“Allah Zulmedenlere Rahmet Eder mi ?”



Sakarya Başörtüsü Platformu’nun gerçekleştirdiği 61. Başörtüsü eyleminde, yasakçı oligarşik militarist yapı ve bu yapının oluşturduğu sözde bir takım sivil örgütler“Cumhuriyetimiz İçin Halk Yürüyüşü”ndeki açıklamalarından ötürü kınanırken, Avrupa’da Başörtüsü üzerinden Müslümanlara karşı uygulanan baskılar protesto edildi. Basın açıklamasının ardından ikinci bir basın açıklaması ile Siyonist İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği vahşi katliamlar kınandı.


Sakarya Başörtüsü Platformu’nun gerçekleştirdiği 61.Başörtüsü eyleminde bu hafta, yasakçı militarist oligarşik yapının oluşturduğu sözde bir takım sivil örgütler vasıtasıyla paramiliter bir oluşuma evrilmeye çalıştığı belirtildi.

Avrupa’nın birçok ülkesinin Müslümanlara baskı kurmak için Türkiye’deki gibi başörtüsünü yasaklamasının protesto edildiği açıklamada, başörtülü bir milletvekiline “haddini bildirmekle” meşhur Bülent Ecevit’e görkemli bir tören hazırlamanın derdinde olan AKP hükümeti ise neye hizmet ettiğinin farkında olmaya ve verdiği sözleri hatırlamaya davet edildi. Basın açıklamasının ardından ikinci bir basın açıklaması ile Siyonist İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği vahşi katliamlar kınandı.

“Siyonist katiller dünyadan söküp atılana kadar İslami mücadele devam edecektir!” diyerek terörist İsrail devletinin kınadığı basın açıklamasında ise İsrail’e lanet edilirken, Filistin’li Müslümanlara ise direniş azim ve kararlılıklarını sürdürebilmeleri için dua edildi.

Okunan ikinci basın açıklamasında Filistin İntifada’sının yanında olunduğu şu sözlerle ifade edildi: “Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak Beytu Hanun’da insafsızca hiçbir suçları yok iken katledilen o günahsız masum çocuklar adına o çocuklarına siper olmaya çalışan anneler adına şunu söylüyoruz.Bu tür katliamlar ve işgaller ile zulümler devam ettiği sürece yani Siyonist katillerin sonu gelmedikçe Hamas’ı İslami Cihad’ı Hizbullah’ı yani kısaca direnişi desteklemekten asla vazgeçmeden zulme itiraz etme zulme karşı direnme ve zulüm son bulana kadar mücadele etme çabalarımızı yerine getirmekten çekinmeyeceğiz. Bunu asli görevimiz ve Müslümanlığımızın bir gereği gibi göreceğiz. Kudüs’ün özgürlüğünü kendi özgürlüğümüz gibi göreceğiz.”

“Başörtüsü İslam’ın emri, Müslüman kadının kimliğidir” , “Tevhid, Adalet, Özgürlük” yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları eylem boyunca “Yasakçılar halka hesap verecek”, “Direne, direne kazanacağız”, “İkiyüzlü Avrupa, işbirlikçi hükümet!”, “Hukuksuz devlet, iktidarsız hükümet”, “Zorbalara haddini bildireceğiz”, “Katil İsrail, işbirlikçi AKP” sloganları attılar. Eylemde, “Başörtüsüne özgürlük, hemen şimdi!”, “Yaşasın başörtüsü direnişimiz!” , “Yasak sürüyor,(D)uyuyor musunuz?!”, “Hepimiz Filistinliyiz” yazılı dövizler de taşındı.

Sakarya Başörtüsü Platformu 61.basın açıklaması

Allah zulmedenlere rahmet eder mi ?

Kırk yıla dört darbe sığdıran halkın siyasetin ve sivil tüm unsurların üzerinde adeta bir kabus gibi duran militarist oligarşik yapı ; kendi derin çabalarıyla oluşturduğu sözde bir takım sivil örgütler tarafından paramiliter bir oluşuma doğru evrilmeye çalışırken , emir ve talimatlarla düzenlediği etkinliklerle, İslam’a Müslümanlara başörtüsüne ve başörtülülere pervasızca dil uzatmaya hakaret etmeye saldırmaya devam ediyor.

