LÖSEMİ (KAN KANSERİ)
Bir hastalık grubu olarak adlandırılan löseminin diğer adı kan kanseridir. Çünkü bu hastalıklar, vücuttaki tüm büyük kemiklerin iç kısmını döşeyen ve kan yapımını sağlayan kemik iliğinde gelişir. Diğer kanser türleriyle benzer özellikler gösterirler.
Lösemi bir hastalık grubu olduğundan birçok farklı tipi vardır. Fakat bütün lösemilerin ortak özelliği vücudu mikroplara karşı savunan lökositlerin (akyuvarlar) kontrol edilemeyecek düzeyde çoğalmasıdır. Bu lökositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu bunlar vücudu savunamayacak hale gelir ve eritrosit (alyuvar) ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinin görevini aksatmasına yol açar. Normalde 1 mm3 kanda 5 milyon eritrosit ve 4 bin ile 11 bin arasında lökosit bulunur. Lösemide ise lökosit sayısı 1 mm3 kanda 1 milyona kadar çıkabilir.

LÖSEMİ TİPLERİ
Hangi akyuvar türü aşırı miktarda çoğalıyor ve kanserleşme gösteriyorsa hastalık o akyuvar adıyla tanımlanır. Mesela, lenfosit ( ya da lenfositik) lösemisi, akyuvarın bir çeşidi olan ve lenf sistemindeki lenf hücrelerini etkiler. Diğer tip ise myeloid lösemi denen, myeloblastların (olgunlaşmamış kan hücreleri) aşırı çoğalmasıdır.

Akut Lenfositik Lösemi: (ALL) Lenfosit, lenfoblast olarak adlandırılan olgunlaşmamış kan hücrelerinin dönüşümü ile oluşur. Lenfoblastlar bu kanser türünde çok fazla artmıştır. Bunlar, lenf düğümlerinde birikir ve şişliğe yol açar. Akut lenfositik lösemi, çocukluk çağında en sık görülen lösemidir.

Akut Myeloid Lösemi: (AML) Olgunlaşmamış kan hücresi olan myeloblastların aşırı çoğalması ile karakterizedir. Bu hücrelerin kemik iliğinde çoğalması sonucu kan hücreleri üretilemez ya da az üretilir. Bu hücreler üretilmezse enfeksiyonlar artar, kansızlık gelişir.

Kronik Lenfositik Lösemi: (KLL) Olgun lenfositler gibi görünmelerine rağmen, vücudu savunmaktan acizdirler. Bu hücreler, kemik iliğinde çok fazla üretilir. Fakat koruyucu rolleri yoktur. Erişkinlerde görülür, yavaş yavaş gelişir ve ilerler. Hasta yıllarca yaşayabilir. 50'li yaşlardan sonra görülme sıklığı artar. Bu yaş grubunda en sık görülen lösemi türüdür. Hastalık yavaş seyreder.

Kronik Myeloid Lösemi: (KML) KLL gibi, olgun görünen fakat görevini gerçekleştiremeyen hücrelerin anormal artışı vardır. Bütün normal hücreler bitene kadar bu hücre artışı sürer. Erişkin çağındaki lösemilerin %25-60'ını oluşturur. En çok 25-60 yaşlarında görülür. Erkeklerde daha sık görülür.

LÖSEMİNİN NEDENLERİ
Löseminin nedenleri arasında bazı faktörler gösterilse de henüz tam olarak nedeni bilinmemektedir. Tek yumurta ikizlerinde, Down senromlularda, fanconi anemisi olanlarda görülmesi, hastalıkta genetik faktörlerin, kromozom anormalliklerin rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca iyonize radyasyona, benzen ve alkilleyici ajanlar gibi kimyasal maddelere maruz kalanlarda görülme riski artmıştır. Farelerde viruslar tespit edilmiştir fakat insanlardaki lösemilerde virüslerin yeri tespit edilememiştir. Özellikle kronik lenfositik lösemide ırk faktörünün önemli olduğu saptanmıştır. Beyaz ırkta fazla, sarı ırkta az görülmektedir.

