Kırk dereceyi aşan sıcağa rağmen geçen hafta yapılan Antalya mitingi

Demokrat Parti'nin en kalabalık ve en coşkulu olanıydı. Mehmet Ağar'ın yüzünü güldürdü. Meydandaki kalabalığın

birinci sıra adayı Arif Ahmet Denizolgun'un eseri olduğu konusunda herkes hemfikir.
Bir ara Ulaştırma Bakanlığı da yapan Denizolgun

Antalya'da nüfuzlu bir isim

bölgede seveni çok. Ailede başka siyasetçiler de var. Büyükbabası Hacı Arif Bey ilk Meclis'te milletvekiliydi. Abdülhamit döneminin kumandanlarından Alanyalı Mehmet Paşa da aile büyüklerinden... Cumhuriyet'in ilk dönem mebuslarından Doktor Tevfik Bey babasının amcazadesi...
Listeye son dakikada dahil olan Arif Ahmet Denizolgun

22 Temmuz seçimlerinde Demokrat Parti'den milletvekili seçilebilmek için çalışıyor. Medyadan uzak durmaya özen gösteren Denizolgun'la Antalya'da konuştum. Denizolgun

çok dikkatli bir dil kullanıyor

yanlış anlaşılmaktan çekiniyor. Siyaset yapmaya istekli olmadığını vurgulayan Denizolgun

DP saflarından politikaya dönüşünü şöyle anlatıyor: "Siyasete dönmeye çok hevesli değildim. İşlerimle meşgulken Türkiye'de son aylarda artan gerilimli atmosfer

toplumda siyasetin neden olduğu huzursuzluklar

sıkıntılar ortaya çıktı. Üçüncü bir yol olarak gördüğüm

daha ılımlı

uzlaşmacı

dengeli siyasi çizgiye sahip DP'den gelen talepler sonucu milletvekilliğine aday oldum. Böyle bir dönemde siyasette olmak benim için fedakârlık isteyen bir durumdu. Antalya'daki yarım kalmış projelerin devamını isteyen bölge insanının tazyikleri ve çevremin baskısı etkili oldu." Denizolgun

sadece Antalya'da değil

değişik şehirlerde de halkın arasına karışarak seçim çalışmalarına katılacak. Başka partilerden de teklif alan Denizolgun

neden DP sorusuna şu cevabı veriyor: "Her partide arkadaşlarım

dostlarım var. Kesinlikle bir parti taassubu içinde değilim. Ancak DP'yi mevcut şartlar içinde Türkiye'ye hizmet edebilecek en uygun parti olarak görüyorum. Bakanlığım dönemimde başlattığım projelerimi gerçekleştirme fırsatını DP'de bulacağımı düşünüyorum. Havaalanı

demiryolu

hızlı tren

denizyolu ulaşımı gibi Antalya'nın hak edip de alamadığı hizmetleri memleketime kazandırmak için siyasete döndüm. Kişisel hesabım yok. Posterlerimde ana renk Türkiye'nin milli renkleri olan kırmızı-beyazdır. Bunu bilinçli bir şekilde tercih ettim. Ben Antalya'dan milletvekili adayıyım; ancak bütün Türkiye'nin milletvekili olmayı hedefliyorum. Elimden geldiği kadar hizmet edebilmeyi şiar edindim."
Spora ilgisini yakından bildiğim Denizolgun'la Antalyaspor üzerine de konuştuk. Spor alanında Antalya'nın zayıflığından yakınan Denizolgun

"Sanayisi

ekonomisi güçlü olan şehirlerin sporda da başarılı olduğunu görüyoruz. Antalya'nın ekonomisiyle sportif başarılarının doğru orantılı gitmediğini düşünüyorum. Her spor dalında Antalya başa oynamalı. Şehirde bu potansiyel var. Bunun düzeleceğini ümit ediyorum." diyor. Denizolgun

hobileri olup olmadığı yönündeki soruya ise şu karşılığı veriyor: "Boş zamanım yok

sürekli Türkiye içinde ve ülke dışında çalışmalarım oluyor. Seyahatlerden fırsat buldukça dünyadaki gelişmeleri konu olan kitapları okuyorum."