Karada ve denizde sizi gezdiren O´dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman

onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken

ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken

dinde O´na ´gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)´ olarak Allah´a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan

muhakkak sana şükredenlerden olacağız." (10/22)
(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh

bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum

bizimle birlikte bin ve kâfirlerle birlikte olma." (11/42)
(Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım

o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah´ın emrinden

esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi

böylece o da boğulanlardan oldu. (11/43)
Ya da (inkâr edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar

onun üstünde bir dalga

onun da üstünde bir bulut vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemişse

artık onun için nur yoktur. (24/40)
Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman

dini yalnızca O´na ´halis kılan gönülden bağlılar´ olarak Allah´a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca

artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar

nankör olandan başkası inkar etmez. (31/32)