Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı. “Mutfak” ismini verdiği çalışmasında Mungan, farklı hayatlardan gelen, birbirlerine hiç benzemeyen hikayelerin yorgunluğuyla yeni bir başlangıç yapma hevesindeki kadınların öykülerini anlatıyor.

Kendi deyimleriyle “hayatın kardeş ettiği kızların” mutfağı. Hayatta dikiş tutturamamış, tutunamayan kadınların hikayesi. Kimi reklamcı, kimi avukat, kimi gazeteci ama o kadar hayal kırıklığına uğruyorlar ki hepsi bu küçücük mutfağa sığınıyorlar. Bir kadın dayanışması geyiği değil metinde anlatılan, birbirlerine sarılma, birbirlerine tutunma…

Oyun, “İstanbul’un Kabataş, Fındıklı, Cihangir gibi semtlerinin birinde, çevredeki işyerlerine ev yemekleri yapan mütevazı bir lokantanın mutfağında” geçiyor. Defne, Servet, Feryal ve Şükran, Servet’in evinin bir bölümünü dekore ederek lokantaya dönüştürürler. Lokantanın adını ‘feminen’ olduğunu düşündükleri ‘domates’ten alırlar. En yakınları Aynur, Gülbahar, Nesrin, Funda ve çalışanları Özcan ve Nesrin de onların bu koşturmacasına yakından tanık olur. Her birinin ayrı ayrı hikayelerini dinleriz kendi ağızlarından sahneler ilerledikçe. Onların hikayesiyle İstanbul’un hatta Türkiye’nin panoraması çıkar ortaya. Aralarında Alevi olan da vardır, Kürt olan da. Sonraları hikayeye mutfağın kendi hikayesi de dahil olur 1950’lerde ailesiyle Atina’ya gitmek zorunda kalan Marika’yla birlikte.

Mutfakta geçen oyunda üstelik bir lokantanın mutfağında geçtiği için şimdilerde çok duymadığımız yemek isimleri de geçiyor. Portakallı kereviz, kuş üzümlü pazı kavurma, tarçınlı pilaki, terbiyeli kuşkonmaz, pilav ve salata çeşitleri de cabası. Pişirilen yemeklerin hikayesi, annelerden kalma usuller ve eskilerin sözleri de pişen yemeğin buharına karışıp yükselir sık sık.

ERKEK KAHRI ÇEKECEĞİME MUTFAK KAHRI ÇEKERİM

Bu kadar kadının olduğu bir yerde elbette en çok çekiştirilen erkek oluyor. Evlenip boşananı da var aralarında hiç evlenmemiş olanı da güzel gülen bir erkeği görünce mutlu olanı da… Bazen “Erkek kahrı çekeceğime mutfak kahrı çekerim”e vardırıyorlar, hatta daha da sertleşip “Bir kadının hayatına en az bir alçak herif girmedikçe, o kadın yetişkin biri sayılamazmış”a kadar geliyorlar, bazen de “Tenine dokunulmayan kadının kalbi sertleşirmiş” deyip ters köşeye yatıyorlar.

Elbette kadına dair düşüncelerini de söylemeden edemiyorlar. Aynur mesela bir sahnede şöyle diyor; “Bir araştırmaya göre kadınlar genellikle banyo küvetinde intihar ediyormuş. Ardında kalanlara temizliği kolay olsun diye… Ölürken bile geride kalanları düşünmek! Kadınlık böyle bir şey herhalde…” Kadının pek çok halini konuşuyorlar. Hayatla, babayla, kocayla, devletle yıllardan beri boğuşan bu kadınların hikayesi özellikle kadın okura tanıdıktır illaki bu durumlar.

KADIN DEDİĞİN DEVAM EDER

Oyunun ritmi de onların yaşamlarının dalgaları gibi kimi zaman süt liman, kimi zaman süklüm püklüm, kimi zaman hiddetli. Ama geçmişin ağırlığının altında kalmak istemeyen kadınlar “Kadın dediğin devam eder” diyor ve tekrar dönüyor ateşteki yemeği karıştırmaya.

Murathan Mungan’ın ‘Kağıt Taş Kumaş’tan sonra epey bir zamandır beklenilen oyunu ‘Mutfak’, kadınlık hallerine sözü olan bir metin. ‘Mutfak’taki kadınlar, hem “Hayatta en çok tecrübe ettiğimiz şey hayal kırıklığı” sözünü söyleyebilecek kadar umutsuz, hem de “Sevilmeyi göze almak hakiki bağımsızlıktır” diyebilecek kadar tutkulular. Bir de şunu çok iyi biliyorlar ki, “Bu ülkenin mutfağını biz döndürüyoruz. Ekmeğini zalimler yiyor.

e.n