hatta dakikalar onun için büyük kayıptır.Hayatındaki asıl amacı,sürekli bir şeylerle uğraşmaktır.Lükse ve gösterişe düşkün değildir,göz önünde olmaktansa,arka planda olmayı tercih eder.Mütevazi ama seçkin ve kaliteli zevklere sahiptir.

Başak burcunun hayvanları,sahip olarak iyi konuşan,iletişim kurabilen,zeki,bilgili ve sakin insanların olmasını sever!
Başak'ın seçiciliğini göz önüne alarak,kuru mamanın,sessiz,sakin ve romantik bir müziğin olduğu bir mekan,dostunuz için uygun olacaktır.

Başak burcu kedileri sorumluluk sahibi,hırslı,nazik,detaycı ve hassastır.Başak kedisi,hep bir zevk ve refah arayışı içindedir.Titiz başak kediniz,sizin verdiklerinizle yetinmez,kendi düzenini kendi kurar ve işlerine müdahale ettirmeme prensibine sahiptir.Bu avantajı iyi değerlendirin
Toz zerreciklerinden rahatsız olur,sık sık temizlik yapar,sepet yada yatağının günlük temizliğini mutlaka ister..Titizdir ve en ufak ayrıntıya dahi dikkat eder.Hoş ve sevimli karakteri ile etrafına hemen uyum sağlar ve sevilir..Pratik bir zekaya sahiptir.

Bu bursa mensup köpekler ise,aynı temel özelliklere sahip olmakla beraber,memnuniyetsiz olarak kabul edilebilir.
Onları memnun etmek son derece zor olabilir fakat beğendikleri zaman,uzun süre memnun kalırlar.
İyi huylu ve nazik köpeklerdir..Onu sık sık sevin,bu ona kendini çok iyi hissettirir.Size sevgisini sunarken de çok titiz,temiz ve dikkatlidir.
Köpeğinizin,bulunduğu mekandaki her şeyi yerli yerine koymalısınız.Evin içindeki değişiklikleri,onaylamalıdır.Aksi taktirde ---fi kaçar!
Eğer,hep oturduğu koltuğun yerini değiştirecekseniz,önce ona danışmalı ve onayladığında değiştirmelisiniz..

TERAZİ -(23 Eylül-23 Ekim) Aşırı ilgi gördüğünde çok mutlu olur
Terazi burcunda doğan köpek sevildiğinde ve aşırı ilgi gördüğünde çok mutlu olur. Yalnız kalmaktan hoşlanmaz. Çok çalışmanız gerekiyorsa, ona arkadaşlık etmesi için bir evcil hayvan daha almanız tavsiye edilir. Dokunulmaya ve ilgi görmeye çok ihtiyaç duyar. Bazen kafası karışabilir. Bu nedenle ondan ne beklediğinizi çok açık bir şekilde ifade etmelisiniz. Aksi takdirde sadece oturacak ve size garip bir yüz ifadesiyle bakacaktır. Çevresindeki herkesle ve evdeki diğer evcil hayvanlarla iyi anlaşır. Günde ona en az bir kere seni seviyorum demeyi ihmal etmeyin ve sizi öpücüklere boğmasına şaşırmayın.

AKREP -(24 Ekim-22 Kasım) Son derece korumacı ve fedakardır
Bu burçta doğan köpek sizin için canını bile verebilir. Son derece korumacı ve fedakardır. Başka evcil hayvanların da bulunduğu bir eve daha yavruyken getirilmezse, onlara hatta evdeki çocuklara alışması ve onları kabullenmesi zor olacaktır. Bunun için özel bir eğitim vermeniz, açıklamalar yapmanız gerekebilir. Son derece güçlü sezgileri sayesinde kötü bir şey olacağını önceden hissedebilir ve sizi uyarmaya çalışabilir. Bekarsanız ve biriyle çıkmaya başladıysanız bunu da hissedecektir. Psişik güçleri sayesinde bu köpek nerede olursa olsun evinin yolunu rahatlıkla bulacaktır.

YAY -(23 Kasım-21 Aralık) Kendi başına gezinmeyi çok sever
Burcu Yay olan bir köpek sizin en iyi arkadaşınız olabilir. Ona güvenebilirsiniz. Sizinle kamp yapmaya gitmek, koşup oynamak için can atacaktır. Arabaya bindiğinde sanki dünyanın en mutlu köpeği oymuş gibi davranır. Arkadaş canlısı bu sempatik köpek bir an asil bir şövalye gibiyken göz açıp kapayana kadar bir şarlatana dönüşebilir. Size her şekilde çok iyi bir yoldaş olacaktır. İzin verildiği zaman kendi başına gezinmeyi çok sever.

OĞLAK -(22 Aralık-20 Ocak)Yavruyken kılı kırk yarar
Yavruyken kılı kırk yaran bu köpek, yaşlandıkça daha tasasız, ---fine düşkün olur. İdeal bir aile köpeğidir. Her şeyin en iyisini ister ve özel yiyecekler, itinalı bakım gerektirir. Bu köpeğin, uyumak için evdeki en konforlu yeri (bu sizin yeni aldığınız pahalı kanepeniz olsa bile) seçeceğinden ve misafirlerinizin geldiğinde onların ilgisini çekmeye çalışacağından hiç şüpheniz olmasın.

