![]() |
![]()
|
|
||||||
| Dua, Ayet, Hadis Dinimizin gereklerini yerine getirebilmemiz için öğrenmemiz gereken Dua, Ayet ve Hadis Bölümümüz |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mareşal
![]() ![]() |
Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah
merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar kim de koparırsa Allah da ondan (rahmet bağını) koparır."Tirmizi Birr 16 (1925); Ebü Dâvud Edeb 66 (4941).1954 - Hz. Cerir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.Buhâri Tevhid 2 Edeb 27; Müslim Fedail 66 (2319); Tirmizi Birr 16 (1923).1955 - Ebü Dâvud ve Tirmizi'de Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh)'den gelen bir diğer rivâyette Resülullah (aleyhissalatü vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Merhamet; ancak şaki'nin (ebedi hüsrâna uğrayanın) kalbinden çıkarılabilir." Tirmizi Birr 16 (1924); Ebü Dâvud Edeb 66 (4942).1956 - Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aIeyhissalâtü vesselâm) (bir gün) Hasan İbnu Ali (radıyallâhu anhümâ)'yı öpmüş idi. Bu sırada yanında bulunan Akra' İbnu Hâbis (sanki bunu tuhaf karşıladı ve "Benim on tane çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim" dedi. Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) ona bakıp: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez" buyurdu." Buhâri Edeb 18 Müslim Fedâil 65 (2318); Tirmizi Birr 12 (1912); Ebü Dâvud Edeb 156 (5218).Rezin ilâve etti: "(Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) şunu da söyledi:"Allah siz(in kalbiniz)den merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" ALLAH'IN RAHMETİ 1957 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim'in rivâyetinde: "Allah mahlükâtı yarattığı zaman"- yanında bulunan Arş'ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: "Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır."Buhâri Tevhid 15 22 28 55 Bedi'ül'-Halk 1; Müslim Tevbe 14 (2751); Tirmizi Daavat 109 (3537).)Buhâri nin bir diğer rivâyetinde: "Rahmetim gazabıma galebe çaldı" denmiştir. Buhâri ve Müslim'in bir rivâyetlerinde: "(Rahmetim) gazabımı geçti" denmiştir. 1958 - Yine Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhisselâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksandokuz parçayı kendine ayırdı. Yer yüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin insan ve hayvan mahlükatı arasında taksim etti.) Bu tek cüz(den nasibine düşen pay sebebiyledir ki mahlükat birbirlerine karşı merhametli davranır. At (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır."Buhâri Edeb 19 Rikâk 19 Müslim 17 (2752); Tirmizi Daavât 107-108 (3535-3536).1959 - Selmânu'l-Fârisi (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "AIlah'ın yüz rahmeti var. Bunlardan biriyle mahlükat kendi aralarında birbirlerine merhamet gösterirler. Doksandokuz rahmet de Kıyamet günü içindir." Müslim Tevbe 20 (2753).1960 - Yine Müslim'de gelen bir diğer rivâyette Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)]: "Allah arz ve semayı yarattığı gün yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak kadardır. Ondan yeryüzüne tek bir rahmet indirmiştir. İşte anne yavrusuna bununla şefkat eder. Vahşi hayvanlar ve kuşlar birbirlerine bununla merhamet ederler. Kıyamet günü geldiği vakit Allah rahmetine bunu da ilâve ederek (tekrar yüze) tamamlayacaktır."Müslim Tevbe 21 (2753).1961 - Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselam)'a bir grup esir getirilmişti. İçlerinde bir kadın vardı göğüsleri sütle dolu idi. Bu kadın (sağa sola) koşuyor esirler arasında bir çocuk bulduğu zaman onu yakalayıp kucaklıyor göğsüne bastırıyor ve emziriyordu. (Dikkatleri çeken bu manzara karşısında) aleyhissalâtu vesselâm: "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına kanaatiniz olur mu?" dedi. Bizler: "Hayır!" diye cevap verince: "(Bilin ki) Allah'ın kullarına olan rahmeti bu kadının çocuğuna olan şefkatinden fazladır" buyurdu."Buhâri Edeb 18; Müslim Tevbe 22 (2754).HAYVANLARA MERHAMET 1962 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir adam yolda yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" deyip