Çoğunlukla “Laiklik”, “Cumhuriyet” ve “Türban” kodlarıyla yapılan bu saldırıların altında yatan gerçeği anlayabilmek ikiyüzlülüklerini farkına varmak ve art niyetleri görmek için attıkları sloganlar taşıdıkları pankartlar yeterli ipuçlarını veriyor. Kutsal olarak yorumlayıp bunu tam bir itikat haline getirmeye çalıştıkları zihniyetleri o derece mantıktan ve doğrudan uzak bir durumda ki, İslam’a ve Müslümanlara karşı tam bir linç ve yok etme psikolojisiyle hareket ediyorlar.Nefretlerini sergilemek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.

Daha önce bir çok defalar halkın duygularını sömürerek laiklik-şeriat kamplaşmasını tesis edebilmek için her türlü imkanı seferber edenler en son Danıştay provokasyonunda hayatını kaybeden ve kendisine “'Demokrasi ve Laiklik Şehidi” unvanı verilen Mustafa Yücel Özbilgin’in cenaze töreninde ortaya çıkan bu kin ve nefret, bugün Ankara’da paramiliter yapının baş aktörleri Cumhuriyet Kadınları Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu, Emekli Subay ve Astsubay Dernekleri, Cumhuriyet Halk Partisi , Demokratik Sol Parti ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti öncülüğünde düzenlenen “Cumhuriyetimiz İçin Halk Yürüyüşü”nde bu çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi.

Yıllardır sadece halkı maddi ve manevi olarak sömürmeyi beceren kendileri hiçbir endişe ve kaygı taşımadan yaşarken halkın sorunlarını yok sayan adaleti değil zulmü ve haksızlığı önceleyen bu güruhun son derece yüzsüzleşip küstahlaştıkları bugünlerde sıkça görülmektedir.

Halkın İslam’a ve başörtüsüne olan ilgi sevgi ve bağlılığını içine sindiremeyerek bunu görmezden gelerek açıkça düşmanlık yapan bu “yarı resmi toplum örgütleri”ne tavsiyemiz figüranı oldukları bu tehlikeli oyunun farkına varmalarıdır. İnançlara baskı ve zorbalıkla kendi dogmalarını insanlara dayatarak var olmaya çalışmaları hiçbir sonuç vermeyecektir.Onlar Yüzyıllardır başlarını örten ve bunu Cenabı Allah’ın emri olduğu için gururla ve onurla yerine getirenlerin bir avuç sonradan görmeye pabuç bırakacaklarını zannetmesinler.Bu sadece onların görecekleri cezayı artırmaktan öteye geçmeyecektir.

Bu arada Müslümanlara yönelik baskıların en görünen yüzü Türkiye’de olduğu gibi diğer Avrupa ülkelerinde de başörtüsüne yasak getirmek oluyor. Başörtüsü, Avrupa’da son zamanlarda en üst gündem maddeleri arasında yer alıyor.

İngiltere ve Almanya’da kamuoyuna yansıyan “bir arada yaşama ve entegre olabilmek için başörtülerini çıkarın” seslerine, bir destek de Fransa’dan geldi. Sadece kendileri tanımladıkları ve öylece kabul ettikleri “Cumhuriyet” değerlerine herkesin boyun eğmesi gerektiğini söyleyen ve dayatan Fransız yönetici elitlerin önde gelen isimlerinden ve yüzde beşlik desteğe sahip bir partinin lideri olan Philippe de Villiers, kamuya ait tüm yerlerde başörtüsünün yasaklanmasını istedi.

Öne sürdüğü gerekçe ve sebepler İngiltere’de Jack Straw’un ya da Almanya’da Türk kökenli adayların gerekçesinden farklı değildi. Villiers, Fransa’daki Müslümanlığa ve Müslüman birlikteliğine karşı “güçlü bir işaret olması” amacıyla başörtüsüne yasak getirilmesini savunurken, “Fransa kendi değerlerini dayatmalı. Müslümanlar, elbette kendi ibadetlerini yapma konusunda özgür. Ancak cumhuriyet yasalarına ve bizim yaşamımıza saygı göstermek zorundadırlar” diye konuştu.Yine Almanya’nın Dortmund şehrinde jüri üyeliğine seçilen başörtülü bir hanım yargıç tarafından tarafsızlık ilkesine uymayacağı zannı ile üyelikten azlediliyor.

Bütün bu gelişmeler açıkça gösteriyor ki Türkiye’de ve Avrupa’da İslami kimlikle ilgili tüm hak ve talepler başörtüsü konusu üzerinde düğümlenmiş durumdadır.Gerek başörtüsüne saldıran galiz küfürlerle Müslümanlara hakaret edenler yani zorba yasakçılar açısından ve gerekse Müslümanların onuru Allah’ın emri olan başörtüsünü savunanlar açısından başörtüsü konusu çok ciddi bir imtihan boyutuna doğru günden güne ilerlemektedir.Yasakçı zihniyetin yapabileceklerinden çok bizim için önemli olan bizim yani Müslümanların ne yapması gerektiğidir.

