USLANMAM  

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > GENEL KÜLTÜR > Tarih Bölümü > Genel Tarih
Google
 
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Kayıt ol Sosyal Gruplar Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Genel Tarih Genel Tarih ve Genel Türk Tarihi Hakkındaki Bütün Bilgilere Buradan Ulaşabilirsiniz

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-10-2007, 06:02 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nerden: istanbul
Konular: 30774
Mesajlar: 35.229
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 18104
Rep Derecesi : ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute
Standart bilmediğiniz birşeyler mutlaka vardır..

1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmenin bir ara söze: "Bu Suudi Arabistanın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine
Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No. Sör. Bu Suudi Arabistanın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlıların 1800.lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini.(1)


Balkanlardan Orta Doğuya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı Osmanlı " diye sayıkladığını
Budapeşteden gelen bir yazarımıza bir Boşnakın "Madem ki İstanbula gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbulu görmeden almasın" dediğini Trablusgarpdaki ihtiyar Cezayirlilerin boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…(2)


Padişahların Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine: "Sana orayı bahşettim " demesinin.
"Verilen yeri imar et manasına geldiğini ve bu varlıklı Osmanlı paşalarının o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda servetlerini tükettiklerini.(3)


Osmanlının edeple taçlaşmış iman anlayışının gereği olan Hazreti Peygamberinin(sav) şehrini bir valinin adının altına sokamayacağı saygı ve edebi ile oraya göndereceği idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafızı " diye isimlendirme hassasiyetini gösterdiğini.(4)


Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıllarca İstanbulda kalan ve yazmış olduğu eserini en büyük Hıristiyan hükümdarı II Filibe takdim eden İspanyol yazar Cristobol de Villalonun dönemin Osmanlı topçuluğu hakkında:
"Dünyada hiçbir devletinTürk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu yoktur. İstanbulda eski model olduğu için kullanılmayıp süs diye surlara konan topları inceledim Bunlar bile İspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.
Tophane sırtlarında çaptan düşmüş diye yığılan 40 kadar topu hayretle seyrettim. Bunları alıp topçu kuvveti oluşturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti bilmiyorum dediğini.(5)


Kore Savaşı sırasında bir Amerikan bataryasının isabet alıp parçalanmasından sonra dört dakika gibi kısa bir süre içinde Amerikalıların bataryayı tekrar kurup ateşe başladıklarını ve bu çok süratli ikmal karşısında Türk binbaşısının hayretler içinde kaldığını gören Amerikalı generalin:
"Biz bu sistemi kurmadan önce bütün dünya ikmal teşkilatlarını etüd ettik. En mütekamil olanının Osmanlıların ki olduğunu görerek onu kabul ettik. Bu sizden gelme bir usulün günümüze tatbikinden başka birşey değildir." dediğini.(6)


Altı asır gibi uzun bir süre üç kıtada hükmünü yürüten ecdadımızın medeniyet mirasını inceleyip araştırmadan içte ve dıştaki bazı gafil ve hainlerin ona "emperyalist" yaftasını yapıştırarak mahkum etmeye çalışmalarına mukabil Macaristan İlimler Akademisi tarafından ortaya çıkartılıp yayınlanan bir belgede belirtildiğine göre Osmanlı Devletinin Macaristanda hakim olduğu devirlerde Macar halkından yılda 7 milyon akçe vergi toplayıp buna karşılık aynı yıl Macaristana 21 milyon akçe yatırım yaptığını.(7)


Bizansı kurtarmak üzere İstanbula çağrılan Haçlı ordularının Hristiyanlığın mukaddes kilisesi Ayasofyanın tepesinde ki altın haçı sökerek eritip sattıklarını.
Yıllar sonra Osmanlı ordusunun İstanbulun fethi sırasında bir yeniçerinin fetih hatırası olarak saklamak maksadıyla Ayasofya nın küçük bir çini parçasını koparmak istemesini Fatih Sultan Mehmedin "tahribe teşebbüs"le suçlayıp cezalandırdığını.(8)


