Özellikle son yıllarda sokak çocukları engelliler ve engelli hakları gibi konuların basınımızda diğer yıllara nazaran daha fazla yer aldığına şahit oluyoruz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazı kavramlar konjonktürel olarak kimi kavram ve konulara göre öncelik arzetmektedir. Demokrasi insan hakları ve çevre
yükselen değerler olarak asrımızın son çeyreğinde gündemi belirleyen kavramlar olmuştur. Bu kavramların hepsi bir ülkede insan ve dolayısıyla toplum mutluluğunun ne ölçüde sağlandığını ortaya koymaktadır. Demokrasiye insan haklarına ve sağlıklı çevreye sahiplik aynı zamanda kalkınmışlığın yani çağdaşlaşmanın da birer göstergesidir. Genel anlamda insanın sorunlarıyla ilgilenmek doğal olarak çağdaşlaşma yolunda sergilenen sosyal politikalardan birisidir.

Engelliler ve problemleriyle ilgilenmek de çağdaşlaşmanın bir göstergesidir öyleyse.

Elbette. Bir çağdaşlaşma göstergesidir çağdaşlaşmanın ta kendisidir. Toplumun önemli bir kısmını oluşturan engellilerin eriştiği refah çağdaşlaşmanın da bir ifadesidir.

Engellilere yönelik hizmetler ele alınırken konuya bakış nasıl olmalıdır?

Engelli hizmetleri sosyal siyaset ve sosyal hizmetler içinde yer almaktadır. Aslında sosyal siyaset genel bir kavramdır. Sosyal
siyaset toplumun sınıf ve tabakaları arasında ekonomik ve sosyal denge kurmaya çalışır ve bu amacını gerçekleştirirken sosyal
hizmetlerden yararlanır. Sosyal hizmet ise çok genel ve basit anlamıyla yardıma ihtiyacı olan kişilere sunulan hizmettir. Bu ayni
veya nakdi olabildiği gibi bir defaya mahsus veya sürekli de olabilir. Daha çok yaşlılara yoksullara ve engellilere verilen
hizmettir.

Sosyal politikalardan ekonomik bir fayda beklenmesinin yanında sosyal hizmetlerin böyle bir getirisi yoktur. Aralarında böyle bir karşılık bekleme beklememe gibi fark vardır.
Bu genel kavramların izahından sonra isterseniz engelli nedir kime denir sorusuna açıklık getirelim.

Aslında engelliyi tanıma zor olmadığı için tanıtmak da kolay gelmektedir. Ancak kısmi engellileri tanıtmakta biraz gecikebiliriz.
Örneğin işitme engelli biri ile iş sebebiyle konuşma durumunda olmadıktan sonra onu engellsiz olarak algılarız. Duygusal
engelliler de kısmen bu örneğe benzerlik arzeder. Zihinlerde yerleşmiş şekliyle engelli eli ayağı olmayan göremeyen veya
duyamayan kimsedir. Bu kimselerin türüne göre kendilerine özgü yardıma ihtiyaçları vardır. O halde engelliyi: "Doğuştan veya
sonradan bedensel zihinsel ruhsal duygusal ve sosyal yeteneklerini değişik oranlarda kaybetmiş olup da hayatın normal
gereklerine uymayan korunmaya bakıma rehabilitasyon danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan bir kişi" şeklinde
tanımlayabiliriz.

Biraz önce insan haklarından söz ettiniz. Bilindiği gibi haklar yalnızca istemekle elde edilmiyor onun bir de yasal boyutu var.
Engellilerle ilgili yasal düzenlemeler nelerdir?

Elbette hakların varlığını en güzel şekilde yasalar göstermektedir. Bir şeyi istemek yetmiyor bir yasaya bağlama gerekmektedir.
Globalleşme sürecinde dünyada pek çok mevzuat adeta tek ülkede uygulanıyor gibi uygulanmaktadır. Ülkeler ekonomilerini
birleştirdikleri gibi yönetimlerini hukuklarını da birleştirme eğilimine girmişlerdir. Uluslararası siyasi ve ekonomik entegrasyonlar neticesinde bir paydada birleşme ortak hareket etme mecburiyeti doğmaktadır. Engellilerin hukukunu gözeten uluslararası düzeyde Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Sakat Kişilerin Hakları Bildirisi Avrupa Sosyal Şartı Avrupa Konseyi Kararı ve Uluslararası Çalışma Örgütü 159 nolu sözleşmesinde engellilerle ilgili evrensel düzenlemeler yer almaktadır. Aynı ortak paydada yer alan Türkiye adı geçen evrensel düzenlemelerden sosyal ve ekonomik yapısı ölçüsünde engellilere yönelik sağlık eğitim çevre konut ve çalışma hayatı ile ilgili olanları bünyesine uyarlamaya çalışmaktadır. Bu yönde kendi iç hukukunda
düzenlemelerde bulunmuştur.