Bizler Sakarya Başörtüsü Platformu olarak tüm Müslümanları Allah’a ve İslam’a saygı duyanları başörtüsü direnişine destek vermeye çağırıyoruz.

Ayrıca geçen hafta sonu başörtülü bir milletvekiline HADDİNİ BİLDİRMEKLE meşhur Bülent Ecevit’in ölüm haberi tüm devlet mekanizmasını alarma geçirdi.Televizyonuyla gazetesiyle tüm medyada Ecevit’in şair yönü ve diğer tüm inceliklerine vurgular yapıldı.Bakanlar Kurulu görülmemiş bir hızla toplanarak ölünün nereye gömüleceğine dair jet bir kanun tasarısı düzenleyerek yürürlüğe soktu.

Memleketin son elli yılını zehir eden birkaç kişiden biri olan Ecevit’in devlet mezarlığına gömülebilmesi için apar topar toplanarak jet bir yasa tasarısı hazırlayanlar ise hala içinde bulundukları zilleti anlayabilmiş değiller. Hükümete geldiklerinden bu yana hatta hükümet olmadan önceden de başörtüsüne özgürlük için vaat dağıtarak halkı kandırmakta beis görmeyenler iş cuntacı zihniyetle hesaplaşmaya gelince çarçabuk dönüveriyorlar vermiş oldukları tüm sözleri unutup nefislerinin ve şeytanlarının esiri oluyorlar.

Bu yaptıkları sadece ve sadece yasakçıları ve onların şeytanlarını memnun edecek bir tutumdur. Konu başörtüsüne özgürlük olunca kıvırıp toplumsal gerilimden falan dem vuranlar başörtüsü düşmanlarının cenazesi için esas duruşa geçmekte hiç üşengeçlik göstermiyorlar.

Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak ; Ulusçu-laik kimliği ve İslami kimliğimize yönelen "DIŞARI DIŞARI" temposunun amigolugunu üstlenen tavrı ile ECEVİT'e hakkımızı helal etmiyoruz ve kendisini iyi bilmiyoruz. Ama Mahşer günü hakkında son hükmü verecek olan Allahu Teala'dır. Hardal tanesi kadar dahi haksızlığın olmayacağı hesap günü herkes yapıp ettiklerinin karşılığını görecek.Bugün egemenlere yaranma psikolojisi ile kişiliksizleşenler pişmanlığın hiçbir fayda etmeyeceği o gün yaranacak hiç bir güç bulamayacaklar.


İkinci basın açıklaması metni:

Siyonist katiller dünyadan söküp atılana kadar İslami mücadele devam edecektir!

ABD ve Avrupa desteği ile dünyayı sömürerek elde ettiği büyük silah gücüne rağmen, elli yılı aşan bir zamandan beri bir türlü üstesinden gelemediği, engelleyemediği, önleyemediği, Filistin halkının şanlı şerefli direnişi, bütün onur ve ihtişamı ile devam ederken, şehidlerin aziz kanlarıyla yeni destanlar yazarak sürüyor. Kullanmış olduğu en tahripkâr, en tehlikeli silahlara ve en insanlık dışı yöntem ve uygulamalara rağmen, Filistin halkının teslimiyeti ve zilleti kabul etmeyen, onurlu mücadelesi ve direnişi ısrarla yükselmeye devam ediyor. Bu yüzden, iyice azgınlaşan ve çılgına dönen Siyonist katiller, hiçbir ölçü ve sınır tanımadan, kudurmuş köpekler gibi tam bir gözü dönmüşlükle önüne gelen her şeyi yakıyor, yıkıyor; erkek, kadın, çocuk ayırmadan herkesi hunharca katlediyor. Bu büyük vahşet ve katliam karşısında, hem uluslar arası kuruluşlar hem Birleşmiş Milletler ve hem de tüm dünya utanç verici bir suskunluğu yaşıyor.

