Allah (c.c) buyuruyor ki:

“(Ey Muhammed!Onlara) de ki: Gelin, Rabbinizin neleri haram kıldığını size okuyayım: (İbâdette hiçbir şeyi) O’na ortak koşmayın. Ana-babaya iyilikte bulunun. Fakirlik korkusuyla evlatlarınızı öldürmeyin. Zirâ sizin de, onların da rızkını biz veririz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaş-mayın.[1] Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın! İşte bu ( yasaklar), Rabbinizin size emrettiği şeylerdir. Umulur ki (Allah’ın emir ve yasaklarını) akıl edersiniz. Olgunluk çağına erişinceye kadar malını yararlı hale getirmek için kullanmak dışında yetîmin malına yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adâletle yerine getirip tam yapın. Biz, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yük-lemeyiz. Konuştuğunuz zaman, yakın akrabanız bile olsa adâletli davranın.(Dînine bağlı kalma konusunda) Allah’a verdiğiniz sözde durun.Bu (okunanlar), Rabbinizin size emrettiği hükümlerdir. Olur ki işlerinizin sonucunu düşünürsünüz.Şüphesiz ki bu (İslâm), benim dosdoğru yolumdur. Öyleyse o yola uyun, dalâlet yollarına uymayın. Çünkü o yollar, sizi Allah’ın yolundan (Sırat-ı Müstakim’den) uzaklaştırır. Allah, (emirlerini yerine getirip yasaklarından da kaçınıp azabından) sakınmanız için bunları emretmiştir...] En’am Sûresi: 151-153

Ubâde b. Sâmit’ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

“Kim, bana bu üç âyet üzere beyât ederse, sonra bu üç âyeti sonuna kadar okudu. Sonra buyurdu ki: Kim verdiği sözde durursa, onun ecri Allah’adır. Kim de sözünde durmayıp bunlardan birisini yapar ve Allah onu cezâlandırırsa (kendisine had uygulanırsa) bu onun için (günahlarına) keffâret olur. Kim de bunları yapar ve dünyada da cezâlandırılmazsa, onun hesabı Allah’a kalmıştır. Allah dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar.”[3]

ÂYETİN ÖZET ANLAMI:

Allah Teâlâ, Allah’tan başkasına ibâdet eden, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı haram kılan, putlara yaklaşabilmek için evlâtlarını öldüren ve bütün bunları kendi görüşleri ve şeytanın onlara güzel ve hoş göstermesiyle yapan müşriklere Peygamberi Muhammed -salllallahu aleyhi ve sellem-’e şöyle söylemesini emretmek-tedir: "Gelin, yaratanınız ve sahibiniz olan, yalan ve zanla değil, aksine O’ndan gelen vahiy ve emirle gerçekten size neyi haram kıldığını, Allah Teâlâ’nın size tavsiye ettiği şu on öğütle anlatayım:

Birincisi:

Allah Teâlâ, hiçbir şeyi kendisine ortak koşmamanızı emir ve tavsiye etmiştir. Bu emir ve tavsiye, genel olarak şirkten yasaklamaktır ki, bu şirk, Allah Teâlâ'nın dışında ortak koşulan bütün ilâhları kapsadığı gibi, ibâdetlerde Allah Teâlâ'ya ortak koşanı da kapsar.

İkincisi:
Allah Teâlâ, ana-babanıza iyilikte bulunmanızı, onları koruyup muhafaza etmenizi, Allah Teâlâ'ya isyân olmayan konularda onlara itaat etmenizi ve onlara karşı büyüklenmemenizi emir ve tavsiye etmiştir.

Üçüncüsü:

Allah Teâlâ, evlâtlarınızı açlık korkusuyla öldürmemenizi, yâni kız çocukla-rınızı diri diri toprağa gömmemenizi, erkek evlâtlarınızı da fakirlik korkusuyla öldürmemenizi emir ve tavsiye etmiştir.Çünkü size de, onlara da rızık veren benim, rızık veren, siz değilsiniz, hatta kendinize bile rızık veren, siz değilsiniz.