1982 Anayasasının 5 17 42 50 56 ve 61'inci maddelerinde çeşitli engelli haklarının anayasal dayanağı görülür. Anayasaya
bağlı olarak sağlık eğitim sosyal hizmetler istihdam ve imar konusunda kanun tüzük yönetmelik ve tebliğler yayınlamış ve
yürürlüğe konulmuştur.

Öyleyse gerekenler yapılıyor diyebilir miyiz?

Şeklen öyle ama bu yönde hukukun oluşturulması tek başına yeterli değildir. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Siz sürücü belgesi
almışsınız ama araba alamıyorsunuz daha kötüsü arabanızı kullanacak yolunuz yok. İşte bu aşamada olayın kaynak boyutu
karşımıza çıkıyor. Bunda kişi başına düşen milli gelirin düşüklüğü işsizlik enflasyon gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi sorunlar
etken olmaktadır.

O zaman engellilerle ilgili olarak aşılması gereken engellerin başında kaynak sıkıntısı yer alıyor.

Ulusal gelirimizi göz önüne alacak olursak eğer bu tesbite varmamız gayet normaldir. Zira ülkemizin oldukça zengin olduğundan söz etmemiz yanlış olur kanaatindeyim. Ancak bu hep böyle gelir böyle gider anlamına tabii ki gelmez gelmemelidir de.
Yurdumuzda önemli bir kesimin sağlık güvencesinden mahrum olması aynı zamanda özürlü sayısındaki artışların sebeplerini
açıklamaya yetmektedir. Engelli tanımından da anlaşıldığı üzere engelliliğin önemli nedenlerinden biri de doğum öncesi ve sonrası
olumsuz şartlardır. Sosyal güvenliği ve dolayısıyla sağlık güvencesine sahip olmayan ailelerin engelli çocuğa sahip olma ihtimalleri diğerlerine göre daha fazladır.

Yani engelliliğin nedenlerinin başında sağlık şartlarının olumsuz olması geliyor diyebilir miyiz?

Evet. Engellilik doğum öncesi doğumda ve doğum sonrası oluşan olumsuz şartlardan meydana gelir.
Doğum öncesi nedenleri; engelli sayısında önemli paya sahip olan beslenme ve borınmada yetersizlikler yaygın akraba evliliği
genetik (ırsi) kalıtım koruyucu sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama (aşılama sağlık kontrollerini yaptırmama
zamanında tedavi görmeme) şeklinde özetleyebiliriz.
Doğum sürecindeki nedenler daha ziyade sağlık personeli yardımı almadan doğum yapmaktan veya doğum esnasındaki
komplikasyonlardan meydana gelmektedir.
Doğum sonrası nedenler ise bebeğin sağlıklı olarak doğumundan hayatının sonuna kadar olan süreçte karşılaştığı olumsuz fiziki
kimyasal biyolojik sosyal ve çevresel faktörlerdir.
Doğum öncesi nedenlerin bir kısmı doğum sonrası evrede de görülür. Bunların dışında daha çok ev iş ve trafik kazaları nükleer kazalar yanlış teşhis ve tedaviler; özürlülüğü artıran nedenlerdir.

Dünyada ve ülkemizdeki engelli sayısı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Engelli sayısı hakkında kesin bir rakam vermek bugün için oldukça zor. Daha ziyade Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık
Örgütü'nün (WHO) belirlediği %10-15 gibi oranlar bilgi bakımından kullanılmaktadır. WHO dünya nüfusunun %10'unu
engellilerin oluşturduğunu kabul etmektedir. Bu rakam gelişmişlik düzeyine bağlı olarak artmakta veya azalmaktadır. Dünya
nüfusunu 6.5 milyar kabul edersek dünyada 650 milyon özürlü olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu hesaba göre gelişmekte
olan ülkeler gurubunda olduğundan Türkiye'de %12 oranı üzerinden 7 milyon civarında engelli vardır diyebiliriz.
Ülkemizde guruplarına göre engelli dağılımı nasıl?

WHO'nun belirlediği orana göre Türkiye'deki engelli dağılımı şöyledir.