“Türkiye oligarşisi ise; stratejik ortaklık adına içine düşmüş olduğu zilleti devam ettirirken ne silahlı bürokrasiden ne de Necdet Sezer’den İsrail’i açıkça kınayan onu lanetleyen yapmış olduğu katliamlara tepki gösteren bir açıklama gelmiyor. Konu başörtüsü ve İslami hak ve talepler olunca korkunç bir çirkinlikle tepkisini gösteren bu egemenler konu Siyonist İsrail’in katliamlarına gelince sus pus kesiliyorlar. AKP yönetimi de her zamanki gibi anlamsız, sonuçsuz ucu başı belli olmayan kınamalarla olayı geçiştirmeye vaziyeti ve durumu kurtarmaya çalışıyor. Bir yandan Müslüman halkın duygularına uygun mesajlar verilmeye çalışılırken, diğer yandan da Türkiye oligarşisini ve terörist stratejik ortağı Siyonist İsrail’i ve hepsinin patronu konumundaki Amerika’yı rahatsız etmemeye çalışarak durumu idare etme amacını güdüyor. Fakat Türkiye ile Siyonist terör devleti arasındaki, askeri eğitim, istihbarat ve silah alımı başta olmak üzere yapılan ve yapılması planlanan tüm anlaşmalar yürürlükte kalmaya devam ediyor geçerliliğini sürdürüyor. Siyonist İsrail’in katliamlarına karşı olan Türkiye halklarından alınan vergilerden, yine Siyonist İsrail’in silah şirketlerine milyarlarca dolarlık destekler akıtılmaya devam ediyor, Siyonist katil pilotların eğitimlerini hava sahamızda yapmalarına hiçbir ses çıkartılmıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki “İsrail Dostluk Grubu” da dağıtılmayarak varlığı ısrarla devam ettiriliyor.”

Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak Beytu Hanun’da insafsızca hiçbir suçları yok iken katledilen o günahsız masum çocuklar adına o çocuklarına siper olmaya çalışan anneler adına şunu söylüyoruz.

Bu tür katliamlar ve işgaller ile zulümler devam ettiği sürece yani Siyonist katillerin sonu gelmedikçe Hamas’ı İslami Cihad’ı Hizbullah’ı yani kısaca direnişi desteklemekten asla vaz geçmeden zulme itiraz etme zulme karşı direnme ve zulüm son bulana kadar mücadele etme çabalarımızı yerine getirmekten çekinmeyeceğiz. Bunu asli görevimiz ve Müslümanlığımızın bir gereği gibi göreceğiz.Kudüs’ün özgürlüğünü kendi özgürlüğümüz gibi göreceğiz.

“Siyonist katiller, bu tür katliamlarla kan dökmelerle cinayetlerle vahşetle Filistin halkını teslimiyete ve Müslümanları da bu katliamlara ses çıkartmayacak zillete boyun eğmiş bir yılgınlığa düşürebileceklerini , zulmü ve zilleti kanıksatıp benimseteceklerini zannediyorlarsa çok büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını bilsinler. Ne Filistin halkı bu onurlu direnişten vazgeçecektir, ne de bizler kardeşlerimizin yanında yer alarak zulme karşı çıkmak bilincinden uzaklaşacağız. İslam coğrafyasının fedakar muvahhit direnişçilerinin , Mescid-i Aksa’nın ve Kudüs’ün işgalini kanıksar kabul eder hale getirmeleri, asla mümkün olmayacaktır. İşgal ve katliamlar sona erene Mescidi Aksa ve Kudüs özgürleşene kadar direniş de, direnişe destek veren çabalarımız da, işgale, Siyonizme ve emperyalizme olan itirazımız ve karşı duruşumuz da Allah’ın izniyle devam edecektir.

Asla yılgınlığa düşmeden bıkmadan, yorulmadan, usanmadan, ibadet bilinciyle direniş ve itirazlarımızı yükseltmeyi ölüm bize gelene kadar ısrarla sürdüreceğiz.Bizler sorumluluklarımızı samimi bir gayret ve fedakarlıkla yerine getirdiğimiz takdirde , Şanı Yüce Rabbimiz vadettiği yardımı gönderecek ve o zaman da bize galip gelecek hiç bir güç kalmayacaktır. Sahih bir iman ve bu imanın işareti salih amellerimizle, yaşayan-yürüyen Kur’an’lar olarak , zalimlere karşı zelil bir suskunluğu değil de, bedel ödemeyi göze alan bir direnişi gerçekleştirdiğimizde Rabb’imizin kutlu vadi gerçekleşecek ve “ Siyonist Katillerle birlikte azgın kapitalizm ve vahşi kapitalizmin efendileri ile bunların uzantısı tüm işbirlikçi zalimler nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini göreceklerdir.”

“Başta İsrail terör devleti olmak üzere, Rabbimiz tüm emperyalist katilleri, işgalci sömürgecileri vahşi kapitalistleri kahretsin. Allah’ın laneti başta Siyonist katiller olmak üzere, tüm İslam ve Kur’an düşmanlarının üzerine olsun.

