Doğuştan ya da sonradan fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin bir bölümünü kaybetmiş kişiler tarafından yapılan spor eğitimi ve yarışmalardır.
Özürlüler arasındaki sportif faaliyetler ilk kez İngiliz Dr. Sir Ludwig Gudwig Guttman'ın öncülüğünde başlatılmış, ilk yarışmalar ise 1948 yılında "Stoke Mandeville Oyunları" adı altında Londra'da düzenlenmiştir. 1964 yılında ISOD adıyla kurulan uluslararası federasyon; Dünya, Avrupa Şampiyonaları ve Olimpik Oyunlar organize etmektedir.
Dünyada özürlülerin yaptıkları sporlarla ilgili uluslararası kuruluşlar, özür gruplarına göre şunlardır;

  • IBSA (Uluslararası Görmezler Spor Kuruluşu)
    - CP-ISRA (Uluslararası Spastikler Spor Kuruluşu)
    - ISMGF (Uluslararası Bedensel Engelliler Spor Kuruluşu)
    - SO Special Olympics (Zihinsel Özürlüler Özel Olimpiyatı)
    - CISS (Uluslararası Sağırlar Spor Kuruluşu)
    - ICC (Uluslararası Sakatlar Olimpiyat Komitesi)

TÜRKİYE ÖZÜRLÜLER SPOR FEDERASYONU

Türkiye'de Federasyon kurulana dek özürlüler ile ilgili spor da dahil olmak üzere bütün çalışmalar, 2908 sayılı Dernekler Kanunu gereğince özürlü grupları çatışı altında toplayan ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu bünyesinde bir araya gelen kuruluşlarca yürütülmüştür. Bu kuruluşlar şunlardır:



a) Görme Özürlüler: Körler Federasyonu
b) İşitme ve Konuşma Engelliler: Türkiye Sağır, Dilsiz Dernekleri Milli Federasyonu,
c) Ortopedik (Bedensel) Engelliler: Ortopedik Özürlüler Federasyonu,
d) Zihinsel Özürlüler: Zihinsel Özürlüler Federasyonu.



Bu kuruluşların çalışmalarında spora fazla önem verilmemiştir. Özür derecelerinin artmasıyla özürlülerin spora olan yaklaşımlarının da azalması bu dönemde saptanan başlıca olumsuzluk olmuştur. Oysa dünyada spor, özürlülerin rehabilitasyonunda önemli bir araç haline gelmiş ve etkin biçimde kullanılmıştır. Ülkemizde de bu çalışmaların önemi kısa bir süre sonra fark edilmiş ve çeşitli dernek, kurum ve kişilerce uygulanmaya başlanmıştır. Özel olimpiyat programı Türkiye'de 1983 yılında, Prof.Dr. Hıfzı Özcan'ın girişimleriyle İstanbul'da "Türk Spastik Çocuklar Derneği" tarafından başlatılmıştır.

Zihinsel özürlü çocuklara eğitim veren okul ve kuruluşlarla temasa geçilmiş, seminer ve ulusal yarışmalarla programın yurt çapında yayılmasına gayret edilmiştir.
Türkiye Özel Olimpiyat Organizasyonu, 1983 yılında Baton Rouge-Louisiana'daki yarışmalarda yurdumuzu 4 atlet ile temsil etmiştir. Bu dört atletimiz 6 altın ve 1 gümüş madalya kazanmışlardır. 1985 yılında İrlanda'nın Dublin kentinde yapılan Avrupa Ülkeleri Özel Olimpiyat Oyunları'na katılan 8 Türk atleti 5 altın, 5 gümüş ve 1 bronz madalya kazanmışlardır.



