1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Türk Dil ve Lehçelerinin Kökeni ve Sınıflandırılması

  1. #1
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Türk Dil ve Lehçelerinin Kökeni ve Sınıflandırılması



    Türk Dil ve Lehçelerinin Kökeni ve Sınıflandırılması

    Türk ve Türkçe kelimeleri ilkin VII. Yüzyılda Çin ve Türk kaynaklarında (orhon ve Yenisey Yazıtları) geçmesine rağmen, bilim adamları Türkçe’ni en eski uygarlık dillerinden biri olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Türk dil ve lehçelerinin kökeni ve sınıflandırılması konusunda uzmanlarca farklı görüşler ileri sürülmüştür: yakın zamanlara kadar Türk dil ve lehçeleri Ural-Altay dil ailesinin Altay dalında, Moğolca ve Tunguzca (Korece ve Japoncayı da bu dalda değerlendirenler vardır) ile birlikte ele alınmıştır. Son yıllarda Altayistik çalışmalarının ilerlemesiyle, Türk dil ve lehçelerinin bağımsız bir Altay dilleri ailesinden olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır: Altay dillerinde pek çok kelime birbirine benzer; ses uyumu baskındır; kelimelerin yapım ve çekiminde ekler (son ekler) kullanılır; sözcüklerde cinslik (eril, dişil, yansız) ayrımı yoktur. Tamlamalarda tamlayan önce, tamlanan sonra gelir; cümlede özne genellikle başta, yüklem sonda bulunur. Ancak bu ortak özellikler, Altay dillerinin akrabalığı konusunda yeterince inandırıcı olmaktan uzaktır.



    Türk dil ve lehçelerinin bilimsel açıdan sınıflandırılması çalışmalarına XVI. Yüzyılda başlanılmıştır. XI. Yüzyılda ünlü Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud, Türk lehçelerini sınıflandırmaya çalışmıştı.. Sınıflandırma denemeleriyle ilgi gören bilim adamları arasında W.Randolff, G.J. Ramstedt, A.N. Sarnoyloviç, L. Ligeti, S.E. Malov, R.R. Arat, T.Tekin özellikle anılabilir.



    Türk dil ve lehçelerinin coğrafi ölçüte göre sınıflandırılmasında dört öbek ayırt edilir:



    1-Güneybatı (Oğuz) öbeği: Türkiye Türkçesi, Gagavuzca, Kırım osmanlıcası, Kerkük ağzı, Kıbris ağzı, Rumeli ağızları; Azerice, Horasan Türkçesi, Türkmence



    2-Kuzeybatı (Kuman-Kıpçak) öbeği: Karaimce, Karaçayca, Balkarca, Kumukça, Tatarca, Başkırtça, Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Kırgızca



    3-Güneydoğu öbeği: Özbekçe, Yeni Uygurca



    4-Kuzeydoğu öbeği: Altayca, Hakasça, Tuvai Sayan ağızları



    5- Yakutça



    6-Çuvaşca



    7-Halaçça



    Reşit Rahmeti Arat da fonetik açıdan yaptığı sınıflandırmada lehçe ve şive gruplarını belirtmiştir:



    Türk Lehçe Grupları:



    1-r grubu (Çuvaş)



    2-t grubu (Yakut)



    Türk Şive Grupları:

    1-d grubu (Sayan)



    2-z grubu (Abakan)



    3-tav grubu (Kuzey)



    4-taglı grubu (Tom)



    5-taglık grubu (Doğu)



    6-dağlı grubu (Güney)













    Yusuf Çotuksöken

    Thema Larousse Cilt 2-506

  2. #2
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Türkçe’nin Tarihsel Gelişimi

    Türklerle ilgili en eski bilgiler özellikle Çin kaynaklarından derlenmiştir. Çinliler Türklere T’u-küe adını vermiştir. Orta Asya Türk halklarından bugüne kalan en eski yazılı belgeler, VII. Yüzyıla aittir. En önemli parçaları (Tonyukuk Yazıtı, Kültigin Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı) Moğolistan’da Koşo Çaydam’da yer alan bu yazılı belgelere Orhon ve Yenisey Yazıtları denir. Danimarkalı bilgin Wilhelm Thomsen bu yazıtların alfabesini çözüp bilim dünyasına tanıttıktan (1893) sonra, Türk dillerinin tarihi gelişimi üzerinde de çalışmalar başlamıştır.



    Bilim adamları Türk dillerinin tarihi gelişimini Altay dilleri çerçevesinde kuramsal olarak yedi dönemde ele almaktadır:



    1-Altay dönemi

    2-En eski Türkçe dönemi

    3-İlk Türkçe dönemi

    4-Eski Türkçe dönemi

    5-Orta Türkçe dönemi

    6-Yeni Türkçe dönemi

    7-Çağdaş Türkçe dönemi



    Bunlardan ilk üç dönem, elde belgeler bulunmadığından sadece Ana Türkçe’nin kökenine ışık tutması açısından kuramsal olarak var sayılmaktadır.