Osmanlının meşhur hattatlarından Hafız Osmanın(1642 1698) Sultan İkinci Mustafa nın hat hocası olup Hafız Osmanın hat meşkederken Sultan İkinci Mustafanın büyük bir hürmet içinde hocasının hokkasını tuttuğunu ve yapılan hattın güzelliği karşısında gönlü ihtizaza gelen Sultan İkinci Mustafanın: "Artık bir Hafız Osman daha yetişmez" demesine mukabil büyük hattat Hafız Osmanın : "Efendimiz gibi hocasının hokkasını tutan padişahlar bulundukça daha çok Hafız Osmanlar yetişir" diye cevap verdiğini.(9)


1967 Mısır-İsrail savaşında Mısır askerlerinin düşmanlarını beklerken İsrail ordusunun bir anda Süveyşin öbür yakasını geçerek dünyayı şaşırtığını.
Mose Dayanın bu muazzam başarıyı daha sonra bir basın toplantısında : "İsrail in bu başarılı stratejisi Yavuz Sultan Selim in yıllar önce Mısırı fethederken uyguladığı harp planının bir kopyasıdır" diye açıklayıp gafletimizi yüzümüze vurduğunu.(10)

biliyor muydunuz


1-Apuhan Recep Şükrü Ruhumda Darp İzi Var Timaş İst1990 s. 41
2-Yakın Tarihimiz 6 Eylül 1962 cilt 3 sayı: 28 s. 42. Vatan Gazetecilik A.Ş
3-Ünver Dr. A. Süheyl Kırkambar Türk Ev Kadınları Kültür Derneği Yay. Ankara/1973 s 46
4-Ayverdi Samiha Küplücedeki Köºk Hülbe Yay. Ankara/1989s.28
5-Öztuna Yılmaz Tarih Sohbetleri Ötüken Yay İst/1988 s. 350
6-Ayverdi Samiha Ne idik Ne Olduk Hülbe Yay. İst1985 s. 118
7-BakilerYavuz Bülent üsküpten Kosovaya Polat Ofset matbaası Ankara/ 1991 s.44
8-BahadıroğluYavuz Yavuz Sultan Selim Yeni Asya Yay İst/1989 s. 65
9-Göze Ergun Soruşturma Türk Dünyası Araştırma Vakfı Yay. İst/1987 s.231
10-Bardakçı İlhanTarihten Bugüne Hülbe Yay. İst/1983 s 284

__________________
Jean Michel Jarre
Equinoxe IV


[Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.]
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Alt 01-10-2007, 06:08 PM   #2 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nerden: istanbul
Konular: 30774
Mesajlar: 35.229
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 18104
Rep Derecesi : ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute
Standart

devam
Bütün Rönesans mimarlarının arayıp durdukları merkezi plan şemasını en mükemmel bir şekilde gerçekleştirmenin ancak Mimar Koca Sinana nasip olduğunu.(1/a)
Koca Mimarın fütuhat saltanat ilim ve sanat bakımından en muhteşem devrinde büyük bir imar kudretinin başında şöhretli bir insan olmasına rağmen yazma nüshalarda mur-u natuvan"(güçsüz karınca). imzasında El-fakir Sinan Sermamaran-ı Hassa" beyzi mührünün ortasında imzasında El-fakir ül-hakir Sinan" kenarında ise: Serm imaran-ı hassa müstemend Bende-i miskin kemine dermend" (Fakir aciz hassa serm imaran-ı Dertli değersiz miskin bendeleri) diye kendisini tanıtarak yalnız mimarinin değil tevazuun da üstadı olduğunu gösterdiğini.(1/b)


Necip Fazıl Kısakürek merhumun kendisine. "İslamiyet deyince burnuma ayak kokusu gelir" diyen ihtiyar gazeteciye
Senin o burnuna gelen İslamiyetin değil kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen bir mücerredi bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın" diye cevap verdiğini.(2)


