Sırların hazinesi olan BİSMİLLAH ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim.

Ardından, Mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, HZ. MUHAMMED’E (S.A.V) salat ve selam getiririm.

Evet, İnançsız kesimler tarafından Cenab-ı Hak hakkında “MANTIKSAL BİR DOĞRUYA OTURMAYAN” pek çok sorular üretilmekte..

Mesela:

“Allah, kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?”

“Allah’ın canı sıkılmıyor mu?”

“Herşeyi Allah yaratti. Peki Allah’ı kim yarattı” vs.

Bu tür sorulara uzun uzun cevaplar yazmak yerine şu örnekle meseleyi anlamaya çalışalım.

Meseleyi iyi anladığımızda, yukarıdaki sorular da CEVABINI bulmuş olacak aynı doğrultuda..

Bilgisayar içindeki bir entegre diğer entegreye soruyor:

“Ben 3 voltla çalışıyorum. Sen kaç voltla çalışıyorsun?”

Diğer entegre: “Benim voltajım 2,8” diyor.

İkisi beraber merak ediyorlar: “ACABA BİZİ DİZAYN EDEN MÜHENDİS “KAÇ VOLT İLE” ÇALIŞIYOR?” diye... J

Halbuki, bilgisayar denilen sistemi yapanın, o sistemin dışında olması gerekir.

Dizayn ettiği sistemin kurallarıyla kendisinin bağlı olmaması lazımdır.

KENDİSİNİN TAMAMEN O SİSTEMİN DIŞINDA BULUNMASI ve O SİSTEME HÜKMEDEBİLMESİ gerekir.. değil mi?

Entegrelerin aralarında konuşup, dizayn edicilerini de KENDİ TABİ OLDUKLARI “BİR ELEKTRİK AKIMIYLA ÇALIŞMA KANUNU”na tabi kılmaları MANTIKLI ve MÜMKÜN DEĞİLDİR..

SİSTEMİ DİZAYN EDEN, SİSTEME KOYDUĞU KANUNA, KENDİSİ MAHKUM DEĞİLDİR!!!

İlaveten sistemin içinde, O SİSTEMİN KANUNLARINA TABİ OLARAK YAŞAYANLAR, EĞER “BAŞKA SİSTEMLERLE” TANIŞMAMIŞLARSA, BAŞKA KANUNLARI ANLAMAKTA ZORLANIRLAR,.

Hatta daha doğrusu anlayamazlar...

Mesela ENTEGRE DEVRELER sadece “ELEKTRİK AKIMI İLE ÇALIŞMAYI anlayabilirler. Kimyasal enerji, nükleer enerji gibi sahaların kanunlarını belki hiç anlayamazlar.

Onların anladıkları sınır, DİZAYN EDİCİ MÜHENDİSİN ÇİZDİĞİ sınırdır..

İşte “YARATILMIŞ OLMAK” da bizim içinde yaşadığımız bu alemin bir kanunudur; Tâbi olduğumuz kanunlarından biridir.

Bu alem içinde her kim yaşıyorsa “YARATILMIŞTIR”tır.

Şimdi bu alemin kanunlarına tabi olarak, içinde yaşayan birisi olarak, bizim kalkıp YARATICIMIZI BU ALEMİN KANUNLARINA TABİ KILMAK; “ACABA BİZİ YARATANI KİM YARATTI?” diye sormamız, yukarıdaki entegrelerin kendi aralarında konuşma misaline benzer. Değil mi?

Yine buna benzer yukarıda da ifade ettiğimiz gibi anlamsız sorular ortalıkta çok dolaşir.

Bu tip sorular, SİSTEMİN YARATICISINI, SİSTEMİN İÇİNE SOKMA, SİSTEMİN KURALLARINA TABİ KILMA uğraşısıdır.

Mesela “Allah kaldıramayacağı kadar büyük bir taş yaratabilir mi?” (haşa) yine böyle anlamsız bir sorudur.

Bu anlamsız soru, sistemin kanunlarından birisi olan “ÇEKİM KANUNUNA”, O KANUNU YARATAN ALLAH’I TABİ KILMA UĞRAŞIDIR.

Yani yerçekimi kanununu Yaratanı, yine BU KANUNUN MAHKUMU gibi görmek yanlışına düşülür…

Soru ile yapılmak istenen kıyas, çelişkili hükümlere dayandırılmıştır. Dolayısıyla, bu sorunun “İDDİA OLMA VASFI” yoktur.

Meselâ “SONSUZDAN DAHA BÜYÜK BİR SAYI YAZILABİLİR Mİ?” sorusu da, böyle çelişkili bir varsayıma dayanır. Bu sebeple HİÇBİR İLMÎ DEĞERE SAHİP DEĞİLDİR...

Çünkü mantıksal olarak da; sonsuzdan büyük bir sayı olamaz ki, böyle bir soru sorulabilsin.

Eğer SONSUZ; sınırsız bir büyüklüğün sembolü ise, hiçbir rakam, sonsuz ile kıyaslanamaz.

Sonsuzdan büyük bir rakam düşünülse, o zaman da “SONSUZLUK GERÇEĞİ” ortadan kalkar.

Dolayısıyla, SONLU bir rakamın, SONSUZDAN BÜYÜK OLMA ÇELİŞKİSİ ve İMKANSIZLIĞI ortaya çıkar.

Bu soru da çelişkili kıyaslardan olduğu için MANTIKÇA ve İLİM BAKIMINDAN, HİÇBİR KIYMET İFADE ETMEZ..

Soruyu soran kimse “BÜYÜKLÜK” kavramını da yanlış yorumlamaktadır. NASIL MI?

Allah’ın büyüklüğü YARATTIKLARINA KIYASLA ortaya çıkan bir “büyüklük” değildir.


Bütün isimleri ve fiilleri SONSUZ OLAN Allah’ın zatı, hiçbir mahluka benzemediği gibi, büyüklüğü de mahlukatın büyüklüğüne benzemez, ölçüye girmez, tasvire sığmaz, takdirle bilinmez.

Mahlukatın; yani bütün YARATIlMIŞ OLANLARIN büyüklüğü; BİRBİRİNE GÖREDİR.. ALLAHIN BÜYÜKLÜĞÜ İSE “SINIRSIZDIR; NİHAYETSİZDİR”


Öyle ise; İçinde yaşadığımız SİSTEMİN / ALEMİN, tamamen “biz içinde yaşayanları” bağladığını, ALLAH’IN İSE, BU KANUNLARA TABİ OLMADIĞINI bilmek lazımdır..

Bunu bilmekle kalmayıp, İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ SİSTEMİ DİZAYN EDEN ALLAH’IN MAHİYETİNİN “NE OLDUĞUNU” TAM OLARAK ANLAYAMAYACAĞIMIZI DA BİLMEMİZ LAZIM..

Gayret gösterelim ama ANLAMA SINIRIMIZIN; ANCAK ALEMİN DİZAYNERİ OLAN ALLAH’IN BİZİM İÇİN ÇİZDİĞİ SINIR KADAR OLDUĞUNUN FARKINA VARALIM..

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara Sûresi, 2:32.)

"Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10.)


EY RABBİMİZ!.. BİZLERİ; NEFİS ve ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ve KABİR AZABINDAN ve CEHENNEM ATEŞİNDEN MUHAFAZA EYLE ve CENNETÜ’L-FİRDEVSTE MES’UD KIL!.... AMİN AMİN AMİN

“Asra yemin olsun ki, insanlar mutlaka ziyandadır.. Ancak; iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hep hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna..” (ASR SURESİ)