1986 yılında İstanbul'da ilk kez Türkiye Özürlüler Özel Olimpiyat Oyunları düzenlemiş, İstanbul'dan 100, Bursa ve Adapazarı'ndan 30 özürlü atlet 50 m koşu, 100 m koşu, durarak uzun atlama ve serbest yüzme dallarında yarışmışlardır. 1987 yılında İndiana'da yapılan 7. Uluslararası Yaz Özel Olimpiyat Oyunları'na katılan 10 Türk yarışmacı ise atletizm, yüzme ve masa tenisi dallarında 4 altın, 1 gümüş ve 5 bronz madalya kazanmışlardır. Bu organizasyon çalışmalarını 1990 yılı sonana kadar devletin onayı ve özel sektörün bağışları ile Türk Spastik Çocuklar Derneği bünyesinde sürdürmüştür.
1991 yılı başlarında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak "Türkiye Özürlüler Spor Federasyonu" kurulmuştur. Bu federasyonun amacı, çatışı altında toplanan işitme, görme, ortopedik ve zihinsel özürlülerde sporu rehabilitasyonun bir parçası olarak uygulamak, geliştirmek ve yaymaktır.



Bu dört büyük özür grubunu spor aktiviteleri ve yapabilecekleri sporlar açısından değerlendirecek olursak:



a) Görmezler: Spor aktiviteleri yok denecek düzeydedir. Çalışmalar eğitim faaliyetlerine yönelik olarak sürdürülür. Bu grupta yapılan en popüler spor goalball'dır.

b) Bedensel Engelliler: Federasyon kurulana dek uluslararası kurallara uymadan gelişigüzel gerçekleştirilen çalışmalar günümüzde, uluslararası kurallar uygulanarak bireysel ve takım sporlarında umut verici seviyeye ulaşmıştır. Bu özür grubunda yapılan spor branşları; basketbol, atletizm, yüzme ve masa tenisidir.

c) Sağırlar: En etkin spor yapan özürlü grubudur. 3. Sağırlar Serbest ve Grekoromen Güreş Dünya Şampiyonası, 1991 yılında İstanbul'da gerçekleştirilmiştir. Yaptıkları başlıca spor dalları; futbol, yüzme, güreş ve atletizmdir.

d) Zihinsel Engelliler: Örgütsel ve bilimsel spor etkinlikleri yeni yeni canlanmaktadır. Ülkemiz Özel Olimpiyatlar'a da son yıllarda katılmaktadır. Ancak başarılı sonuçlar elde edilen bu gruptaki sporcular Federasyonun yardımıyla hızla kulüpleşmeye başlamıştır.
1991 yılında Minneapolis-Amerika'da düzenlenen Özürlüler Olimpiyatı'nda sporcularımız 5 altın madalya kazanmayı başarmışlardır. 1992 yılında Japonya'nın Yamagata kentinde düzenlenen özel turnuvadan ise 2 altın madalya ile dönmüşlerdir. 1993 yılında Sofya'da yapılan Dünya Sağır ve Dilsizler Yaz Oyunları'nda güreşte İsmail Otamış ile Erdinç Yıldız ikincilik, Mahmut Irk üçüncülük elde etmişlerdir. 1994'te yapılan 25. Uluslararası New York Maratonu'nda kategorisinde altan madalya kazanan özürlü atletimiz Yavuz Şap, başarılarını Ocak 1995'te Hanoi'de düzenlenen Uluslararası Vietnam Yarı Maratonu'nda birinci bitirerek sürdürmüştür. 1-9 Temmuz tarihlerinde Amerika Connecticut'da düzenlenen Dünya Özürlüler Özel Olimpiyatı'nda sporcularımız 8 altın, 2 gümüş, 6 bronz madalya kazanmıştır.

Zeki Ateşoğlu, Hüseyin kara, Doğu Yıldırım, Filiz Turanlı, Fulya Aşur, Koray Acar, Hatice Gülyurt, Adnan Nalcı, Şimal Kırımlıoğlu ve Ender Bay iz bırakan sporcularımızdır. Prof. Dr. Hıfzı Özcan, Ali Üredi ve Tarık Bitlis'i de iz bırakan yöneticiler olarak sayabiliriz. Bugün Türk Spastik Çocuklar Derneği'nin kapalı spor salonundan ve gerektiğnide çevrenin çeşitli spor tesislerinden yararlanılarak yürütülen özel olimpiyatlar spor eğitimi programından binlerce özürlü çocuk ve yetişkin yararlanmaktadır. Bu programlar 8 yaş üstündeki her beyin ve fiziksel özürlü kişiye açık olup üst yaş sınırı yoktur.



İşitme Engelliler Spor Federasyonu 2000 yılında Engelliler spor Federasyonu'nundan ayrılarak, faaliyetlerine başlamıştır.



