1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: Ortadoğunun İsviçresi : Lübnan

  1. #1

    Standart Ortadoğunun İsviçresi : Lübnan



    Ortadoğu'nun İsviçresi, "Bal ve Sütler Ülkesi", "Ortadoğu'nun Paris'i"...
    Lübnan


    Lübnan, Ortadoğu'nun bir zamanlar en önemli kavşak noktalarından biriydi. Her gün dünyanın dört bin yanına onlarca uçak sefer yapardı. Yıllarca kesintiye uğrayan bu bağlantı imkanları bugün de artık yavaş yavaş eskisinin yerini alıyor.



    UÇAK


    Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta bulunan uluslar arası havalimanı, ülaaae gidebileceğiniz ilk ana noktalardan biri. Türk Hava Yolları istanbul'dan yaz aylarında haftada üc sefer yapıyor. (Pazar, Çarşamba ve Perşembe günleri). Dönüş için de bir sonraki günün sabahında seferleri var. Ayrıca Lübnan havayolları da haftanın belli günlerinde Beyrut'a gidiyor. Yani hemen her gün Beyrut'a uçakla ulaşabilirsiniz.


    İSTANBUL-BEYRUT ARASI NE KADAR?


    İstanbul'dan 1 saat 15 dakikalık yolculukla Beyrut'a gidiyorsunuz. Kısacası İstanbul'dan Antalya'ya gider gibi Lübnan'a gidiyorsunuz.


    İiki yıl önce yenilenerek açılan havalimanı, bugün bir çok Ortadoğu ülkesinin dışında, batı ülkelerinde bile olmayan standartta. Güvenlik ve rahatlık ön planda. İki katlı olarak yapılan havalimanında gidişler üst kattan yapılıyor. Dönüşler ise alt kattan...


    Gidiş katında içeri girer girmez, güvenlik kontrolü var. Check in konturarlarına geçmeden önce, hemen güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. İşlemlerinizi yaptırdıktan sonra da bu kez pasayort kontrolü sizi bekliyor...


    LAPTOPLAR AÇILARAK KONTROL EDİLİYOR!


    Buradan da geçtikten sonra, free shopun ve özel salonların bulunduğu alana geçiyorsunuz. Çıkışta da güvenlik kontrolu var. Özellikle son kontrolde yanınızda laptop varsa mutlaka açmanızı istiyorlar. O nedenle laptopunuzu mümkünse kolay açabileceğiniz şekilde taşıyın. Çanta içine koymayın. Boşuna zaman kaybetmeyin.


    Bu sırada güvenlik görevlileri, durumlarından şüphelendikleri kişileri arayıp, evraklarını kontrol ediyorlar. Amaç havalimanında güvenlik açığı bırakmamak. Daha sonra da bekleme salonlarına gidiyorsunuz.


    HAVAALANINDA İNTERNET KİOSKLERİ.


    Beyrut Havalimanı'nda bir de hem kablosuz yani wireless internet baglantisi var. Bunun icin Lübnan'da hizmet veren IDM isimli sirketin 5 dolardan baslayan ve 30 dakika internet hizmeti almanızı sağlayan kartlarını kullanmanız gerekiyor.


    Bu kartlarla uçağa binmeden önce vaktiniz varsa maillerinizi kontrol edebilir ya da internette surf yapabilirsiniz.


    VIRGIN MAGAZALARI HER YERDE


    Beyrut Havalimanı içinde en az 3-4 noktada Virgin magazalarinin irili ufaklı şubeleri var. Bunun şunun için yazıyorum. Özellikle Dış hatlar gidişte bulunan en büyük mağazasında en son ingilizce kitapları, DVD'leri, müzik CD'lerini alma imkanınız var. Burada da yok yok neredeyse.



    Beyrut'un yenilenen yuzu.


    KARAYOLU


    Lübnan'a Türkiye'den karayolu ile gitmek mümkün. İlk başta bunun size çok uzak geldiğini tahmin ediyorum. Ama Beyrut'tan aracınızla çıkıp Adana'ya Suriye'yi de geçerek 6/7 saatte gidebileceğinizi söylersem ne yaparsınız! Evet gerçekten, yol bu kadar kısa. İstanbul'dan yola çıkarsanız tabii ki durum değişiyor. İstanbul- Beyrut arası da, 18 saat sürüyor. Tabii böyle bir yolculuk düşünenler genellikle, Adana'da mola verip geceliyor. Sonra da yola ertesi gün devam ediyor. Yol rahat ve güvenli...


    Beyrut'ta bulunan Lübnanlılar ve Türkler'de ülaaae yaptıkları seyahatlerinde genellikle bu yolu tercih ediyorlar.


    DİKKAT: Lübnan ve Suriye vizelerinizi yola çıkmadan almayı unutmayın. Yoksa sınırlarda zorluklarla karşılaşabilirsiniz.


    VİZE!


    Lübnan'a giderken vize almak sorun degil. İstanbul'da oturuyorsanız Nişantaşı'nda bulunan Lübnan Konsolosluğu'na gideceksiniz. Buradaki görevliye ne amaçla gitmek istediğinizi söylüyorsunuz. Eğer davetli olarak gidecekseniz davet mektubunuzu yoksa turistik amaçla gittiğinizi belirtiyorsunuz.


    Genellikle bir sorun çıkarmadan vize başvurunuz kabul ediyorlar. Size hemen alt katta bulunan Yapı Kredi Bankası'nda açtırdıkları banka hesap numarasını veriyorlar. Vize parasını yatırıyorsunuz. Öğleden sonra da gidip pasaportunuzu vize verilmiş olarak alıyorsunuz.


    Lübnanlı güzellerle, Türk Dünya bıyık ve kıl Şampiyonu Beyrut'taAncak bir öneri. Lübnan'a kadar gitmişken, Suriye'ye de gitmeşi düşünebilirsiniz. Çünkü Beyrut'tan Suriye'nin başkenti Şam'a taksiler, dolmuşlar, özel araçlarla maksimum 3 saatte gitme imkanınız var. Eğer böyle bir niyetiniz varsa Lübnan vizenizi multiple (çok giriş çıkışlı) almanız gerekiyor.


    Ayrıca yine Suriye konsolosloğu Nişantaşı'nda yer alıyor. Hemen oraya da ertesi gün vize başvurusu yapabilirsiniz. Suriye son yıllarda Türk vatandaşlarına fazla zorluk çıkarmadan vize veriyor. Hatta Lübnan vizeniz varsa hiçbir belge bile sormuyorlar turistik geziler için. Ellerinden gelen yardımı yapıyorlar neredeyse.


    NEREDE KALINIR ?


    Lübnan ve özellikle Beyrut, kalınacak yerler açısından gezginlere alternatifler sunuyor. Çok yıldızlı otellerden uygun fiyatlı otellere kadar bir çok alternatif var.


    SEA ROCK HOTEL;


    Bir zamanlar Lübnan'ın Lübnan, Beyrut'un Beyrut olduğu dönemde en popüler olan Rauche bölgesinde yer alıyor. Butik bir otel. Özellikle denize manzarası çok güzel. Kalabalık , büyük 5 yıldızlı otellerden hoşlanmayanlar için ideal. Özellikle otelin işlettiği Tayland lokantası gerek dekoru, gerekse yemekleriyle lezzet tutkunları için denenecek yerlerin başında geliyor.


    Otel odalarında rahatlık ön planda. Standart odaları çok geniş olmasa da sıcak döşenmiş. Çok rahat edebileceğiniz bir otel..


    PHONECIA INTERCONTINENTAL HOTELI;


    İç savaş sırasında harabeye dönen otel, günümüzde Beyrut'un en şık, pahalı otellerinin başında geliyor.


    Müşteri grubu genellikle Körfez ülkelerinden gelen petrol zengini Araplar. Burada aylarca oda tutup kalanları bile var. Etrafa para saçıyorlar. O nedenle batılı turistler mecbur kalınca buraya geliyor.


    Harcadığınız paranın karşılığını lüks içinde alabiliyorsunuz.En büyük özelliği Beyrut'ta fazla yaygın olmayan kablosuz internet bağlantı hizmeti, WIFI imkanını olması. Otelin hemen her yerinde bu imkandan faydalanabiliyorsunuz.


    PALM BEACH OTELİ;


    Müslüman kesiminde ve şehir merkezinde sayılabilecek, 5 yıldızlı ama çok büyük bir otel değil. Butik sayılabilecek bir otel. Odaları, yemek hizmeti çok kaliteli. Lübnan'a gelen devlet misafirlerinin özellikle kaldığı otel. Deniz kenarında yürüyüş yapmak isteyenler için bu otelden daha iyisi bulunamaz. Özellikle en üst katında bulunan cafe ve disco, Beyrut'un güzel manzarasını izleme fırsatı veriyor.


