![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Dini Bilgiler Dinimizle ilgili paylaşmak istediğimiz herşey |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Peygamberimiz Aleyhisselamın Ahlâkı
Hz. Ali'ye Göre Peygamberimiz Aleyhisselam Hz. Hüseyin der ki: "Peygamber Aleyhisselamın ev içindeki meşgalesini babam (Ali b. Ebu Talib)'dan sordum. Babam: 'Peygamber Aleyhisselam evine girişinden itibaren vaktini:Allah'a ibadete ![]() ev halkının işlerine ![]() ve kendi işlerine ait olmak üzere üçe ayırmıştı. Şahsına ayırdığı vakti de kendisiyle insanlar arasında buluşturmuştu.O vakitte yanına gelen insanlardan ancak seçkin sahabileri girerdi.Halka dinî meseleleri onlar aracılığıyla tebliğ eder halkı ilgilendiren hiçbir şeyi yanında tutmaz birik�*ti rm ezdi.Ümmetine ait vakti fazilet sahiplerine dindeki üstünlük derecelerine göre bölüştürüp kendilerini ona göre huzuruna çağırmak Peygamber Aleyhisselamın âdeti idi.Onlardan kimisi bir hâcetli kimisi iki hâcetli kimisi de daha çok hâcetli idi.Peygamber Aleyhisselam onların dinî hâcetleriyle meşgul olur sorularına gereken cevapları verir sonra da:'Bunları burada bulunan burada bulunmayanlara tebliğ etsin!Bana kendisi gelemeyip hacetini arzedemeyen kimsenin hacetini siz bana arzediniz! Muhakkak ki sultana hacetini arzedemeyenin hacetini arzeden kimsenin ayaklarını Kıyamet gününde Allah Sırat üzerinde sabit kılar!' buyururdu.Peygamberimiz Aleyhisselamın yanında bundan başka birşey anılmaz dile getirilmezdi.Zaten kendisi de hiç kimseden bundan başkasını kabul etmezdi. Peygamber Aleyhisselamın huzuruna girenler talip olarak girerler en büyük ilim zevkini tatmış ve onlara delâlet edici oldukları halde çıkarlardı' dedi.Babamdan Peygamber Aleyhisselamın evinden çıkışında ne yaptığını sordum.Babam: 'Resûlullah Aleyhisselam dışarıda konuşmazdı. Ancak konuşması Müslümanlara yararlı olacak onları birbirlerine ısındıracak aralarındaki tefrikayı soğukluğu kaldıracak ise konuşurdu.Her kavmin yüksek hasletli kişisine ikram eder ve onu kavminin üzerine vali yapardı. Hiç kimseden güleryüzünü ve güzel huyunu esirgemezdi. Ashabını göremese arar halka aralarında olan bitenleri sorardı.İyiliği över ve berkiştirir kötülüğü de yerer ve zayıflatırdı.Kendisinin her işi itidal üzere idi ihtilafsızdı.Gaflete düşerler endişesiyle Müslümanlan uyarmaktan geri durmazdı.Her hali mûtad idi. İbadet ve taat için kendisinde tam bir istidad vardı. Ne hakkı tecavüz ne de onu yerine getirmekte kusur ederdi.Kendisine yakın olanlar insanların en hayırlıları idiler.Onun katında ashabın en üstünü öğüdü en şümullü olanı ve mertebece en büyüğü de muhtaçlara yardımı ve iyiliği en güzel olanı olurdu' dedi.Babama Peygamber Aleyhisselamın meclisindeki âdetinden sordum o da:'Resûlullah Aleyhisselam Allah'ı zikretmedikçe ne oturur ne de kalkardı.Mecliste yerlerden biryeri kendisine belirlemez böyle yapmayı men ederdi.Nerede olursa olsun oturan bir cemaatin yanına vardığı zaman üst başa geçmez meclisin sonuna oturur ve böyle yapmalarını Müslümanlara da emrederdi.Kendisiyle birlikte oturan herkese nasibini verir öyle ikram ederdi ki herkes Resûlullah katında ken�*disinden daha mükerrem bir kimse yok sanırdı.Kendisiyle oturan