Sevgini ihtiyat ve itidal üzerine bina et ki belki bir gün o sevdiğin sana kızarda

senden sevgi zamanı aldığı esrar ile seni bağlamaya kalkar. Nefretini de niye ihtiyat ve itidal üzerine bina et ki belki bir gün kapıldığın nefret muhabbete döner de

sonra sevdiğine karşı yaptıklarından utanırsın.
İhtiyat; ileri görmek
İtidal ise aşırı olmamaktır.
İnsan her ne olursa olsun

kime muhabbet duyarsa duysun

duyduğu muhabbet dünyasaldır

bu Hadis-i Şerif dünyasal muhabbetin içinde mutlaka nefsin gizli olduğunu açıkça bildiriyor. Çünkü bu maddesel beden içerisinde kaldığınız müddetçe

bu ışıklığınız bu beden kalıbı içinde bulunduğu müddetçe nefis ile mücadele etmek büyük cihattır. Nefsinize kapılmamanız mümkün değildir

onun için yaşadığınız dünyasal sevgiler ve nefretler daima nefs kıskacı altındadır.
Sevgi ve nefretlerinizi öyle ayarlayın ki bir gün o kişiyle bir başka duygular içerisinde bulunursunuz. Bugün seversin

ona bütün sırlarını açarsın

o senin bu sırlarını yarın sana karşı kullanır

bunun için orta yolu bulun dikkat edin.
İslam itidal üzerine kuruludur. Her türlü ibadette

sevgide

öfkede itidal yani orta yolu bulmayı aşırılıklardan kaçınmayı emreder. Hakk’a yönelmiş bir kimse; Allah’tan ötürü kullarını seveceğinden

onda nefret duygusunun varlığından söz edilemez. Ancak Avam-ı Nass mensubu kimseler

nefslerini de Emmare safhasında yaşadıklarından

ancak bu şekilde onlar ikaz edilmiş ve yine de dostunu ve düşmanını itidal üzerine tut anlamında bu nasihat verilmiştir.
Bu Hadis-i Şerif’i destekleyen Mevlana şu sözleri söylüyor:
“ Dostuna çok güvenme

gün gelir düşmanın olur

düşmanını çok yerme gün gelir dostun olur”