    WHITE TOWER:


    Eğer "otel benim için çok önemli değil, sadece yatmak için kullanacağım. Fazla para vermek istemiyorum" diyorsanız, o zaman şehir merkezine biraz uzak olan bu otel ideal. 3 yıldızlı, odalarında televizyon telefon bulunan bir otel. Temiz. resepsiyonunda bulunan Ermeni ama Türkçeyi güzel konuşan görevlileri, dil sorununu da ortadan kaldırıyor. Şehrin Hristiyan kesiminde, Jal Al Dib bölgesinde yer alıyor. Oda fiyatları, 50 dolar civarında.



    DİKKAT YEMEK!


    Otobandan girilen sokakta yer aldığı için, caddeye çıkıp hem toplu ulaşım araçlarıyla, hem de taksiyle şehrin her yerine gitme imkanınız var.
    Köşe başında bulunan değirmen şeklindeki mimarisiyle ekmek fırını Wooden Bakery'de her türlü yiyeceği bulma imkanınız var. isterseniz pizza, isterseniz Lübnanlılar'ın sabah kahvaltısında yedikleri, pizza hamuru üzerine silme kaşar peyniri konularak fırında pişirilmesinden oluşan "c----" ya da "zahtar" denilen kekikli hamurişleri. İsterseniz pasta ürünleri, sandviçler...


    Ayrıca hemen yanında KFC ve B2B fastfoodları da var. Fast food tutkunları için ideal yerlerden biri.


    NE YENİR ?


    Lübnan denilince bütün dünyada akla ilk gelen yemek olur. Gerçekten de dünyanın bir çok yerinde bulunan Lübnan lokantaları, başta bu mutfağı bilenler tarafından olmak üzere, hemen herkes tarafından tercih edilir.


    Lübnan mutfağının en güzel örneklerini de Beyrut'ta bulma şansınız var.


    Mutfağın en büyük özelliği mezelerinde. Lübnanlılar, 100'den fazla mezelerinin olduğunu söylüyor. Bunlar arasında bizim de bildiğimiz mezeler de var tabii ki. Başta humus geliyor. Ardından "babaganuş" yani patlıcan ezme. Ama bunun tahinlisini, yoğurtlusunu ve daha bir çok çeşidi yapılıyor. Ayrıca ince kıyılan maydanoz, bulgur, soğan ve domatesle yapılan "tebbula", bildiğimiz içli köfte, turşu, sonra yaprak dolması. İçine ekşilik vermesi için bizde fazla kullanılmayan "sumak" konuluyor.


    Ama bir Lübnan lokantasına gittiğiniz zaman nelerle karşılaşağınızı yazarsam mutfağı daha iyi anlatmış olurum. Lokantaya ayak basar basmaz, yerinizi oturduğunuz zaman hemen masaya sipariş vermeden bir tabak fındık, fıstık gibi kuruyemiş bulunan tabak geliyor. Siz siparişi verirken mezeler tepsiyle önünüze geliyor. Zaten en az 10-15 meze bildiğimiz. Yaprak sarmaları, ezmeleri hepimiz biliriz.


    Ama mezelerle birlikte gelen bir salata var ki anlatmadan geçilmez. Genellikle lokantaların hemen hepsinde aynı uygulama var.


    İki kişiyseniz size geniş bir tepsi içinde, kişi başına ortasından bölünmüş bir marul, bir demet maydonoz, 6-7 adet soyulmuş salatalık, havuçlar, dağda yetişen doğal domatesler- Ama her biri neredeyse yarım kilo gelen dev gibi- ve turplar. Bunlar meze yanında gelen yağlanmamış, limonlanmamış saf salata malzemesi. Siz bunları mezelerle birlikte yemeğe başladığınızda daha doyuyorsunuz.


    Ama bir Lübnanlı için bunlar daha başlangıç. Özel ekmeklerle, humusu, babaganuşu, içli köfteyi bitirirken bir yandan da ana yemek siparişi veriliyor. Asıl iş buna dayanabilmekte.


    Genellikle bizim adana ya da Urfa diye bildiğimiz kebap burada "köfte kebap" olarak biliniyor. Ayrıca şiş etten yapılan kebap da var. Geniş bir sahan içinde, küçük lahmacunlu, bulgur pilavlı, yeşillikli kebap tabağı da gelince yemeğe çalışıyorsunuz.
    Daha bitmiyor aslında...


    Bir de tatlı faslı var. Bu da bizim kaymaklı yapılan ve içine bal, ceviz ,fıstık, muz konulan tatlılarımız gibi. Ama farkı, kaymak yerine kullanılan çeşni çok hafif, ismi de "Aşta". Bizim kaymağa hiç benzemiyor. Hiç de ağır değil. Rahatlıkla yiyebiliyorsunuz.


    Geleneksel Lübnan mutfağını tadabileceğiniz bir çok yer var. Ama vaktiniz varsa biraz da para harcayayım diyorsanız, şehrin kaliteli semtlerinden olan Kaslik semtinde bulunan George Farah'ın lokantasına gidin. Yemekler leziz ve birbirinden kaliteli. Özel lahmacunları, mezeleri, etli pideleri, kebapları gerçekten leziz...


    Beyrut'ta bu tadı bulabileceğiniz özellikle bir çok lokanta yer alıyor. Hemen her lokanta da, deniz ürünleri ya da et ürünleri de olsa mezelere yer veriyor. Sonra da kendi yemeklerini de getiriyor.



    BEYRUT'TA EN İYİ LÜBNAN YEMEKLERİ BULUNAN LOKANTALAR


    MHANNA:


    Geleneksel Lübnan Mutfağı'nın hemen her çeşit meze ve et yemeği bulabileceğiniz lokantalardan biri. Beyrut'ta Jal El Dib'de ve Bekaa Vadisi'nde Zahle'de şubeleri var. En büyük özelliği yemek bittikten sonra meyve ve tatlıların başka masada servis yapılması.


    BURJ AL HAMMAM:


    Bir başka lezzet durağı. En iyi yemekler burada da. aaaifli servis. Yemek aralarında nargile, mırra ne isterseniz var.


    SULTAN İBRAHİM:


    Adını Türkiye'deki barbunya balığının Lübnan'daki söylenişi olan "Sultan ibrahim"den alan lokanta, balık lokantası. Ama burada da her türlü Lübnan mezesi yer alıyor. Beyrut içinde Aşrafiye'de, Jal Al Dib'de de şubeleri var.


    LE PECHE:


    Beyrut'un dışında Junie bölgesinde.Deniz kenarında bulunan lokanta hem manzarasıyla hem yemekleriyle çok iyi. Balıkları lokantaya girip önce kendiniz seçiyorsunuz. Sonra da mezelerle birlikte roka salatası ile tadına bakıyorsunuz. Lübnan'da balıklar, yağda iyice kızartılıp bir tepsi içinde masaya getiriliyor. Üzerine isteyenler tahinli sosu döküp yiyorlar. Bu restoranda, her türlü deniz ürünü, hatta Japonlar'ın suşilerini bile bulabilirsiniz. Fiyatı pahalı ama değer.


    BAŞKA NE YİYEBİLİRSİNİZ!


    Aklınıza gelebilir. Beyrut'ta başka ne yiyebilirim diye. Bu soru bence hiç gelmesin. Çünkü Beyrut, bir batı ülkesinden farksız. Şehirde iki tane hard rock Cafe olduğunu söylersek şaşırmayın. Bu özellik hemen hemen hiçbir batı ülkesinde bile yok.






    Ayrıca fast food sevenler için de alternatif çok. Özellikle deniz ürünlerini severseniz, Beyrut'un bir çok yerinde şubeleri bulunan "Shirimpy" lokantalar zincirini mutlaka deneyin. Burasının özelliği Türkiye'de balık lokantalarında bile zor bulabileceğiniz kalamarı, fileto balık kızartmalarını size fast food olarak, hem de özel soslarıyla sunuyor. Kapasitenize göre, standart bir Sea Food Basket'te 2 parça fileto balık, 6 adet karides kızartması, patates tava ve içecek yer alıyor. Bu menöyü de, yaklaşık 6 Dolar'a alabiliyorsunuz. Hem de fiyatına değecek lezzette.Beyrut'ta birbirinden kaliteli Fransız lokantaları, bistro tarzı cafeler, Uzakdoğu mutfağı kısacası aklınıza gelebilecek hemen her türlü yiyeceği bulma şansınız var.





    CANINIZ TATLI İSTEDİYSE SEA SWEET...


    Beyrut'un amur işi tatlıları da çok ünlü. Özellikle kaymak yerine tatlılara konulan özel peynir, ağır olmayan bir lezzet yaratmış. Bunun için en ideal yer, Kaslik'te ve şehirde şubesi bulunan Sea Sweet pastanesi.