veya gelip hacetini arzeden kimsenin herşeyine dönüp gidinceye kadar kat�*lanırdı.Bir kimse kendisinden bir hacette istekte bulununca onu reddetmez verir yahut tatlı ve yumuşak bir dille geri çevirirdi.Onun döşeği ve güzel ahlâkı bütün insanları içine alacak kadar genişti.Onlara şefkatli bir baba olmuştu. Hak hususunda herkes onun katında eşitti. Peygamber Aleyhisselamın meclisi bir ilim haya sabır ve emanet meclisi idi.Meclisinde ne sesler yükselir ne bir kimse suçlanır ne de işlenmiş bir kusur ve hata açığa vurulur�*du.Resûlullah Aleyhisselamın meclisinde bulunanlar birbirinin dengi olup; birbirlerine karşı üstünlükleri ancak takva yönündendi.Hepsi de tevazulu alçakgönüllü idiler.Büyüklere tazim ederler küçüklere şefkat ve merhamet gösterirler ihtiyaç sahiplerini başkalarına tercih edip ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar garib yabancı olanları korur ve kollarlardı' dedi.'Peygamber Aleyhisselamın meclisindekilere karşı tutum ve davranışı nasıldı?' diye sondum. Babam: 'Resûlullah Aleyhisselam meclisindekilere karşı daima güleçti.Yumuşak huylu idi. Esirgemesi bağışlaması boldu.Katı kalbli değildi. Hiç kimse ile çekişmezdi. Hiç bağırıp çağırmaz kötü söz söylemezdi.Hiç kimseyi ayıplamazdı. Pinti ve cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Umanı umutsuzluğa düşürmezdi. Birşey hakkındaki hoşnutsuzluğunu açığa vurmazdı. Kendisini üç şeyden: 1. İnsanlarla çekişmekten ![]() 2. Çok konuşmaktan ![]() 3. Yararsız boş şeylerle uğraşmaktan alıkoymuştu.İnsanları da üç şeyde kendi hallerine bırakırdı: 1. Hiçbir kimseyi ne yüzüne karşı ne de arkasından kınamaz ayıplamazdı.2. Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. 3. Hiç kimseye hakkında sevaplı ve hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Peygamber Aleyhisselam konuşurken meclisinde bulunanlar başlarına kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlar; sözünü bitirip susunca söyleyeceklerini söylerler; fakat kendisinin yanında asla tartışmaz çekişmezlerdi.Peygamber Aleyhisselamın yanında birisi konuşurken konuşmasını bitirinceye kadar diğerleri susarlardı.Peygamber Aleyhisselamın yanında en sonrakinin sözü ile en öncekinin sözü farksızdı. Meclisinde bulunanlar birşeye gülerlerse o da-onlara uyarak-güler birşeye hayret ederi erse o da-onlara uyarak-hayret ederdi.Meclisine gelen garibi erin yabancıların sözlerindeki ve sorularındaki kabalık ve kıncılığa-ashabı da kendisi gibi davransınlar diye-katlanırdı.'Bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını talep ettiğini gördüğünüz zaman ihtiyacını ele geçirmesi için ona yardım ediniz!'buyururdu.Gerçeğe uygun olmayan övmeyi kabul etmezdi. Hakka tecavüz etmedikçe hiç kimsenin sözünü kesmezdi. Haka tecavüz ettiği zaman da ya onu men ederek sözünü keser yahut meclisten kalkıp giderdi' dedi.[1]'Peygamber Aleyhisselamın susması nasıldı?' diye sordum. 'Peygamber Aleyhisselamın susması dört şey üzerine; yani (1) hilim (2) hazer (3) takdir (4) tefekkür üzerine idi.Takdir insanlara eşit bakış ve dinleyişte ![]() Tefekkür dünya ve ahiret işlerini düşünmesinde göze çarpardı. Hilim ve sabrı kendisinde toplamıştı. Hiçbir şey kendisini kızdırmazdı. Hazere gelince bu haslette kendisinde dört haslet toplanmıştı:1. En iyiyi-tâbi olmak için-alırdı. 