Engelliler Spor Dalları



AĞIRLIK KALDIRMA
Ağırlık kaldırmadünyanın en hızlı gelişen Paralimpik spor dalıdır. İlk kez 1964'te yapılan 2. Paralimpik Oyunlar'da programa alınan ağırlık kaldırma yarışmalarına, yalnızca omurgası zedelenmiş sporcular katılabiliyordu.Zaman içinde öteki engelli gruplarının da katılımının ve engelsiz sporculara uygulanan kuralların geçerli olmasının sağlanmasıyla, bu dalda önemli değişiklikler ve gelişmeler oldu.

1992 Barselona Paralimpik Oyunları'nda, ağırlık kaldırma yarışmalarında 25 ülkenin sporcuları yarıştılar. 1996 Atlanta Oyunları'na gelindiğinde bu sayı iki katından fazla artmıştı; 58 ülkenin sporcularının yarıştığı '96 Paralimpik Oyunları'nda bu dalda yarışmak üzere 68 ülke kayıt olmuş, ancak bütçe yetersizliği nedeniyle 10 ülke yarışamamıştı. 1996'dan beri bu sayı beş kıtadan toplam 109 ülkenin üyeliğiyle devamlı bir artış göstermektedir. Uluslararası Paralimpik Komitesi'ne bağlı (IPC) 'IPC Powerlifting Comittee', 10 ağırlık sınıfında, değişik engelli kategorilerinden bayan ve erkek sporcuların karşılaşmalara katılımını sağlamaktadır.

Ağırlık kaldırma yarışmalarını yöneten, 'IPC Powerlifting Comittee' 1989 yılında kuruldu. Bu komite bir başkan, bir doktor, üç üye ve bir sporcu temsilcisinden oluşmaktadır ve tüm Paralimpik Oyunlar'da olduğu gibi sorumlular, gönüllü kişilerdir. Komitenin başkanı, Uluslararası Federasyon'un bağlantı kurduğu asıl sorumlu olarak bu sporu her türlü toplantıda temsil eder ve bu alanda düzenlenen Dünya Şampiyonaları, Paralimpik Oyunlar ve Bölge Yarışmaları'nı düzenleyen komitelere gerekli desteği verir.
Paralimpik Oyunların, dünya, bölge ve kıta yarışmaları sonuçlarının ve dünya ve kıta rekorlarının bütün sporcular ve teknik adamlar tarafından izlenebilmesi için bir 'dünya sıralaması sistemi' geliştirilmiştir. 2000 Sydney Olimpiyatları'nda, ilk kez bayanlar da ağırlık kaldırma yarışmalarına katılmışlardır.



ATICILIK
Atıcılık yarışmaları havalı ve 22 kalibrelik silahlar dalında yapılır. Yarışmaların kurallarıUluslararası Engelliler Atıcılık Komitesi tarafından belirlenir ve kurallar herhangi bir engeli olmayanlar ile engelli sporcular arasındaki farkları dikkate alır. Atıcılık yarışmalarında, değişik engelli sınıflarına dahil, ancak aynı yetilere sahip sporcuların birlikte, bireysel ya da takım halinde yarışmalarını sağlayacak fonksiyonel bir sınıflandırma sistemi kullanılır.

ATLETİZM

Atletizm 1960'tan beri Paralimpik Oyunlar'ın kapsamındadır. Atletizm yarışmaları tüm engelli kategorilerindeki sporculara açıktır. Bazı sporcular tekerlekli sandalyeyle, bazıları proaaale, görme Engelliler de görme yetisi olan eşlikçileriyle beraber yarışırlar. Yarışmalar koşma, atma, atlama, pentatlon ve maraton dallarında yapılır. Sporcular işlevsel sınıflandırmalarına göre yarışırlar ve mümkün olan en fazla sayıda sporcunun katılımını sağlamak amacıyla bu yarışma tanımları sürekli yenilenir.



BİNİCİLİK
Paralimpik binicilik yarışları beyin felci (cerebral palsy) kategorisine ve fiziksel, görme ve zihinsel engelli sınıflarına giren tüm sporculara açıktır. Dresaj yarışmalarında bireysel olarak yarışan binicilerin, yürüyüş ve yön değişiklikleri içeren bir seri tamamlamaları zorunludur. Paralimpik Oyunlar'da tüm biniciler işlevsel profillerine göre gruplanır ve atlarını kontrol etme ve yönlendirme yeteneğine göre değerlendirmeye tabi tutulurlar.