    Burayı mutlaka bulun. Keşfedin. Tatlılarının tadına bakın. Özellikle sabahları yapılan ve öğlene kadar biten bizim künefe diye yediğimiz tatlının türünü bulun. Çünkü bu tatlıyı beyrutlular, sabahları sandvic ekmeği içine koyuyor, üstüne de gülsuyu döküp yiyor... Künefe, Türkiye başta olmak üzere bir çok Arap ülkesinde de bulunabilen bir tatlı. Ancak Beyrut künefesinin tadı ve özelliği bir başka. Öncelikle bütün ülkelerde tepsi içinde satılan künefe tatlısı burada genellikle ve de sadece sabahları bulunabiliyor. Evet yanlış okumadınız Beyrut'ta insanlar künefe tatlısını sadece sabahları yiyor. Hem de inanılmaz bir şekilde.
    Beyrut'ta künefe konusunda tek diyebileceğimiz yerlerden olan Sea Sweet Pastahane zincirlerinin şubelerine künefe almaya gittiğinizde, karşınıza söyle bir manzara çıkıyor.



    HAMBURGER EKMEĞİ İÇİNDE KÜNEFE!


    İçeri giriyorsunuz. Pastanenin uygun bir yerinde tepsinin başında hijyen kurallarına uygun servis görevlilerini görüyorsunuz. Bir kaç kişi tepsinin başında duruyor. İlk kez görünce şaşırıyorsunuz. Bu insanlar ne yapıyor diye. Kasaya gidip künefe istediğinizi söylüyorsunuz. Türkçe 'de olduğu gibi biraz değişik bir söyleniş tarzıyla künefe, orada da künefe. Fişinizi alıyorsunuz. Tepsi başındaki kıza veriyorsunuz.


    Altında kısık olarak ateşin yandığı tepsinin yanındaki kız elini yanda bulunan torbanın içinde sokuyor. Bir hamburger ekmeği alıyor. Şaşkınlıkla bakıyorsunuz. Bu ekmeğin künefe ile ne alakası var diye kendi kendinize soruyorsunuz.


    Kız, ekmeğin ortasını açıyor. Bir eliyde de yanında bulunan kepçeyi alıyor. Ekmeğin içine, yanında bulunan şerbet kovasına kepçeyi daldırarak şerbeti koyuyor. "Ne oluyor. Durun bir dakika" bile diyemeden şerbet ekmeğin içine boca ediliyor. Sonra da kız eline spatulayı alıyor. Tepsinin içinde belli büyüklükte bir dilim künefeyi kesiyor. Onu alıp ekmeğin içine koyuyor. Sonra size uzatıyor.


    Bunu ilk kez gören Türkler ve batılılar tabii ki şok geçiriyor. Yemeklerden sonra yediğimiz künefe burada sabah kahvaltısı niyetine yeniyor. Hem de sandviç ekmeğinin içine konularak!!! Hem de içine bir kepçe şerbet boca edilerek.


    Ancak ilginç olan, bir kepçe şerbet ekmeğin içine konulmasına rağmen, bizde bir porsiyon herhangi bir tatlı yediğimde gördüğümüz, hissettiğimiz ağırlığı burada hissetmiyorsunuz. Bitirdiğinizde rahatsız olmuyorsunuz.


    Evet ben de bir iki kez şaşkınlık geçirdim ilk kez görünce. Ama her sabah olmasa da ayda bir kez yemeden yapamıyorum bu nefis sabah kahvaltısını!


    Ancak gittiğiniz lokantalarda zaten önünüze gelecek ama, mutlaka bir de dağ domatesinin tadına bakın. Lübnan dağlarından hormonsuz olarak yetişen bazılarının bir tanesi bile bir kiloya yaklaşan özel domatesler gerçekten iştah açıcı.Ayrıca mangoları, ananasları, pataya gibi meyveleri de rahatlıkla tadabilirsiniz.Yani yemek yönünden Beyrut, ideal yerlerden biri. Parasına bakmazsanız tabii ki.





    DAĞ DOMATESİ!


    Ancak gittiğiniz lokantalarda zaten önünüze gelecek ama, mutlaka bir de dağ domatesinin tadına bakın. Lübnan dağlarından hormonsuz olarak yetişen bazılarının bir tanesi bile bir kiloya yaklaşan özel domatesler gerçekten iştah açıcı.


    Bu domatesleri, masaya yemek öncesi büyük salata tabağı içinde getiriyorlar. Ama kişi başına yarım marul, birkaç salatalık, havuç, turp düşen bir salata tabağı. Bu başlangıç olarak masaya geliyor.


    Domatesi her yerde olmasa bile bazı yerlerde, yuvarlak dilimler halinde kesiyorlar. Tabağa dizdikten sonra, üstüne de, ezilmiş sarımsak sürüyorlar. Başlangıç olarak bunu yiyorsunuz. Gerçekten domatesin lezzeti sarımsakla birleşince ortaya çok güzel tad çıkıyor.
    Ayrıca mangoları, ananasları, pataya gibi meyveleri de rahatlıkla tadabilirsiniz.


    BARBIR:


    Beyrut'a gidince mutlaka tadına bakmanız gereken bir başka yiyecek ise, Hamra Caddesi'nin üst kısmındaki cadde de ve Hamra'dan şehir merkezine Solidere dönerken cadde sonunda bulunan Barbır sandviçcisinde satılan yiyecekler. Burası bildiğimiz sandviçcilerden hiç değil.
    Bir şubesinde oturarak bir şubesinde ise ayakta sandviç yiyorsunuz. 24 saat açık. Her zaman da önü dolu. Özelliği ne diyorsanız söyleyeyim. En az 50 çeşit sandviç yapıyorlar. Bunlar arasında karidesli, balıklı, çin tavuklu, beyinli, ciğerli, kebaplı, sandviçler başı çekiyor.
    Ayrıca Lübnan yemekleri de var. Bunları da özel kaplarında dışarı da alabiliyorsunuz.


    Burada sandviç yemenin en büyük zevki, tertemiz dört ayrı vitrinde sizlere sunulan çeşitler arasında seçim yapmak. En zor kısım bu. Aklınıza gelen her türlü sandviç var.


    Özelliği ise, sandviçe koyacağınız ürünü seçip parasını ödüyorsunuz. Sonra da fişi görevlilere verince gerisi geliyor. Onlar önce ekmeği mikrodalgada ısıtıyor. Sonra içine isteğe göre deniz ürünü yiyorsanız mayonez sürüyor. Yoksa tavuklu ürünler için sarımsak sürüyor. Üzerine seçtiğiniz ürünü koyup tost makinası yerleştiriyor. Orada iyice ısınan ve kıvamına gelen ürün alınıp bu kez içine, salatalık turşusu, mantar, mısır, salatalık gibi yeşillikler ve ürünler konuyor.
    Sonra size veriliyor. Afiyetle ve parmaklarınızı yiyerek bitiriyorsunuz.

  2. #2

    Standart

    MUTLAKA TADIN!

    Burada mutlaka, Filedelfiya denilen et ve tavukla yapılan sandviçin tadına bakın. Yalnız biraz büyük bir sandviç olarak yapılıyor ona göre. Ancak bu güne kadar bunu alıp da bırakanı ya da yemeyeceğim diyene rastlamadım.

    Gerçekten lezzet şöleni. Özellikle etle yapılan sandviç için önceden hazırlanan etler, soğuk depodan çıkarılıyor. Özel ocak üstündeki ızgarada et, mantar, soğan, ve biberle soya dökerek sote ediliyor. Sonra da kıvamına gelince ateşten almaya yakın üstüne bir dilim kaşar konulup eritiliyor.
    Sandviç ekmeği ızgaraya konulup ısıtılıyor. İsterseniz ekmeğin içine avakoda sürülüyor. Evet ezilmiş avakado. Sonra da içine lezzet damlayan ızgaradan alınan bölüm konuluyor.
    Bunu yemek ise ayrı zevk. Bugüne kadar bunu yemeyi reddedeni görmedim. Lezzetini de beğenmeyen olmadı.



    BREAKFAST AND BREAKFAST YANİ, B2B.
    Lübnan'dan çıkan bir başka fast food zinciri de burası ve mutlaka bir gün sabah, öğlen ya da akşam tadına bakılmalı. Buradaki ürün sayısı da 150'ye yakın. Yani her gün yeseniz bile bıkmanız mümkün değil. Neler mi var. Neler yok ki demek lazım.

    Öncelikle Lübnan'a özgü pizza hamuru üstüne yapılan dağ kekikli, ya da peynirli, karışık, sucuklu yani akla gelen hemen her şeyin konulduğu "manakiş" dedikleri, unlu ürünler. Ayrıca her türlü pizza, tavuklu sandviç (özellikle Picasso denilen özel ürünleri), doğal meyve suları tadına bakılmalı.
    Burası o kadar lezzetli ürünler sunuyor ki, Beyrut'a Türkiye'den gelip en lüks otelde kalan, akşamları en lüks restoranlarda yemek yiyen bazı Türk dostlar, sabah ve öğlen yemekleri için otelden kendi araçlarıyla B2B'nin şehir içinde bulunan 7 şubesinden birine gidiyordu. Lübnan'dan çıkan ve gelenekselle bilinen günümüz mutfağını harmanlayan B2B, şimdi Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerde şube üstüne şube açıyor. Bütün ürünler de Türk damak tadına yakın.