KOVA -(21 Ocak-18 Şubat) Arkadaş canlısı ve sadıktır
Kova Burcunda doğan köpek, özgürlük tutkusu nedeniyle etrafta dolaşıp insanlarla tanışmaya bayılır. Çevredeki diğer evcil hayvanlar tarafından hemen kabul edilir ve bir an çevresindekilerin eğlence kaynağıyken, birkaç dakika sonra bir büyücü gibi ortadan kaybolabilir. Bir anı diğerine uymayan bu köpeğin inatçılığını yenmesi için iyi bir eğitimden geçmesi gerekir. Arkadaş canlısı ve sadıktır. Ona kendine özel bir alan ve düşünmesi için (köpekler ne düşünüyorsa) zaman vermeniz gerekir. Bazen köpeğinizin gizemli ve durgun olduğunu görürseniz, bilin ki şaşırtıcı bir şey yapmaya hazırlanıyordur

BALIK -(18 Şubat-20 Mart) Sıcaklık ve sevgi onun için çok önemlidir
Bu köpek sevmek için yaratılmıştır. Dost canlısı ve sadıktır. Sürekli sizi mutlu etmenin ve ilginizi çekmenin yollarını arayacaktır. Gözlerinde genellikle uykulu bir ifade vardır ve uykusunda mırıldandığını duyabilirsiniz. Sezgileri güçlü bir köpektir ve bu yüzden bir seyahate çıkmanız gerektiğinde, siz daha eşinize bile söylemeden o bunu anlayacaktır. Sıcaklık ve sevgi onun için çok önemlidir ve eğer gerçekten isterseniz onunla aranızda çok güçlü bir bağ kurabilirsiniz. Okült bilimler üzerine çalışan insanlar için çok ideal bir iş arkadaşı olabilir. Sizi saatlerce sanki söylediğiniz her şeyi anlıyormuş gibi dinleyebilir. Çünkü anlıyordur.

------------------------------------------------

KEDİLER


Kedi:
Evcil kedi , bilimsel adı ile Felis domesticus günümüzden yaklaşık 9000 yıl önce büyük ihtimalle Mısır’da evcilleştirilmiştir. O dönemde kutsal olarak görülmüş ve tanrısal bir statü ile yüceltilmiştir. Eski mısır inanışa göre öteki dünyanın kapı bekçileri kedilerdir.
Ancak ortaçağda özellikle Avrupa kıtasında cadılar ve şeytanla eşgörülerek kilise tarafından lanetlenmiş ve avlanmıştır. Kimi bilim adamlarına göre veba salgınının başlama sebeplerinden birisi de kedi populasyonundaki aşırı azalmadır.
Bu iki uç yaşamı atlatan kedilerin zararlı kemirgenleri yakalama yeteklerinden faydalanılması yaygınlaştıkça, bu güzel canlılara daha ılımlı yaklaşılmış ve zamanla da evlerde yer verilen bir birey olmuştur.
Özellikle 19.yüzyılda popülerlik simgesi olan kediler yarışmalar ve gösterilerle adeta soyluluk simgesi haline gelmiştir. Özellikle 13 Temmuz 1871’de Harrison Weir’in çalışmaları sonucu ortaya çıkan ilk büyük kedi yarışması düzenlenmiştir. Bunu 1895’te ABD’de yapılan yarışmalar izlemiş ve kısa zamanda tüm dünyada yaygın bir hobi olmuştur.
Günümüzde ise kabul gören ırkların sayısı artmış ve yaşamlarımızdaki rolleri de değişmiştir. Irkların anatomik varyasyonları ve karakterleri seleksiyon (istenmeyen özelliklerin dışarıda tutularak yapılan çiftleştirme metodu) çalışmaları ile genişlemiştir.
Secereli kedilerin fenotipik (dış görünüm) ve de genotipik (DNA bazındaki özellikleri) birbirlerine çok yakındır. Yakın ilişkili ırkların da DNA yapıları büyük yakınlık göstermektedir.
Bu çalışmalar doğal olarak beraberlerinde bazı problemleri de getirmiştir. İstenmeyen kalıtsal (genetik olarak yavrulara aktarılan) hastalıklar ve bazı hastalıklara yatkınlık sağlayan anatomik yapılar bu sorunların başlıcalarıdır. Bu sebeple yapılan seleksiyon çalışmalarında ve yeni ırk elde etme çabalarında dikkat edilmesi gereken güzel görünümden ziyade sağlıklı bireyler elde etmek olmalıdır.

Davranış:

KIZGINLIK DÖNEMİ DAVRANIŞLARI

Erkek kediler her zaman, çiftleşmek için östrustaki yani kızgınlık dönemindeki bir dişi kedi arayışı içindedir. Dişi kedilerin östrus periyodu Ocak ayında başlar. Çiftleşme dürtüleri Mart veya Nisan, Haziran ve Eylül aylerında artar. Ekim ve Aralık aylarında ise son bulur.

Östrus ve Ovulasyon:

Östrus (Kızgınlık) ve Ovulasayon (Yumurtlama) dönemleri aynı şeyler değildir. Ovulasayon sadece çiftleşmeden sonra şekillenir. Ancak çiftleşmenin olabilmesi için dişi kedinin kızgınlıkta olması gerekmektedir. Kızgınlıktaki dişi kedi; sinirlidir, kuyruğunu havada tutmaktadır ve bir erkek kedi arayışı içindedir. Uzun, yüksek sesli ve sert tonlu miyavlamasıyla bir erkek kedi çağırmaktadır.

Reddetme ve Kabullenme:

Dişi kedi erkeği kabul edecek olsa bile önce erkeğin kur yapmasını sağlamak için reddedecekmiş gibi davranır. Erkek kedi geri çekilir, üzüntüsünü sesiyle belli eder.Birkaç reddetme sonunda dişi kedi mırlayarak ve erkeğin önünde yuvarlanarak onu kabul ettiğini belli eder.

Çiftleşme:

İlk çifleşmeden sonra çiftler kur yapmaya devam edebilirler. Dişi östrusta olduğu için başka erkek kediler de arayabilir. Eğer bir yavru istiyorsanız, kedinizin sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmesi için ilk başarılı çiftleşmeden sonra onu diğer erkek kedilerden uzak tutmalısınız.

DİŞİ VE ERKEK KEDİLER ARASINDAKİ DAVRANIŞ FARKLILIKLARI

Kısırlaştırılmış bir kedi besleyecekseniz, bazen kısırlaştırılmış olsa da cinsel yönden aktif kalabilir ama, genellikle cinsiyeti pek fazla önem taşımayacaktır. Kediniz kısırlaştırılmamışsa cinsiyetiyle ilgili dikkkat edilmesi gerken bazı noktalar olacaktır.

