KIZAMIK
İlkbaharda ve kışın son döneminde ortaya çıkan, virüsün neden olduğu, ateş ve deride döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı bir hastalıktır.
Kızamık, hastanın iş ya da okul hayatına engel olur. Kişi, kendini oldukça yorgun hisseder ve ateşi yükselir. Tehlikeli bir hastalık olan kızamık, bazı yan etkiler sonucu başka rahatsızlıklara (ishal, akciğerde, gırtlakta, orta kulakta iltihap) yol açar. Bu hastalıkların görülme sıklığı ortalama %10 civarındadır.
Kızamık, hamilelerde, bebeklerde tehlikelidir. Ayrıca bu hastalık, ölüme bile sebep olabilir. Aşının kullanılmadığı bölgelerde salgın görülebilir.

KIZAMIK NASIL BULAŞIR?
Kızamığa neden olan mikrop, hastanın ağız ve burun boşluğuna yerleşir. Yerleştikten sonra bir hafta içinde, hastalık bulaşabilir. Bu süre, döküntünün başlamadan önce ve başladıktan sonraki dönemidir.
Bulaşma yolu, konuşma, hapşırma ya da öksürme ile tükürük damlacıklarının yayılması ile olur. Kızamık virüsü, havada iki saat kadar canlı kalır. Çocukluk dönemi hastalığı olarak bilinse de, bu dönemde hastalığa yakalanmamış erişkinlerde de ortaya çıkabilir. Hastalık görüldüğünde, vücut bu mikroba karşı bağışıklık kazandığından, tekrarlamaz.

KIZAMIK NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Kızamık virüsüne temas etmek, ayrıca hastalığa karşı vücudun bağışık olmaması, hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Hastanın, ağız ya da burun boşluğuna yerleşen mikrop, burada üreyerek, bütün vücuda yayılmaya başlar. Mikrop, kana karıştıktan yaklaşık 10 gün sonra hastalığın belirtileri ortaya çıkar. Bu durum hastalığın, 15. gününe denk gelir. Bundan sonra hastalığın bulaşması azalır. Çünkü, döküntüyle birlikte mikrobun üremesi de azalmıştır.

KIZAMIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Mikrop girdikten sonra, 10. günde döküntü öncesi dönemin bulguları ortaya çıkar ve en fazla 3 gün sürer. Hastanın ateşi yükselir, titreme vardır ve ağzının içinde küçük, beyaz lekeler ortaya çıkar. Öksürük kuru ve inatçıdır ve yine bu dönemde ortaya çıkar. Gözler kızarmıştır ve ışıktan rahatsız olur.
Döküntülü dönemde, döküntüler kırmızılaşır ve büyür. Biraz kabarmıştır ve sayıları artmıştır. Yüzde ve boyunda ortaya çıkan döküntü daha sonra gövdeye,kollara ve bacaklara da yayılır. Hasta yorgundur ve ateşi tekrar yükselmiştir. Soğuk algınlığı, bu dönemde görülür. Bademcikler şişmiştir.

Daha sonra iyileşme dönemi başlar. Döküntüler solar ve düşmeye başlar. İz bırakmazlar ve hasta artık iyileşmiştir. Kişi, eski enerjisine kavuşur. Hastanın ateşi normale döner ve kişi, soğuk algınlığından kurtulur.

KIZAMIK TANISI NASIL KONUR?
Kızamık hastalığında ortaya çıkan belirtiler, bu hastalığa özgü bir durum değildir. Bir çok enfeksiyon sonrası bu belirtiler görülür. Ama döküntü ve döküntünün ortaya çıktıktan sonraki seyri, hastalığın tanısı için önemlidir. Döküntü başlamadan önce hastalığın tanısını koymak zordur.
Kızamıkta ortaya çıkan lekeler hastadan hastaya farklılık gösterir. Ayrıca ağız içinde görülen bu beyaz lekeler başka bir hastalıkta oluşan bir bulgu değildir. Bu durum da tanı için önemli bir kriterdir.

KIZAMIK TEDAVİSİ
Kızamığın tedavisinde amaç, hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaktır. Kızamık için geliştirilmiş bir ilaç yoktur. Ateş düşürücü, ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Öksürük için öksürük şurupları önerilir.
Bu yüzden evde yapılan tedavi, önemlidir. Hastanın kaldığı oda tedbir amacından ayrılmalıdır. Ayrıca, odanın sık sık havalandırılması ve gün ışığı görmesi gerekir. Oda ısısı 20 derece civarı olmalıdır. Beslenme, kızamık hastaları için önemlidir ve dikkat edilmelidir. Özellikle sıvı besin alımı, meyve suları ile hasta beslenir. C vitamini için de gereklidir. Et suyu, süt ve süt ürünleri verilebilir. Sıvı besinlerin verilmesindeki amaç sindiriminin kolay olmasıdır.

KIZAMIKTAN KORUNMA VE KIZAMIK AŞISI
Kızamık aşısı, cilt altına, enjeksiyonla yapılır. Çocuklarda ya da hastalığı geçirmemiş erişkin kişilerde, iki doz halinde uygulanır. En erken 12 aylıkken, 15. aya kadar uygulanabilir. İkinci aşı, çocuk 4-6 yaş arasında iken uygulanır. Bu iki aşıdan sonra, kızamığa karşı yüzde 99 oranında korunma sağlanır.
Ayrıca kızamık aşısı, yetişkinlerde ve hamilelikten önce yapılabilir. Fakat “hamilelikte” uygulanmaz.Böylece hastalığa karşı koruyuculuk sağlanır. Hiç bir yan etkisi yoktur. Olsa bile hafiftir ve önemli değildir.