2. Çirkin olan şeyleri-geri durmak için-bırakırdı. 3. Görüşünü ümmetinin yararına olan şeylere harcardı. 4. Himmetini ümmetinin dünya ve ahiret mutluluklarını sağlayacak şeyler üzerinde toplardı' dedi. [2]'Resûlullah Aleyhisselamın herhangi birşey için 'Hayır!' dediği olmazdı. Yapmak istediği birşey ken�* disinden istenildiği zaman 'Olur!' buyurur; yapmak istemediği birşey kendisinden istenilince susar onuyapmak istemediği susmasından anlaşılırdı.'"[3] Hind b. Ebi Hâle'ye Göre Peygamberimiz Aleyhisselam Hz. Hasan'ın sorusu üzerine Peygamberimiz Aleyhisselamın üvey oğlu Hind b. Ebi Hâle de Peygamberimiz Aleyhisselamı şöyle anlatır"Resûlullah Aleyhisselam yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır iki yanına salınmaz adım�*larını geniş atar yüksek bir yerden iner gibi önüne doğru eğilir vakar ve sükûnetle rahat yürürdü.Bakmak istediği bakacağı tarafa tamamıyla dönerek bakardı.Etrafına gelişigüzel bakınmazdı. Yeryüzüne bakışı semaya bakışından uzundu.Yeryüzüne bakışı da gözucuyla idi.Yürürken sahabilerinin gerisinde yürürdü.Birisiyle karşılaştığı zaman önce kendisi selam verirdi.Resûlullah Aleyhisselam daima düşünceli idi. Kendisinin susması konuşmasından uzun sürerdi.Resûlullah Aleyhisselam lüzumsuz yere konuşmazdı. Söze başlarken de sözü bitirirken de Allah'ın ismini anardı.Konuşurken kısa ve özlü kelimelerle konuşurdu. Resûlullahın sözleri hep gerçek ve yerinde idi. Resûlullah Aleyhisselam konuşurken ne fazla ne de eksik söz kullanırdı.Kimsenin gönlünü kırmaz kimseyi hor görmezdi.En ufak nimete bile saygı gösterir hiçbir nimeti vermezdi.Bir nimeti ne hoşuna gittiği için över ne de hoşlanmadığı için yererdi.Dünya için dünya işleri için kızmazdı; fakat bir hak çiğnenmek istendiği zaman onun öcünü almadıkça hiçbir şey kızgınlığının önüne geçemezdi.Kendi şahsı için asla kızmaz ve öç almazdı. Birşeye işaret edeceği zaman parmağıyla değil bütün eliyle işaret ederdi.Hayret ve taaccüb ettiği zaman elinin duruşunu tersine çevirir yani avucu göğe doğru ise onu yere doğru yere doğru ise onu göğe doğru çevirirdi.Konuşurken el hareketi yapar sağ elinin avucunu sol elinin baş parmağının iç tarafına vurur durur�*du.Kızdığı zaman kızgınlıktan hemen vazgeçer ve kızgınlığını belli etmezdi.Neşelendiği ferahlandığı zaman gözlerini yumardı.En fazla gülmesi gülüm sem ekti. Gülümserken de ağzındaki dişleri inci taneleri gibi görünürdü." [4]Hz. Âişe'nin bildirdiğine göre; Peygamberimiz Aleyhisselam insanların en güzel ahlâklısı idi. Hiçbir çirkin söz söylemez ve hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdi. Çarşı ve pazarlarda bağınp çağırmaz kötülüğü kötülükle karşılamazdı.Fakat affeder ve bağışlardı . [5]İnsanların en naziği en iyi huylusu ve en güleci idi. [6]Allah yolunda cihad dışında ne bir hizmetçiye ne bir cariyeye ne de bir kimseye el kaldırmış vur�*muştu. [7]Peygamberimiz Aleyhisselamın Peygamberlikten Önceki ve Sonraki Durumu Peygamberimiz Aleyhisselam kendisine peygamberlik gelmeden önce de kavmi arasında ahlâkının güzelliği ve üstünlüğü ile övülür parmakla gösterilirdi.Bu gerçeği Muhammed b. İshak (vefatı 151 H.) ile Muhammed b. Sa'd (vefat 230 