Başımızın dönmesinden çok korkar, ama baş döndürücü şeylere karşı dayanılmaz bir istek duyarız. Baş döndürücü aşklar, heyecanlar, maceralar, kazançlar arar; Tanju Okan’ın "İçmişim başım dönüyor" şarkısında hüzünlenir, hatta ağlarız. Başınız hiç döndü mü?.. O müthiş ve dayanılması güç ve kötü duyguyu hiç yaşadınız mı? Yanıtınızın "Hayır" olmasını dilerim.

BAŞ dönmesi, yön bulmada zorlukla birlikte oluşan bir dönme hissidir. Kendinizi cisimlerin etrafında döner gibi de hissedebilirsiniz, çevrenizin sizin etrafında dönerken de görebilirsiniz. Durum her iki halde de dayanılması zor, korkutucu, nahoş bir duygu karmaşası ile birliktedir. Baş dönmesine yol açan sorun, beyincik, beyin sapı, sekizinci sinirde olabilir. Ama nedeni çoğu kez iç kulaktadır.

MENİERE HASTALIĞI

İç kulak ile ilişkili baş dönmelerinin en meşhuru "Meniere hastalığı"nda görülenidir. Bu hastalığın nedeni bilinmemektedir. Meniere bağlı baş dönmeleri ani baş dönmeleridir. Birkaç saatten bir kaç güne kadar sürebilir. Genellikle 24 saatte yavaş yavaş ve kademeli olarak gelişir. Baş dönmesine bulantı ve kusma da eşlik eder. Kulak çınlaması, kulakta basınç ve dolgunluk hissi de olabilir.

İLTİHABİ NEDENLER

Sekizinci kafa sinirinin iltihabi sorunlarından kaynaklanan baş dönmelerine de sık rastlanır. Bu hastalık daha çok gençlerde görülmektedir. Hastalığın başlangıcı çok gürültülü ve can sıkıcıdır. Sonraları atakların sıklığı ve şiddeti azalır, belirtileri hafifler. "Vestibüler nöritis"e bağlı baş dönmelerinde de bulantı ve kusma hep vardır.

GENÇLERDE DE GÖRÜLÜR

Baş dönmesinin en çok görüleni, baş ve boyun hareketlerine bağlı olan ve genellikle 30 saniyeden daha kısa sürelidir. Pozisyona bağlı tehlikesiz bir baş dönmesi olarak bilinir. Özellikle bir kulağımızın üzerine yattğımızda veya başımızı geriye doğru eğdiğimizde başımız dönüyorsa bu sorundan kuşkulanmalıyız. Bu tür baş dönmelerinde bulantı, kusma, kulak çınlaması gibi belirtiler pek görülmez. Baş dönmesi bir kaç hafta içinde genellikle kendiliğinden iyileşir. Seyrek olarak birkaç ay veya yıl yeniden tekrarlanabilir.

VİRÜS ENFEKSİYONU

"Herpes virüsü enfeksiyonu" sonucu oluşan sinir iltihabı da baş dönmesine yol açabilr. Vücut enfeksiyonu ile ilişkili sinir iltihaplarında, dayanılmaz, zor bir kulak ağrısı, ani başlangıçlı bir işitme kaybı ve birden yüz felci de oluşabilmektedir. Baş dönmesinin nedeni bazen de kan basıncını ayarlayan sistemlerin arızalanmasıdır. Özellikle aniden ayağa kalktığınızda başınız dönüyorsa, sorununuzun iç kulak, beyincik, beyin sapı bölgeniz ile değil, kan basıncınızı ayarlayan sistemleriniz ile ilişkili olması muhtemeldir.

Tıp terminolojisinde "ortostatik hipotansiyon" olarak tanımlanan durum, dik pozisyona gelme ile kan basıncının hızla ve aşırı derecede düşmesi durumudur.

Ortostatik hipotansiyon, belirli, tanımlanmış bir hastalık değil bir belirtidir. Farklı hastalıklarla görülebilen bir durumdur. Sorun aniden ayağa kalmanın oluşturduğu yer çekimi etkisine bağlı olarak damar sisteminde dolaşan kanın bacaklar ve gövdedeki depo toplardamarlarda birikip göllenmesine bağlıdır. Toplardamar sisteminde birikip göllenen kanın kalbe geri dönememesi demek, kalbin pompalayabilecek kadar kanı bulamaması, beyne oksijenlenmiş temiz kanı yeteri kadar yollayamaması demektir. Beyin kanlanmasının birdenbire ve ciddi düzeyde bozulması, baş dönmesi yanında daha pek çok belirtiyi de yanında getirir. Ortostatik Hipotansiyona bağlı bir baş dönmeniz varsa, sersemlik, bilinç kararması, görmede bulanıklık, çarpıntı sorunlarını da yaşamanız kaçınılmazdır. Eğer kan basıncındaki düşme daha ağır ve uzun süreli ise geçici veya kalıcı bilinç kaybı ve hatta komaya giden tehlikeli bir durumda yaşanabilir.

NİÇİN OLUŞUYOR?

Ayağa kalkınca oluşan ani baş kan basıncı düşmeleri ve baş dönmelerinin pek çok nedeni var: İlaçlar, nörolojik sorunlar, kalp hastalıkları, kanamalar, iç salgı bezi hastalıkları, ateşli enfeksiyonlar bunların en sık görülenleri ve en önemlileridir.

Depresyon tedavisinde kullanılan trisiklik antidepresanlar, bazı hipertansiyon ilaçları (reserpin, klonidin), metildopa içerenler, beta reseptör baskılayıcılar propronalol, atenolol, labetalol, prazosin gibi alfa adrenerjik baskılayıcılar bunların en meşhurlarıdır!

Sinir sistemini etkileyen bazı metabolik (diyabet, amiloyit), mikrobik(sifiliz), alkolik hasarlarında aynı sorunu ortaya çıkarması mümkündür. Kalp ritm bozuklukları, kalp zarı iltihaplanmaları ve kalp yetmezliğinde de aynı sorunlar yaşanabilir. Ortostatik hipotansiyon sorununun sağlıklı yaşlılarda da görülebileceğini belirtelim. Kısacası baş dönmesi, hastalar için dayanılması, hekimler için çözülmesi güç bir sağlık sorunudur. Ne iyi ki çoğu kez kendiliğinden geçmekte, kendi kendini sınırlayıp bir de hastaları da fazla ezmemektedir.

Baş dönmesi deyip geçmeyin. Geçmeyip direnen, özellikle bulantı, kusma, kulak çınlaması, sersemlik, baygınlık hissi ve bilinç karmaşası ile olan baş dönmelerini ciddiye alın...



Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU



http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...arid=95&gid=61