USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dua, Ayet, Hadis
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Dua, Ayet, Hadis Dinimizin gereklerini yerine getirebilmemiz için öğrenmemiz gereken Dua, Ayet ve Hadis Bölümümüz

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-22-2007, 10:11 PM   #1 (permalink)
Mareşal
 
HeLiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Hakikat Çiçekleri..( Muhabbet Bahsi..)

Sırların hazinesi olan BİSMİLLAH ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim. Ardından Mahlukatın en hayırlısı dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı HZ. MUHAMMED’E (S.A.V) salat ve selam getiririm.

ALLAHIM! KÂİNATIN SAHİBİ SENSİN.. ONA HAYAT VERENSİN… ONU AYAKTA TUTANSIN...

HAK ve GERÇEKSİN... APAÇIKSIN... SENDEN BAŞKA İLAH MA’BUD OLAMAZ...

SEN BENİM RABBİMSİN.. BENİ ŞEKİLLENDİRİP YARATTIN.

B E N İ S E S A N A K U L U M …

GÜCÜM YETTİĞİ SURETÇE SANA VERDİĞİM SÖZ ve SENDEN ALDIĞIM VAAD ÜZERE KALACAĞIM…
Bugün “32.SÖZ”’den “MUHABBET BAHSİNİ” konu edeceğiz dersimize inş.
Şimdi ilginç bir SORU gelecek.. Hani kimileri der ya “DÜNYAYI SEVME ŞUNU SEVME BUNU SEVME” gibi; DİN NAMINA… BUNLARI “SEVMEMEK” MÜMKÜN MÜ? Elbette DEĞİL..
Ama bu risalede bunları; NASIL SEVMEMİZ GEREKTİĞİNDEN ve BU SEVMENİN NETİCELERİNDEN bahsedecek Bediüzzaman..
Mühim bir sual: Diyorsunuz ki: "SEVMEK MUHABBET DUYGUSU insanın elinde değil... Hem yaradılıştan gelen ihtiyaçlara binaen LEZZETLİ YİYECEKLERİ ve MEYVELERİ severim.. PEDER ve VALİDE ve EVLATLARIMI severim.. HAYAT ARKADAŞIMI; EŞİMİ severim.. DOST ve AHBABLARIMI severim.. PEYGAMBERLERİ ve EVLİYALARI severim.. HAYATIMI GENÇLİĞİMİ severim.. BAHARI ve GÜZEL ŞEYLERİ ve DÜNYAYI SEVERİM...
NASIL BUNLARI SEVMEYECEĞİM? NASIL BÜTÜN BU MUHABBETLERİ CENAB-I HAKKIN ZÂT VE SIFAT VE İSİMLERİNE VEREBİLİRİM? BU NE DEMEKTİR?"
Elcevap: DÖRT NÜKTEYİ dinle...
BİRİNCİ NÜKTE
Muhabbet gerçi insanın elinde değil. (yani insan BEN BUNU SEVİCEM deyip de sevmez; sevmeye neden olabilecek şartların oluşması ile sever insan... Yani biraz iradenin dışında… ) Fakat İRADE KULLANILARAK sevginin yüzü sevilen bir şeyden; bir başkasına çevrilebilir.. Meselâ bir sevdiğiniz şeyin çirkinliğini göstermekle veyahut “ASIL MUHABBETE LAYIK OLAN” diğer bir SEVGİLİYE perde veya ayna olduğunu göstermekle muhabbetin yüzü mecazî sevgiliden HAKİKİ SEVGİLİYE; HAKİKİ SEVGİYE LAYIK OLANA çevrilebilir.
Evet; BÜTÜN GÜZELLİKLERİ YARATAN ALLAH; ELBETTE BİRİNCİ DERECEDE SEVİLMEYE LAYIKTIR…
Sevmek bir İHTİYAÇ.. Ama sevmenin de İKİ şablonu var.. Eğer YUKARIDAN AŞAĞI olursa Yani; ALLAH’IN SEVGİSİ İLE MAHLUKAT SEVİLİRSE SORUNSUZ ve HEM DÜNYA HEM AHİRET İÇİN “KAZANÇLI” BİR SEVMEK SÖZ KONUSU OLUR.. Diğer şablon: ÖNCE MAHLUKATTAN BAŞLAYIP ALLAH SEVGİSİNE ULAŞMA YOLU İSE BAYAĞI UZUN ve UÇURUMLAR İLE DOLUDUR.. NETİCEYE ULAŞAMADAN BOĞULMAK SÖZKONUSU OLABİLİR.. Bu yüzden pek de tavsiye edilmez..