H.) ve daha başkaları şöyle dile getirirler: "Resûlullah Aleyhisselam erlik çağına erinceye kadar mertlik ve insanlıkça kavminin en üstünü ahlâkça en güzeli soy-sopça en şereflisi komşuluk hakkını en çok gözeteni hilm ve uslulukça en büyüğü doğru sözlülükte en başta geleni eminlik ve güvenilirlikte en büyüğü kötülüklerden ve insan�*ları alçaltan huylardan da en uzak bulunanı idi.Yüce Allah bütün iyi haslet ve meziyetleri onda toplamıştı. Bunun için kendisi kavmi arasında 'el-Emîn1 adıyla anılırdı." [8] Yüce Allah Peygamberimiz Aleyhisselam hakkında:"Muhakkak ki sen pek büyük bir ahlâk üzeresin!" (Kalem: 4) buyurmuş; Peygamberimiz Aleyhisselam da ahlâkî faziletleri tamamlamak için gönderildiğini açıklamıştır. [9]"Sizin Bana en sevgiliniz Kıyamet günü yeri bana en yakın olanınız ahlâkı en güzel olanınızdır." [10]"Mü'minlerin imanca en olgunları ahlâkı en güzel olanlarıdır." [11]"Sizin hayırlılarınız ahlâkı en güzel olanlarınızdır." [12]"Kıyamet günü Mîzanda güzel ahlâktan daha ağır basan birşey yoktur." [13] "İnsanların İslâmiyet bakımından en güzelleri ahlâkça en güzel olanlandır" buyurmuştur. [14]Peygamberimiz Aleyhisselamın önüne bir adam gelip: "Yâ Rasûlallah! Hangi amel üstündür?" diye sordu. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Güzel ahlâk!" buyurdu. Adam Peygamberimiz Aleyhisselama sağ tarafından gelip:"Hangi amel üstündür?" diye tekrar sordu. Peygamberimiz Aleyhisselam yine: "Güzel ahlâk!" buyurdu. Adam Peygamberimiz Aleyhisselama sol tarafından gelip:"Yâ Rasûlallah! Hangi amel üstündür?" diye tekrar sordu. Peygamberimiz Aleyhisselam: "Güzel ahlâk!" buyurdu. Adam arka taraftan gelip Peygamberimiz Aleyhisselama: "Yâ Rasûlallah! Hangi amel üstündür?" diye tekrar sordu. Peygamberimiz Aleyhisselam ona doğru yönelerek:"Anlamıyor musun? Güzel ahlâktır! O da gücün yeterse hiç kızmam andır!" buyurdu. [15]Peygamberimiz Aleyhisselama: "Yâ Rasûlallah! İnsanlara verilen en hayırlı şey nedir?" diye sorulunca da Peygamberimiz Aleyhisselam:"Güzel ahlâktır!" buyurmuştur. [16] [1] İtin Sa'd Tabakât c. 1 s. 424-425 Tirmizî Şemail s. 59-60 Kadı lyaz Şifa.c.1 s. 119-121.[2] İbn Sa'd c. 1 s. 425 Kadı lyaz c. 1 s. 121-122.[3] İbn Sa'd c. 1 s. 368 Heysemî Meonau'i-ievâid c. 9 s. 13.M. Asım Köksal İslam Tarihi Köksal Yayıncılık: 8/405-409.[4] İbn Sa'd Tabakât c. 1 s. 422-423 Tirmizî Şemail s. 36-37 Kadı lyaz Şita c 1 s. 118-119.[5] İbn Sa'd Tabakât c. 3 s. 365 Tirmizî c. 4 s. 369.[6] İbn Sa'd c. 1 s. 365.[7] İbn Sa'd c. 1 s. 367.M. Asım Köksal İslam Tarihi Köksal Yayıncılık: 8/409-411.[8] İbn İshak İbn Hişam Sîre c. 1 s. 194 İbn Sa'd 11 s. 121.[9] Mâlik Muvatta' c. 2 s. 3904 Ahmed Müsned.c. 2 s. 381 Buhârî Edebü'l-müfred s. 78 Hakfmüt-Tirmizî Nevâdiru'l-usûl s. 229 Heysemî Meanau'z-zevâid c. 9 s. 15.[10] Ahmed c. 4 s. 193 Tirmizî c. 4 s. 370.[11] Ahmed c. 2 s. 250 Ebu Dâvud c. 4 s. 220 Dârimî c. 2 s. 231.[12] Ahmed c. 2 s. 193 Buhârî Sahih c. 7 s. 82.[13] Ahmed c. 6 s. 442 Ebu Dâvud c. 3 s. 253 Tirmizî c. 4 s. 362.[14] Ahmed c. 5 s. 89.[15] M ünzirf et-Tergfb vet-terhfb c. 3 s. 405-406.[16] Ebu Hanffe Müsned s. 44 Ahmed Müsned c. 4 s. 278 İbn Mâce Sünen c. 2 s. 1137.M. Asım Köksal İslam Tarihi Köksal Yayıncılık: 8/411-412. |
|
|
|