Görme %0.2 125.000
İşitme %0.6 377.000
Ortopedik %1.4 880.000
Zihinsel % 2 1.450.000
Konuşma %3.5 2.200.000
Diğerleri %4.3 3.000.000

Eldeki verilerden de anlaşılacağı üzere ülkemizde 7 milyonu aşkın özürlü bulunmaktadır. Diğerleri grubuna; sürekli hasta olanlar uyumsuzlar ve muhtaç olanlar girmektedir.

Bu rakamlar oldukça ürkütücü görünüyor.

Elbette ürkütücüdür. Kalkınmasını sağlayamamış akraba evliliğinin yaygın olduğu her saat başında bir trafik kazasının olduğu ve yılda üç bin kişinin iş kazası neticesinde iş göremez derecede sakat kaldığı yetersiz barınma ve beslenmenin yanısıra ana çocuk sağlığı alanında istenilen başarıyı yakalayamama ve yıllardır süregelen terörle birlikte ülkemiz adeta bir sakatlar ülkesi görünümü arzetmektedir. Ancak tesellimiz tümünün ağır derecede engelli ve yardıma muhtaç olmamalarıdır. Bilindiği gibi pek çok engelli sağlamların bile üstesinden gelemediği konularda başarıya imza atmışlardır.

Örnek verebilir misiniz?

İlk aklıma gelenlerden ABD eski başkanı Eisenhover ünlü fizik teorisyeni İngiliz Stephan Hawking ismini şu anda
hatırlayamadığım İngiltere eğitim bakanı halk ozanı Aşık Veysel ünlü yazar Cemil Meriç'i sayabilirim.
Burada şunu da hatırlatmakta fayda görüyorum. Engelli her zaman yardıma muhtaç kimse anlamına gelmemelidir. %40
oranından fazla engele sahip olanlar engelli kontenjanından yararlanabilmektedirler.

Engellilerin problemlerini genel olarak nasıl açıklarsınız?

İnsanlar birbirlerinin aynı olmayıp her kişi kendine özgüdür. Bu açıdan bakınca her engellinin diğerinden farklı istekleri olur.
Sorunları kişiselleştirmek konuyu toparlamaya engel teşkil edeceğinden belirli ortak paydada toplamak daha akılcı olur.
Herkesin sağlık ve eğitim konusunda kendine göre problemleri olduğu için bu onları da kapsamaktadır. Ancak kullanılan
yöntem değişmektedir. Yaklaşık iki milyon engellinin sosyal güvenceden yoksun olduğu kanaatindeyiz. 2022 SSK gereğince
verilmekte olan aylık altı milyon gelirin günün şartlarında ne kadar önemi vardır. Bugün engelli otuz beş bin öğrenci özel
eğitimden yararlanmaktadır. Bu oran oldukça düşüktür. Eğitime yönelik hizmetlerin yoğunlaştırılması gerekmektedir. Engelli
bireyin meslek sahibi olması bir bakıma aldığı eğitime bağlı olmaktadır. Yetişkin engellilerin en önemli sorununu istihdam konusu teşkil etmektedir. İşsizlik ülkemizin başta gelen problemleri arasında olup engellilerin istihdamını da olumsuz olarak etkilemektedir. Engelliler için ayrılan yüzde ikilik kontenjanın yüzde üçe çıkarılması bile soruna çözüm getirmeye yetmemektedir.

Engellilerin sosyal yaşamın gereklerini yerine getirme yönünde bir takım istekleri vardır. Bunlar ulaşım konut ve diğer sosyal
mekan ve araçlara ilişkindir. Yolların merdiven asansör banyo ve tuvalet gibi yerlerin engellilerin kullanımına elverişli hale
getirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Bu gibi yerlerin düzenlenmesine ilişkin çalışmaların başlatılmış olması oldukça
sevindiricidir.

Ülkemizin mevcut şartları göz önüne alındığında yapılması gerekenler ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Bu yaptığımız açıklamalardan engellilerin çok kötü şartlarda hayatlarını sürdürdükleri sonucu çıkarılmasın. Elbette iyi şeyler de yapılıyor ama iyi diye bildiğimiz güzel uygulamaların güncelleştirilmesini daha güzele en güzele ulaşmasını temenni etmekteyiz.
Mesela koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak gerekmektedir. Engelli ihtiyaçlarının yerinde karşılanması için sivil toplum örgütleri şeklinde kurulmuş bulunan dernek vakıf federasyonlara proje danışmanlık ve yer temini konusunda katkılar sağlanmalıdır. Devletin özürlü kesime yapacağı yardım ve hizmetlerin yerel yönetimler eliyle yapılmasına geçilmelidir. Onların iş ve yuva kurmalarını sağlamak üzere hibe ve uzun vadeli krediler verilmelidir. Tabi bunlara benzer daha pekçok proje üretilebilir