Daha sonraları Milli Eğitim Bakanı olacak olan zamanın Maarif Müfettişi Hasan Ali Yücel ile Mustafa Kemal arasında bir gece Kayseride sofra sohbeti başlayınca Mustafa Kemalin Hasan Ali Yücele:"Bugün lisede sizin mantık kitabınızı karıştırırkenMatematikte Usul diye bir bahis gördüm. Demek siz riyaziyeden de anlıyorsunuz." diye sorunca Hasan Ali Yücelin biraz paşam diye cevap verdiğini.Bunun üzerine Atatürkün: "Peki söyleyin sıfır neye derler" diye ikinci bir soru sorması üzerine Hasan Ali Yücelin gayet mütevazı bir şekilde: "Huzurunuzda bana derler paşam"cevabını verdiğini.(3)


18. yüzyıl sonlarında yaşamış ve bugünkü İstanbul Millet Kütüphanesinin kurucusu olan Ali Emiri Efendinin bir bibliyoman(kitap hastası) olduğunu . . .
Elinde bulunan güzel bir Arapça kitabın kendisindeki noksan olan ikinci cildini temin etmek içinmevcut olduğunu öğrendiği Yemene tayinini çıkartmak istediğini.(4)


Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoyun İstiklal Marşı müsabakasındaki birinciliğinden dolayı kendisine zorla verilen 500 lirayı fakr u zaruret içinde olmasına rağmen fakir kadın ve çocuklara bir maişet temin etmek üzere kurulmuş olan "Darüi Mesa i "ye bağışladığını.
Halbuki İstiklal Marşı kabul edildiğinde Mehmet Akifin cebinde Zonguldak milletvekili Hayri Beyden borç aldığı iki lirasının olduğunu ve milli marş için 500 lira teklif edildiği günler de 140 lira ile Ankarada bir çiftlik alınabildiğini.
Paltosu dahi olmadığı için kışın bile ceketle dolaşan bu idealist şairin çok soğuk günlerde ise arkadaşı Baytar Şefik (Kolaylı)dan muşambasını ödünç olarak giydiğini .
Baytar Şefikin bir gün :Akif Bey hiç olmazsa kendine bir palto alsaydın" demesi üzerine ona darılıp iki ay konuşmadığını.
Burdur Mebusu olarak I. Millet Meclisine seçildiğinde ailesine: "Biz bu maaşı hak etmiyoruz ya. Ama pek hak etmiyoruz da denemez. Elimizden geldiği kadar nihai zafer için çalışıyoruz" dediğini.(5)


Orta çağda Müslümanların yaşayışları üzerine yapılan bir araştırmadaİslam dünyasındaki kimya sanayii anlatılırken:
"". Sabuncular loncası en önemli loncalardan biriydi.
Çünkü Orta Çağ Müslümanları hergün yıkanırlardı ve çamaşırları da sarıkları da her zaman bembeyazdı. Bu bakımdan onlar o çağın diğer ülke insanlarından ayrılırlardı.
1600 yıllarına doğru İspanyada Engizisyon Mahkemeleri Müslüman İspanyollarla Hristiyan İspanyolları temizliklerine bakarak ayırt ediyordu" diye yazdığını.(6)


Osmanlı Devletinde adalet kavramının milliyet cins zümre yahut din farklarını aşan çok şümullü bir değer ifade ettiğini. . .
Bu adaletin sadece insanlara has değil kurda kuşa toprağa ve suya şamil bulunduğunu ve bu yüzden Osmanlı kanunnamelerinde :
"". ve ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler. at katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler ve ağır yük urmayalar zira dilsüz canavardurlar her kangısında eksük bulunur ise sahibine tamam itdüre eslemeyanı tamam gereği gibi hakkından geline ve hammallar ağır yük urmayalar mütearef (örf) üzere ola." diye hükümler konularak bu meselenin beygirin sakat ayağından eşeğin semerine kadar gözden uzak tutulmadığını.(7)


Arapları aldatarak Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtıp isyana sevkeden İngiliz casusu Lavrencein yardımcıları Nuri Said Faysal ve Şerif Hüseyin ile birlikte Şamda Türkleri katlettikten sonra: "Evet onları isyana ben kışkırtmıştım. Ama böylesine vahşice kan dökeceklerini hiç tahmin etmemiştim. Bazı mahalleleri gezerken silahsız Türk askerlerinin nasıl öldürüldüklerine bakamadımtiksindim bu vahşetten." diyerek itirafta bulunduğunu.(8)


