TASAVVUFUN TEMEL KAVRAMLARI
1-ŞEYH

Bismi Teala;
" De ki; Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin" Al-i İmran 31
Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur: " Muhammedin nefsi kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederek söylüyorum ki: Siz isteseydiniz Allah'ı kullarına kulları da Allah' a sevdiren ve yeryüzünde insanlara nasihat için dolaşan insanların Allah'ın en sevgili kulu olduğuna yemin ederdim." (Avariful Mearif)
Burada Hz. Peygamber (SAV) 'in anlattığı husus şeyhlik ve Allah (CC) 'a davet rütbesinin ta kendisidir.Çünkü şeyh Allah'ı kullarına gerçek manada sevdiren kullarını da Allah'a sevdiren ve yaklaştıran kişidir. Şeyhlik rütbesi; tarikat yolunun en yüce mertebesi Allah'a davet konusunda peygamber vekilliğinin en üstün derecesidir.
Şeyhin kulları Allah'a yaklaştırması şöyle açıklanabilir. Şeyh müridi Resulullah (SAV)'a her konuda uyma yoluna götürür. Kimin Hz. Peygambere uyması dosdoğru olur onun her davranış ve hareketini benimsemesi eksiksiz bulunursa Allah (CC) o kulunu sever. Bakınız Al-i İmran 31
Şeyhin Allah'ı kullarına sevdirmesine gelince onu şöyle izah edebiliriz. Şeyh müridi nefsini kötülüklerden aaakiye yoluna sokar. Nefs temizlenince kalbin yansıtıcı özelliğe sahip aynası parlar. Oradan çevreye ilahi azametin nurları aksetmeye başlar. Kalbe vahdeti ilahinin güzelliği gözükür. Basiretin göz bebeği Cenabi Hakk'ın kıdemi ve celalinin nurlarını seyretmeye dalar. Kemal-i ezeli'yi görür. Böylece kul herşeyde gördüğü ve hissettiği Rabbını sever. Çünkü bu sevgi nefsi aaakiye etme ve fıtratındaki kötülüklerden temizlenmenin bir neticesidir.
2-TARİKAT
Tarikat: Arabca tarik kelimesinin çoğuludur. Tarik yol demektir. Tarikat ise yollar manasına gelmektedir.
Ebu Nasr Serrac Tusi' nin El Luma'a ( İslam Tasavvufu- Prof Dr.H.Kamil YILMAZ) adlı eser inde tarikat şu şekilde anlatılmıştır.
" Fıkhi ve itikadi konularda meydana gelen fırkalara mezheb denildiği gibi tasavvufi eğitimde farklı metodlar uygulayan mekteplere de tarikat denir. Tarikatlar insanlardaki meşreb farklılığından kaynaklanır. Tasavvufta tarikat kavramının kullanılması üçüncü ve dördüncü asırlarda başlar. Ancak bugünkü anlamıyla bir şeyhin (1) etrafında toplanan müridanın (2) tekke (3) ortamında muhtelif usüllerle eğitilmesi anlamına tarikat Abdulkadir Geylani (KS) ve Ahmed Er Rufai (KS) nin yaşadığı hicri 6. ve miladi 12. asırlarda ortaya çıkmıştır. Tarikatler irşad usüllerine göre genellikle üçlü bir tasnife tabi tutulmuştur: Ahyar Ebrar ve Şüttar.
Ahyar Tariki: Amel ve ibadete düşkün olanların yoludur. Bu yolun salikleri genellikle farzlar ve nafile ibadetlerle Hakk' ka ulaşmaya çalışmışlardır. Bu yola ruhani yol da denilir. Çünkü bu yolda ruhun nafile ibadetlerle güçlenip nefsi etkisi altına alması esastır.
Ebrar Tariki: Riyazat (4) ve mücahede (5) yoludur. Bu yola nefsani tarikte denilir. Çünkü amaç riyazat ve mücahede ile nefsi zaaga uğratıp onun ruha ram olmasını sağlamaktır. Bu yolun yolcuları Hakk ile muamelede de Halk ile muamelede de sıdk üzredirler. Gönül saflığına ermek için mücahedeyi esas alırlar.
Şüttar Tariki: Aşk ve muhabbet ehlinin yoludur. Bu yola aşk vecd (6) ve coşku ile girilir. Aşk ile ülfeti olmayan bu tarika süluk (7) edemez. Bu yolun yolcuları Beyazıd (KS) gibi coşkulu taşkın Mevlana (KS) gibi aşık insanlardır. "
3-ZİKİR
Bismihi Teala;Zikrin çoğuluna ezkar denilmiştir.
Zikir: Anma düşünme hatırlama. Allah (CC)' ı dil ve kalb ile anma. Belli duaları belli zamanlarda belli sayı ve şekillerde okuma.