    GEORGE FARAH... MUTLAKA GİDİLMELİ!Mesleğe el arabasıyla yiecek satarak başlayan George Farah, kendi adını taşıyan restoran zincirinde, Lübnan yemeklerinin hemen her çeşidini en lezzetli ve en hızlı bir şekilde müşterilerine sunuyor.
    Burası da mutlaka ziyaret edilmeli. Lübnan yemeklerini en uygun fiyata en lezzetli burada yiyebilirsiniz.Beyrut'a Kaslik semtinde ve Eşrefiye'de şubeleri var.



    FELAFEL...
    Beyrut'a gelince tadına bakılacak lezzetlerden biri de tabii ki Felafel. Arap ülkelerinin hemen hepsinde bulabileceğiniz en ucuz, en doyuru bu ürün, bakla ezmesinin kızgın yağda kızartılmasından ibaret.

    Türkiye'de bilinen mücveri andıran bir tadı var. En lezzetli felafeli Beyrut'ta Arax isimli büfe grubunun işlettiği yerlerde yiyebilirsiniz. Bir çok yerde şubesi var.

    Siparişi verdiğinizde, üç tane kızarmış felafel, Türkiye'de bilinen saç ekmeği biçimli ekmeğin içine konuluyor. Üstüne domates, salatalılık turşuşu ve tahin ekleniyor. Yanında cola ya da ayranla yediğinizde rahatlıkla doyurucu bir öğün oluyor.

    En önemlisi de fiyatı çok ucuz. İçecekle birlikte 2 dolara karnınız doyuyor.

    Felafel özellikle Mısır'da çok bilinen ve yenilen bir yemek çeşidi. Mc Donald's larda, "Felafelli hamburger" bile var.

    ALIŞVERİŞ


    Beyrut fiyatlarıyla Avrupa ülkeleriyle yarışıyor. Burada dünyanın en şık mağazaları ve ürünleri yeralıyor. Tabii ki fiyatlar Türkiye gibi tekstil ülkesine göre, hayli pahalı. Bir erkek çorabının /tabii kaliteli olanından bahsediyorum- 16 USA Dolar'ına satıldığını söylersem sakın şaşırmayın. Kaliteli bir gömlek ise, en az 40 dolar'a satılıyor. Yani fiyatlar yüksek. Ama aklınıza gelebilecek bütün ünlü markaları bulabiliyorsunuz. İyi tarafı da bu. Yani cebinizde paranız da varsa, değişik bir yer göreyim diyorsanız, Beyrut biçilmiş kaftan. Hem yeni bir yer görüp hem de iyi alışveriş yapma imkanı da var.

    Ev eşyalarından, giysilere, hediyelik eşyalara varana kadar en kaliteli ürünleri bulabiliyorsunuz.



    Eğer
    Ağustos ayı içinde Beyrut'a giderseniz gerçekten hem güzel bir yaz ayını yaşayabilirsiniz. Hem de şehrin çeşitli yerlerinde açılan portatif alışveriş merkezlerinde her çeşit ürünü bulubilirsiniz. Bu çarşılardan birisi de, Aıustos ayının başından sonuna kadar açık olan, Barghout Çarşısı, yani, Souk al Barghout. Çarşı akşam saat 18.00'de açılıyor. Gece yarısına kadar açık. Çünkü Beyrut'ta ne de olsa sıcak bir iklimde yer alıyor. O nedenle gündüz açık hava etkinlikleri genellikle akşam bu saatlerde başlıyor.Çarşıda olanlara gelince. Başta antika eşyalar olmak üzere, halılar, mobilyalar, eski porselenler, kuyumcu dükkanları, yağlıboya ya da eski fotoğraflar, el işi ürünler, hediyelikler gibi hemen her çeşit ürün yer alıyor.

    BEYRUT'TA ALIŞVERİŞ YERLERİ.

    ABC:

    Beyrut'un Hristiyan kesiminde Debbayeh ve Asrafiye semtlerinde yer alan çok katlı mağaza zinciri. Büyük mall. İçinde aklınıza gelebilecek dünyanın en lüks ürünlerini bulma imkanınız var. Kesenize güveniyorsanız gidin alışveriş yapın. Alışveriş yapmasanız da güzel cafelerde oturup makul fiyatlara çay kahve için. Lübnan sosyetesi başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanından gelen Arap hanımlarının alışveriş çılgınlığını izleyin.

    Debbayeh'deki alışveriş merkezinin içinde yer alan parfüm ürünleri, Türkiye'ye göre uygun. Alt katında bulunan kitap magazasında ise, dünyada basılan ingilizce, fransızca ve arapça kitapları bulmak mümkün. Ayrıca en alt katında ortada, mağaz içinde indirimli ürünler satılıyor. Buradan da uygun fiyata gördüğünüz ürünleri almak mümkün.

    MONOPRİX VE BHV:

    Bu çok katlı alışveriş merkezi zinciri de, havalimanı yolu üzerinde yer alıyor. Üst katında çok büyük süpermarket alt katında ise, iğneden ipliği, yapı malzemesinden giysiye, parfüme kadar her şey var.






    VERDAN:

    Beyrut'un Müslüman kesiminde yer alan semtin adı, tam ortasında kurulan alışveriş merkezine de adını vermiş. Marka tutkusu olanlara önerilir. Her türlü marka, çok sıfırlı dolarlar karşılığı satılıyor.

    Hemen mağazanın girişinde yer alan Starbucks cafe ise, özellikle akşam saat 17.00'den itibaren Lübnan gençlerinin tavaf yeri. Birbirinden şık genç kızlar, erkekler, hanımlar burada piyasa yapıyor.
    Aynı yerde bulunan Holiday Inn Oteli'nin cafesi de aynı işlevi görüyor. Otelin ilk üç katı da alışveriş merkezi. En alt katında sinema yer alıyor. Marka ürünler burada satılıyor. Alt katında bulunan Virgin mağazasında da en Avrupa, Amerika müzik CD'lerini, kitaplarını bulmak mümkün.

    SOLİDERE YANİ DOWN TOWN

    Beyrut'un komple yenilenen eskinin Yeşil Hat Bölgesi, şimdi cafeler, restoranlar ve alışveriş mağazalarıyla dolu. En iyi tarafı açık alanda ve tamemen yenilenen bölümde yer alması. Burada gördüğüz her şey, binalar, dükkanlar, yenilendiği için çok aaaifli mekan. Akşamları ve hafta sonları iğne atsan yere düşmüyor.
    Burada sokaklarda yer alan alışveriş dükkanları da en lüks ürünleri satıyor. Bir köşede Rolex satış mağazası, öbür yanda, elmaslı pırlantalı küpeler. Aklınıza ne gelirse burada yer alıyor. Özellikle Beyrut'un en lüks ürünlerinin satıldığı Aishti mağazalar zincirinin buradaki şubesini mutlaka görün. Fiyatlara ve ürünlere şaşıracaksınız.



    HAMRA

    Beyrut'un kalbinin gündüzleri attığı semt ve caddenin adı. Beyrut güne ve yaşama burada başlıyor. Sağlı sollu onlarca işyeri, cafe, güzellik malzemesi satan iş yerleriyle dolu yaklaşık 2 km uzunluğundaki cadde, gündüzleri bütün Beyrutlular'ı neredeyse buraya topluyor. Kitapcılar, gazete bayileri de cabası. Hemen her ihtiyacınzı burada karşılama imkanı var. Gerçek Beyrut burası denilirse yanlış olmaz.

    Caddeye Solidere yönünden girince sol tarafta köşe başında fast food Wimpy restaurant yer alıyor. Caddenin en canlı yeri buradan itibaren başlıyor. Orada oturup caddedeki temaşayı seyretmek mümkün.
    Biraz ileride ise caddeye biraz daha havalı bir konum kazandıran Starbuck's Cafe yer alıyor. Şık, bakımlı, insanlarla dolu kahve biraz daha aaaifli bir yer havasında.

    Hemen hepsi sabahın erken saatlerinde açılıyor. Gece yarılarına kadar. Geleneksel asıl Beyrut'u görmek için Hamra ideal yerlerden biri. Eğer kısıtlı bütçeniz varsa, alışveriş için en ideal yerlerden biri ise, Hamra Caddesi üzerinde bulunan Eldorado alışveriş merkezi. Burada aklınıza gelen, aileniz için hemen her şeyi bulabilirsiniz. Günlük giysilerden abiye giysilere, oyuncaklardan ayakkabılara. Yalnız hemen her ürün Çin malı. O nedenle kaliteleleri konusunda olumlu bir şey söylemek çok zor.