Sultan II. Abdülhamidin dahice bir politika güderek her hangi bir isyan çıkartmalarını önlemek için Arabistanın Hicaz ileri gelenlerini Şura-yı Devlet üyesi olarak İstanbulda tuttuğunu. . .
Bunlardan Şerif Hüseyinin Mekkeye emir olmak isteğini defaatla reddetmesine karşılık Ulu Hakanın tahttan indirilmesiyle birlikte İttihat ve Terakki yönetiminin Şerif Hüseyinin bu isteğini yerine getirerek onu emir olarak tayin ettiğini ve hemen ardından da Şerifin Osmanlıya karsı isyan bayrağını açtığını. Çok sonraları İngiliz Başvekil Lloyd Georgeun Avam Kamarasında: ""Şerif Hüseyin Mekke emiri olduktan sonra kendisi ile Arap milliyetçiliği ve isyan konusunda anlaştık.
Bu isyana karşı ayda 40 bin altın vermiştik" dediğini.(9/a)
aynı Şerif Hüseyinin mükafat olarak da İngilizler tarafından Hicaz Krallığına getirildiğini
Daha sonra Vehhabiler tarafından alaşağı edilerek İngilizlerin himayesinde Kıbrısa yerleştirildiğini ve hastalandığında da oğlu tarafından Ammana getirildiğini.
Ve günün birinde adet vechile saray bandosunun bahçede konser verirken "İzmir Marşı"nı çalması üzerine oğlunun babasının üzülmemesi için pencereleri kapattırmak isterken baba oldukça ibretli bir şekilde:
"Evlat neden o pencereyi kapıyorsun Ben velinimetine ihanet etmiş asi bir kulum günahım büyüktür. Kral olacağımı düşündüm. Allah beni sürgünlüğe düşürdü. Hastayım diye kapatıyorsun. Bırak pencereyi aç şu marşı dinleyeyim.
Duyduğum vicdan azabının şiddeti o eski hatıraların canlanması ile büsbütün artsın bu dünyada çektiğim ızdıraptan vicdan azabıyla büsbütün ağırlaşsın ta ki Cenab-ı
Hakk bu günahkar kulunu dünyada affederek ahirette hesap gününde cezadan korusun" dediğini.(9/b)


İtalyanların Libyayı bizden koparmak için Avrupalı müttefikleriyle siyasi alanda anlaştıktan sonra bize karşı açacakları savaşın (Trablusgarp Savaşı) masraflarını karşılayacak yeterli hazinelerinin olmadığını.
Buna karşılık Duyun-u Umumiyeye başvurarak bu savaşın masraflarını karşılamak için Anadoludan toplanan birikmiş paradan beş milyon altın lira çektiklerini ve bu bizim paramızla sağladıkları imkanlarla bizim toprağımız olan Libyayı istilaya başladıklarını.(10)


biliyor muydunuz



1/a-Göze Ergün Soruşturma Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay. ist1987.s. 197
1/b-Lale dergisi Aralık/1988 sayı: 6 s.13
2-Kısakürek Necip Fazıl 1001 Çerçeve Toker Yay. İst1968
3-Vakkasoğlu Vehbi Devrimlerin Deviremediği Yeni Asya Yay. İstanbul/ 1993 s.96
4-Tevfikoğlu Dr. Muhtar. Ali Emiri Efendi Kültür Bakanlığı Yay. Ankara/ 1989 s. 51
5-Düzdağ Ertuğrul M. Akif Hakkında Araştırmalar M. Ü. İlahiyat Fak. Yay. İst1987 s. 228
230 ve Nalbantoğlu Muhiddin İstiklal Marşımızın Tarihi Cem Yay.İst/1964 s. 58-140
6-Mazaheri Ali Orta Çağda Müslümanların yaşayışları Varlık Yay. İstanbul/1972
7-101-Köseoğlu Nevzat Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler Ötüken Yay. Ist/1990 s. 265
8-Bardakçı İlhan İmparatorluğa Veda Hülbe Yay. İst/1985 s. 572
9/a-Bardakçı İlhan İmparatorluğa Veda Hülbe Yay. İst/1985 s. 57
9/b-Kafkas Mehmet Geçmişi Bilmek cilt 1 Nil Yay. İzmir/1993 sh. 81
10-Bardakçı İlhan İmparatorluğa Veda Hülbe Yay. İst/1985 s. 182
__________________
Jean Michel Jarre
Equinoxe IV


[Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.]
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2007, 06:08 PM   #3 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nerden: istanbul
Konular: 30774
Mesajlar: 35.229
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 18104
Rep Derecesi : ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute
Standart

devam
Osmanlı idaresinde bir krallık olan Erdel Kralı Apafi ile birleşerek Osmanlı ordusuyla aynı safta çarpışan Orta Macar Kralı Tökeli İmrenin Osmanlı Devletine karşı itaat ve bağlılığını göstermek için mührüne:
"Muin-i Ali Osmana itaat üzreyim emre Kral-ı Orta Macarım ki namım Tökeli İmre" beyitini kazıttığını.(1)


10. yüzyılda Endülüste ilim ve irfanın Avrupa ile kıyaslanamayacak kadar gelişmiş olduğunu ve Halife el Hakem kütüphanesinde altıyüzbin yazma kitabın bulunup bunların kırk dördünü katalogların teşkil ettiğini.
O tarihten dörtyüz sene sonra bile Avrupada bilgili Charles diye tanınan Fransa Kralı V. Charlesin krallık kütüphanesinde sadece ve sadece dokuzyüz eser bulunduğunu.(2)


19. Yüzyılda bile batıda karanlık fikirlerin hüküm sürdüğünü ve Klönische Zetung(18 Mart 1819) gazetesinin bir yorumunda "Geceleri yolların sokak lambalarıyla aydınlanmasının teolojik sebeplerle ayıp birşey olduğu İlahi nizam ve karanlığı insanın bozamayacağı" gibi düşünceleri ileri sürdüğünü
Bundan yıllar önce 950 yılında Endülüsteki Kurtuba şehrinin arabalarla düzenli olarak temizléndiğini ve evlerin dış duvarlarına yerleştirilen lambalarla caddelerin aydınlatıldığını.(3)


İzmire yerleşmiş ve Bergama Marmaris ve Bodrum civarında maden işletmeciliği yapmakta olan
İngiliz ailelerinden Percy Hatkinsonun II. Dünya Savaşı yıllarında Cizvit papazlarıyla birlikte Türkiye aleyhine casusluk yaptıklarını.
Bergamada ele geçen bu casusluk şebekesinin belgeleri arasında harpten evvel İsviçrenin Friburg şehrinde toplanan Beynelmilel Hristiyan Misyonerler kongresinde alınan kararlar bulunduğunu.
Bunların bir tanesinde: "Türkleri Hristiyan yaparmıyız Bu iş için sarfettiğimiz paranın yarısıyla onlara papaz yerine şantöz gönderelim.böylece corription(fesat) yolu ile zaafa sürüklenirler ve biz de kuvvetimizi artırırız diye yazdırdığını.(4)


16. yüzyılın kudretli padişahı Yavuz Sultan Selimin huzuruna girerek yer öpüp itaatnamesini sunan Venedik elçisi Antonio Jüstinianine ülkesine döndüğünde Padişahın nasıl biri olduğu hakkında bilgi istediğinde elçinin şaşkınlık içinde: Kılıcı öyle parlıyordu ki yüzünü göremedim" diye itirafta bulunduğunu.
Elçinin bu itirafının daha sonraları Yavuz Selim tarafından öğrenilmesi üzerine Haşmetli HünkarımPaşalarım Osmanlının kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima önde olur.Ama Allah korusun bu kılıç kınına girer ve paslanmaya başlarsa o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve birgün bize yukardan bakar dediğini.(5)

Sık sık ihtilal yapılan Güney Amerika ülkelerinin birindebatılı bir gazetecinin kaldığı otelin müdürüne: "Burada niçin bu kadar çok ihtilal yapılıyor" diye sorması üzerine otel müdürünün :
"Anayasamıza göre herkesin devlet başkanı olmaya hakkı var. Bu yüzden her vatandaş bir defa devlet başkanı olmayı deniyor" diye cevap verdiğini.(6)