Erkek Kediler:

Çiftleşme dönemlerinde dişi kedileri çekmek için idrarlarıyla işaret bırakırlar.
Daha kavgacıdırlar ve hem insanlar hem de diğer kediler içndeki sosyal statuleri kendileri için daha çok önem taşır. Bir numara olmak için savaşır.
Kısırlaştırılmış erkek kedilerin ise diğer kediler içinde toplumsal bir yeri yoktur ve kısırlaştırılmamamış kediler kadar çok kavga etmezler.

Dişi Kediler:

Dişi kediler arasındaki hiyerarşi yavru sayısına bağlıdır. En sözü geçen kedi, en çok yavrusu olandır.
Bir dişi kediye sahipseniz ve onu kısırlaştırmadıysanız, istenmeyen gebelikleri önlemek için kızgınlık dönemlerinde başıboş bırakmamaya özen göstermelisiniz.

KÖTÜ TUVALET ALIŞKANLIĞI

Kediniz kum kabı dışında evin farklı yerlerini tuvalet olarak kullanıyorsa, ya ona bu alışkanlığı kazandıramadınız veya kum kabıyla ilgili bir problemi var demektir ya da kedinizde bir boşaltım sistemi hastalığı vardır.

*

Kum kabı evin sakin bir köşesinde olmalı ve kedinizin yemek kapları asla kum kabının yakınında olmamalı.
*

Birden fazla kediniz varsa herbiri için ayrı kum kapları bulundurmanızda yarar vardır.
*

Kedinizin kum kabı dışına yaptığı idrarı koku giderici spreylerle temizleseniz de kediniz hassas burunu ile orada kendi idrarının kokusunu alabilir. Bu nedenle temizlikten sonra uzerini kalın vinil bir parçayla kapatmanızda ya da üzerine kedilerin hoşlanmayacağı parfüm, kolonya gibi seyler dökmenizde yarar vardır. Kediniz bir daha aynı yeri tuvalet olarak kullanmayacaktır.

SEYAHAT STRESİ

Seyahat, birçok kedide strese bazen de kusma gibi problemlere yol açar. Kendi yaşama alanından, tanıdık çevresinden uzaklaşan kedi strese girer. Kedinizi her zaman yanınınızda istemeniz çok normal ama onun için en iyi olanı alıştığı ortamda kalmasıdır. Kedinizin seyahatlerinizde yanınızda olması dışında bir alternatifiniz yoksa onu henüz yavruyken yolculuğa alıştırmalısınız. Öncelikle kediniz için bir seyahat çantası edinmelisiniz. Kediniz yolculuklara alışkın da olsa o ve kendi güvenliğiniz bu gerekli.

*

Herhangi bir yolculuktan önce kedinizi arabaya ve seyahat çantasına alıştırmalısınız.
*

Seyahat çantası her zaman kedinizin ulaşabileceği bir yerde ve kapısı açık olmalı. Meraklı kediniz çantayı da keşfetmek isterken ona alışacaktır.
*

Kediniz hiçbir zaman seyahat çantasında rahatça uyumayacaktır. Ama yolculukların sayısı arttıkça bunlara alışacak, kendini daha rahat hissedecek ve daha uzun seyahatler için hazır duruma gelecektir.
*

Kedinizin arabanın içinde serbestçe dolaşmasına asla izin vermeyin ve kesinlikle arabanın bagajında seyahat edebileceğini düşünmeyin.
*

Çok sıcak ve çok soğuk havalarda kedinizi arabada bırakmayın. Sıcakta ısı çarpaması sonucu bayılabilir ve soğukta da soğukalgınlığına kapılabilir.
*

Son olarak; tatile çıkarken kedinizin kum ve mama kaplarını, mamasını, tüy bakım malzemelerini, oyuncaklarını da yanınıza almayı unutmayın.


KEDİLER NEDEN KAVGA EDER?

Hayvan sahiplerinin en çok karşılaştığı problemlerden biri de aynı evde besledikleri kedilerin geçinememesidir. Bazı durumlarda kedilerin arası sadece soğuktur, birbirlerini umursamazlar, bazen birbirlerine tıslayabilirler. Bazı kediler ise bunu kavga etmeye kadar götürebilirler. Aslında bu davranış biçimlerinin hepsi normaldir. Evde kendi krallığını ilan etmiş olan kedinin bunu başka kedilerle paylaşmak istememesi çok doğal. Ya da sadece kedilerin kişilikleri birbirine uymuyordur. Yaşlı ve sakin bir kedi ile genç ve oyuncu bir kedi de anlaşamayacaktır.

Araştırmalar, zamanla kedilerin göreceli bir barış içinde yaşamaya başladıklarını göstermiştir. Hatta bazen kediler birbirine çok da yakınlaşabilir. Arasıra kavga etseler ya da birbirlerine tıslasalar da aynı oda da rahatça yiyor, uyuyor ve yalanıyorlarsa kedileriniz yıllarca bir arada yaşabilir demektir. Ama kavgalar ciddileşirse kedilerinizi bir davranış bilimci veteriner hekime götürmenizde yarar vardır.

İDRARLA İŞARET BIRAKMA

Kediler genellikle duvar, kapı gibi di--- yüzeylere işaret bırakırlar. Kedi ayaktadır, arka bacaklar gergindir, kuyruk havadadır, işaret bırakacağı yere arkasını dönmüştür ve idrar yüzeye sprey gibi boşaltılır.

Hem dişi hem de erkek kediler kendi yaşama alanlarının sınırlarını çizmek amacıyla idrarlarıyla işaret bırakırlar. İşaret bırakma, kum kabı dışındaki yerleri tuvalet olarak kullanmakla aynı şey değildir. İşaret bırakan kedi bir defada sidik kesesini boşaltmaz, farklı noktalara azar azar idrar yapar.

Erkek kediler çiftleşme dönemlerinde dişi kedileri çekmek için işaret bırakırlar. İdararlarında feromon adı verilen 17 farklı kimyasal belirleyici vardır.

Alt Üriner Sistem Hastalıkları da kedilerin idrarlarını bir defada boşaltamamalarına ve kum kabı dışına idrar yapmalarına neden olur.

