özellikle 2.dünya savaşı yıllarında yüzlerini çok soluk bulan kadınların kendilerini daha iyi hissetmeleri için ön plana çıkmaya başlayan ruj bir daha hiç yerini kaybetmemiştir. Charles Revson ilk kez aynı renkte oje ve ruj kullanarak bu konudaki modanın temellerini oluştumuştur.
Güzel, renkli ve canlı bir görünüm sağlayan rujun yararları bu kadar değil. Özellikle kendisini sonbahar ve kışın hissettiren dudak kurumaları ve çatlamalarına karşı rujla çok iyi bir koruma sağlıyorlar. Yazında rujlar dudakları çatlamaya ve kurumaya karşı korudukları gibi eğer uygun seçilmişlerse zararlı UV (Ultraviyole) ışınlarınıda süzerler. Ultraviyolenin yüksek miktarlarda bulunduğu kar ve dağ ortamlarında da rujun önemi artar. Cildinizi korumada gösterdiğiniz özeni mutlaka bu tür ortamlarda dudaklarınıza da göstermelisiniz. Bu konuda size yardımcı olacak ürünler yine rujunuzdur.

Büyük bir dikkat ile sürülen rujun birkaç saat sonra azaldığı gözlenir ve tazelenir. Peki bu azalan ruj nereye gitmektedir. Özellikle yemekler rujun hızla azaldığı hatta tamamen yok olduğu zamanlardır. Çünkü azalan ruj ağzımızdan sanki bir besin maddesi gibi sindirim kanalına gitmektedir. Peki ruj nelerden yapılmaktadır? uygun bir besin maddesi midir?



Rujlar genelde
Lanolin Oil, Castor Oil, Cetyl Acetate, petrolatum, Octyl hydrosterate, balmumu, Octyl Palmitate, Propylene glycol ricinoleate, Ceresin, Paraffin, Carnauba, Acetylated lanolin alcohol, PVP/Hexadecene copolymer, tocopheryl acetate (Vitamin E acetate), Acrylates copolymer, Rose hips seed oil, Fragrance, Methyl Paraben, Propylparaben, BHA, renk veren pigment maddelerinden (renk verici maddeler: demir oksitler, titanyum dioksit, zirkonyum tuzları, alüminyum tuzları, kalsiyum tuzları vb..) ve koku veren doğal aromalardan yapılırlar. Rujların içinde bulunan petrolatum, lanolin, eosin , pigment maddeleri insan sağlığı açısında tehlikeli olabilecek maddelerin başında yer alır. Büyük bir kısmı petrolden elde edilen aaaalik yağlardan veya kimyasal maddelerden oluşur.

Lanolin, rujlarda bulunabilen bir maddedir. Doğal olarak kuzu koyun kıllarından elde edilir ve çok sayıda allerjen içerir. Son zamanlarda allerjik özellikleri azaltmak için sentetik lanolin daha çok kullanılmaktadır.
Günümüzde petrol kökenli ağır yağların yerine bitkisel kökenli yağlar almaya başlamıştır. Biraz daha pahalı olsalarda, sağlık açısından ciddi faydalar sağlarlar.
RUjlar içerdikleri maddeler açısından allerjik reaksiyonlara, dudaklarda şişmelere neden olabilirler. Ruj alırken mutlaka test edilmelidir. Seçtiğiniz ruj mutlaka Ultraviyole emici özelliğe sahip olamalı ve SBP (Güneşışınlarını engelleme faktörü) içermelidir. Normal koşullarda SBF 15 dudaklarınızı korur, dağ ve kar gibi ortamlarda SBP 30 daha yüksek güvenlik sağlar. Güneşve ultraviyolenin daha az olduğu ortamlarda ise SBF 8 yeterli olabilir.
Rujunuzda bulunması gereken bir diğer özellikte nemlendirici içermesidir. Dudak çatlaklarına karşı dudaklarınızı korur. Vitamin E ise antioksidan özelliği ile ikincil bir koruma sağlar. bazı çalışmalarda rujların kendilerine gelen ultraviyole ve diğer enerjileri emdiği ve oluşan enerjinin oksijen moleküllerini böldüğü, çok yüksek okside edici singlet oksijen oluşturduğu