Sömürgeleştirmek gayesi ile gittikleri Kuzey Amerikada Kızılderili kabilelerinin hayat tarzlarını ve kültürlerini araştıran bir misyonerin :
"Son derece hayret uyandırıcı nokta şu ki karşılıklı münasebetlerde medeni dünyanın alelade insanları arasın da görülemeyecek şekilde nazik ve lütufkarlar. Bu da şüphesiz bizim kalplerimizdeki cömertlik şefkat hissini söndüren benim ve senin kelimelerinin bu insanların dilin de bulunmadığı için" diyerek itirafta bulunduğunu.(7)


Osmanlı Devletinin 1521de Belgradı 1522de Rodosu fethetmeleri ve 1526da da Mohaçta büyük bir zafer kazanmalarının ardından batı dünyasında büyük bir panik yaşandığını.
Çeşitli kentlerde toplanan Alman Meclisleri nin (Reich stag) Türklere karşı ordu toplayıp sefer düzenleyebilmek için "Türk Vergisi" adı altında yeni bir vergi konulmasını kararlaştırdıklarını.(8)


Tarihin en korkunç emirlerinden birinin 1799 yılında Rus Çarı I Paul tarafından verildiğini.
Bir sabah önünde resmi geçit yapan birliğin yürüyüşünü beğenmediği için: "Sibiryaya marş marş" diye emir verdiğini ve dörtyüz kişilik bu birlikten bir daha haber alınamadığını.(9)


Mehmet Akif Ersoyun
"Ey bu topraklar için toprağa düşmüş askerGökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidiBedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi."
diyerek başlayan muhteşem Çanakkale Destanını yazmadan önce ellerini Yüce Dergaha açıp:
Allahım Bana bu aciz kuluna bu destanı yazma imkanı bahşet. Bu ulvi vazifeyi bana nasib et. Sonra canımı al. Ya Rabbi Bana bu lütfu çok görme. İnam ve ikramının hazinesinden bu aciz kulunun şu duasını barigah-ı uluhiyetinde kabuleyle" diye gözyaşları içinde dua dua yalvardığını.(10)

biliyor muydunuz


1-Ayverdi Samiha Hatıralarla Başbaşa Kubbealtı Neşriyat İst 1977 s.64
2-Niyazi Mehmed Medeniyet Ülkesini Arıyor Tuğra Neşr. İst 1991 s. 60
3-Niyazi Mehmed Medeniyet ülkesini Arıyor Tuğra Neşr. İst 1991 s. 147
4-Moralı Nail Mütarekede İzmir Tekin Yay. İst 1976 s. 112
5-İlgi dergisi. sayı:24. Eylül/1976
6-Sur dergisi Kasım/92 sayı:200 s. 47
7-Durant Will Medeniyetin Temelleri Boğaziçi Yay. İst 1978 s. 42
8-Kula Onur Bilge Alman Kültüründe Türk İmgesi Gündoğan Yay . Ankara/1993 s. 86
9-Sur dergisi Kasım/92 s. 53
10-Fergan Eşref Edip Mehmet Akif HayatıEserleri ve 70 Muharririn Yazıları cilt 2
Burhaneddin Matbaası İst 1939 s. 216
__________________
Jean Michel Jarre
Equinoxe IV


[Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.]
ABYSS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2007, 06:09 PM   #4 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nerden: istanbul
Konular: 30774
Mesajlar: 35.229
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 18104
Rep Derecesi : ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute
Standart

devam
Trablusgarp Savaşında Osmanlı askerlerinin arasında bulunmuş olan Fransız gazetecisi Georges Lemo nun gördükleri karşısında hayretler içinde kalarak:
Türk subayları içinde on iki kez yaralanmış olanlar vardı. Müthiş birşey kendileri ile konuştuğum zaman edindiğim intiba şu oldu:
Türk subaylarında yenmek ve ölmek duygusu cinnet derecesine varmış bir istek halinde yaşıyordu" diye hatıralarında intibalarını yazdığını