Eğitim

Kedi eğitimi akıntıya karşı kürek çekmek gibi görünse de imkansız değildir. Eğitim, davranışların modifikasyonunu kapsasa da aynı şey değildir. Modifikasyon, kedinin doğal olarak yaptığı şeyleri değiştirmekten çok yaşam tarzının değiştirilmesidir.
Eğitimle birlikte kedinin doğal yetenekleri ve öğrenme yeteneği de hesaba katılmalıdır. Bu arada; ne kadar evcilleşmiş olursa olsun, kedilerin vahşi hayvanlar olduğu, avlanma içgüdüsüne sahip olduğu unutulmamalıdır.

Basit Oyunların Öğretilmesi:

Kediler; oturup kalkmayı, alçak bir çemberin içinden atlamayı, fırlatılan bir oyuncağı geri getirmeyi ve benzeri basit numaraları öğrenebilirler. Bazı kediler bu numaraları ve daha zorlarını öğrenmek için isteklidir.
Kediniz buruşturulup atılan kağıt parçalarının peşinden kendi isteğiyle koşuyor, ona uzatılan yiyeceği redddetmiyorsa bazı kolaya numaraları kolayca öğrenecek demektir. Bir sonraki sefere ulaşmak istediği yiyecekle kediniz arasına bir çember koyarsanız nasıl içinden geçtiğini göreceksiniz! Sevdiği bir yiyecekle onu ödüllendirdiğiniz sürece kediniz bu gösterileri yapmaktan zevk alacak ve zamanla mükemmel bir oyuncu olacak.

Tuvalet Eğitimi:

Kediler çok titiz hayvanlardır. Tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için daha önce kullanılmamış, gözlerden uzak ve ev dışındaki alanları tercih ederler. İşleri bittikten sonra da mutlaka atıklarının üzertini toprakla örterler.
Kedinizin kum kabına alışmasını istemek, onun doğal içgüdülerine karşı durmasını istemek demektir. Yine de bunu sağlamak çok zor değildir:

*

Beslediğiniz her kedi için ayrı bir kum kabı bulundurun.
*

Kum kabı kedinizin ulaşabileceği ama evin sakin ve sessiz bir köşesinde olmalı.
*

Kum kabı kedinizin eşinebileceği kadar büyük olmalı ve içinde her zaman yeteri kadar kum bulunmalı.
*

Kullanımdan sonra kapların temizleği ihmal edilmemeli.

Tırmalama Alışkanlığının Önlenmesi:

Bu alışkanlık önlenemez, doğal hayattan kalma bir içgüdüdür. Tırnaklarını törpülemek ve kendi yaşama alanının sınırlarını belirleyici işaretler bırakmak için tırmalar. İçgüdüler bir yana tırnaklarını törpülemek için buna ihtiyacı vardır. Ama en azından mobilya ve halıları tırmalaması önlenebilir. Kedinizin tırnaklarını törpülemesi için tırmalama kütükleri çok uygundur. Bunu sağlayamıyorsanız bir tırmalama postu da yararlı olabilir. Ancak bu durumda doğru postu seçmeniz çok önemlidir. Postun tüyleri kısa ve sert olmalı çünkü uzun ve yumuşak tüylere tırnakları takılacak ve kediniz gelecek sefere yine mobilyalarınızı tırmalamayı tercih edecektir. Kütük ya da postu kullanmasını sağlamak için bunları görünen ve kedinizin her zaman ulaşabileceği bir yerde bulundurmalısınız.


Koruyucu Hekimlik

Evlerimizde beslediğimiz evcil hayvanları çeşitli viral, bakteriyel ve paraziter hastalıklardan korumanın en pratik ve ekonomik yöntemi koruyucu hekimlik uygulamalarıdır.
Bu uygulamalar; viral hastalıklara karşı spesifik aşı uygulamaları, iç ve dış paraziter enfestasyonlara karşı antiparaziter uygulamalar ve çeşitli çevre koşulları sebebi ile oluşabilecek bakteriyel hastalıklara karşı yapılan uygulamalar olarak basitçe özetlenebilir.
Yapılan uygulamaların başarılı olabilmesi için kullanılan materyallerin kaliteli olması ve gerekli hijyenik koşullarda yapılması gerekmektedir.
Veteriner hekimlerin koruyucu hekimlik misyonlarını gerçekleştirebilmesi için siz evcil hayvan sahiplerinin gereğince bilinçlendirilmesi, yapılması gereken uygulamaların sizlere açık ve net bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Bunun sonucunda sizlerin de evcil hayvan sahibi olarak hem hayvanınızın hem de sizin sağlığınız için veteriner hekiminizin size sunmuş olduğu uygulama programına riayet etmeniz gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki koruyucu hekimliği gereği gibi yapılan evcil hayvanınız her açıdan daha kaliteli bir hayat süreceği gibi uzun vadede bu uygulamaları düzenli olarak yaptırıyor olmak sizin için çok daha ekonomik olacaktır.
Son olarak unutulmaması gereken nokta; evcil hayvanınızın sağlık karnesine, yapılan uygulamaların açık bir şekilde işlenmesi ve uygulamayı yapan veteriner hekimin kaşesinin (“ünvanı, ismi, diploma ve/veya çıkış numarası”), imzasının yapılan uygulamanın yanında bulunması gerektiğidir.

Vücut Dili

BEDENSEL TEMAS

Kediler bıyıklarını bir yerlere ve sahibine sürmeyi severler. Vücutlarının çeşitli yerlerine dağılmış dış salgı bezlerinden salgılanan feromonlarla (kimyasal belirleyiciler) kendi yaşama alanlarının sınırlarını belirlemek veya iletişim kurmaktır. Kedinizin bıyıkları ve yanaklarını kaşımakla iletişim kurmak için ilk adımı atmış olursunuz.

MIRLAMA VE MİYAVLAMA

Mırlama, her kedinin repartuarında olan bir iletişim biçimi olmasa da en yaygın olanıdır. Mırlamanın mekanizması hakkında çok şey bilinmiyor ancak mutluluğun, memnuniyetin göstergesi olduğu herkesçe kabul edilmiştir. Ancak bazı kedilerin ciddi boyutta hasta veya kızgın olduklarında da mırlamaya yakın bir ses çıkardıkları da biliniyor.

