Peygamberlerin ve kutsal kitapların gönderiliş amaçlarından en önemlisi hiç şüphesiz,insanı güzel ahlaklı davranışlara yöneltme gayretidir. İslam dini, insanın kendisine,ailesine, toplumuna, ve diğer varlıklara karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini bildirir.

Ahiret inancı, bireylerin davranışlarını etkilemektedir. Kişi, sayısız nimetlerle kuşatılan cennete gitme arzusu ile iyiliklere yönelir. Güzel davranışlarda bulunur. Öteyandan çeşitli azaplarla kuşatılan Cehenneme gitme korku ve endişesi ile kötülüklerdensakınan kişi, davranışlarını düzeltme gayreti içersine girer. Ahiret inancı sayesinde,toplumda iyiliklerin, dolayısıyla mutluluk ve refahın artmasına, kötülüklerdensakınmak suretiyle de hırsızlık, zina, gasp, adam öldürme, hak tecavüzü, içki, kumar,gibi başkasına zarar veren her türlü olumsuzlukların azalmasına vesile olur. Nitekim
kul hakkının söz konusu olduğu her bir kural ihlâli, kişinin hanesine günah olarakyazılacak ve ahirette hesabı sorulacaktır. İyilik yapanlar hakkında Allah Teala şöylebuyurur: “İnanan ve yararlı işler yapanlar için hoş bir hayat ve güzel bir istikbal vardır(Rad suresi, 29. ayet.)”, “... Onları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedi olarak kalacaklardır. (Nisa suresi, 57. ayet.)”.


Öte yandan imanlı ve güzel amelsahibi mü’minler, öyle nimetler içerisinde olacaklar ki, Kur’an’ın ifadesiyle;“Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan mutlu kılıcı nimetleri hiç kimse bilmez.”(Secde suresi, 17. ayet.) şeklindedir.

Toplumun düzeni; dinin, neslin, canın, aklın ve malın korunması ile mümkündür.Bu temel esaslar gözetilmezse, hayat düzeni kökünden sarsılır. İnsanlar arasında huzursuzlukve kargaşa baş gösterir. İnsanların işlerinde düzensizlik ve dengesizlik hakim olur.İnsan hayatı, dünya hayatının sonunda bütün yapılanların sorgulanacağı ahirethayatının olmasıyla anlam kazanmaktadır.Ahiret inancı, insana sonsuzluğun yolunu açarken; ölümün bir son olmadığını, aksine daha güzel ve ebedi bir hayatın başlangıcıiçin bir araç olduğunu bildirmektedir.Bir insanda ahiret günü inancı varsa o insanın,hayatı, düzen ve disiplin içinde olur,sorumluluk duygusu en üst düzeyde olur. Bunabağlı olarak görev ve sorumluluklar dengesi sağlanır, bencillik, aşırı hırs ve dünyaya bağlılık, yerini, sakin, huzur dolu, güven duygusunun hakim olduğu bir hayata bırakır.

Nitekim Cenab-ı Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır; “O ki, hanginizin daha güzeldavranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk suresi, 2. ayet.)

İslam dininin hedefi, insanların dünya ve ahiret saadetini temin etmektir.

Yaptıklarının karşılığını göreceğini bilen bir insan, Allah’tan hakkıyla korkar. Kimseyekötülük etmez. Herkese iyilik eder. Adâlete riâyet eder. Nefsi için sevdiği şeyleribaşkası için de sever. Nefsi için kötü gördüğü şeyleri başkası için de kötü görür. Allah’atevekkül ve itimat eder. Büyüklerine saygılı, küçüklerine karşı merhametli olur. Tabiatıkorur. Bu güzel davranışları yapan insan, ancak ilâhî dinin gözetimi ve ahiretteyaptıklarının hesabını verme inancı ile mutlu olur.


Sonuç olarak; Ahiret inancı, İslam inancının en önemli ilkelerinden biridir.

Kur’an’ın ifadesiyle zerre kadar hayır yapan mükafatını görecek, zerre kadar kötülükyapan da cezasını görecektir. (Zilzal suresi, 7- 8. ayetler.) Dolayısıyla Müslüman, attığıher adımın hesabını iyi yapmak durumundadır. İnsanın korkuları, şüpheleri, çaresizliği yalnızlığı, mahrumiyeti, başarısızlığı, sevgisizliği, pek çok arzu ve isteklerinin karşılanmaması;günahlar, ızdıraplar, acılar, suçluluk duygusu, pişmanlık, hayal kırıklığı, haksızlık ve adaletsizlik gibi hallerde din, Allah ve ahiret inancı insan için en önemli bir sığınak ve ümit kaynağıdır.