MEHDİ VE MESİH NEREDEN VE NASIL ÇIKTI?
Sevgili kardeşlerimizin

Mehdilik ve Mesihlik hakkında yazmış oldukları yazıyı okumam neticesinde gördüğüm bir yanlışlığı düzeltmek ihtiyacı hissettiğim için

beni anlayacaklarını ümit ediyorum. Mehdilik ve Mesihlik hakkında pek çok kardeşimizin düşüncelerinin de aynı paralelde olması

beni böyle bir yazı yazmaya sevketmiştir.
Yüz yıllardır Müslümanları meşgul eden ve sadece hayal alemiyle sınırlı kalan bu
ciddiyetten uzak meselenin

bütün kardeşlerimizin okuyup gerçeği görmesini arzu ediyorum. Buna engel olmak için yazının silinmesi durumunda

sebep olanların huzur-u ilahide sorumlu olacaklarının farkında ve bilincinde olduğunu hatırlatmaya sanırım gerek yoktur.
Bahsetmiş olduğunuz Mehdi ve Mesih; hakkında pek çok kardeşimizin hiçbir bilgisi ve araştırması olmadığı halde

bu konu üzerinde yaptıkları yorumlara maalesef siz de alet olmuşsunuz. İnternet gibi bir bilgi teknolojisi sayesinde belki on binlerce insanımızın ulaşabileceği bu yazının

İslâm adına ne gibi yıkımlara sebep olabileceğini hiç düşündünüz mü? Teessürle ifade edeyim ki Mehdi ve Mesih hakkındaki yanlış akîde; geçmişte ve günümüzde müslümanların başına çok büyük belalar açmıştır. Meselenin ciddiyetini kavramak için Yahudi tarihini araştırmamız bize çok şeyler öğretecektir.
Geçmişte aynı hataya düşen Yahudiler; eski Romalılar

Ferisîler

Sâsânîler ve Pers Krallıkları döneminde dinlerine sahip çıkmak yerine

o toplumun örf ve adetlerini kendilerine din edinerek şahsiyetsiz bir millet oldular ve devamlı aşağılanıp hâkir görülen bir topluluk haline geldiler. Bu eziklikten kurtulmak için Mesih gibi bir ütopyacılığa (hayalciliğe) başvurdular. Böylece Allah'ın dinini tebliğ etmek gibi ciddi bir görevden kaçarak Allah yolunda şehadeti hiçe saydılar. Kendilerine inen kitaba uymak yerine; kitabı kendilerine uydurdular. Allah da bize ibret almamız için

Kur'an'da 712 ayette Yahudilerin çarpık akidesinden ve dinlerini savsaklamalarından dolayı nasıl bir yaşantıya sahip olduklarını

akîdevi bozukluklarının kendilerine nasıl fatura edildiğini iyice düşünüp aynı hataları yapmamamız için

bize bir ibret olarak başlarına gelenleri tafsilatlı olarak anlatır
Şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum ki; dünyada en çok okunan

en çok ezberlenen

en çok basılan ve satılan kitap Kur'an olmasına rağmen; yine anlaşılmayan

dinle ilgili meselelerde kendisine müracaat edilmeyen

sadece raflarda asılı bir süs eşyası gibi kullanılan

ya da sadece sevap kastıyla

belirli zaman ve mekanlarda yine belirli süreler ve ayetlerin okunduğu kitap da maalesef yine Kur'andır.
Kur'an; kelime teleffuzundan da anlaşıldığı gibi Arapça fu'lan vezninden gelen ve oldukça derin kapsamlı manalara sahip olan muhteşem ve mucize bir kitaptır. Derin manasına gelince; anlamak

yaşamak

hayatımızın bütün alanlarını ve dünyayı onunla yeniden inşa etmek için kendisiyle derhal kaynaşmamız

barışmamız ve onu dokunulmayan bir kitap olmaktan kurtarıp

ona olan hasretin ve ayrılığın iç ve dış dünyamızdaki açtığı derin yaraların acilen sarılması gerektiği bilincine varmamızdır. Allah (c.c) bize böylesine muazzam bir kitabı göndererek hak ile batılı ayırt edip

şahsiyetimizi kazanmamızı murad etmiştir ki

bu bizim için lütufların en güzelidir. Şu halde din ile ilgili bir şey söylemek için kendisinde asla şüphe olmayan Kur'an'a müracaat etmemiz gerekiyor. Bu kitabı yeterli bulmayanların

gündüzün aydınlığında güneşi görmeyip; mumla bir şeyler arayanların durumlarını isterseniz birazcık irdeleyelim.
Mehdi olayını anlatan kaynaklara

ravilere ve hadislere en güzel parmak basan eserlerden birisi

İbn-i Haldun'un Mukaddime isimli eseridir. Konuyu oradan incelediğimizde

hadislerin pek çoğunun ravileri güvenilmeyen

uydurmacı

bunak kimselerin rivayet ettiği hadisler olduğunu görürüz. Kalan bir kısmının ise

şia tarafından uydurulan hadisler olduğunu müşahede ederiz. Sebebine gelince; tıpkı Yahudilerin yanlış tasavvurlerı sonucundaki uğradıkları âkibetin bir benzerinin kurbanı olacaklarını hesaba katmadan

Hz. Hüseyin'in şehadetini ve ehl-i beyt sevgisini ifrata götürerek

kendilerinde olan ezikliği bir Mehdi beklentisiyle telafi etmeye çalıştılar. Yani ütopyacılık (hayalcilik) bir defa daha hortladı.
Mehdi ve Mesih'in kıyamete yakın zamanda geleceği inancı bu tarihi olaylara dayandırılır.