Konuşkan kediler isteklerini ve şikayetlerini miyavlayarak dile getirirler. Vahşi hayatta miyavlama sadece yavrulara özgü bir karakterken evcilleştirma süreci içinde yetişkin kediler de bu iletişim yöntemine adapte olmuşlardır. Miyavlama tonu ve şiddeti ile birlikte kedinin miyavlarken ağzının aldığı biçim ve vücudunun duruş biçimi de kedinin ne anlatmak istediği ile yakından ilişkilidir. Tıslama, mırlamanın tam tersine kavgacı veya savunmacı bir yaklaşımın göstergesidir.

VÜCUT VE KUYRUK HAREKETLERİ

Kediniz her zaman konuşur, sadece dinlemeyi bilmeniz gerekir. Kedinizin vücudunu hangi durumlarda nasıl taşıdığını takip etmeniz onun ne hissettiğini anlamanıza yardım edecektir. Vücut dili sadece kuyruk hareketleriyle sınırlı değildir. Vücudunun duruşundan kulaklarının tutuluşuna kadar her hareket birşey anlatır.

*

Ön bacakların ileri atılacakmış gibi kıvrık tutulması, kavganın çok yakında olduğunun habercisidir. Kedi ileri doğru bir hamle yapmaya hazırlanıyordur.
*

Vücut gergin ve kabarıksa kedi sinirli aynı zamanda da kendinden emindir.
*

Arka bacaklar kıvrılmış ve vücut yere yakın taşınıyorsa bu gerginlik ve ürkeklik belirtisidir.
*

Kedi, vücudunu mümkün olduğu kadar küçültmüş ve bacaklarını da vücudunun altına toplamışsa herhangi bir hareket yapmaya hazırlanıyordur.
*

Kulaklar arkada, vücut sağlam,dik ve sabit tutuluyorsa kedi çevresindeki hareketlerden haberdardır ve olan biteni anlamaya çalışıyordur.
*

Kulaklar arkada, vücut yere yakın tutuluyorsa kabahatinin farkında ve utanmıştır.
*

Baş omuzlarının içine gömülmüş ise kedinizin muhtemelen canı sıkılıyor demektir.
*

Baş aşağıda, burun karşyı gösteriyor, beden yere yakın bir biçimde yürüyorsa, avını takip ediyordur. Avını yakalayacağına emin olduğu anda son hızıyla koşmaya başlayacaktır.
*

Kuyruğun ağır ağır sallanması can sıkıntısının bir belirtisidir.
*

Kuyruğun öne ve arkaya hızlı bir biçimde sallanması sinirli olmanın işaretidir.
*

Kediniz korktuğunda kuyruğunu kabartacaktır.
*

Kuyruğun aniden hareket ettirilmesi kedinizin heyacanlandığını ve birşeylerin onun ilgisini çektiğini gösterir.
*

Yukarı kaldırılmış, dik bir kuyruk ise kedinizin arkadaş edinmeye hazır olduğunu gösterir.

~ KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME YANLIŞLARI ~

Kedi ve köpeklerde gözlenen enerji fazlalığı,yetersiz beslenme yada diğer nedenlerden kaynaklanan sağlık problemleri,pratik olarak 4 ana başlıkta toplanabilir.
Enerji fazlalığı:
Büyük ırklardan German Shepherd(Alman çoban köpeği),St.Bernard,Alman Doggie köpeklerinin büyüme devrelerinde yüksek enerji alınması sonucunda ''Osteochondros Sendromu''ortaya çıkar.Bu durum,geri dönüşümsüz olarak iskelet sisteminde bozukluklara sebep olur ve hayvanın tüm hayatı boyunca yaşayacağı problemlere neden olur!
Enerji fazlalığı,yetişkin köpeklerde ise,Adipozitaza(aşırı kilo)'ya sebep olur.Normal canlı ağırlığının %20'sinin aşılması,bu soruna neden olur.
Gelişmiş ülkelerde,kedi ve köpeklerde en fazla rastlanan beslenme yanlışlığıdır!
Köpeklerin%25-40,kedilerin ise %20-30'unda,bu probleme rastlanır..
Aşırı kilo,iskelet sisteminde olumsuz etki yaptığı gibi,diabet ve tümör riskini de arttırır!Ayrıca enfeksiyon kaynaklı hastalıklara karşı hayvanın direncini düşürür!

Enerji bakımından eksik beslenme,genellikle görülmez.

Yetersiz Beslenme:
Kedi ve köpek bakımında,en büyük beslenme yanlışlarından biri de,Kalsiyum (Ca) yetersizliğidir.
Özellikle büyüme dönemlerinde Kalsiyum yetersizliğinin en büyük nedeni,fazla fosfor alımıdır!Kalsiyum,eksik beslenmenin yanında alınan fazla et ve sebze nedeniyle düşmesidir..Bu nedenle besinlere ek olarak verilecek Kalsiyum bu problemin çözülmesine yardımcı olacaktır.

Sodyum(Na)eksikliği,genelde evde hazırladığımız kedi-köpek mamalarına yeterince tuz ilave etmememizden kaynaklanmaktadır..
bunun sonucunda hayvanlarınızda taşikardi ve exikkoz gibi problemler görülmektedir.
Kedilerde gözlemlenen Taurin(esansiyel amino asit)eksikliği,tek taraflı hayvansal yağdan yoksun beslenme yanlışlığı sonucunda ortaya çıkar..

Kedi ve köpeklerde gözlemlenen diğer esansiyel besin maddeleri eksikliklerinde özellikle,lilolenik asit(sakatat ile besleme)farklı vitaminler(Biotin,vitamin A,E,B2,B6) ve mineral maddelerin(çinko,demir,iyot)eksikliklerinde,deri ve tüy problemleri ortaya çıkar!