tekrar kuyuya inip mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti." Resülullah'ın yanındakilerden bazıları: "Ey Allah'ın Resülü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet! Her "yaş ciğer" (sahibi) için bir ücret vardır" buyurdu." Buhâri Şirb 9 Vudü 33 Mezâlim 23 Edeb 27; Müslim Selâm 153 (2244); Muvatta Sıfatu'n Nebi 23 (2 929-930); Ebü Dâvud Cihâd 47 (2550).1963 - Bir diğer rivâyette şöyle denmiştir: "Fâhişe bir kadın sıcak bir günde bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfret olundu."Müslim Tevbe 155 (2245).1964 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir kadın eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı."Buhâri Bed'ü'l-Halk 17 Şirb 9 Enbiya 50; Müslim Birr 151 (2242).1965 - Abdullâh İbnu Câfer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah(aleyhissalâtü vesselâm)'ın kazâ-i hâcet yaparken geri tarafından istitar (perdelenme) için en ziyâde tercih ettiği sütre bir bina veya bir hurma kümesi idi. Bir seferinde Ensârdan bir zâtın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalâtu vesselâm deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sâkinleşti. "Bu devenin sâhibi kim?" diye sorarak ilgi gösterdi. Ensar'dan bir genç: "O bana aittir ey Allah'ın Resülü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı: "Allah'ın sâna mülk kıldığı bu deve hakkında AIIah'tan korkmuyor musun? Bâk! Bu bana şikâyette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun." Ebü Dâvud Cihâd 47 (2549).1966 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkâk ki tek başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için AIIah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin (durma yeriniz) kıldı öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanının sırtında değil) arz üzerinde görün."Ebü Dâvud Cihâd 61 (2567).1967 - Abdurrâhman İbnu Abdullah babası Abdurrahman (radıyallâhu anh)'dan rivâyet eder ki şöyle demiştir: "Biz bir seferde Resülullah(âleyhissalâtü vesselâm) ile beraber idik. Resülullah bir ara bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı. O sırada hummara denen bir kuş gördük iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık. Kuşcağız etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz gelince: "Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ızdıraba attı? Yavrusunu geri verin!" diye emretti. Bir ara ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü. "Kim yaktı bunu?" diye sordu. "Biz!" dedik. "Ateşle azab vermek sadece ateşin Rabbine hastır" buyurdu." Ebü Dâvud Cihâd 122 (2675) Edeb 176 (5268).1968 - Muhammed İbnu İshâk kendisine Ebü Manzür denen Şamlı bir zattan naklediyor bu da amcasından o da Hadır'ın kardeşi Âmiru'r-Râm'dan nakletmiştir. Âmir der ki: "Bizim için bayraklar ve sancaklar yükseltildiği zaman memleketimizde idik. Ben: "Bu nedir?" diye sordum. "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)'ın sancağı!" dediler. Yanına gittim. Bir ağacın altında oturuyordu. Ashâbı da etrafını sarmıştı. Ben de yanlarına oturdum. Bir ara Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) hastalıklardan ve dertlerden bahsedip dedi ki: "Mü'mine bir hastalık gelir sonra da Allah ona şifa verirse bu hastalık onun geçmiş günâhlarına kefâret geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Şâyet münâfık hastalanır sonra da afiyet verilirse o sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir." Aleyhissalâtu vesselâm'ın etrafında oturanlardan biri: "Ey Allah'ın ResüIü eskâm (hastalıklar) nedir? Ben aslâ hiç hastalanmadım?" diye sordu. Resülullâh (aleyhissalâtu vesselâm): "Kalk! sen bizden değilsin" buyurdu." Ebü Dâvud Cenâiz 1 (3089).1969 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yâkıldı. Allah Teâla Hazretleri ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca ısırmışken sen tesbih eden bir ümmeti yaktın."Buhâri Cihâd 152 Bed'ü'l-Halk 14; Müslim Selâm 148 (2241); Ebü Dâvud Edeb 176 (5265); Nesâi Sayd 38 (7 210 211). |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| "orhan Olmaya Devam EdeceĞİm" | USLANMAM | Kültür ve Sanat Haberleri | 0 | 12-01-2006 12:40 PM |