LÖSEMİNİN BELİRTİLERİ
Akut lenfositik lösemide çabuk yorulma, kanamalar, halsizlik, kilo kaybı, kemik ağrısı, eklem şişliği yakınmaları vardır. Yapılan fizik muayene sırasında lenf bezleri büyümüştür ve karaciğerle dalak büyümüştür. Eğer enfeksiyon varsa titreme, ateş, terleme görülür. Bu belirtiler bütün lösemi türlerinde görülür. Sinir sisteminde tutulum varsa kafa içi basıncı artmıştır. Akut myeloid lösemide de aynı belirtiler görülür. Fakat lenf bezlerinde büyüme daha azdır. Diş eti kanamaları sık görülür.
Tipik kronik lenfositik lösemide lenf bezlerinde belirgin büyüme vardır. Bakteriyel enfeksiyonlar sık görülür. Kronik myeloid lösemili hastalar doktora başvurduğunda genelde son 2-6 ay içinde bulgularda artma olmuştur.

LÖSEMİ TANISI VE TEDAVİSİ
Lösemi tedavi edilebilir hastalıklar grubuna katılmıştır. Artık, lösemili çocukların yarısından fazlası iyileşebilmektedir. Aslında çocuklarda kanser türü hastalıklar pek görülmez; ama çocuklarda görülen her üç kanserden birisi lösemidir ve tedavi edilmezse ölüme neden olur.
Löseminin tanısı oldukça kolaydır. Yapılan kan sayımı ile akyuvarlarda anormal artış olup olmadığı kolaylıkla anlaşılır. Ayrıca kemik iliği başta olmak üzere kan yapan dokulardan alınan örneklerle daha ayrınıtılı inceleme yapılabilir. Böylece löseminin tipi belirlenebilir.
Lösemi tedavisindeki amaç, kandaki akyuvarların sayısını azaltmaktır. Bunun için cerrahi uygulanamayacağından, tedavinin temeli kanser ilaçlarının kullanımıdır. Bu tedavi ile kanser hücreleri azaltılır. Bu tedavi, ışın tedavisi (radyoterapi) ile birlikte uygulanır. Hücreleri öldürmek ve çoğalmasını durdurmak için hastalıklı dokulara belli miktarlarda X ışınları uygulanır. İlacın miktarının muntazam olması, lösemi tipine uygun ilaç seçimi, tedavi süresinin doğru ayarlanması iyileşmeyi oldukça arttırır. Oldukça yoğun tedavi uygulandığından hasta oldukça sarsılır. Eğer tedavi sonrası hastalık tekrarlarsa tedavi tekrarlanır. Lösemili hastalarda görülen bulantı, kusma, saç dökülmesi, ve enfeksiyonlara eğilimin artması kemoterapinin yan etkileridir.
Kemoterapi sonrası kemik iliği nakliyle tamamen iyileşme ihtimali oldukça yüksektir. Ölümcül ve akut lösemi tiplerine uygulanır. Eğer ilaç tedavisi yeterli olmuyorsa da kemik iliği nakli yapılır. Bu işlem yapılırken kemik iliğindeki kanserli hücreler parçalanarak yok edilir. Daha sonra hastanın yakın akrabasından alınan kemik iliği vücuda şırınga edilir. Bu yeni ilik, doku uyuşmazlığı olmazsa sağlıklı akyuvar hücrelerini üretir. Bütün organ nakillerindeki (ya da doku nakli) gibi hasta ile kemik iliği veren arasında kemik iliği hücreleri mutlaka uyuşmalıdır. Eğer uyuşmazsa lösemili hastanın vücudu bunu yabancı madde olarak algılar ve yok eder. Yani reddetmiş (organ-doku reddi) olur. Bu problem, özellikle yaşlılarda sık görüldüğünden 50 yaşın üstünde kemik iliği nakli pek yapılmaz. Günümüzde her 3 lösemiliden birine uygun bir verici bulunur.
Lösemililerde bağışıklık sistemi yeni hücrelere şiddetli bir tepki verdiğinden dolayı, bunu engellemeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bilim adamları kemik iliği veren kişilerin hücrelerini ayırarak bağışıklık sisteminin tepkisini engelleyeceğini düşünüyorlar. Fakat bu araştırmalar uzun zaman almaktadır.

ALINTIDIR