“Rabbimiz! Mukaddeslerimizi, Mescid-i Aksamızı hepimiz adına korumak için direnen Filistinli kardeşlerimize yardım et, onları kafir, zalim işgalcilere karşı muzaffer kıl. Tüm direnişçi kardeşlerimizin sabır ve direnme gücünü arttır, bizlere de direniş ruhunu kazanmayı ve direnen kardeşlerimizin bilinçli ve ihlaslı yardımcıları olmayı nasip et.

Yaşasın İslami dirilişimiz,

Yaşasın Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa için direnişimiz,

Yaşasın tevhid, adalet ve özgürlük mücadelemiz”

Sakarya Başörtüsü Platformu






















(Haksöz-Haber - Cumartesi, Kasım 11, 2006)



(236 Okunma)
Yorum Gönder
taha beykozlu
11.11.06, 16:05
kendi degerlerine güvenen kardeslerimizin zulme itiraz etmesi

yüreklerimize saglamlik veriyor. itidal ve istikrar cizgisindeki birlikteliginiz,hazirladiginiz egitici ve düsünce ufku acan metinlerinizle özgüven duydularimizi güclendiriyorsunuz.

muvahhidlerin direnisi kazanacak!

lebbeyk allahumme lebbeyk, lebbeyke la serike leke lebbeyk

inne`l - hamde v`en- nimete leke v`el mülk, la serike leke!

lebbeyk allahumme lebbeyk !



ömer bitlis
11.11.06, 16:30
SAKARYALI MÜSLÜMANLARI ÇOK SEVİYORUM

VE BEDENEN YANLARINDA OLAMAMAKTAN DOLAYI ÜZÜLÜYORUM..

SELAM HİDAYETE UAYNLARA..



Bursa
11.11.06, 16:53
Siz bizim yüzakımızsınız.Yaptığınız direniş,gösterdiğiniz dirayet ve sabır gerçekten taktir edilecek türden. Müslümanların unuttuğu bu dayanışmayı her hafta tekrar tekrar hatırlatıyorsunuz bizlere. Sağolun. Allah sizden razı olsun.



Beytullah Emrah&Elif Önce (Tokat)
11.11.06, 17:00
Sakarya'daki kardeşlerimiz gündeme ilişkin tavırlarını net bir biçimde ortaya koyma cesaretini gösterirken, Bülent Ecevit'in toprağa gömüldüğü günde Ecevit'in taşıdığı ve taşeronluk yaptığı zihniyeti kınamış olması gerçekten manidardır. "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları ile cami avlusunda kuru gürültü çıkaranlar ve Ecevit 'tekbirler' eşliğinde toprağa verilirken cenazeden siyasi rant elde etmeye çalışanlar da elbette Din Günü'nün sahibi Allah'a kavuşacaklardır. O zaman Ecevit'in zihniyetini diri tutmaya çalışanlarla, O'nun zihniyetini gömmeye çalışanlar elbette aynı safta diriltilmeyecektir.

Selam hidayete tabi olanlara!

Selam başörtüsü direnişinde birlikte saf tutanlara!



serhat keskin(SABED)
12.11.06, 11:56
Başörtüsüne sahip çıkmanın adı onura sahip çıkmak İslam'a sahip çıkmak demektir.Ve tüm bunlara sahip çıkmanın adı 61 haftadır direnen Sakarya Başörtüsü Platformudur.Sakarya'dan yükselen ses ülkenin her tarafında yankılansın.Selamlar



VANLI MÜSLÜMANLAR
13.11.06, 10:29
Küresel emperyalizm ve onun her yerdeki yerli işbirlikçilerine karşı tutuşturulan intifada ateşinin bereketli ve sahih meyveler vermesi duasıyla duyarlı tüm dostları tebrik ediyoruz. Bu seri eylemlerin ve maksadını ifade eden basın açıklamalarının, yerel, genel ve küresel boyuttaki tüm hukuksuzluklara karşı İslami bir muhalefet söylemini dillendirmeleri, bunu her hafta basın açıklamalarına taşımaları, Müslüman kimliğin ve Mücadeleyi yaygınlaştırıp/ örgütlemenin bir gereğidir. Burada muhalefet aracı olarak sadece başörtüsü değil, dönüştürücü ve hayat verici tezleriyle İslam’ın hayata dair muhkem ilkelerinin bir kimlik ibrazı olarak dillendirilmesi ve bunun sistemleşmesi, eylem mantığı açısından da Müslümanlar için bir şiar olmalıdır.

Kitabı terk etmediğiniz müddetçe sizi terk etmeyeceğiz!

İmanın ve İslamı’ın coşkusuyla selamlıyoruz!

YAŞASIN KÜRESEL AZİZ İNTİFADA!!!