İKİNCİ NÜKTE
Saydığın sevdiklerini “SEVME” DEMİYORUZ. Belki ONLARI CENAB-I HAKKIN HESABINA ve ONUN SEVGİSİYLE SEV deriz. Pekiyi; Bu; çoğu YARADILIŞ GEREĞİ İHTİYAÇ VE MEYİLLERDEN KAYNAKLANAN SEVDİKLERİMİZİ; ALLAH HESABINA ve ONUN SEVGİSİYLE SEVMEK ne demek? NASIL HAREKET EDERSEK; ALLAH NAMINA SEVMİŞ OLABİLİRİZ; BUNLARIN ALAMETLERİ; GÖSTERGELERİ nedir? Şimdi bu soruların cevaplarını bulmaya çalışalım:
Karışmaması için MADDELENDİRDİK bunları.. Sırasıyla işleyelim inşallah..
(1) Meselâ LEZZETLİ YİYECEKLERİGÜZEL MEYVELERİ Cenâb-ı Hakkın İHSANI İKRAMI ve o Rahmân ve Rahîm olan Rabbimizin bizi NİMETLENDİRMESİ yönüyle sevmek Rahmân ve Mün'im isimlerini sevmektir; hem mânevî bir şükürdür. Daha önce de demiştik; BİR ELMANIN VAR OLABİLMESİ İÇİN “KÂİNAT FABRİKASININ” DÜZENLE ÇALIŞMASI LAZIM.. KÂİNATIN SAHİBİ OLMAYAN O BİR ELMAYI BİZE VEREMEZ..
Demek ki BÜTÜN NİMETLER. Rabbimizin bize birer İKRAMI İHSANIDIR.... İşte bu güzel yiyeceklere meyvelere bu bakış açısı ise muhabbet etmek sevmek aynı zamanda MANEVİ BİR ŞÜKÜRdür.. Şu sevginin YALNIZ NEFİS HESABINA OLMADIĞINI ve RAHMAN NAMINA OLDUĞUNU GÖSTEREN NEDİR? dersek.. ONLARI HELAL DAİRESİNDE KANAATKARANE KAZANMAK ve MÜTEFEKKİRANE (tefekkür ederek) MÜTEŞEKKİRANE (teşekkür ederek) YEMEKTİR..
Ne demek TEFEKKÜR ve TEŞEKKÜR İLE YEMEK?
Mesela; dedik ya az önce Rabbimiz bize bir elmayı (veya her ne ise yediğimiz) yaratmak için BÜTÜN KÂİNATI ÇALIŞTIRIYOR. Güneş ay mevsimler bulutlar hava zerreleri su vs. vs. hepsini çalıştırıyor ve ELMAYI YARATIYOR.. “HEM DE BENİM İÇİN!” şeklinde düşünmek TEFEKKÜR İLE YEMEK ve TEŞEKKKÜR ETMEK; o sevginin sadece NEFİS HESABINA OLMADIĞINI gösteriyormuş.. HEM DE İBADET OLUYOR.. Ne güzel; BİR TAŞLA BİRKAÇ KUŞ.. Kazançlı alış-veriş..
(2) Hem BABA ve ANNEYİ şefkatle cihazlandırıp ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren HİKMET ve RAHMET hesabına onlara hürmet ve muhabbet Cenâb-ı Hakkın muhabbetine aittir. O muhabbet hürmet ve şefkat ALLAH İÇİN OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ İSE şudur ki: “ONLAR İHTİYAR OLDUKLARI ve SANA HİÇBİR FAYDALARI KALMADIĞI ve SENİ ZAHMETE ve MEŞAKKATE ATTIKLARI ZAMAN DAHA ZİYADE MUHABBET ve MERHAMET ve ŞEFKAT ETMEKTİR.” “Anne ve babalarının yaşlılıklarına yetişen ve CENNETİ KAZANAMAYANLARA yazıklar olsun” diyor bir hadiste.. Yani onların gönüllerini hoşnut etmek bu kadar değerli ve sevaplı..