BİSİKLET

Bisiklet yarışları engelli sporcular için görece yeni bir spor dalıdır. 1980'lerin başında ilk kez görme Engelliler bisiklet dalında yarışmaya başladılar. Beyin felci (cerebral palsy) ve ampute kategorileri ise 1984 Uluslararası Engelli Oyunları'nda yarışmalarına katıldı. 1992 Paralimpik Oyunları'na kadar ayrı yarışan bu üç engelli grubu, 1992'de hem pist, hem de yol yarışlarında olağanüstü başarı gösterdiler.



Bisiklet yarışları tekler ve takım (bir ülaaai temsilen üç kişi) yarışları olarak yapılır. Beyin felci kategorisinde standart yarış bisikletleri ve bazı sınıflarda üç tekerlekli bisiklet kullanılır. Görme engelli sporcular, görme yetisine sahip bir takım arkadaşlarıyla iki kişilik bisikletlerde yol ve zaman (time trial) yarışlarına katılırlar. Ampute ve kalıcı hareket bozuklukları olan sporcular ise ihtiyaçlarına göre yapılmış, özel bisikletlerle bireysel yol yarışlarına katılırlar.



BOCCIA
İlk kez 1992 Barcelona Oyunları'nda programa alınmışsa da kökleri çok eskilere dayanan bir spordur. Beyin felci (cerebral palsy) kategorisindeki sporcular arasında çok sık oynanır.



Boccia yarışmacının kas kontrolünü ve dikkatini ölçer. Karşılaşmalarda oyuncuların konsantrasyonu ve dikkati hemen göze çarpar.Boccia'da amaç deriden yapılmış topları atarak, vurarak ya da yardımcı bir alet kullanarak ilerletmek ve hedef olarak koyulan küçük beyaz topa olabildiğince yaklaştırmaktır.Sporcular tek ya da takım halinde yarışırlar. Yarışma zemini düz ve pürüzsüzdür.



ESKRİM
Seyirci gözüyle bakıldığında, Paralimpik Oyunlar'daki eskrim yarışmalarının en dikkat çekici özelliği tüm sporcuların yere sabitlenmiş tekerlekli sandalyelerle yarışmasıdır. Bununla birlikte bu tekerlekli sandalyeler eskrimcilere hareket özgürlüğü sağlar ve sporcular geleneksel eskrim yarışlarındaki kadar hızlı hareket edebilirler.



Tekerlekli sandalyedeki sporcular için eskrim ilk olarak Sir Ludwig Guttmann tarafından, 1953'te tanıtılmış ve 1960'ta Roma Paralimpik Oyunları'nın programına alınmıştır. Yarışma kuralları o zamandan bu yana, tekerlekli sandalyeyi yere sabitleme tekniklerindeki gelişmeler doğrultusunda kademeli olarak değiştirilmektedir.



Tekerlekli sandalye kullanan, ampute olan ya da beyin felci (cerebral palsy) engellisi olan bayan ve erkek eskrimciler yıllardan beri uluslararası yarışmalarda çok önemli başarılar elde etmektedirler. Tekler ve takım halindeyapılan karşılaşmalar flöre, epe (erkek ve bayan) ve kılıç (erkek) dallarını kapsar.



FUTBOL
Futbolun uluslararası popülaritesi, bu sporun Paralimpik Oyunlar'da da oynanması ve yaygınlaşması sonucunu getirmiştir. Yalnızca beyin felci (cerebral palsy) engellisi olan erkek sporcuların katıldığı futbol karşılaşmalarında, bazı küçük değişikliklerle FIFA kuralları uygulanır. Bu değişiklikler oyunun heyecanını arttırmak ve oyunu, sporcuların engellerini dikkate alarak düzenlemek amacına yöneliktir. Ofsayt kuralının olmaması, sahanın ve kalenin daha küçük olması, taç atışlarının tek kolla da yapılabilmesi değişikliklere verilebilecek örnekler arasındadır. Bir takım en az 11 oyuncudan oluşur.