    Eski Türkçe dönemi, Göktürkçe ve Uygurca’nın kullanıldığı dönemleri kapsar. Orhon ve Yenisey Yazıtlarıyla Uygurca yazmalar bu dönemin yazılı ürünlerini oluşturur. (VI-X. yy) Orhon Yazıtlarındaki dilin somut kavram ve olguları da iletebilecek gelişkinlikte olması ilginçtir.. Bu yazıtlarda yabancı sözcük oranı yalnızca yüde 1 iken, Uygurcada, çeşitli dini metinlerin çevirilerinin etkisiyle yabancı sözcük oranı artmıştır.



    Orta Türkçe dönemi, İslam dini ve kültürleriyle ilişkinin kurulduğu, kimi Türk halklarının İslam dinini benimsediği dönemi içerir.( XI-XV.yy) Bu dönemde Türk lehçeleri hem fonetik ve morfolojik yönden farklılaşmaya başlamış, hem de birer yazı dili olarak gelişme göstermiştir. Bunda Arap ve Fars dillerinin belirleyici rolü olmuştur. XI. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud, Divan-ü Lügat-it-Türk’ü Araplara Türköe öğretmek amacıyla ahzırlamış; Yusuf Hashacip de Kutadgu Bilig’de İslami ilkelere göre devlet ve devlet yönetimi konusunu işlemiştir. XIII. Yüzyıldan itibaren tarihi dalgalanmalar dikkate alınarak Türk lehçeleri “Batı” ve “Doğu” Türkçesi olarak bölümlenebilir. Batı Türkçesi’nin kuzey dalında Kıpçakça, güney dalında Oğzuca (Azerice, Türkmence, Anadolu Türkçesi) farklı yazı dilleri olarak gelişme göstermiştir. Bu arada Anadolu’yu da fetheden Oğzuların devlet dili olarak önce Arapça’yı, sonra Farsça’yı benimsemiş olmaları, Osmanlılar döneminde Osmanlıca adı verilen bir imparatorluk dilinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Batı Türkistan yöresinde kalan Türklerin dili Doğu Türkçesi olarak olarak anılmaktadır. Doğu Türkçesi içinde çağatayca’nın yazı dili durumuna gelmesinde Ali Şir Nevai’nin büyük rolü vardır. Nevai, Arapça’nın ve özellikle farsça’nın tercih edilmesine tepki göstermiş, Muhakemet-ül-lügateyn adlı eserinde Türkçe (Çağatayca) ile Farsça’yı karşılaştırıp Türkçenin bu dilden üstün olduğunu göstermeye çalışmıştır.



    Yeni Türkçe dönemi, kimi Türk lehçelerinin (Anadolu Türkçesi, Kıpçakça, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Yeni uygurca) yazı dili olarak oluşumlarını tamamladıkları dönemi kapsar. (XV-XX. yy) Bu dönemin en önemli özelliği, Türk lehçeleri üzerinde islam dil ve kültürünün ağır basmasıdır. Osmanlıca’da Arapça ve farsça sözcük oranının yüzde 60-70 seviyesinde olduğu tahmin edilir. Osmanlı Devleti’nin bürokrasi dili olan Osmanlıca, Türk aydınlarının ulusal benliklerini aramaya başlamalarına kadar varlığını sürdürecektir. Aynı durum Azerice, Çağatayca gibi yazı dillerinde de yaşanmıştır.



    Çağdaş Türk dönemi Türk dünyasının siyasal yaşamının ve haritasının sürekli değiştiği döneme rastlar. Özellikle 1917 Devrimi’nden sonra kurulan Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Türk halkları, varlıklarını özerk cumhuriyetler şeklinde sürdürmüşler; 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını kazanmıştır. Anadolu’da ise Osmanlı devleti tarihine karışmış, yerine laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.. Batılılaşma sürecini hızlandıran genç cumhuriyet, Latin alfabesine geçilmesi (1928) ve Türkiye Türkçesi’nin bilim ve kültür dili durumuna getirilmesi için özel çaba harcamıştır.