"ONLARDAN BİRİ VEYA HER İKİSİ SENİN YANINDA İHTİYARLIK ÇAĞINA ERİŞECEK OLURSA SAKIN ONLARA “ÖF” BİLE DEME!." (İsrâ Sûresi 17:23.) âyeti beş mertebe hürmet ve şefkate evlâdı davet etmesi Kur'ân'ın nazarında anne-babanın hukukları ne kadar kıymetli ve ukukları (anne babaya isyan) ne derece çirkin olduğunu gösterir. Madem peder kimseyi değil yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil evlad dahi babasına karşı hak dâvâ edemez. Demek anne-baba ve evlad ortasında yaradılış gereği bir münakaşa sebebi yok. Zira münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münakaşa haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki pederine karşı hak dâvâ etsin. PEDERİNİ HAKSIZ GÖRSE DE ONA İSYAN EDEMEZ. Demek pederine İSYAN EDEN ve ONU RENCİDE EDEN İNSAN BOZMASI BİR CANAVARDIR.. diyor üstad.. Allah muhafaza..
(3) Ve EVLATLARINI o Sonsuz Şefkatli ve İkram etmeyi çok seven Allah’ın (c.c.) HEDİYELERİ olduğu için mükemmel bir şefkat ve merhametle evlatlarını SEVMEK ve MUHAFAZA ETMEK yine HAKKA aittir... Ve o muhabbet ise Cenâb-ı Hakkın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise VEFATLARINDA SABIR ve ŞÜKÜRDÜR ÜMİTSİZCE FERYAD ETMEMEKTİR : "Hâlıkımın benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku idi bir kulu kölesi idi. Şimdi HİKMETİ BÖYLE GEREKTİRDİ BENDEN ALDI DAHA İYİ BİR YERE GÖTÜRDÜ. BENİM O MEMLUKTE O EVLADIMDA GÖRÜNÜŞTE “BİR” HİSSEM VARSA HAKİKİ “BİN” HİSSE ONUN YARADANINA AİTTİR.. El-hükmü lillâh" (hüküm ancak Allah’ındır) deyip teslim olmaktır.
(4) Hem DOST ve AHBABA muhabbet ise EĞER ONLAR İMAN ve SALİH AMEL SEBEBİ İLE CENAB-I HAKKIN DOSTLARI İSELER "El-hubbu fillâh" (Allah için seviniz) sırrınca o muhabbet dahi Hakka aittir.
(5) Hem HAYAT ARKADAŞINI EŞİNİ Rahmet-i İlâhiyenin SEVİMLİ LATİF BİR HEDİYESİ olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et… Fakat ÇABUK BOZULAN YÜZ GÜZELLİĞİNE MUHABBETİNİ BAĞLAMA... Belki kadının EN ÇEKİCİ EN TATLI GÜZELLİĞİ; KADINLIĞA MAHSUS BİR LETAFET ce NEZAKET İÇİNDEKİ “GÜZEL AHLAKIDIR” Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise ulvî ciddî samimî NURANİ ŞEFKATİDİR... Şu ŞEFKAT GÜZELLİĞİ ve AHKLAK GÜZELLİĞİ HAYATININ SONUNA KADAR devam eder Hatta DAHA DA ZİYADELEŞİR... Ve o zaife lâtife mahlûkun hürmet hakkı “O MUHABBETLE” MUHAFAZA EDİLİR.. Yoksa yüz güzelliğinin gitmesiyle EN MUHTAÇ OLDUĞU BİR ZAMANDA BİÇARE HAKKINI KAYBEDER...
(6) Hem PEYGAMBERLERİ ve EVLİYALARI sevmek CENAB-I HAKKIN MAKBUL KULU OLMAK CİHETİYLE Cenâb-ı Hakkın namına ve hesabınadır. Ve o bakış açısı ile O’na (c.c.) aittir.
(7) Hem HAYATI Cenâb-ı Hakkın İNSANA ve SANA VERDİĞİ EN KIYMETTAR ve EBEDİ HAYATI KAZANDIRACAK BİR SERMAYE ve BİR DEFİNE ve SONSUZ MÜKEMMEL CİHAZAT İLE TECHİZ EDİLMİŞ GENİŞ BİR HAZİNE cihetiyle HAYATI SEVMEK MUHAFAZA ETMEK Cenâb-ı Hakkın hizmetinde ÇALIŞTIRMAK yine o muhabbet bir cihette MÂBÛD’a (Tek ibadet edilecek ALLAH’a) aittir.