Dördüncüsü:

Allah Teâlâ, görünen ve görünmeyen kötülüklere yâni açık ve gizli günahlara yaklaşmamanızı emir ve tavsiye etmiştir.

Beşincisi:

Allah Teâlâ, öldürmeyi haram kıldığı cana kıymamanızı emir ve tavsiye etmiştir.Haksız yere öldürmeyi haram kıldığı can, mü’min veya antlaşmalı (emân verilen) candır.Haklı yere öldürülmesini mübâh kılan üç hâl vardır ki bunlar; kasten öldüren kısas uygulanarak, evlendikten sonra zinâ eden erkek veya kadın recm edilerek, İslâm’dan dönen de boynu vurularak öldürülür.

Altıncısı:

Allah Teâlâ, yetimin yâni küçük yaşta babası ölen çocuğun malına yaklaşmamanızı emir ve tavsiye etmiştir.Fakat çocuğun harcamasından daha güzel bir şekilde malını korumak ve onu geliştirip değerlendirerek olgunluğa eriştiğinde kendisine iâde etmek bunun dışındadır.

Yedincisi:

“Ölçü ve tartıyı adâletle yerine getirip tam yapın. Biz, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz.”

“Yâni gücünüz yettiğince alış-verişte adâleti ayakta tutun.”

Sekizincisi:

“Konuştuğunuz zaman, yakın akrabanız dahi olsa adâletli davranın.”

Allah Teâlâ, herkese, davranışta adâletli davranmayı emrettikten sonra yakın akraba olsun, yabancı olsun, sözde de adâletli davranmayı emretmiştir.

Dokuzuncusu:

“(Dînine bağlı kalma konusunda) Allah’a vermiş olduğunuz sözde durun.”

“Yâni, emrettiklerini yerine getirip yasakladıklarından sakınmak, Kitab'ına ve elçisinin sünnetine göre hareket edip O’nun emrine teslim olmak sûretiyle Allah Teâlâ'nın size emrettiği ettiği vasiyeti yerine getirin.”

Onuncusu:

“Şüphesiz ki bu, benim dosdoğru yolumdur. Öyleyse o yola uyun, dalâlet yollarına uymayın. Çünkü o yollar, sizi O’nun yolundan uzaklaştırır.”

“Yâni bu iki âyette size terketmenizi tavsiye ettiğim yasaklar ki bunların en büyüğü şirktir ve yapmanızı emrettiğim farzlar ki bunların en büyüğü sırat-ı müstakîm olan tevhîd inancıdır.”


“Öyleyse o yola uyun, dalâlet yollarına uymayın.”

"Yâni bidâtlara ve şüpheli şeylere uymayın."

“O yollar, sizi O’nun yolundan uzaklaştırır."

"Yâni sizi O’nun dîninden saptırır ve dağıtır.”

ÂYETLERİN TEVHÎD İLE OLAN BAĞLANTISI:
Allah Teâlâ, bu âyetlerde birçok haramı zikretmiş, bu haramlara ilk önce şirki yasaklamakla başlamıştır. Şirkten yasaklamak ise, tevhîdi yerine getirmeyi gerektirir. Bu da, tevhîdin en büyük farz, şirkin ise en büyük haram olduğuna delâlet eder.

ÂYETLERDEN ÇIKARILAN SONUÇLAR:
1. Şirk, haramların en büyüğü, tevhîd ise farzların en büyüğüdür.

2. Anne ve babanın evlâdı üzerindeki hakkı çok büyüktür.

3. Haksız yere cana kıymak, özellikle öldürülen kimse yakın akrabadan ise, haramdır.

4. Yetimin malını yemek, haramdır. Fakat yetimin malını, onun yararı için kullanmak, câizdir.

5. Yakın akraba olsun, uzak olsun, söz ve davranışta herkese adâletli davranmak, farzdır.

6. Verilen sözde durmak (ahde vefâ göstermek), farzdır.

7. İslâm dînine uymak ve onun dışındaki dînleri terketmek, farzdır.

8. Helâl veya haram kılmak, Allah Teâlâ’nın hakkıdır.