İmam Celaleddin Suyuti (Rh.A) Hazretlerinin " Neticetül Fikr fi Cehri bi Zikr " isimli eseri :
Rahman ve Rahim Olan Allah (CC)' ın adı ile başlarız.

Mesele: Zikir tesbih ve dua beyanındadır. Bunlar belaların definde sadakaya eşit olurmu? onun makamına geçebilir mi?

El-Cevap: Bu hususta açık ayet ve hadisler vardır. Zikrin ve tesbihin sadakadan daha üstün olduğu hakkında da eserler vardır.
Ama zikrin belaların define sebep olması hususunda öyle bir delil vardır ki ondan şek ve şüphe yoktur.Muayyen zikirler hakkında sayılmayacak kadar çok hadis varid olmuştur. Kim o zikirleri söylerse beladan şeytandan her türlü zarardan zehirden akrep sokmasından ve onu rahatsız edecek her türlü zararlardan korunur.
Eş-Şeyh Muhyiddin en-Nevevi" nin " Kitabul Ezkar " isimli eseri o zikirlerle doludur.
Yine Taberani ve Beyhaki" nin eserleri olan " Kitab-ud Dua " da bu zikirlerle doludur.
Hal böyle iken sözü daha fazla uzatmaya gerek kalmaz.
Hadisi Sahihde gelmiştir ki;
-1-" La Havle vela Kuvvete İlla Billah " zikri belalardan yetmiş kapıyı kapatır. Bunların en aşağısı " fakirliği " diğer bir rivayette ise " gamı " giderir.
-2-Sevban (R.A)' den merfu olan hadisi Hakim rivayet etmiş ve onu tashih etmiştir.
" Kaderi hiçbir şey çeviremez ancak dua çevirebilir. "
Yine Hz.Aişe (R.Anha)' den Hakim rivayet etmiştir. "Dua nazil olan ve olmayan belalara engel olur. Nüzul (inmekte) halinde olan bazı belalarla dua karşılaşır ve onlar birbirini kıyamete kadar geri çevirir."
-3-Ebi Davud ve başkaları İbni Abbas (R.A)' dan merfu' en rivayet ediyorlar.
" Kim istiğfara devam ederse; Cenab-ı Allah (CC) ona gam ve kederden bir esenlik verip bütün sıkıntılardan kurtulmayı ihsan edip hesapsız bir rızıkla rızıklandırır".
-4-Suveyd b. Cemil' den Ebi Şeyma rivayet ediyor. Buyurmuş ki;
" Kim ikindi namazından sonra (la İlahe İllallah Lehul Hamdu ve Huve Ala Kulli Şeyin Kadir) zikrini söylerse o zikir ertesi günün ikindi vaktine kadar sahibine gelecek her türlü bela ve afetlere karşı savaşırlar."
-5-İshak b. Rahaviye Mesnedinde Tarık ez-Zuhri' den rivayet ediyor. Buyurdu ki; Ebu Bekir Es-Sıddik' e kanatları sağlam bir karga getirildi. Ebu Bekir buyurdu ki; Ben Peygamber (SAV) den işittim buyurdu ki; " Avlanmaz bir av yaralanmaz bir yaralı veya kesilmez bir kesilmiş ağaç tesbihlerini azalttıklarından dolayı bu haller başlarına gelir".
Bu hadisi Ebu eş-Şeyh " Kitalul Azame " isimli eserinde İbni Avn b.Mehran tarikiyle Hz. Ebu Bekir' den mevkufen rivayet etmiştir.

4-TEKKE - ZAVİYE - DERGAH - HANKAH - ASİTANE
Tekke Zaviye Dergah Hankah Asitane;
Tasavvuf erbabının oturup kalkmalarına süluk çıkarmalarına ayin yapmalarına mahsus yere tekke denir.Taşradan gelecek dervişlerin kalabileceği özel odaları ve mutfağı bulunur.
Küçük Tekkelere "zaviye" büyüklerine "hankah" "dergah" merkezi pozisyonda olanlara da "asitane" denir.