( Hem GENÇLİĞİN LETAFETİNİ GÜZELLİĞİNİ Cenâb-ı Hakkın bir LÜTFU İKRAMI ŞİRİN ve GÜZEL BİR NİMETİ bakış açısı ile sevmek ve O GENÇLİĞİ “GÜZEL KULLANMAK” şükür içinde bir meşru muhabbettir.. Şimdi bir İHTİYARIN enerjisi ile bir GENCİN enerjisi bir olur mu? Namaz kılınacak olsa; ihtiyar mü’min secdeden kalkana kadar; genç; o enerji ile HAREKETLERİ ÇOK RAHAT YAPMAK NOKTASINDAN; İBADETLERİNİ DE RAHAT YAPAR.. ENERJİSİNİ HİZMETTE KULLANIR.. Dolayısıyla HEM GENÇLİK NİMETİNE “TEŞEKKÜR ETMİŞ” OLUR HEM DE “EBEDİ BİR GENÇLİK” KAZANMIŞ OLUR.. Öbür türlü olursa neticelerini hepimiz biliyoruz zaten.. GEÇİCİ ve ELEMLİ LEZZETLER; EĞER GÜNAHLI İSE BU LEZZETLER HEM DÜNYADA HEM KABİRDE HEM CEHENNEMDE “ÇOK ACI” NETİCELER.. vs vs..
(9) Hem BAHARI Cenâb-ı Hakkın NURANİ İSİMLERİNİN EN LATİF GÜZEL NAKIŞLARININ SAYFASI VE O “HİKMETLİ SANATKÂRIN” (C.C.) SANATLARININ EN SÜSLÜ ve ŞA’ŞAALI BİR SANAT SERGİSİ cihetiyle TEFEKKÜR EDEREK SEVMEK Cenâb-ı Hakkın İSİMLERİNİ sevmektir.
Biliyoruz ki; KÂİNAT CENABI HAKK’IN İSİMLERİNİN aaaAHÜR ETTİĞİ BİR SERGİ SALONUDUR.. Yani KENDİNİ TANITMAK İÇİN BİZE GÖNDERDİĞİ “MEKTUPLAR” HÜKMÜNDEDİR.. Bir çiçekte NE KADAR İNCE BİR SANAT VAR değil mi? Bunu toprağın odunun yapamayacağını daha önceki derlerimizde ispat etmiştik. İşte bunları bu kadar sanatlı yapan ALLAH kendi isimlerini bize okutmak istiyor..
Mesela.. KIRMIZI BİR GÜL’ü düşünelim; tefekkür edelim hep beraber.. O renk nerden gelmiş olabilir ona? Cenabı Hakk MÜLEVVİN (Boyayan) İSMİ ile boyamış.. Sonra MUSAVVİR (Şekil veren) İSMİ ile ona GÜLE HAS bir şekil vermiş; hem de diğer bütün çiçeklerden FARKLI BİR ŞEKİL.. MUHYİ (Hayat veren) İSMİ ile ona hayat vermiş vakti gelince de MUMIT (Öldüren) İSMİ ile de hayatına son verecektir..
(10) Hem DÜNYAYI AHİRETİN BİR TARLASI ve CENABI HAKKIN İSİMLERİNİN BİR AYNASI ve CENAB-I HAKKIN MEKTUBATI (Kendini tanıttırmak için gönderdiği MEKTUPLARI) ve GEÇİCİ BİR MİSAFİRHANESİ cihetinde sevmek -NEFSİ EMMARE KARIŞMAMAK ŞARTIYLA- Cenâb-ı Hakka ait olur.
Elhasıl: Dünyayı ve ondaki mahlûkatı MANA-YI HARFİYLE SEV; MANAYI İSMİYLE SEVME.. "NE KADAR GÜZEL YAPILMIŞ” de “NE KADAR GÜZELDİR” deme..
“MANA-YI İSMİ” ve “MANA-YI HARFİ” üzerinde durmak gerekirse.. Mana-yı ismi: ne demekti?.. ÇİÇEK ÇİÇEK OLDUĞU İÇİN SEVİLİR..
Mana-yı Harfi ise: ÇİÇEK; CENABI HAKKIN İSİMLERİ İLE BİZE KENDİSİNİ TANITTIRMAK İÇİN GÖNDERDİĞİ BİR MEKTUPTUR; ÇİÇEĞİ SEVMEKLE DOLAYISIYLA CENABI HAKKIN İSİMLERİNİ SEVMEKTİR.. Ve KALBİNİN İÇİNE başka muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünkü Kalbin içi; “HERŞEYİN KENDİSİNE MUHTAÇ OLDUĞU ve KENDİSİ HİÇBİR ŞEYE MUHTAÇ OLMAYAN –ALLAHIN- AYNASIDIR.. Yalnız ONUN SEVGİSİNE LAYIKTIR ve ONA MAHSUSTUR...
Bu kısım bayağı AÇILIM GEREKTİREN bir kısım.. Bu yüzden zamanımızın darlığı ve dersin de bayağı uzadığını göz önünde bulundurarak şimdilik açılıma girmiyoruz..