    Yusuf Çotuksöken

    Thema Larousse Cilt 2-507

  3. #3
    Administrator
    ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    <<<<T&#252;rk Yazı Dilinin Tarih&#238; Gelişmesi>>>>
    Eski T&#252;rk&#231;e: Eski T&#252;rk&#231;e devresi, T&#252;rk dilinin bilinen ilk devresidir, ana T&#252;rk&#231;e devresidir. T&#252;rk&#231;e'nin b&#252;t&#252;n yapısı bu devre ile izah edilir. &#214;ncesi, T&#252;rk&#231;e'nin karanlık devresi olup, &#199;uvaş&#231;a ve Yakut&#231;a ile, daha ileride Moğolca ile birleşir.
    M&#238;l&#226;d&#238; 8, 12 ve 13. asırlar arasında kullanılmıştır. T&#252;rk yazı dilinin ilk yazılı &#246;rnekleri olan Orhun Kit&#226;beleri, her ne kadar 8. asra ait olsa da bu kit&#226;belerdeki yazı dilinin, &#231;ok işlenmiş bir yazı dili olduğunu g&#246;rmekteyiz. Bu sebeple T&#252;rk yazı dilinin başlangıcını &#231;ok daha &#246;ncelere, belki de milad&#238; ilk asırlara g&#246;t&#252;rmek m&#252;mk&#252;nd&#252;r.

    Eski T&#252;rk&#231;e devresi, T&#252;rkl&#252;ğ&#252;n m&#252;şterek bir yazı dili devresidir. Bu m&#252;şterek yazı dili devresinde kullanılan T&#252;rk&#231;e, Kaşgar T&#252;rk&#231;esi (Hakaniye T&#252;rk&#231;esi) olup, Uygur yazısı ile yazıldığında Uygurca ismini de almaktadır.

    On ikinci ve on &#252;&#231;&#252;nc&#252; asırlarda, T&#252;rkler, b&#252;y&#252;k kitleler h&#226;linde kuzeye ve batıya yayılmış; yeni k&#252;lt&#252;r merkezleri meydana gelmiş; İsl&#226;m k&#252;lt&#252;r ve medeniyeti, T&#252;rkler arasında yeni kavramlarıyla, yeni bir yazının kabul&#252;yle yerleşmiştir. Ayrılan T&#252;rkl&#252;k kolları, yeni k&#252;lt&#252;r merkezleri etrafında kendi ş&#238;velerine dayanan yeni yazı dillerini kullanır olmuşlardır. B&#246;ylece bu asırlarda Kuzey Doğu T&#252;rk&#231;esi ve Batı T&#252;rk&#231;esi meydana gelmiştir.

    Kuzey T&#252;rk&#231;esi, Doğu T&#252;rk&#231;esi: On &#252;&#231;&#252;nc&#252; ve on d&#246;rd&#252;nc&#252; asırlarda da kullanılan Kuzey Doğu T&#252;rk&#231;esi, 15. asırda Kuzey T&#252;rk&#231;esi ve Doğu T&#252;rk&#231;esi adıyla iki yazı diline ayrılır. Kuzey T&#252;rk&#231;esi, Kıp&#231;ak T&#252;rk&#231;esi'dir. Doğu T&#252;rk&#231;esi (&#199;ağatayca) de 15 ve 16. asırlarda en parlak devrini yaşayarak bug&#252;n modern &#214;zbek&#231;e olarak yazı dilini s&#252;rd&#252;rmektedir.

    Batı T&#252;rk&#231;esi: On &#252;&#231;&#252;nc&#252; asırda teşekk&#252;l etmeye başlamıştır. Sel&#231;uklular'dan itibaren, metinlerini bug&#252;ne kadar takip edebildiğimiz bir yazı dilidir. Hazar Denizinden Balkanlara kadar uzanan sahada yer alır. Esasını Oğuz ş&#238;vesi teşkil ettiği i&#231;in, Oğuz T&#252;rk&#231;esi (Oğuzca) de denir.

    Oğuzca, 17. asırda doğu ve batı Oğuzca dairelerine ayrılır. Doğu Oğuzcası, Azer&#238; ve Doğu Anadolu sahasında, Batı Oğuzcası Osmanlı sahasında yer alır; ancak aralarında iki yazı dili olacak kadar bir fark mevcut değildir. Her ikisi de aynı ş&#238;veyi (konuşmayı) kullanır, bir yazı dilinin kardeş iki dairesidir. Ayrılık sebeplerini, Doğu Oğuzcasına bilhassa Kıp&#231;ak unsurlarının tesirinde ve bazı Moğol izlerinde aramalıdır. Kelime başında b- m, k-h, t-d, ilk hecede e-i değişmeleri, bazı fiil &#231;ekimleri gibi.

Benzer Konular

  1. Canlıların Sınıflandırılması
    By ABYSS in forum Biyoloji Bilimi
    Cevaplar: 25
    Bölüm Listesi: 03-18-2011, 01:58 AM
  2. Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-28-2006, 11:05 PM
  3. türk müziğinde tanburun yeri ve kökeni
    By ABYSS in forum Türk Kültürü
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 01:11 PM
  4. türk halk danslarının kökeni ve gelişimi
    By ABYSS in forum Türk Kültürü
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-26-2006, 12:51 PM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]