Hybervitaminoz(Vitamin Fazlalığı):
Vitamin D preparatlarının gereksiz yere kullanılması durumunda,yumuşak dokuların kireçlenmesi,özellikle damar ile böbreklerde harabiyet meydana gelmesine neden olur!
Vitamin A fazlalığı,fazla miktarda pişmemiş ciğer tüketen kedilerde gözlemlenir..
Bu beslenme yanlışında devam edilirse,boyun ve sırt bölgesindeki kemiklerde üremeler şekillenir ve kedi,kafa çevirme hareketlerini yapamaz.
Geri dönüşümü olmayan bu problem,yanlış beslenme devam ederse hayvanın ölümüne neden olacaktır!

Diğer Beslenme Yanlışları:
''All-Meat''sendromu;ani ve fazla et ile beslenme sonucunda Kalsiyum ve İyot yetersizliğine bağlı olarak deri yapısında bozukluk,kepeklenme,cıvık-kötü kokulu dışkı ve iskelet bozukluğu problemleri ortaya çıkar..
Bu durumun önlenmesi için sebze ve meyve ağırlıklı rasyonlar ve ilave mineral takviyesi yapılmalıdır!
Erişkin kedi ve köpeklerde gözlemlenen güçlü veya zayıf Laktoz-intoleransı nedeniyle süt ve süt ürünlerinin,sadece belli sınırlar dahilinde ve özellikle sütün yarı yarıya su ile karıştırılması şekliyle verilmesi önerilir..
Günlük laktoz alımı,1-2g/kg canlı ağırlık kalsiyum düzeyini aşmamalıdır!

Köpeklerde çok fazla yada sürekli olarak kemik tüketilmesi,(10g/kg kalsiyum/gün)hareket zorluğuna,ağır obstipasyonlara (tıkanıklık),sindirim sisteminde yaralanmalar ve bozukluklara neden olmaktadır!

Bu 4 madde başlığı altında incelenen ve kedi köpek sahiplerinin alışkanlıklar ve kulaktan dolma bilgiler ile sıklıkla yaptıkları beslenme yanlışlıkları,kedi ve köpeklerin hastalanmalarına hatta ölümlerine sebep olmaktadır!

Tüm bu beslenme hatalarını minimuma indirmek için daima hekim kontrolünde bir beslenme diyeti uygulanmalı ve içeriği her ırka uygun özenle hazırlanmış olan Profesyonel Kuru mamalar öncelikle tercih edilmelidir!


Kaynakr.H.Can KUTAY-İst.Ünv.Vet.Fakültesi Hayvan Beslenme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı


------------------------------------------------
Muhabbet Kuşu


MUHABBET KUŞLARI VE ÇOCUKLAR
Çoğu aile,çocuğunu sevindirmek için ve oyalansınlar diye, bakımı en kolay olduğuna inandıkları muhabbet kuşlarını tercih ederler..
Bu kuşlar kısa süre sonunda mutsuz ve hüzünlü olurlar,çünkü çocukların onlara olan ilgisi çabuk geçer!
Bu durumdaki aileler çocuklarına, bu kuşu edinmeden önce onların yaşamları hakkında hikayeler anlatmalı,bilgiler vermelidir diye düşünüyoruz..
Örneğin,çocuklarını nasıl besleyip-büyüttükleri,eşleriyle ölünceye kadar nasıl birlikte yaşadıkları,nelerden korktukları,kendilerine alışması ve konuşmayı öğrenmesi için nasıl yaklaşmak gerektiği vb..
Yedi yaşına kadar olan çocuklara,kuşa her gün bir kez yem vermesi için izin verilebilir ve çocuğunuzun onunla iletişim kurması,o'nu sahiplenerek bakımını üstlendiği duygusu için,sorumluluk alması açısından son derece doğru bir davranış olacaktır..
On yaşına kadar olan çocuklar,muhabbet kuşları için yem satın alabilir ve kendi harçlıklarından biriktirerek onun için oyuncak satın alabilir.Günlük su ve yem verilmesi ve kafes temizliğine yardımcı olmalarına izin verilebilir..
On yaşın üzerindeki çocuklar,kuşlarıyla direkt olarak ilgilenebilirler.Çocukların kuşlarıyla sürekli olarak konuşmalarına izin verilmeli,bu durum yadırganmamalıdır..Onlardan kuşları hakkında bilgi istenmeli,o'nun en çok hangi oyuncaklarıyla oynamayı sevdiği,gün içinde nasıl davrandığı ve alışkanlıkları hakkında bilgi istenmelidir.Böylece çocuğunuz o'nu sürekli olarak izleyecek,öğrenmeye çalışacak,muhabbet kuşunuzda bu zararsız takipten mutlu olacaktır..
Muhabbet kuşları,olayın direk içinde olmak isterler.Son derece ilgili,kolay öğrenebilen,akıllı kuşlardır!Kendi ailelerinin içinde olup paylaşmak isterler..

KAFES YERİ SEÇİMİNDE ÖNEMLİ DETAYLAR
1-Kuş kafesi,yetişkin bir insanın yüzünü görebilecek yükseklikte olmalıdır.Bu,kuşa güven hissi verir,alçak yerler onu korkutur ve kafasının üstündeki bir hareketi saldırı olarak algılayabileceğinden hırçınlaşır..
2-Kafesin bulunduğu yer aydınlık,güneş ışığını direkt almayan bir yerde olmalıdır.
3-Kafes,sürekli açılıp-kapanan bir kapı yada camın karşısında olmamalıdır,kuşlar hafif de olsa cereyandan çok çabuk etkilenirler..
4-Muhabbet kuşları için en kötü seçim mutfaktır!Yemeklerin buharı,kapağı açık tencereler büyük tehlike oluşturur..
5-Kafesin yer seçiminde çocuk odaları da doğru değildir.Çünkü çocuklar okula gittiklerinde orası bütün gün boş kalacak ve muhabbet kuşunuz çok yalnız ve mutsuz olacaktır!

