![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| GeNÇLiK FuN CluB Bütün Gençler Burada Toplanıyor |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
YAŞAMAK NEREDEYSEN ÇIK !
Diz çöktü adam ve dedi ki '' yaşamak nerdeysen çık'' Çıkmadı saklandığı yerden yaşamak! Duymadı sanki sanki adam hiç konuşmamış gibi durdu sonra... Konuşmadı duvarlar adamla saksıdaki hiç bir çiçek gülümsemedi Çerçevelerdeki resimler çevirdi yüzünü Soba yanmadı hiç yanan vardı yerine çünkü... Kalktı ayağıya adam ve dedi ki '' yaşamak nerdeysen çık'' Yaşamak çıkmadı hiç olduğu yerden! Bir ıslık bile çalmadı rüzğâra tutup yanaklarını En iyi bildigi şarkıyı bile söylemedi Pencereler kapandı açılmadı Kapılar gıcardamadı kapının kolu düştü yere tutamadı adam Kaç kolu vardı unutmuştu çünkü... Yürüdü adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Bakmadı yaşamak sesin geldigi yere çıkmadı hiç Yaralı bir kuş konmadı avludaki dalına ağacın Ağaç dallarını kendine saplamıştı zaten Toprak suyunu kabullenmez olmuştu Akasyalar açmadı çiçeklerini beyazlar giyip Beyazı karaya boyamışlardı çünkü... Döndü adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Kulaklarını tıkadı ve göstermedi yüzünü yaşamak çıkmadı Gece ağlamadı Bulut ayı saklamadı yıldızlar karışmadı sese Bir gülümseme duyulmadı Bir karanlık vardı etrafında adamın bir sabahın menzili Bakamadı adam Kaç zamandır gözleri yoktu çünkü... Durdu adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Çıkmadı yaşamak uykudaydı sanki Paramparça oldu yüreginde sakladığı her şey Günler bir garip aylar muzdarip Yıllar geride kalmış yüzyıllar hiç olmamış Saat yolunu şaşırmış yelkovan hep yerinde kalmış Zaman durmuştu çünkü... Gözleri ufka baktı adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Çıkmadı yaşamak Daha bir gizlendi gizinde ortada kalan yaşama bakarak! Tınısını kimse duymadı kemanın tellerindeki Rengi belirmedi gidenin ardından söylenen türkünün Uslanmadı çocukluğundan getirdiği çocuk Us'unda kalmadı bir gelincik sabahı; Gece bitmemişti çünkü... Sendeledi adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Yaşamak baktı sadece görmedi adam; Çıkmadı saklandığı yerden Aşk yerini yalnızlığa-yalana Sevmek bıraktı kendini tanımsızlığa-talana Umut olmamış gibi durdu uzakta Bir eli cebinde ağladı gökyüzü; Gülmeyi unutmuştu yeryüzü çünkü... Düşledi adam düşlerini ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Bir kâğıt gibi buruşturup attı düşlerini adamın Ve saklandığı yerden çıkmadı yaşamak Ne bir sese sarıldı sessizlik Ne sessizliğe koştu bir çığlık Kızıllığı unuttu sevişmeler Teninde bir ter damlası bile yoktu Boynunun narinliği omuzlarının kıvrımı İpil ipil uyanıp yanan alevi Ve bedeni bir kadının saçlarını savurup kalışı yatakta! Öpüşler artık kanatmayacak Bir diş izi bile kalmayacaktı dudaklarda; Öpmeyi unutmuştu adam çünkü... Yaktı cigarasını adam ve dedi ki '' yaşamak nerdeysen çık'' Yüzünü çevirdi yaşamak ve çıkmadı yerinden Nefes nefese çekildi cigaradan duman Yarım kaldı ateşi Kül tablasında külü bile durmadı Kibrit atmıştı kendini bilinmeze Tütün kokusunu yitirmiş Karanfilinin boynu bükülmüş solmuştu çünkü... Uzandı yatağına adam ve dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Dinlemedi yaşamak çıkmadı uykusundan uyanıp Düşler daha bir gri Uykusuzluk daha bir aldı başını gitti Yastığındaki gülücükler kana özendi Yıldız ay bulut Yer gök sonsuzluk tek kelime bile etmedi Konuşacak bir dili yoktu çünkü... Gözlerini kapattı adam uzandığı yatağında dedi ki ''yaşamak nerdeysen çık'' Ve sustu; Bir daha açmadı gözlerini çünkü... |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