GOALBALL
Goalball takımlarla oynanan bir top oyunudur. Yalnızca görme engelli bayan ve erkek sporcular tarafından oynanır. Her takımın sahada üç oyuncusu vardır ve amaç topu karşı tarafın kalesine atmaktır. Maçlar toplam 14 dk sürer ve 2 eşit yarıdan oluşur.Goalball'u görme engeli olmayan sporcularca oynanan diğer toplu, takım oyunlarından üç özellik ayırır. Birinci olarak, içindeki ziller nedeniyle hareket halindeyken çıngırak gibi ses veren bir topla oynanır ve böylece topun pozisyonu ve yeri dinleme yoluyla belirlenebilir. İkinci olarak kabartma işaretleri olan bir sahada oynanır; bu kabartma işaretlere ayakları ya da elleriyle dokunan oyuncu, sahadaki yerini ve yüzünü döndüğü yönü anlayabilir. Üçüncü olarak ta, tüm oyuncular gözlerine siyah maskeler takarlar ve böylece tümünün eşit koşullara sahip olması sağlanarak, hiç görmeyen ya da çok az görenlerin dezavantajları ortadan kaldırılır. Topun içindeki zillerin oyuncuları yönlendirmesine, sporcuların iyi konsantre olabilmelerine ve topa anında tepki verebilmelerine olanak vermek için, oyun sırasında salon bütünüyle sessiz olmalıdır. Kazanılan her sayıdan sonra yükselen aaaahüratları izleyen sessizlik tekrar oyuna dönüldüğünün işaretidir.



JUDO
Paralimpik Oyunlar'daki judo karşılaşmalarının öteki judo karşılaşmalarından tek farkı, minderin yarışma alanını ve bölgeleri gösteren bir dokuya sahip olmasıdır. Görme engelli erkek sporcuların katılabildiği karşılaşmalar Uluslararası Judo Federasyonu'nun koyduğu kurallara göre yapılır. Judo Paralimpik Oyunlar'ın programına 1988 Seoul Oyunları'nda alınmıştır. Dört yıl sonra Barselona'da yapılan 1992 Paralimpik Oyunları'na, judo dalında, 16 delegasyonu temsilen 53 sporcu katılmıştır.
MASA TENİSİ
Paralimpik Oyunlar'da masa tenisi karşılaşmaları iki şekilde yapılır: ayakta ve tekerlekli sandalyeyle. Program kapsamında tekler, takım, açık erkekler ve bayanlar karşılaşmaları bulunur. Sporcunun engeline göre on sınıf belirlenir ve sporcular bu on sınıftan biri kapsamında yarışırlar. Paralimpik Masa Tenisi karşılaşmaları, tekerlekli sandalyeyle yarışan sporcular için yapılan ufak tefek değişiklikler dışında, esas olarak Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu'nun belirlediği kurallara göre yapılır. Masa tenisi dalında, Paralimpik Oyunlar'a ek olarak, dört yılda bir Dünya Şampiyonası düzenlenmektedir. Sporcular ayrıca Avrupa Oyunları, Pan Amerikan Oyunları, Pan Afrikan Oyunları, Uzak Doğu Oyunları gibi önemli bölge şampiyonalarında da yarışırlar. Bütün bu yönleriyle engelliler masa tenisi, gerçek anlamda uluslararası bir spordur ve 50 ülkede oynanmaktadır.



OKÇULUK
Engelli sporcular 50 yıldan fazla bir süredir okçuluk yarışmalarına başarıyla katılmaktadırlar. 1948'de İngiltere'de düzenlenen Stoke Mandeville Oyunları'ndan beri 'Bayanlar' ve 'Erkekler' kategorilerinde ayakta ve tekerlekli sandalyede yarışan okçular gücün ve keskin nişancılığın en güzel örneklerini vermektedirler. Paralimpik Oyunlar programı tekler, çiftler ve takım yarışmalarını içerir. Yarışma ve değerlendirme usulleri Olimpiyat Oyunları'ndakinin aynıdır.