ELE ALIŞTIRMA ÇALIŞMALARI
Muhabbet kuşları karanlıkta görmezler,fakat bu durumdan dolayı çok da hassas,tedirgin ve tepkili olurlar!Kuşunuzu alırken insana alışkın yada 3 aylığa kadar olmasına özen gösterirseniz,alıştırmak daha kolay olur.
O'nu ilk aldığınızda çocuğunuzla direk baş başa bırakmak yerine,öncelikle yeni ortamına alışması,kafesini tanıması ve kendini güvende hissetmesi için yüksek sesin olmadığı ama etrafında gezip dolaşacağınız bir yere koyarak, kafesin yerini mümkün olduğu kadar bir daha değiştirmemelisiniz!
O'na her zaman küçük sesler çıkartarak yaklaşmalı,asla sessiz yada garip, çok yüksek ve farklı ses tonlarıyla bağırarak yaklaşmamalısınız!
1-Kuşu aldıktan sonraki gün,elinize bir parça yem alarak fısıltılı ince seslerle kapağı açıp onu ürkütmeyen bir hızla elinizi ona doğru yaklaştırıp bekleyin.Bu sırada sabırlı olmanız çok önemlidir,kızıp hamle yaparsanız güvenini kaybedersiniz!
2-Elinizi yaklaştırmaya korkuyorsanız aynı işlemi tünekle deneyebilirsiniz.Tüneği,kuşun göğsüne doğru uzatıp buna konmasına sağlayabilirsiniz.Kuş,dengesini sağlamak ve düşmemek için tüneğe doğru hamle yapacaktır..
3-İlk iki maddeden birinde kısmen başarılı olduktan sonra,ışıkları loş hale getirerek onu parmağınıza yada tünek yardımıyla alıp,omzunuza bırakabilirsiniz!
Bu,sizin kokunuzu tanımasına,ilginizden hoşlanmasına ve zarar görmediği için size güvenmesine yarar ve çok önemli bir adımdır!
4-Parlak,karışık ve tuhaf renkli şapkalar,fularlar,kabarık saçlar onun için karşı koyulamaz bir çekiciliktedir!Bunlardan yararlanmanızda fayda olur..

ASLA YAPILMAMASI GEREKENLER
1-O'nu asla çamaşır makinesi,bulaşık makinesi gibi yerlerin üzerine kafes ile bırakmayın
2-Kafese yeni bir oyuncak koymadan,dışardan o'na tanıtın
3-Dışarı bıraktığınızda yuvasına koymak için elle yakalamaya çalışmayın o,acıktığında mutlaka yerine dönecektir!Gerekirse 1 gün bekleyin..
4-Ana caddeye yakın motor gürültüsü,yüksek hayvan sesi vb. alan yerlere yakın bulundurmaktan kaçının
5-Mizacını bilmediğiniz,birbirlerini tanımayan avcı grubundan bir hayvanla(örn:kedi)bir odada yalnız bırakılmamalıdır!
6-Özellikle 5 yaş ve altı misafir çocuklarına dikkat edilmeli,misafirler olduğu sırada ve sonrasında yemlik ve suluk,içine konmuş olması muhtemel yabancı maddelere karşı dikkatlice kontrol edilmelidir!

KONUŞMAYI ÖĞRETME DENEMELERİ
Muhabbet kuşları,sahibinin veya çevresindeki sesleri taklit ederek onunla iletişim kurmaya meraklıdır.Daha önce de bahsettiğim gibi,muhabbet kuşları çok akıllıdır.Her gece kendisine aynı saatte ''iyi geceler cici kuş'' diyerek ışığı kapatıp giden sahibine,o uyuyup kaldığında;''iyi geceler cici kuş'' diyerek vaktin geldiğini ve yalnız kalmak istediğini belli edecek bir çok yaşanmış örnek vardır!

Konuşturmaya başlarken kişilerin geliştirdikleri bir çok yöntem vardır..Bunlardan biri,onunla arkadaş gibi yan yana ve aynı seviyeye oturarak kısa cümleler kurmaktır.C-Ç-S-Ş-T-R gibi harflerden oluşan kelimeler daha çok ilgisini çekecek,ve bunları daha çabuk kavrayacaktır.(örn: ciciş,cici kuş,şeker vb)
Her gün düzenli olarak bir eylem yaparak,örneğin odaya gelip ışığı yakarak ''cankuş ben geldim''cümlesini tekrarladığınızda, bunun bir selam cümlesi olduğunu anlayacaktır..
Kuşa konuşmayı öğretirken en önemli şey;aklını onlarca kelimeyle karıştırmadan,kelimeler tek tek seçilerek ve sırasıyla öğretmektir.Bu kelimeyi kasede kaydedenlerin oldukça başarılı oldukları da bilinir..
Zamanında konuşturulmaya başlanmış(ilk alındığından itibaren)kuşlar,30 kelimeye kadar başarıyla ve mantıklı olarak konuşabilirler.
Dişi kuşların ve konuşan kuşun yanına eş alınmasının,konuşmayı etkilediğine inananlar için söylemeden edemeyeceğim ki;12 tane kuşu olup,bunlardan 4 dişi 3 erkeğin konuştuğu karma kafeslerin varlığına şahidiz..İstisnalar her zaman olur ve kuş ile yeterince ilgili olup,gereken bağlılığın oluşturulması,bizce en önemli etkendir!




10 İPUCU :

Muhabbet Kuşlarının Bakımı Eğer Bu İpuçlarını İzlerseniz Oldukça Kolaydır

Muhabbet kuşları, çok fazla ilgi veya maliyete gereksinim duymadan bakılabilecek eğlenceli pet hayvanlarıdır. Uygun bakım koşulları sağlandığında muhabet kuşları, kediler ve köpekler gibi yaklaşık 10-14 sene gibi uzun süre yaşayabilirler.

1. Muhabbet Kuşları Arkadaşlığı Severler

Eğer tek bir kuşa sahipseniz bir ayna mutlaka bulunmalıdır. Yalnız bir muhabbet kuşu akadaşlığınızla eğlenecektir fakat ayna onun kendini yalnız hissetmemesini sağlar. Muhabbet kuşunuznun ideal arkadaşlık seviyesi için ikinci bir kuş almayı iyice düşünmelisiniz. Bununla birlikte ayrı ortamlarda bir çok kuşa bakmak isteyebilirsiz. Genç olduklarında muhabbet kuşları, diğer kuşlara nazaran insanlarla daha iyi bağlantılar kurarlar.

