Terci-i bend, uyakları(kafiyeleri) gazel biçiminde düzenlenmiş “hane” adı verilen 5-10 beyitlik şiir parçalarının (genellikle 5-12 hane) “vasıta” denen ve sürekli yinelenen bir beyit ile birbirine bağlanmasından oluşan nazım biçimidir. Bent sayısı ve bentlerdeki beyit sayısı bakımından terkib-i bentle aynıdır. Beyitler terkib-i bent gibi uyaklanır. Terci-i bentte bentleri birbirine bağlayan vasıta beyiti her bentten sonra aynen tekrarlanır. Terci-i bentte vasıta beyiti aynen tekrarlandığı için konular arasında uyum olmak zorundadır. Dolayısıyla terci-i bentte konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyitinin uyaklanışı ise farklıdır.
Özellikleri:
1. Bentlerden oluşmuş bir nazım şeklidir.
2. Her bent 5 ile 10 arasında beyitten oluşur.
3. Bentlerin sayısı 5 ile 12 arasındadır.
4. Bentlerin kafiye düzeni gazeldeki gibidir.
5. Her bentin sonunda “vasıta beyti” adı verilen bir beyit bulunur. Ve bu beyit hiç değişmez. Eğer değişirse terkib-i bent olur.
I. Bend: aa ba ca da ea … vv
II. Bend: bb cb db eb fb … vv
6. Terci-i bentlerde vasıta beyti her bendin sonunda aynen tekrarlandığı için, aynı fikir çerçevesinde toplanan bir konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyti şiire monotonluk vermeyecek şekilde güzel olmalıdır. Bu sebeple zor yazılan bir şiirdir.
7. Terci-i bendin konuları arasında felek, Allah’ın kudreti, kainatın sonsuzluğu, hayatın zorlukları, dünyadan şikayet vb. soyut konular ile mersiye, mehdiye, tevhid gibi nazım türleri ilk sırayı alır.
8. Aruzla yazılır.
En önemli terci-i bent sanatçıları: Ziya Paşa ve Şeyh Galip’tir.
Tercî’-i Bend
1
Kabul eyler mi yâ Rab zahm-ı pür-nâsûrumuz bih-bûd
Kalır mı yoksa bu âteşle dâğ-ı dil gibi pür-dûd
Alırsa pençeye yasak beni 'bu baht-ı nâ-mes'ûd
Kıyamet kopsa gevher «tutsa âlem olmayam hoşnûd
Ferah nâmın dahi yâd edemez bu cân-ı zehr-âlûd
Rızâdır çâresi her ne dilerse hazret-i Ma’bûd
Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd
Adem sahillerin tuttu dirîgâ bang-i nâ-mevcûd
2
Düşüp dâm-ı hevâya nasret-i gül-zâr kaldım ben
Gidip nefh-i Mesîhâ-veş sabâ bîmâr kaldım ben
Gül-i ümmîd soldu mübtelâ-yı hâr kaldım ben
Bu gül-şen külhan oldu çeşmime nâ-çâr kaldım ben
Şarâb-ı ye'se düştüm teşneni dîdâr kaldım ben
Başımdan aştı seyl-âb-ı keder bîzâr kaldım ben
Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd
Adem sahillerin tuttu dirîgâ bang-i nâ-mevcûd
3
Aceb ey Hızr-ı ma’nâ bî-nevâya himmet olmaz mı
Şefaat yoksa da bir tesliyet-gûn sohbet olmaz mı
Demem hâşâ bu nâ-kama ümîd-i vuslat olmaz mı
Sezâ-vâr-ı hitâb olmak gibi bir ruhsat olmaz mı
Ya ehliyyet mi lâzım bahşiş-i ehliyyet olmaz mı
Esîr-i derd ü firkat lâ-cerem ye's-ülfet olmaz mı
Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd
Adem sahillerin tuttu dirigâ bang-i nânmevcûd
4
Eğer küstah isem de çâre ne bî-çâreliktendir
Hezâran kayd u bende düştüğüm avareliktendir
Gönül cem'iyyeti sevmezse de sad-pâreliktendir
Devadan şekvemiz var ise de bir pâreliktendir
Sirişkin bî-sebebdir memba'ı gam-hâreliktendir
Mahâldir gark-ı eşk olsa gözüm hun-bâreliktendir
Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd
Adem sâhillerin tuttu dirîgâ bang-i nâ-mevcûd
5
Belâ bu kim dahi suret miyim ma'nâ mıyım bilmem
Sezâ-vâr-ı meges yâ lokma-i Ankâ mıyım bilmem
Esîr-i piç-tâb-ı zülf-i müşk-efzâ mıyım bilmem
Perîşânâ-i gam menşuruna tuğra mıyım bilmem
Gam-ı Yûsuf la dolmuş Mısr-ı istiğna mıyun bilmem
Garîk-ı Nîl-i hasret Gâlib-i rüsvâ mıyım bilmem
Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-budâ nâ-bûd
Adem sahillerin- tuttu dirigâ bang-i nâ-mevcûd