Peygamberimizin mektupları

Allah Resulü Muhammed’den, Habeş Meliki Necaşiye!...

Ey Melik! Müslüman olmanı dilerim.

Ben, senin namına, La İlahe İlla Hü, Melik, Kuddüs, Selam, Muheymin (sıfatlarına haiz) olan Allah’a hamd ü sena ederim.

Ve şehadet ederim ki, Meryem oğlu İsa, Allah’ın kulu ve Kelimesidir. Allah, O Kelime’yi (ki İsa’ya vucüd veren ‘’Kün’’ hitabıdır) ve o ruhu çok temiz ve afif olan ve dünya hayatından tamamıyla çekilmiş bulunan Meryem’e nefhetti (ruhundan üfledi). Bu suretle Meryem, İsa’ya hamile kaldı. Böylece Allah, İsa’yı yarattı.

Nasıl ki, Adem’i de Allah, kudret eliyle (ve bir mucize olarak) yaratmıştır.

Ey Melik!

Seni; eşi, ortağı olmayan bir tek Allah’a imana ve O’na ibadete, bana uymaya ve Allah tarafından bana gönderilenlere inanmaya davet ediyorum. Çünkü, ben, Allah’ın bunları tebliğe me’mur elçisiyim.
Seni ve halkını Aziz ve Celil olan Allah’a (imana) davet ediyorum.

Şimdi ben size (İslam esaslarını) tebliğ ettim ve nasihatta bulundum. Siz de nasihatımı kabul ediniz!
Selam hidayete tabi olanlara olsun.’’


Rum Kayseri Heraklius’un İslam’a Davet Edilmesi

Tarihi kaynaklara göre, Hicret'in 7. yılında, Peygamber Efendimiz (sav), Rum Kayseri Heraklius’u İslam’a davet etmek için sahabelerinden Dihye b. Halife el-Kelbi’yi göndermiştir.

Peygamber Efendimiz (sav), Rum Kayseri Heraklius’a da bir mektup göndermiş, mektubunda Al-i İmran Suresinin 64. ayetini tebliğ etmiştir:


“Bismillahirrahmanirrahim,

Allah'ın Elçisi Muhammed'den, Bizanslıların Reisi Heraklius'a:


Selam hakikat yolunu izleyene (olsun)! İlave edeyim ki, seni bütün olarak İslam'a davet ediyorum. İslam'ı kabul et ki felah bulasın. İslam'ı kabul et ki Allah değerini iki kat artırsın. Ama eğer kaçınırsan, tebeanın günahı da senin üzerine yüklenecektir. Ve siz, ey Kitab-ı Mukaddes'in insanları (Ey Ehl-i Kitab!) sizinle bizim aramızda aynı olan bir söze doğru geliniz; ki biz ancak Allah'a taparız, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayız ve aramızda kimse kimseyi, Allah'ın dışında sahib (Rab) edinmez. Şimdi, eğer kaçınırlarsa, şöyle deyiniz: Şahit olun biz Müslümanlardanız (Allah'a teslim olanlarız).”

Yemame Emiri'nin İslam’a Davet Edilmesi

Yemame hükümdarı Hevze b. Ali bir Hristiyandı. Tarihi kaynaklara göre Peygamber Efendimiz (sav), bu hükümdarı da İslamiyet’e davet etmek üzere Salit bin Amr’ı görevlendirmişti.

Peygamber Efendimiz (sav)’in gönderdiği mektupta şöyle yazıyordu:

‘’Bismillahirrahmanirrahim’

Allah’ın Resulü Muhammed’den, Hevze b. Ali’ye!

Doğru yolda gidenlere selam olsun!

Şunu iyi bilmelisin ki: Benim dinim yakında dünyanın en uzak ufuklarına kadar parlayacaktır!

Binaenaleyh, ey Hevze!

Sen de Müslüman ol ki, selamete eresin!

Ben de, hükmün altındaki memleketin idaresini sana bırakayım!’’


Böylece, Peygamber Efendimiz (sav), gönderdiği elçiler ve tebliğ mektuplarıyla İslamiyet'i o zamanın bütün ileri gelen devlet adamlarına bildirmiş, bir çoğu daha sonra İslam dünyasına dahil olacak bu ülkelere ilk olarak İslamiyet'in sesini duyurmuştur.

Hz. Muhammed (sav)’in vefatından sonra, sırasıyla halife olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (sav)'in yolunu izlemiş, Kuran ahlakının hakim olduğu adil düzeni, daha geniş bir coğrafyaya yayarak devam ettirmişlerdir. Bu dönemde yapılan fetihlerle İslam Devleti, Arap Yarımadası’nın sınırlarını aşmaya başlamış, Batı’da Trablusgarp, Doğu’da Horasan ve Kuzey’de Kafkasya'ya kadar genişletilmiştir. Fethedilen yerlerdeki insanlar kısa sürede İslam ahlakını benimsemişlerdir. Kurulacak olan yeni devletlerin pek çoğunun temelleri de yine bu dönemde atılmıştır.


Peygamberimiz (s.a.v.)in Gönderdiği Mektup

Resûl-i Ekrem Efendimizin İran Kisrâsı Hüsrev Perviz'e gönderdiği İslâma dâvet mektubunun tam metni şu meâldeydi:
"Bismillahirrahmanirrahim! Allah'ın Resûlü Muhammed'den, Farsların Büyüğü Kisrâ'ya!

"Doğru yolda gidenlere, Allah'a ve Peygamberine iman edenlere, bir Allah'tan başka ilah olmadığına, Onun hiçbir ortağı da bulunmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet edenlere selâm olsun!
"Ben, seni İslâma dâvet ediyorum.

"Çünkü ben; Bütün insanlara 'hayatı olan kişilere (gelecek tehlikeleri) haber vermek ve kâfirlere o söz hak olmak için (azap sözü gerçekleşmesi için)' peygamber olarak gönderildim.

"Müslüman ol ki, selâmete eresin! Eğer, dâvetimden yüz çevirirsen, mecusî kavminin günahı senin boynuna olsun!