Ağlayan gözleri görmeden ![]() Gecenin karanlığında kaybolayım Konuşma sesini çığlıklara karıştırma!Yalnızca izle ve dinle! Karanlığın geceye olan hâkimiyetini… Sus! Gece gündüze seyreder Kayıp yıldızlar zifir yalnızlıklarına ışık yakmış bekler... Alışılmamış bir yalnızlık senfonisi ilişir kulaklara Masum ve güzel o büyülü ses herkesi etkiler! Hiç bu kadar güzel olmamıştı yalnızlık Vazgeçişler başladı yalnızlığından kopuşlar Olmayacaktı biten bir hikâyenin anatomisi çizilemezdi Ve her ne olursa olsun bu hikâye deki kahraman tek değildi Yarım kalmış cümleler gibi bu şehirde… Gözlerine inmiş bir perde bu hikâyede Ve ve ve Bir yıldırım yalanır karanlığın sükûnetinden Bir adam imgeleri hep beyaz Mücahit bir sonbahar giydirmiş bedenine Yağmur içen Kan nöbetçisi batı düşlerinden Yalnızlık ne güzel Yakıştırma bedenin kalıp ölçülerine Duvarları sindirip fikri-i düşüncen Yardana kırbaçlayıp ruhunun içindeki umudu Ve Şeytansı tortuyu Tutunamadık yalnızlığın ahir zamanından Yapamadık zamanın zamansızlığında Başaramadık yalnızlığı… Sus! Karıştırma daha fazla İçimde savrulmuş duygu şehrini Taş koyma sokaklarıma Çelme takma ayağıma Sadece sus Çığlıklarımın arasındaki gecenin koyu yalnızlığında Sıyrılıp siyahın korku prangalarından Nu insanlık koştuğu zehir zemberek taş sokaklarıma Dikme zakkum zehrini Sus! Hayat tiyatrosunda bir es koyup Locanın zimmete geçirilen sandalyesine Sıyır at içindeki karanlığı Gözlerinden bir bahar aksın Mavi yeşil eflatunKızıl yıldızlar Dökülsün avuçlarına Çığlıklarıma tecavüz eden kadın Sus Dokunma yalnızlığa Bana kalsın oda! İçerde dolaşan parmak izlerin var hala! Beni yaralayıp kanımı içiren sen Yalnızlığa mahkûm edipte çirkin kahkahalarla gülen sen! Sus! Sus ve konuşma bir daha Acıtma kabuk bağlamayan yaralarımı Dokunma bir daha bana ve odama kirletme ellerinle Sus! Yorma dalgın kuşlarımı Kanatlarını kırdın uçamazlar bir daha Sus ve çık hayatımdan Zehrini daha fazla boşaltma dünyama Oysa hasretim sana Zehrine panzehir olsa Yoğunluğum alıp da gitse tek başına... Unutulan sükûnet Derin karanlık Açan kan çiçekleri Belâ hasretin Ve yalnızlığın Ve sessizliğin Ve gelip gitmelerin ömrümün kıyılarına Ve hayatında olup olmayısın Ve her şey Ve sen Ve ben Ve ve... Ve elveda benim zehirli sarmaşığım Ömrümün kangren yanı Kesip de atamadığım kolcağızım benim Bu hasret bir beni öldürür Bir beni yalnızlık… Ruhumu teslim etmek ne denli zor Adını anmadan gitmek! Yo bana göre değil sensizliği içime gömmek Dur! Susma! Konuş bu kez… Yalnızlığımı bastıran güneşim ol! Doğ gecelerime… Çığlıklarımı sustur sen konuş bu gecenin sabahında! Gözlerime bak son kez! Gülümse dokunulmamış taze dudaklarınla İçime attığım tüm dertleri bir gecede unuttur bana! Renklerimi getir avuçlarıma ve sakın susma! Son gecem senle mutlu geçsin şu beş günlük fani dünyada… Unutma bir gün senide alacağım yanıma Uzaklara gideceğiz Kimselerin olmadığı sessiz diyarlara Ölüm kokmayacak kan olmayacakSevgimizle yaşayacağız Korkular kendiliğinden silinip elveda diyecek bize Sen yalnızca bu gece susma! Gecenin sonu başlangıcımız olacak yeni bir dünyaya Şimdi susma! |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
Şırıngayla ruhumu
Uyuşturduğum wakit; Siyahlara bürünmüş gözlere Ölüm şiirleri yazdım Ben ne kadar mahkumsam karanlığa Benim dünyama girdiğin wakit Acıların yol gösterdiği Ruhun zindan edildiği Bir kabustasın... Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son bir öncesi olmadığı gibi bir sonrası da yok siyah-beyaz ölüm-yaşam arada bir çizgi yok yaşadığım her gün ölüyorum öldüğüm her gün ise gerçekten yaşadığımı hiç bir şey hissetmediğimi gecenin koyuluğunda huzur bulduğumu farkediyorum |
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
Uzandım yatagıma uyumaya çalıstım
ama yapamadım Kabuslarımdan uyuyamadım Duvarlara bakınmaya basladım Boş duvarlara Beyaz duvarlara ama korkmaya basladım Duvarlardan bakan gozlerden kaçamadım Pencerimi açtım Dışarıyı izlemeye sesleri dinlemeye başladımBir ambulans sireni duydum çok uzaklardan Hastaneye yetişmek için son sürat gittiğini gördüm İçindeki ölümlünün haykırışlarını duydum Ruhunun bedeni içinde acı çektiğini gördüm Can çekişen bedeninden fırlayan kanlarını Kalbindeki kötülüğü gördüm Yine odama yanlızlıgıma döndüm Yatagıma uzandım düşüncelerimden korktum yanlızlığımdan korktum onlardan korktum sizlerden korktum korkutmayın artık beni defolun etrafımdan defolun.-------------------- Annem aldı büyüttü beni sonradan çıktım sokaklara evim sokaklar oldu gözlerimle göremediklerimi kalbimle gördüm kulaklarımla işitemediklerimi ruhumda işittim annem aldı büyüttü beni korkular diyarına gönderdi bır çocuktum büyüdüm erkek oldum özgür oldumsonradan gürdüm korktum annem aldı büyüttü beni karanlıklar ülkesine gönderdi karanlıkta kaldım korktum korkutuldumsonradan görmeye başladım ve sonradan duymaya basladım duygularımı anlatamadım korktuklarımdan kaçamadım annem aldı büyüttü beni sonradan öldürdü ruhumda canbuldum ve ruhumu sattım şeytana sonradan oldum böle sonradan olanlardanım ben sonradan ölenlerden ve sonradan dirilenlerden -------------------- Korkmadım şeytandan Melek demelerinden Benimle oynamalarından Korkmadım onlardan Beni korkutmalarından korkmadım Şimdi hepsi çok uzaklaştılar Yine yanlızlıgımda kaldım Tek başıma bir başıma Korkmadım onlardan Korkmadım beni korkutmalarından ------------------------------------------- Korkuyorum artık yanlızlıktan Siyah ve karanlık odamdan. Elbiselerimin gece yarısı canlanmalarından ve Oyuncak askerlerimin canavarlaşmasından korkuyorum Korkuyorum artık insanlardan ve bakışlarından İçsel dünyamdaki hayallerimden korkuyorum Karanlıklar lordunun şeytanın beni almasından korkuyorumKorkuyorum artık yanlızlıktan Geceleri tek başıma kalmaktan. Karabasanların her akşam beni korkutuyo olmasından korkuyorum. Anlamsızca duvarımda beliren iki karanlık gölgeden ve senden korkuyorum artık Sen kimsin... Cevabını bulamıyorum kimdin sen Herşeyden fazla korkuyorum senden Herşeyden fazla korkutuyosun beni -------------------- Bir zamanlar çok eskiden Eskiden de öte Karanlıklar şehrinde Gölgeler içinde Yanlızlıklar kentinde Bunalımlar ülkesinde Kaybolmuşlar caddesinde Bir barda... Elimde bir kadeh şarapla Seni bekledim... Bekledim ve Geldin |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Moderator
![]() |
!!!ölüm meleği!!!
Keşke demekten hep nefret ettim ben! Bu hayat denen boşlukta her keşke dediğimde bir parçam daha koptu sanki... Bazen düşünüyorum da acaba kaç yanlışım kaç doğrumu götürüyor? Yoksa yitik doğrularla mı yaşıyorum? Yitik hayaller peşinde miyim? Kendi yalanlarında kaybolan insanların timsah gözyaşları parçalıyor içimi! Onların göz yaşlarında boğuluyorum. Bir mum gibi eriyorum acılarımın karşısında... Ölmeden mezara gömülüyorum sanki yüzümdeki o sahte maskenin kirlerden arınmasını bekleyen bir zavallı gibiyim! Kaybedenlerden olmak istemiyorum ama içimden bir his o yolda olduğumu söylüyor. Her gece acılarım ve ardında getirdiği göz yaşları süslüyor yatağımı. Bir ses çağırıyor beni kutsal bir kiliseye doğru yol alıyorum sanki… Kim olduğunu bilmediğim biri var karşımda kulağıma eğilip ürpertici bir sesle kanatlarımın takılma zamanı geldiğini söylüyor. Ben de ona’’ Tutamadığım göz yaşlarım mısın yoksa içimi eriten acılarım mısın?’’ diye soruyorum ve gözlerime bakıp’’ Sen kaybedenlerdensin çünkü ben senin ölüm meleğinim’’ diyor. Ürperiyorum içimde tarifi olmayan bir acı beliriyor ve daha fazla kelimeleri süsleyemiyorum sessizce lanetlenmiş ruhumu ona teslim ediyorum. Belki de bu benim için mutlu bir son oluyor ve ölüm meleğim beni sonsuza dek bu hayattan çekip alıyor. |
|
|
|