    Çok ucuza her türlü eşyayı alma şansınız var. Wimpy mağazasının karşısında ise Lübnan'ın en ünlü erkek ve kadın ayakkabı mağazası olan Red Shoe yer alıyor. Kaliteli deriden ayakkabı arıyorsanız burası en ideal yerlerden biri.

    Eşiniz ya da sevgiliniz için iç çamaşırı arıyorsanız, hemen karşı sırada yer alan dükkanlar ideal adres. Karşıya a geçince yan yana üç dört dükkanda istediğiniz her türlü kadın giysisini, hem de en ünlü markaların olanlarını bulma imkanınız var.Hamra'nın bir alt caddesi ise, İtalyan, Fransız erkek ve kadın giyim firmalarının giysilerini satan dükkanlarla dolu. Zaten giysi dükkanlarına Hamra Caddesi'nin hemer her adımında rastlamanız olası.
    Ancak hemen hepsinin fiyatları el yakıyor. Lübnan'lı kadınlar, günün her saati parıltılı, şık, pahalı elbiseler giymeye bayılıyorlar. Dünyanın her yerinde kadınların blucinleri sade, düz kesim ya da modaya göre satılırken burada değişik. Her tarafı püsküllü, pullu, payetli bluzlar, blucinler burada olmazsa olmaz. O nedenle 50 Dolar'a dünyanın hemen her yerinde bulabileceginiz blucin burada 150 Dolar'a kadar çıkıyor. Bir erkek deri ceketi, hem de 2. ya da 3. kalite olanı, 500 Dolar'da başlıyor. Yani fiyatlar inanılmaz el yakıyor. Biraz süs, ya da değişik bir kesim eşyaya çok yüksek fiyata satılma imkanı sunuyor.



    Kısacası cadde gerçek bir cadde. İstanbul İstiklal Caddesi'nin yıllar önceki hali gibi. Bir yanda eski Beyrutlular eski giysileriyle cafelerde oturuyor. Genç kadınlar ise vitrinlere bakıp, alışverişi yapıyor. Gözlerinizin önünden bir otomobil park ediyor. Üstünde son model giysileri, sürmeli gözleri, kuaförden yeni çıkmış mecli ya da taranmış saçları, streç giysileriyle bir hanım iniyor. Gözlerinizin önünden kuğu gibi zarifce süzülüyor. Alışverişe çıkıyor. Şık, bakımlı, temiz giysili paralı Beyrutlu hanımları seyretmek gerçekten gözlere ziyafet.


    Alabildiğine rahat, kimsenin rahatsız etmeyeceği güvencesiyle, hem de Müslüman kesiminde özgür bir yer olan Beyrut, genç kızlar ve kadınlar için ideal yerlerden biri. Garip ama gerçek!
    Cafelerde genç kızlar ve kadınlar saatlerce tek başlarına oturup sigara, çay nargile içebiliyorlar. Kimse de onları rahatsız etmiyor. Dahası bu yaşam kültürü haline gelmiş.

    CADDEDE YAŞAM.

    10.30 gibi caddede yaşam başlıyor. Dükkanlar birbir açılıyor. Cafeler doluyor. Bir de eylül ayında buradaysanız, sokaklarda sıcağın etkisini hissetmeden aaaifle dolaşabiliyorsunuz.
    Bir yanda korna sesleri, her türlü araç caddeyi turluyor. Bir yanda gazete satıcıları ellerinde Lübnan'ın bir kaç gazetesini satma telaşında. Öte yanda her yerde olan talih kuşunun Lübnan temsilcileri. Ellerinde loto, piyango biletleri, size şans getirmesini dileyerek bilet satmaya çalışıyor.
    Umut herkesin dileği. Yan masadaki adam biletçiyi uğurluyor. Amorti çıkan bileti veriyor. Bilet destesini alıyor. Şans dileyerek, umutla destenin içinden bir bilet çekiyor. Kimbilir ne umutlarla!!

    ANCAK LÜBNAN'DA OLUR?

    Lübnan'da trafik bir alem. Tek yönlü trafikte giderken birden bire, dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir şekilde karşınıza araç çıkar. Bundan kimse rahatsız olmaz. Hatta yol verir. Bir korna bile çalmadan. Bunu bir tek Lübnan'da görebilirsiniz.
    Ya da cafede otururken, ön tarafta araçların park edildiğini gören müşteri yerinden kalkar. 20 metre ileride park ettiği aracının yanına gider. Araca biner. Sonra da 4'lü kavşakta trafik polisinin gözü önünde yol biraz rahatlayınca geri geri gelir. Cafe önüne aracını park eder.
    Trafik altüst olmuş. Kimsenin umurunda değildir. Öyle başka ülkelerde dert olan, kavgalara neden olan iki arabanın tampon tampona sürtünmesi, biraz hasar vermesi gibi durumlarda ise hiçbir şey olmaz. Bazen insanlara çarpanlar bile durmaz. Yola aynı hızla devam eder. Ya da Yallah habibi" diyerek hasarı sineye çeker.




    CADDEDE BAŞKA NELER VAR?


    Caddenin devamında sol tarafta, Orient isimli meyve suyu dükkanı en ünlüsü. Onun gibi bir çoğu da var. Ama burada içeceğiniz karışık, kivili, ananaslı, mangolu her türlü meyvenin sıkılmış suyu. Size güne devam etmeniz için yeni bir yaşam kaynağı sunar. Enerji deposudur bu içecekler. Vaktiniz varsa mutlak uğrayın. Tadına bakın.
    Başka arap ülkelerinde de yapılan bu karışık meyve suyu, yani "müşekkel asir" Arapcasıyla, burada içine krema, bal eklenerek adeta enerji deposu olarak sunuluyor.
    İsterseniz meyveler karışık olarak ufak parçalara bölünüp de bardak içinde meyve salatası olarak da veriliyor. Seyretmesi ve yemesi de aaaifli. Artık aldığınız enerjiyi tüketmek size kalmış.

    HAVALİMANINDA GELENEKSEL BÜTÜN LÜBNAN ÜRÜNLERİ VAR.

    Diyelim ki bütün Lübnan'ı dolaştınız. Gözünüzü kestirdiğiniz bir şey olmadı. Ama yine bir şeyler almak istiyorsunuz buraya özgü. Hiç endişe etmeyin. Özellikle havayolu ile geldiyseniz, Beyrut Havalimanı dönüş terminalinde, biniş işlemlerini yaptırdıktan sonra hemen her gün büyüyen Beyrut Freeshop'unda alışveriş yapabilirsiniz.

    Burada Lübnan'a özgü tatlılardan, peynirlere, çeşitli yiyecek ürünlerine, hatta geleneksel bazı lübnan hediyelik eşyalarına bile rastlıyorsunuz. Fiyatları bazı ürünlerde biraz yüksek olsa da Türkiye'ye eli boş olarak dönmekten iyidir herhalde.

    *
    FREE SHOP'TA NELER UCUZ!!!!

    *Parfüm, sigara, çikolata gibi ürünler Türkiye'ye göre kesin ucuz. Çünkü fiyatlar en azından dolarla. Bu zaten size yüzde 20 fiyat farkı olarak dönüyor. Ayrıca fiyatlara bir de en azından yüzde 10 ucuzluk eklerseniz mazancınız yüzde 30'a kadar çıkıyor. *Bir de cep telefonu gibi ürünleri, neredeyse Dubai fiyatına hem de uluslararası garantili olarak almak mümkün. Yani istanbul Doğubank fiyatına garantili cep telefonu almayı kim istemez.
    *Bunun yanında, bir de ülkemizde fazla bulunmayan cep bilgisayarlarının çeşitleri de burada Türkiye'ye göre uygun satılıyor. Fiyat farkı en azından yüzde 30-40 arasında.
    Bu tür ürünlere merakı olanlara!

  3. #3

    Standart



    ROUCHE

    Rouche'de bulunan kafelerde ise, kadın-erkek nargile aaafi sürebilirsiniz. Özellikle bayanlar buralarda aaaifle elmalı nargile içiyorlar. Yurtdışından gelenler ise, bu tattan o kadar mutlu oluyorlar ki, yanlarında içmek için nargile götürüyorlar. Beyrut'un iyi tarafı, nargilede kullandığınız tömbekileri, ateş parçalarını marketlerde bile hazır olarak bulmanız. O nedenle evlerde bile nargile aaaifleri eksik olmuyor.



    Özellikle akşam üsteleri, mutlaka sailde kendinize bir yer bulun. Çünkü buradra güneş batışı izlemek çok aaaifli. Tam denizin ortasında batan güneş neredeyse bütün Beyrut'tan aaaifle izleniyor.