2. Çeşitli Besinler Kullanın

Petshoplar ve birçok mağazada muhabbet kuşunuz için çok çeşitli besinler bulabilirsiniz. Tek tür yemle veya her zaman aynı yemle beslemekten kaçının çeşitli besin değerlerine ve lezzetlere sahip yemleri karıştırabilir veya arada sırada yemin markasını veya türünü değiştirebilirsiniz. Bu hususta dikkat edilecek konulardan biri de açık yemdir. Açık yemler ucuz olmalarının advantajıyla beraber kalitesiz yemlerdir. Bu sebeple hayvanınızın sağlığı açısından bu yemlerden uzak durmanızı öneririz. Uzun vadede düşündüğünüzde size çok daha büyük maliyetlere sahip sağlık problemleriyle dönebilir...

3. Muhabbet Kuşları Oyuncakları Severler

Muhabbet kuşları oyun oynamayı seven varlıklardır. Onun oynayabileceği birçok obje bulabilirsiniz. Örneğin halkalar, salıncaklar ziller ve oyncak ayılar gibi...
Muhabbet kuşları parlak cisimlere, ses çıkaran ve gagalarıyla veya ayaklarıyla oynatabildikleri cisimlere çok düşkündürler. Yalnız verdiğiniz oyuncakların muhabbet kuşunuz tarafından yutulabilecek kadar küçük parçalara sahip olmamasına dikkat etmelisiniz. Çünkü bu oyuncak onun boğulmasına neden olabilir. Kafesi çok fazla oyuncakla doldurmayın bunun yerine oyuncakları değiştirerek çeşitlilik yaratmayı deneyin.

4. Güvenini Kazanın

Muhabbet kuşunuzla aranızda güven sağlamanız aylar alabilir. Onu eve ilk getirdiğinizde biraz utangaç olacaktır, fakat kişiliği birkaç hafta içinde ortaya çıkacaktır. Parmağınızı kuşun önüne getirerek güvenini geliştirmeyi deneyin. Bunu muhabbet kuşunuz pamağınıza zıplayana kadar her gün tekrarlayın. Bundan birkaç gün sonra ona tatlı sözlerle seslenirken nazikçe göğsünün altını okşayın. Biraz sabırla bu yolu kullanarak aranızda bir güven yaratacaksınız. Eğer muhabbet kuşunuz size güvenmekte zorlanıyorsa hiç endişelenmeyin. Eninde sonunda sizin üzerinize tırmanıyor olacak...

5. Asla Muhabbet Kuşunuzu Yakalamayın

Küçük bir muhabbet kuşu için, onu yakalyıp kavramak isteyen açık bir elden daha korkunç bir şey yoktur. Bu küçük pet hayvanını yaklayıp avcunuzun içinde zorla tuttuğunuzda aranızda bütün güveni bir anda kaybedebilirsiniz. Muhabbet kuşunuz bu tavrınızdan sonra parmağınıza çıkmayı reddederek tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Onu mıncıklama iç güdünüze dayanmaya çalışın. Üstü çıkabilen bir kafes edinirseniz, onu avcunuza almadan kafesten dışarı çıkarmanız daha kolay olacaktır.

6. Muhabbet Kuşları Şarkı Söylemeyi Severler

Çok gürültü olmalarına rağmen; kendi kendilerine şarkı söylecekler, çığlık atacaklar, cıvıldayacaklar, fakat müzikle beraber veya sizinle beraber şarkı söylemeyi daha çok seveceklerdir. Eğer şarkı söylemeye yeteneğiniz yoksa müzik çalmayı deneyin ve nasıl tepki verdiğini görün... Eğer evde çok fazla bulunamıyorsanız, onun için bir radyoyu uygun bir ses seviyesinde açık bırakabilirsiniz.

7. Egzersiz Yaptığından Emin Olun

Kafesinin içindeyken muhabbet kuşunuzun yapabilceği egzersiz sınırlı olacaktır. Etrafta koşturması ve uçması için düzenli olarak kafesten dışarıya çıkarılmalıdır. Fakat bunu yaparken kapıların, camların ve perdelerin kapalı olduğundan emin olmalısınız (kuşlar camı farkedemeyip çarparak kendilerine zarar verebilirler).

8. Kafesi Temiz Tutun

Temiz bir çevre sağlıklı kuşlar demektir... Bunun için pet hayvanınızın yaşadığı ortam olan kafesini her zaman temiz tutun. Böylece onu pek çok hastalığa karşı korumuş olacaksınız.

9. Doğru Tüneği Alın

Kafesler genelde alındıklarında bir kaç skıcı tüneğe sahiplerdir. Bunlar değiştirilmelidir çünkü kuşunuzun ihtiyaçlarını karşılamayacaktır. Tünekler (çapları) farklı ebatlarda olmadıklarında kuşunuzun ayakları doğru çalışmayacaktır. Doğal ağaç tünekleri alabileceğiniz gibi yapay olanları da alabilirsiniz. Uçları tırtıklı olan tünekler de muhabbet kuşları için oldukça uygundur.

10. Muhabbet Kuşunuzu Kuşlar İçin Güvenli Olan Bir Yerde Tutun

Muhabbet kuşları ortam ısısı 21° C 'nin altına düşmediği sürece ortamı terk etmezler. Kafeslerini hava akımlarının oldu yerlere koymamanız çok önemlidir, keza pencere yanı veya klimaların yanlarına da. Mutfak da muhabbet kuşunuz için uygun bir ortam değildir. Çünkü temizleyiciler ve yemek buharı onlar için iyi değildir ve onu buzdolabının üzerine de koymamalısınız keza buzdolabının titreşimlerinden rahatsız olacaktır.
Herşeye rağmen muhabbet kuşları mükemmel pet hayvanlarıdırlar. Çok fazla maliyetleri olmadıkları gibi çok fazla vaktinizi de çalmazlar. Yukarıdaki tavsiyelere uyduğunuz sürece muhabbet kuşunuz uzun ve sağlıklı bir şekilde yaşayacaktır.