İşte BÜTÜN BU SAYDIĞIMIZ MUHABBETLER eğer BU SURETLE OLSA; HEM ELEMSİZ LEZZET VERİR HEM BİR CİHETTE ZEVALSİZ BİR VİSALDİR (BİTMEYEN BİR KAVUŞMAKTIR).. Yani Tamam belki elimizden çıkıyor bunlar ama; eğer verildiği amaç ve doğrultuda kullanılırsa DAHA MÜKEMMEL BİR TARZDA HEM DE EBEDİ OLARAK BUNLAR BİZE TEKRAR VERİLECEK.. Hem ALLAH SEVGİSİNİ ZİYADELEŞTİRİR. Hem HELAL; günahsız bir muhabbettir. Hem lezzet içinde bir ŞÜKÜRDÜR. Hem muhabbet ile birlikte bir FİKİRDİR...
Meselâ nasıl ki bir BÜYÜK PADİŞAH sana bir elmayı ihsan etse o elmaya iki muhabbet ve onda iki lezzet var: Biri: Elma elma olduğu için sevilir. Ve elmaya mahsus ve elma kadar bir lezzet var. Şu muhabbet padişaha ait değil. Belki huzurunda o elmayı ağzına atıp yiyen adam padişahı değil elmayı sever ve nefsine muhabbet eder. Bazan olur ki padişah o nefse düşkün olan muhabbeti beğenmez ondan nefret eder. Hem elma lezzeti dahi azdır. Hem çabuk biter; elmayı yedikten sonra o lezzet dahi gider bir teessüf kalır.
İKİNCİ MUHABBET ise; elma içindeki elma ile gösterilen PADİŞAHIN İLTİFATIDIR.. Padişahın HUSUSİ İKRAMI olması cihetiyle ve bu bakış açısı ile O ELMAYA HÜRMET GÖSTERİP başına koyan adam; PADİŞAHI SEVDİĞİNİ GÖSTERİR... Hem Padişahın has iltifatının bir KILIFI hükmünde olan o meyvede öyle bir lezzet var ki BİN ELMA LEZZETİNİN ÜSTÜNDEDİR.. İşte bu LEZZET İÇİNDE BİR ŞÜKÜRDÜR. Şu muhabbet PADİŞAHA KARŞI “HÜRMETLİ” BİR MUHABBETTİR..
Mesela diyelim ki; Cumhurbaşkanı sizi KÖŞKE davet etti.. Size İSMİNİZLE MUHATAP OLUP; SİZE BİR HEDİYE İKRAM ETTİ… BU HUSUSİ İKRAM; “NE KADAR KÜÇÜK OLURSA OLSUN” CUMHURBAŞKANININ VERMİŞ OLMASI NEDENİYLE O KİŞİNİN NAZARINDA “DAHA DEĞERLİDİR” değil mi?..
Bu açıklamalardan sonra konumuzu toparlayıp; dersimizi son cümlelerimiz ile bitiriyoruz.
Aynen onun gibi bütün nimetlere ve meyvelere ZATLARI İÇİN; KENDİLERİ İÇİN muhabbet edilse yalnız maddî lezzetleriyle ONLARI YARATANI HİÇ AKLA GETİRMEDEN GAFLET İLE SADECE “LEZZET ALMAK İÇİN” ONLARI SEVSE O MUHABBET O SEVGİ “NEFSANİDİR” O LEZZETLER DE “GEÇİCİ” ve “ELEMLİDİR” Eğer Cenâb-ı Hakkın RAHMETİNİN BİR İLTİFATI ve İKRAMLARININ BİR MEYVELERİ cihetiyle sevse ve o İHSAN ve İLTİFATLARI KENDİSİNE LUTFEDEN ALLAHIN İKRAMLARINI TEFEKKÜR İLE TAKDİR ETMEK SURETİYLE MÜKEMMEL BİR İŞTİHA İLE LEZZET ALSA; böylece HEM MANEVİ BİR ŞÜKÜR HEM ELEMSİZ BİR LEZZETTİR...
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara Sûresi 2:32.)

"Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü şükür ve minnet Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi 10:10.)

EY RABBİMİZ!.. BİZLERİ; NEFİS ve ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ve KABİR AZABINDAN ve CEHENNEM ATEŞİNDEN MUHAFAZA EYLE ve CENNETÜ’L-FİRDEVSTE MES’UD KIL!.... AMİN AMİN AMİN

HeLiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz