Uzun maratonun tek kısa mesafeli koşusunda Galatasaray, F.Bahçe'yi yenerek bir adım öndeydi
OFTAŞ maçı öncesi. Bu takım için "Kalli gitti, artık dağılır" dediler, "Kadro yetersiz" dediler, ama son sözü futbolcular sahada F.Bahçe maçını kazanarak söylediler. Ben hep bu kadroya ve başarılarına inandım. Takımdaki Hakan Şükür, Hasan, Ümit ve Ayhan gibi 'ağabey' isimler, oyuncu kardeşlerini çok iyi motive ettiler.
İnsanla hayvanı ayıran büyük özelliktir tecrübe ve bu tecrübeyi aktarabilmek. Tecrübenin en büyüğü de bu ekipteki ağabeylerde bolca mevcut. Şampiyonluklarda ve galibiyetlerde hep bu isimler kazılı beynimizde. Maça gelince... İlk 20 dakikada Servet'in kafa vuruşu ve Galatasaray'ın istekli oyunu vardı. OFTAŞ, ligde bulunduğu konum itibarıyla rahattı. Osman hocayı ve oyuncularını lige tat verdikleri için tebrik ederim.
Murat ve Sandro'nun art arda oluşturduğu tehlike gol olmadı. Ancak maç sonunda Galatasaray gülüyordu. Bu gülüşler, sadece galibiyet gülüşü değil, ligi şampiyon bitirmenin getirdiği gururun gülüşüydü. Şampiyonluk, analarının ak sütü gibi helal olsun.
__________________
Dikkatli bakıyor musunuz?
Sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. Hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. Çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. Siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. Henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. Onu geri getirmeniz gerekir. İşte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. İçlerinde en zorlusu. Bizlerin deyişiyle "Prestij".