    HRİSTİYAN KESİMİ...

    Hristiyan kesiminde bulunan Kaslik, Junye gibi yerler ise, şehrin şık kesimi . Plajlar, eğlence yerleri, lüks butikler. Cafeler burada. Sokaklarda gezinen hanımları görseniz kendinizi bir batı ülkesinde zannedersiniz. Hatta şaşırırsınız rahat kıyafetleri görünce.

    Cafelerde aaaifle nargile içen, erkek arkadaşlarıyla aaaif yapan genç kızlar. Beyrut'un iyi tarafı da kimsenin kimseyi rahatsız etmemesi... Hemen her tarafta rahatlıkla dolaşıyorsunuz.



    JUNİE-HARİSSA

    Beyrut'un 18 kilometre kuzeyinden yer alıyor. Şehrin en lüks semtlerinden ve yazlık yerlerinden biri. Birbirinden ünü mağazalar burada yer alıyor.

    Lübnan'da bulunan ilk su sporları merkezi burada. Kaslik semtinde, Lübnan Turing ve Otomobil Kurumu'nun dinlenme tesisleri yer alıyor.

    TELEFERİK

    Junie'den Harrisa tepesine çıkan telefierik de buranın bir başka ilginç tadı. Tepeda bulunan Meryem Ana heykeli, ellerini açmış şehri kucaklarken, buradan gözüken Beyrut manzarası da çok aaaifli...

    MAMELTEIN

    Beyrut'un gece eğlencesinin doruğa çıktığı yer. Junie'de yer alıyor. Hemen her köşede, bar restoran, gece kulübü yer alıyor. Yaz aylarında eğlencenin doruğa çıktığı yer. Özellikle Moldovya, başta olmak üzere eski Rus Cumhuriyetleri'nden gelen dansçıların sahne aldığı revüleriyle ünlü.
    Buralara gidip önce içkiler eşliğinde şovu izliyorsunuz. Sonra da sahne alan artistlerle! sohbet etme imkanınız var. Gerisi size kalmış!

    BEYRUT'TA ULAŞIM...

    Şehirde ulaşım için devletin ve belediyenin işlettiği otobüsler var. Şehrin hemen her yerine gidiyor. Gerçi tabelaları arapça ama, hemen herkes İngilizce özellikle Fransızca konuşuyor. Eğer aceleniz yoksa bu otobüslerle 1000 LL ödeyerek şehri bir baştan bir başa dolaşabilirsiniz.



    TAKSİLER PAHALI. DOLMUŞLAR UCUZ

    Ayrıca dolmuşlar da var. Bunlar da hemen her yere ulaşıyor. Dil sorununu aşarsanız mesele yok. Dolmuşa binerken aceleniz varsa taksi diye pazarlık yapabiliyorsunuz. O zaman dolmuş olmuyor taksi olarak sizi istediğiniz yere götürüyor. Ama 5 bin LL ödeme yapmanız da gerekiyor.
    Bir de bizdeki gibi, şehir sokaklarında dolaşan kırmızı plakalı genellikle eski model Mercedes taksiler var. Ama bunlar biraz pahalı. Bir de yabancı olduğunuzu anlarlarsa, fiyatı artıyorlar.

    BEYRUT'TA yolunuzu kaybetmeniz mümkün değil. Çünkü şehirde nereye giderseniz gidin, batıya döndünüz mü kendinizi sahilde buluyorsunuz. Sahilden sonra da gideceğiniz yeri bulmak kolay.

    BEYRUT'TAN SURİYE'YE GİDİŞ.

    Beyrut'tan Suriye'nin başkenti Şam'a gidiş de çok kolay. Ancak bunun için öncelikle vizenizin olması gerekiyor. Vize de ancak İstanbul ya dra Ankara'dan alınabiliyor. Çünkü Lübnan'da Suriye'nin temsilciliği yok. Vizeniz varsa, Sahilde bulunan Liman yanında büyük bir otobüs garı var. Burayı herkes biliyor. Buradan 10 dolar'a 2-3 saat içinde Şam'a gidebiliyorsunuz.
    Yine aynı yerden Lübnan'ın ikinci büyük şehri Tripoli'ye de otobüs kalkıyor.


    BİBLOS

    İncil'e ismini veren yer olarak biliniyor. Asırlar boyunca başta Asurlular, Mısır, Yunan, Roma, Arap ve Osmanlı uygarlıklarına kucak açan yerlerden biri. Arkeolojik olarak bir puzzle'ın parçalarından biri.
    Dünyanın en eski yerleşim yeri olan Biblos'da, 4/5 bin yıllık eski antik tapınaklar yer alıyor. Burada bulunan tarihi eserler, Hz. İsa'nın doğuşundan 4 bin yıl öncesine kadar uzanıyor.

    LÜBNAN DAĞLARI

    Lübnan Dağları, sadece coğrafi olarak dağlardan oluşmuyor. Burada eğlence, aaaif bu dağların neredeyse ikinci adı. Çünkü Lübnan özellikle kışın bu dağlarda bulunan kış sporları merkeziyle dünyanın bir çok ülkesiyle yarışıyor...

    Yazın ise, adeta yayla havasıyla Beyrut'ta yaşayanların piknik yerlerinin başında geliyor.
    Özellikle Beyrutlular, yazları buralarda bulunan dağ evlerine çıkıp dinlenmeyi çok seviyor.
    Özellikle Hristiyan kesimde bulunan dağlarda yaşam bir başka güzel.



    DOG RIVER

    Köpek nehri, Beyrut'un 15 kilometre kuzeyinde yer alıyor. Kuzey otobanı yönünde yer alan bu semtte yer alan mağara gerçekten görülmeye değer. İçinde özel kayıklarla kilometrelerce gezme imkanı var.

    JEITTA GROTTOES

    Beyrut'a 20 kilometre uzakta. Lübnan'ın doğa harikası yerlerinden biri. 9 kilometre uzunluğundaki 2 katlı labirent galerilerden oluşuyor. Alt katta bulunan nehirde, özel botlarla gezinti yapıyorsunuz. Üst katlarda bulunan galeride ise, mineral taşları görme şansınız var.



    FAKRA

    55 kilometre uzaklıkta yer alan bu semtte, Roma dönemi antik kalıntıları, 1550 metre yükseklikte bulunan bu yerleşim yerinde yer alıyor.

    Tapınaklar, sütunlar, anıtlar, anıt mezarlar görkemli. Doğal güzelliklerin ortasında yer alıyor.

    FAKRA'NIN DOĞAL KÖPRÜSÜ

    Fakra yakınlarında bulunan kayak kasabası Faraya, doğal elle yapılmış köprüsüylü ünlü.

    BEITEDDINE

    Beyrut'a 43 kilometre uzaklıkta. Dürziler'in yaşam yeri. Velid Canbolat isimli ünlü Dürzi liderin ailesine ail Beiteddin Sarayı, aslında Osmanlı döneminde yapılmış.

    Beyrut dağlarının eşsiz manzarası ve doğal güzelliklerine sahip. Manzaralı yolda güneybatıda bulunan Alhamra'ya gidiyorsunuz. 18.-19 yy. sarayında dekoratif süsler, renkli mermerden mozaikler, lüks Türk hamamları ve harem daireleri yer alıyor.



    SAYDA (SİDON

    Beyrut'un 43 kilometre güneyinde yer alan antik kent. Gidiş için Beyrut'tan en kestirme yol, havalimanı yoluna çıkıp, otobandan yaklaşık 30 dakikada burada olabiliyorsunuz. Milattan önce 5. yüzyıla kadar tarihi uzanıyor.
    Eğer aracınız yoksa, ya da kiralamadıysanız endişe etmeyin. Havalimanı yolu üzerinde bulunan Cola semtinden, buraya belediye otobüsleri gidiyor. Hem de 1000 Lübnan lirasına. Yani 1 milyon TL'ye denk geliyor. Biraz yavaş gidiyorsunuz ama düşük bütçeli bir seyahat yapıyorsanız denenebilir.
    Sayda'da görülecek yerlerin başında özellikle sahilde yer alan kalesi geliyor. Bu kale 13. yüzyılda kıyadan biraz açıkta bulanan adacık üzerine yapılmış ve iskele ile sahile bağlı. Yapılış amacı da denizden gelencek saldırılara karşı şehri korumak.
    Sahilde bulunan Ömer Camii de görülecek diğer yerlerden biri. 13. yüzyılda Haçlılar tarafından kilise olarak yapılmış ve Memlukler zamanında camiye çevrilmiş.



    Bazı bölümleri restore edilmiş bazı bölümleri ise restore edilmeyi bekliyor. Deniz kenarında ülkenin üçüncü büyük şehri diyebileceğimiz bu kasaba irisi şehir, özellikle balıkçılıkla ünlü. Başbakan Hariri'nin de memleketi olduğu için, aile buraya özel önem veriyor.

    Şehrin kalenin hemen arkasında bulunan sahil kesiminde bulunan surlarla çevrili, eski bölümü mutlaka ziyaret edilmesi gereken en önemli yerlerden biri. Burada yer alan Han El Franji, Sayda'daki en önemli islami eserlerden biri. Hariri Vakfı tarafından restore edilmiş durumda. İç kısmında geniş bir avlu ve atrafında iki katlı odalar bulunan bir kervansaray.

    Bu bölümde yüzlerce yıl öncesinin şehir yaşamı neredeyse aynen devam ediyor. Evlerin arasına araçla girmek mümkün değil. Sokaklarında bir iki insan ancak yürüyerek yanyana geçebiliyor. Klimaların olmadığı aşırı sıcaklardan yüzlerce yıl önce insanlar, küçük pencereleri , dar sokaklı 3-4 katlı binalarla korunmaya çalışmış. Günün sıcaklığını sokaklardaki binaların gölgesinden geçiştirmiş.



    Evlerin arasında dolaşırken ülkenin en büyük bankası Audi Bankası'nın restore ettiği sabun Müzesi de mutlak gezin. Sabun yapımı, Osmanlı'dan kalan tarihi eserlerin bir arada bulunduğu müzeyi gezmek ücretsiz.

    Özellikle burası fotoğraf severler için bulunmaz görüntüler sunuyor.
    Sayda'nın en büyük özelliği şehrin sınırlarında bulunan en büyük Filistin mülteci kampı, Ayn El Hilve'nin de burada bulunması oluşturuyor. Ancak bu kamp bizim bildiğimiz sınırları tel örgülerle çevrili kamplar gibi değil.
    1948 yılında İsrail'in kurulmasıyla birlikte Lübnan'a göç eden Filistinliler, burada akın akın gelerek yerleşmiş. Şimdi bir büyük şehir gibi. 75 bin kişinin yaşadığı söyleniyor.
    Şehrin bir çok yerinde kampta kalanların evleri içiçe neredeyse. Ancak burada İsrail'e karşı mücadele eden radikal Filistinli örgütlerin merkezleri bulunduğu için, kampın iç kesimlerine Lübnanlı yetkililer de giremiyor. Zaman zaman kamp içindeki fraksiyonlar kendi aralarında ağır silahlarla çatışıyorlar. Bir başka dünya kısacası.



    SUR (TYRE)

    UNESCO'nun korunması gereken tarihi eserler listesinde yer alan Sur şehri de, ülkenin güneyinde Beyrut'tan 83 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Beyrut gibi modern bir şehir havasında olmasa da tarihi eserlerin bulunduğu bölüm gerçekten görülecek yerlerin başında geliyor.

    Bir zamanlar Büyük İskender zamanında bölgenin en güzel en zengin kenti olan Sur, o günden bu güne kalan tarihi eserleriyle göz kamaştırıyor. Denize 700 metre uzaklıkta bulunan bu antik eserlerin bulunduğu yeri öyle kolay gezmek mümkün değil. Hemen her köşesi ilginç tarihi eserlerle dolu. Şehrin kara yönünden hemen girişinde mezarlar yer alıyor. Sonra da şehrin ara caddesi. Amfi tiyatrosu, evlerden kalan taşlar, bir anda sizi yüzlerce yıl öncesine götürüyor.
    Antik şehir içinde bulunan hipodrom ise bugüne kadar ortaya çıkarılan en büyük hipodrom olarak Lübnan kaynaklarında geçiyor.



    TRABLUS (TRIPOLI

    Lübnan'ın kuzeyinde yer alan ikinci büyük şehri. 3500 yıllık tarihi geçmişi olan bir şehir. Şehir ülkedeki müslüman kimliğinin en çok hissedildiği yer. 160'a yakın medrese, cami, kervansaray, çarşı, anıt, mescid gibi tarihi eserler var.

    Trablus'da çarşılarda gezerken kendinizi yüzlerce yıl öncesinin kapalıçarşılarının içinde, kervansarayların arasında, yüzlerce yıllık mimari şahaseri Memluk Dönemi'nden kalma camilerin arasında bulacaksınız.

    NASIL GİDİLİR?

    Beyrut'un içinde, Liman'da bulunan otogardan kalkan otobüslerle hem de 1 milyon TL'ye 80 kilometre uzaklıktaki Trablus'a ya da Tripoli'ye gidebilirsiniz.

    NEREYE GİDECEKSİNİZ!

    Trablus'a gidince öncelikle , Tell Meydanı'na gidin. Burası Tripoli'nin kalbinin attığı yer. Meydan'dan Suriye'nin deniz kenarında bulunan Lazkiye şehrine taksi dolmuşlar bile kalkıyor.

    Meydan'da bulunan Osmanlı döneminde Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılı için yaptırdığı Saat Kulesi, gerçekten görkemli. 30 metre yüksekliğindeki saat kulesinin etrafında geniş bir park var. Zaten Tripoli'de özellikle osmanlı dönemine ait bir çok tarihi eseri bulmanız mümkün.

    Saat Kulesi'ne arkanızı verip de sokak aralarında yürümeye başladığınızda hiç kimseye sormanız bile kendinizi bir anda altın çarşısında, buluyorsunuz. Çarşı girişinde bulunan Mansuri Büyük Cami'ni mutlaka ziyaret edin. Mimarisiyle Türkiye'de örneği bulunmayan cami özelliğine sahip. 1294 yılında yapılan camiye girerken hanımların başının kapalı olmasına dikkat etmeniz gerekiyor.



    Kapalıçarşı'nın hemen içinde bulunan Sabuncu Han ise mutlaka ziyaret edilecek bir başka nokta. iki katlı bu han, yıllardır aile tarafından sabun imalatı ve satış yeri olarak kullanılıyor. Ancak burada üretilen sabunlar, doğal ve kimyasal hiçbir ürün kullanılmadan üretiliyor. Dünyanın dört bir yanından müşterileri buraya sabun almaya geliyor. Tanesi 250 dolara kadar satılan sabunlar var.

    İçlerinde kekik, portakal özü, aklınıza ne gelirse var. Yaklaşık 50 çeşit sabun var. Gözünüzün önünde sabun topakları bir anda ufak bir çakının marifetiyle gül goncasına dönüşüyor. Sabundan tespih bile yapılmış.

    Yolunuza sokak aralarında kaybolarak devam ederseniz, biraz ileride karşınıza Doğu'nun hemen her yerinden gelen kumaşlar, elbiseler çıkıyor. Az sonra ise, günümüzde Türkiye'de kalmayan kapısız penceresiz dükkanlarda satış yapılan pazar yerleri var. Gerçekten anlatmak zor görmek gerekir.
    Binlerce yıl önceki pazarlar gibi, sadece dört duvardan oluşan bir dükkan. Önünde bir aaagah. Ürünler üzerinde yer alıyor. Yanyana onlarca dükkanın oluşturduğu sokakta, dükkanların temizliği zamanı gelince dökülen sular, sokak ortasında bulunan bir yoldan akarak gidiyor. satış tarzı, satıcılar, satılan ürünler sizi bir anda neredeyse 100 yıl öncesine götürüyor.

    Sadece bu kadar değil. Tripoli Kalesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Ardından El Mina yani Liman, sahil kesimi özellikle akşamları, 500 bin kişinin yaşadığı Tripoli'de, halkın gezdiği, kabak çekirdeği çıtlattığı, küçük balıkçı motorlarıyla çevre gezileri yaptığı yer.

    YANİ KISACASI ŞU?

    Eğer Tripoli'de tarihi yerleri gezmek istiyorsanız en az bir gününüzü ayırmanız gerekiyor.
    Alışveriş için de Trablus ideal yerlerden biri Lübnan'da.

    Çünkü fiyatlar hemen her alanda Beyrut'a göre daha ucuz. Zaten bir çok Beyrutlu hem gezmeye hem de alışverişe buraya gidiyor.

    Trablus'a gidince özellikle kendinize sabun, belki bir kaç altın takı, annenize hint işi örtüler, geleneksel elbiseler almayın unutmayın.


    Ancak yemek için de özellikle El Mina yolunda bulunan Abdurrahman Al Halabi tatlıcısına mutlaka gidin. Burada kıymalı minik pidelerden, aklınıza gelen her türlü tatlı ve çikolata yer alıyor. Gerçek tatlıcı nasıl olurmuş görün. Muhrabiye tatlısının tadına bakın. Diğer baklava türleri de denenebilir.



    BEKAA VADİSİ VE BAALBEK...


    GİDİŞ

    Lübnan'da kalacağınız süre sınırlıysa ve çok az yer görebileceksiniz, bir gününüzü mutlaka Bekaa Vadisi'nde bulunan Baalbek'e ayırın. Antik dünyanın Roma'dan sonra en görkemli tapınaklarından birini Lübnan Dağları'nın karlı tepelerinin altında Bekaa Vadisi'nin yanında görün.

    Türkiye'de bir efsane gibi yillarca gazete haberlerine geçen, ünlü köşe yazarlarının ziyaret ettiği Bekaa Vadisi, Lübnan Dağları ile Anti Lübnan Dağları arasında, Suriye'ye ülkenin sınında yer alıyor. Genişliği 20 kilometre, uzunluguysa 200 kilometre olan bir vadi.



    Kontrol hala Suriye'nin elinde. Suriye askerleri nöbet tutuyor. Yolda kimlik kontrolü yapıyor. Ancak Hizbullah örgütünün elinde kontrolünde bulunan, çeşitli terör örgütlerin kamplarının bulunduğu bu alan, günümüzde görünürde! tehlike sunmuyor. Lübnanlılar ve ülaaae gelen turistler bir tehlike ile karşılaşmadan burayı gezebiliyor. Burada bulunan ilginç yerler kısaca şöyle.


    NASIL GİDİLİR?

    Buraya Beyrut'tan gitmek için, aslında iki yol var. Birinci yol, Beyrut'tun merkezinde bulunan Antelias, Bikfaya, Burummana ve Zahle üzerinden Şutura'ya inip, Baalbeck'e gitmek. Bu yol aslında manzara yönünden çok güzel. Ancak özellikle Burummana 'dan sonra yol bozuk. O nedenle yol zahmetli.

    En ideali, Beyrut içinden Suriye yoluna çıkmak. Şutura'ya kadar gitmek. Bu yol da asfalt ve bakımlı. Otoban kalitesinde yeni düzenlemeler her gün ekleniyor. Bir bölümü zaten otoban. Sonra da Şutura girişinden önce Zahle yönüne sola dönüyorsunuz. Tabelaları takip ederseniz, önce Zahle'ye, ki burası yaz aylarında bütün Lbnanlılar'ın kaçıp da geldikleri yerlerinin başında geliyor. Şehir merkezinde bulunan nehir kenarındaki lokantalarda kendinize nefis bir ziyafet çekiyorsunuz. Aynı zamanda serin ortamda dinlenebiliyorsunuz.

    Bu arada yol üzerinde bulunan Lübnan'ın ünlü şaraba Ksara'nın şatosunu da mutlaka ziyaret edin. Şato'da 2 kilometre uzunluğundaki kavları ziyaret ediyor. Şarabın mahzenlerde özel fıçılarda yıllanmasını izliyorsunuz. Ayrıca size tadım imkanı da veriyorlar. Birbirinden değerli ve güzel şarapları da isterseniz alma imkanınız var.
    Sonra da ver elini Şutura....



    NE YENİR?

    Bekaa Vadisi'nde yemek yenilecek yerlerin başında Zahle'de bulunan restoranlar geliyor. Dağlarda eriyen karların suyundan oluşan nehir etrafonda, temiz,bakımlı, leziz yemekler sunan restoranlar var. Adeta restoran vadisi denilebilecek çoklukta restoranın bulunduğu vadide, beyrut'ta merkezleri bulunan bir çok ünlü lokanta yer alıyor. Bunların başında Mhanna geliyor.
    Bu lokanta da hemen her türlü meze yer alıyor. İstediklerinizi kendiniz seçiyorsunuz. Lübnan'ın en büyük özelliği burada ortaya çııyor. Nereye giderseniz gidin hemen her yerde aynı lezzet ve kalitede mezeleri bulabilabiliyorsun.

    Ancak 100 'e yakın mezenin arasından tabii ki bilinen yaklaşı 20 adedi her yerde var. Ancak gittiğim Mhanna lokantasında lahana dolması turşu olarak karşınıza çıkıyor. Ya da enginar kökleri, soyulmadan buharda haşlanıp özel sosa yatırılarak karşınıza geliyor. Siz de haşlanarak adeta pelte haline gelen enginar çiçeklerinin saplarının emerek yiyorsunuz.

    Burada özellikle yemek sonlarında gelen meyve sepetleri görülmeye değer. Hemen her çeşit meyve porsiyon olarak değil özel tepsilerde kilolarca olarak masanıza getiriliyor. Siz istediğiniz meyveden istediğiniz kadar yiyorsunuz. Yani önce gözünüz doyuyor. Bu arada meyve ile birlikte içi su ve buz dolu bir kap da geliyor. Siz de meyvelerinizi soğutmak için bu suya batırarak yiyorsunuz.

    ALIŞVERİŞ

    Beyrut Baalbeck arasında özellikle Bekaa Vadisi'nden her türlü sebze ve meyveyi sezonunda giderseniz bulabilirsiniz. Gerçekten leziz ve fiyatları çok uygun. Ksara Şatosu'ndan her türlü şarap almak mümkün.

    Özellikle 2000 yılı ve ödüllü kırmızı şarabı ile Blanc de Blanc beyazı almayı unutmayın. İkisi de leziz şaraplar.

    Şutura'da ise süt ürünleri gerçekten kaliteli ve ucuz. Taze beyaz peynirler, özel yoğurtlar ve labne denilen süzme yoğurtlar mutlaka alınmalı.



    EĞLENCE

    SOLİDERE

    Lübnan'da eğlence deyince tabii ki akla ilk gelen yerlerden biri Downtown ya da Solidere bölgesi. Son 3-4 yıldır yeniden yapılan bölgede özellikle ana caddelerin arkasında yer alan sokaklarda gece 23.00'den sonra açık olan onlarca bar var. Buralarda Lübnanlıları eğlenerek görebilirsiniz.



    MONO STREET

    Eğlencenin asıl durağı ise, Beyrut'ta Mono Street. Bir uçtan bir uca 250 bar, restoran, cafe burada yer alıyor. şehrin en lüks eğlence yerleri burada. Özellikle gece 23.00'den sonra hareket başlıyor. Cıvıl cıvıl bir yer. Gitttiğizde unutamayacaksınız. Bulunduğu yer ise, Solidere meydanına yürüme mesafesinde.

    MAAMELTEYN

    Junie'de yer alan bu semtte, genellikle Rus, Moldovyalı revü kızlarının sahneye çıktığı barlar var. Geç saatlerde açılıyor. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, önce revü seyrediliyor. Sonra da her şey serbest. Ancak giderken dikkat. Maliyeti epey yüksek. Çünkü Körfez ülkelerinden gelen turistler, burada piyasayı çok yükseltmiş.

    JANNA

    Beyrut'a gidince bir de farklı bir yer göreyim diyorsanız buraya gidebilirsiniz. Ancak bulunduğu yer zaten şehrin en üst kısmında, Brummana'da yer alıyor. Buraya ancak özel aracınız varsa kolaylıkla gidebilirsiniz. Gerçi belli yere kadar otobüs çalışıyor ama gece eğlenmeye de otobüsle gidilmez herhalde. Taksiyle de gitme imkanınız var. yeri biraz zor. Ama gidince aaaifli bir yer olduğunu anlıyorsunuz. İsmi zaten "cennet"anlamında. Dış görünüşü zaten en kolay anlatımıyla Moskova'daki Kremlin Sarayı'nı andırıyor. Geniş bahçesi ise, yemyeşil ağaçların arasında. Yaz aylarında bahçeşi doyumsuz. kendinizi binbirgece masallarında zannediyorsunuz. İç mekan ise, biraz kitsch ama yine de aaaifli. Arap şarkıcılar, dansözler çifter çifter sahneye çıkıyor. Fiks menü yemek. Kişi başı da 30 USA dolarına geliyor.

    Özellikle eylül ayından sonra Lübnanlılar buraya daha çok geliyor. Gerçek Lübnanlılar ile bir arada , "vur patlasın çal oynasın" eğlencenin ne olduğunu burada görüyorsunuz.
    Özellikle gecenin sonunda Afrikalı garsonların yaptığı gösteriye mutlaka izleyin!

Benzer Konular

  1. Lübnan Usulü Humus Tarifi (lübnan)
    By RebelliouS in forum Dünyadan Mutfaklar
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 09-04-2007, 09:05 AM
  2. Lübnan Usulü Cacık Tarifi (lübnan)
    By RebelliouS in forum Dünyadan Mutfaklar
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 09-04-2007, 09:03 AM
  3. Layali Lübnan (Lübnan Geceleri) Tarifi (lübnan)
    By RebelliouS in forum Dünyadan Mutfaklar
    Cevaplar: 1
    Bölüm Listesi: 09-04-2007, 09:02 AM
  4. Lübnan
    By SiyaH in forum Genel Tarih
    Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 04-07-2007, 04:32 PM
  5. Cevaplar: 0
    Bölüm Listesi: 12-20-2006, 12:28 AM

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Beğenilen Sayfayı İşaretleyin

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • Eklenti Ekleyemezsiniz
  • You may not edit your posts
  •  
[Gizlilik Politikası]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]