“Ahlâkî Hastalıklar ve Kurtuluş Yolları”

Burhan Bozgeyik

28.02.2007


Her gün medyaya yansıyan görüntülerden, cadde ve sokaklardaki manzaralardan, çevremizdeki insanların tutum ve davranışlarından anlaşılacağı üzere toplumumuz mânen hastadır.

İnsan ölüm gibi, fena halleri de hiç kendi üzerine almaz, devamlı başkasına verir, başkasına yakıştırır. Hele şöyle bir kendimizi yoklayalım, belki biz de mânen hasta durumdayız.

Her bir günahta küfre, dalâlete giden bir yol vardır. Her bir günah, kalpte leke yapar. Çabuk tevbe istiğfar edilmezse, o hatadan pişman olunmazsa o leke yerleşir, kalıcı olur. Nasıl sırrı kaybolmuş, sinek pislikleriyle lekelenmiş ayna gittikçe yansıtıcılığını ve görüntü aksettirici özelliğini kaybedip siyahlaşırsa; “nazargâh-ı İlâhî” olan ve içerisinde gerçek mânâda Allah sevgisinden ve Allah hesabına olan sevgiden başka sevgiye yer verilmemesi gereken kalb de günah kirleriyle kararır. Allah muhafaza buyursun, günün birinde “simsiyah” hale gelirse, o kalb ölmüş demektir. İşte o vakit Allah o âsi kulun kalbini mühürler ve o kimse ebedîyen hasarate düşenlerden olur.

Geliniz vakit varken, yol yakınken kendimizi yoklayalım, mânevî hastalıklarımızı teşhis edelim ve bundan kurtulmanın yollarını araştıralım. İşte Millî Gazete şimdi bu çok mühim konuda yazılmış bir eseri hediye ediyor: “Ahlâkî Hastalıklar ve Kurtuluş Yolları”

824 sayfalık bu hacimli eserde yer alan başlıca bölümler şunlardır:

a) İslam Ahlakı Eğitimi

b) Kötü Ahlak Hastalıkları ve Kurtuluş Yolları

Büyük bir emeğin mahsul bu eserin yazarı, Mustafa Bilgen. Yazarı büyük gayret göstererek böylesine bir eseri hazırlamış, gazete de çok ciddî bir maddî külfetin altına girerek bu eseri yayınlıyor. Bize de sadece ve sadece eseri alıp okumak kalıyor.

Çokça görmüşüm, ekseriyetle hediye edilen kitaplar bir köşeye kaldırılır. Öylece durur. Ya da bu nevi, gazetenin hediyesi kitaplar kütüphaneye sanki “vitrin süsü” imiş gibi konulur. Yıllarca açılıp okunmaz. Bu yanlıştır. Görüldüğü gibi, Millî Gazete, sırf hediye vermiş olmak için, ya da sırf promosyon olsun diye kitap vermiyor. Her zaman okunacak kitapları veriyor. Meselâ “Tenbihü’l Gafilin” kitabı her gün elimi uzatıp alabileceğim bir yerde durmaktadır ve bu eseri sık sık da okumaktayım.

Hep kendi aramızda yakınıp dururuz: “Okumuyoruz! Okumuyoruz!” diye. İyi de yakınacağımıza, bir zahmet okuyuversek olmaz mı? Zaten oldu bitti, “kitap pahalı”, “imkanımız yok” gibisinden bahanelere kulak asmamışımdır ya, işte size kocaman bir kitap. Hem de hediye. Buyrun okuyalım...