VOLEYBOL
Paralimpik Oyunlar'daki voleybol karşılaşmaları 'ayakta voleybol' ve 'oturarak voleybol' olmak üzere ikiye ayrılır. Böylelikle karşılaşmalara bütün engelli kategorileri katılabilir. Üst düzeyde ekip çalışması, beceri, strateji ve yoğunluk, her iki oyun türünde de hakim olan unsurlardır. Geleneksel voleybol ve 'oturarak voleybol' arasındaki tek fark, oturarak oynanan voleybolda file boyunun daha alçak ve sahanın daha küçük olmasıdır. Bu durum, oyunun hızını arttırır.



TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOL

Çok yüksek bir fizik kondisyon ve teknik beceriyle birlikte süratli bir biçimde yer değiştirmeyi gerektiren tekerlekli sandalye basketbol karşılaşmaları, Paralimpik sporlar arasında çok önemli bir yere sahiptir. Tekerlekli sandalye basketbol karşılaşmaları, Uluslararası Tekerlekli Sandalye Basketbol Federasyonu (IWBF) tarafından belirlenen kurallar ve sınıflandırmalar çerçevesinde yapılır. Bu düzenlemeler, ayakta oynanan basketboldakine eş saha büyüklüğü ve pota yüksekliği gibi konuları da içerir.
Tekerlekli sandalye basketbol karşılaşmaları ayakta oynanan basketbol karşılaşmalarıyla önemli ortak özelliklere sahip olmakla beraber, kendine has, benzersiz stiliyle farklı ve ayrı bir yere sahiptir. Yardımlaşma esasına dayalı alan savunması ve adam adama savunma çok sık kullanılır.



Sporcuların tekerlekli sandalyedeki hareketlerini ayarlamak için geliştirilen farklı bir top saydırma kuralı ve yüksek bir yoğunluğu olan bu spor, kendi atak sistemini yaratmıştır. Sahadaki hareketi arttırmak için, bir takım genellikle üç defans oyuncusu ve iki pivottan oluşur. Topu alıp yuvarlama en etkili hücum taktiğidir.


TEKERLEKLİ SANDALYE RUGBY
Tekerlekli sandalye rugby karşılaşmalarına kol ve bacak felci (paraplegia ya da tetraplegia) engellisi olan erkek ve bayan sporcular katılır. 1972'de Kanada'da doğan bu spor, oldukça yeni bir dal olmakla beraber, büyük bir hızla yaygınlaşmaktadır.
Tekerlekli sandalye rugby; basketbol, futbol ve buz hoaaainin bir karışımıdır ve basketbol sahasında oynanır. Takımlar dört asıl ve sayıları sekize kadar çıkabilen yedek oyunculardan oluşur. Sporcular yeterliliklerine göre sınıflandırılır ve bu sınıflandırma sonucunda 0.5 ile 3.5 arasında değişen puanlar alırlar. Sahadaki dört oyuncunun toplam puanları 8.0'i geçemez. Oyunda bir voleybol topu kullanılır: her 10 sn'de bir sektirilmesi gereken bu top taşınabilir, saydırılabilir ya da vurma dışındaki her yolla, diğer oyuncuya geçirilebilir. Sporcular topu karşı tarafın kale çizgisinden ileri taşımak suretiyle sayı yapmaya çalışırlar. Tekerlekli sandalye rugby karşılaşmaları 8'er dakikalık 4 bölümden oluşur.



TEKERLEKLİ SANDALYE TENİS
Tekerlekli sandalye tenis karşılaşmaları Paralimpik Oyunlar programına 1992'de alındı. İlk olarak 1970'lerde Amerika'da yapılmaya başlanan bu spor, günümüzde yaygınlaşmasını sürdürmektedir. Karşılaşmalarda geleneksel tenis kuralları uygulanır ve tenisin ana unsurları olan beceri, kondisyon ve strateji, burada da esastır. Tek fark topun yerde 2 kere sektirilmesine izin verilmesidir. Karşılaşmalara ancak, tıbbi olarak tespit edilmiş, hareketle ilgili bir engeli olan sporcular katılabilir. Paralimpik Oyunlar programında tekerlekli sandalye tenis karşılaşmaları, tekler ve çiftler sınıflarında yapılmaktadır.
Sporcular Paralimpik Oyunlar'a ek olarak, dünya üzerindeki pek çok başka karşılaşmaya ve turnuvaya katılmaktadır. Uluslararası Tenis Federasyonu (ITF) her yılın sonunda, tekerlekli sandalye tenis sıralamalarını ve milli sıralamaları belirler.



YELKEN

1996 Atlanta Paralimpik Oyunları'nda gösteri sporu olan yelken, 2000 Sydney Paralimpik Oyunları'nda madalyalı bir spor olarak kabul edilmiştir. Tüm engelli kategorilerinden sporcuların katılabildiği yelken yarışlarının sınıflandırma sistemi beş faktöre göre belirlenmektedir: dayanıklılık, el fonksiyonu, manevra kabiliyeti, görme ve duyma.
Paralimpik Oyunlar'da kullanılan yatlar mavnalıdır; bu tür bir tasarım yatın dengesini arttırır. Bunun yanı sıra mavnalı yatların açık kokpitleri de yelkencilere daha fazla yer sağlar. Yelkenciler filo formatında yarışırlar, yani bütün yatlar aynı anda yarışır. Puanlar yatların yarışı bitirme durumlarına göre hesaplanır.Uluslararası Yelkencilik Federasyonu, Uluslararası Engelli Yatçılar Federasyonu'nu 1991'de üye olarak tanımış ve ardından ilk resmi Dünya Engelliler Şampiyonası düzenlenmiştir. Uluslararası Engelli Yatçılar Federasyonu (IFDS) bu alandaki resmi sorumlu ve yetkili federasyondur.



YÜZME
Eski zamanlardan günümüze kadar yüzme, Engelliler için önemli bir fizyoterapi ve rehabilitasyon yöntemi olmuştur. Spor olarak ise bugün artık yüzme yarışları, Paralimpik Oyunlar kapsamındaki en popüler ve geniş katılımlı spor karşılaşmaları arasındadır. Yüzme yarışlarına bütün engelli kategorilerindeki sporcular katılabilirler ve yarışırken hiçbir
Engelliler Çözüm İstiyor

Tahmini verilere göre ülkemizde yaklaşık 3 milyon çocuk ve genc engelli bulunuyor. Anne babaları ile birlikte düşünüldüğünde toplumun yaklaşık yüzde 15'ine yakın bir bölümünü oluşturan bu grubun eğitimden gündelik hayata, sorunlarının büyük bir bölümü hala çözülebilmiş değil. Eğitim çağında olup da okula gidemeyen binlerce bedensel engellinin yanısıra gündelik hayatını zorlukla sürdüren bu gurubun önündeki en büyük problem, kuşkusuz okul ve şehir planlamasının engelli insanların yaşamlarının gözönünde bulundurulmadan tasarlanması.Türkiye'de yeterli derecede eğitim alamayan engellilerin önemli sorunlarından birisinin üniversite olduğunu belirten eğitimciler, buna neden olarak kampüs yaşamını gösteriyorlar.Sınıf hayatından kampüs yaşamına geçilmesiyle birlikte binalar arası ulaşımın engelli öğrencilerin karşısına en büyük problem olarak çıktığını gözlemleyen Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunlarından Tunç Tonger engelli öğrenciler için bir proje gündeme getirmiş.

Başta ODTÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Çalışkan olmak üzere üniversite yönetimi tarafından büyük ilgi ve destek gören Engelsiz ODTÜ Projesi'nde amaç, üniversite binalarının engelli öğrencilerin eğitimini kolaylaştıracak şekilde yeniden düzenlemek.
Kendisi de bedensel engelli olan Tunç Tonger, konunun gündeme gelmesinde, üniversite hayatının engelli öğrenciler için güçlüklerinin ve Türkiye'deki özürlü camiasının yaşadığı problemlerin konuya ışık tuttuğunu söyledi.Üniversite sıralarında geçirdiği bir kaza nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşayan, ancak bu durumu başarılı projelere imza atmasına engel olmayan Tunç Tonger, projenin hayata geçmesiyle birlikte, üniversitedeki fiziki engellerin kaldırılmasının yanında burs, ulaşım, konaklama, mezunlara iş bulma gibi birçok konuda destek sağlanacağını, bunun da engellilerin psikolojisine ve sosyal yasama adaptasyonuna olumlu etkileri olacağını belirtti.