![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Dini Bilgiler Dinimizle ilgili paylaşmak istediğimiz herşey |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
Manevî Kirlerden Arınma Yolu: Tövbe
Doç. Dr. Mehmet SOYSALDI Sözlükte “Al lah’a dönüş ve yöneliş” anlamına gelen tövbe dini terim olarak “günahtan Allah’a dönme” anlamıyla meşhur olmuştur.1 İmam Gazalî İbn Arabi İbn Hacer gibi İslâm âlimleri tövbeyi farklı şekillerde tarif etmişlerdir.2Biz burada tövbeyi açık ve anlaşılır bir tarzda tarif edecek olursak şöyle diyebiliriz: Tövbe; yapılan kötülüğü işlenen günahı veya kabahati günah olduğunu bilip onu bırakıp terk ederek Allah’a dönmek O’ndan affetmesini bağış lamasını dilemek yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız Allah’a yal varmak demektir.1. Tövbenin Önemi: Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde: “Bütün Âdemoğulları günahkârdır günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce Zühd 30) buyurmaktadır. Başka bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz: “Eğer siz günah işlemeseydiniz Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim Tevbe 9 10 11) buyurmuştur.Bu zikrettiğimiz hadislerden de anlaşıldığı üzere insan günah ve sevap işleme özelliğinde yaratılmış bir varlıktır. Günah işlemek insanı meleklerden ayıran bir özelliktir. Bilindiği gibi melekler nurdan yaratılmış olup asla Allah’a karşı gelmeyen günah işle me yen varlıklardır.İslâm fıtrat dinidir. İslâm’da insanın günah işleyebileceği kabul edilmiş ve bundan korunma ve kurtulma yolları insana öğretilmiştir. İşte yapılan kötülükten işlenen günah ve kabahatten kurtulup manevi kirlerden temizlenme yolu tövbedir. Tövbe ile insan yapmış olduğu günah ve kusurlar dan kurtulup o günah ve hataları hiç yapmamış gibi tertemiz olur. Nitekim bu hususta Peygamber Efendimiz “Günahtan tam dönen ve tövbe eden o günahı hiç işlememiş gi bidir.” (İbn Mace Zühd 30) buyurur.Yüce Allah kullarını tövbeye çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki felaha edesiniz.” (Nur 24/31) Başka bir ayette ise Yüce Al lah Peygamberine şöyle buyurur: “De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Al lah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O çok affedicidir merhamet ve ihsanı fazladır.” (Zümer 39/53)Bu ayette Yüce Allah Peygamberine günahkâr kullara Allah’ın rah metinden umut kesmemelerini söylemesini emrediyor. Çünkü çok bağışlayan çok acıyan Allah dilerse bütün günahları bağışlar. Bundan dolayı kullar Allah’ın azabı gelmezden önce Allah’a yönelmeli O’na teslim olmalı şirki ve bütün günahları bırakmalıdırlar.Bir rivayete göre çok günah işlemiş olan bazı müşrikler Müslüman oldukları takdirde günahlarının affedilip edilmeyeceğini Hz. Peygambere sormuşlar ve bunun üzerine bu ayet inmiştir.3 Bu ayet bütün insanları tövbeye ve İslâm’a yöneltmekte Müslüman oldukları takdirde Allah’ın onların bütün günahlarını affedeceğini bildirmekte günahkârlara umut kapılarını ardına kadar açmaktadır.Kullar ne kadar günah işlemiş olurlarsa olsunlar umutsuzluğa kapılmadan Allah’a yönelip tövbe ederlerse Allah onları affeder. Bu ayetler yanında kulları umutsuzluktan kurtarıp tövbeye yönelten çok hadis vardır. (Bkz: Buhârî Enbiyâ 54; Müslim Tevbe 46 47)Günah ruhun kiri tövbe ise cilasıdır. Günahta ısrar kulun ruhunu iyice bozar. Onun için Mevlânâ Celâleddin Rûmî de her insanı her ne durumda olursa olsun mutlaka günah bataklığından tövbenin aydın düzlüğüne şöyle çağırmaktadır:Gel gel ne olursan ol yine gel! Kâfir Mecusî putperest de olsan gel! Bizim bu dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir. Yüz bin kere tövbeyi bozmuş olsan da yine gel!Yüce Allah Tahrim suresi 8. ayette: “Ey inananlar tövbe- i nasûh ile Allah’a tövbe ediniz. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi içinden ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir...” buyurmaktadır. Bu ayette kastedilen nasûh tövbesi nedir?Nasûh Tövbesi Nedir? Nasûh nush kökünden mübalağa kipidir. Çok öğüt veren demektir. Tövbe çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine günahı bırakmasını öğütle yen onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz Allah’a dönünüz demektir. O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek geçmişte olanlara pişman olmak gele cekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir.4Efendimiz (s.a.s.) nasûh tövbesini; “Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması Allah’a tam rucu’ edip tıpkı sütün memeye dönmediği gibi kişinin tekrar günaha dön memesidir.” (Ahmed b. Hanbel Müsned 1/446) şeklinde tanımlamıştır.Gazalî nasûh tövbesini tanımlarken şunlara yer vermiştir: “Nasûh tövbesi yapan lar tövbe edip ölünceye kadar tövbesinde duranlardır. Bunlar geçmişteki eksiklerini tamamlar ve bir daha günaha dönmeyi hatırdan bile geçirmezler zelle ve sürçmeler müs tesna. İşte tövbede istikamet budur. Günahların sevaplarla değiştirilip hayırlarda müsabaka edenler bu tür tövbe sahipleridir.”52. Tövbenin Kabulünün Şartları: Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah’ın tövbe edenleri methetmesi (Tevbe 9/112) ve tövbe kapısını çalan kullarını sevdiğini ifade etmesi (Bakara 2/222) tövbelerin kabul edileceğinin birer delilidir.Allah Resulü (s.a.s.) kullarının tövbesi karşısında Allah’ ın ne kadar hoşnut olacağını şöyle bir örnekle anlatmaktadır: “Allah’ın kulunun tövbesine sevinmesi şuna benzer: Bir insan azığını su tulumunu bir deveye yüklemiş sonra yolculuğa çıkmıştır. Nihayet çorak bir yere vardığında uykusu gelmiş devesinden inerek bir ağacın altında istirahata çekil miştir. Kalktığında devesinin kaybolduğunu görmüş ve değişik tepelere koşarak onu ara dığı halde bulamamış ve yorgun bir vaziyette ağacın altına yatmıştır. Tekrar uyandığında devesini yanı başında durduğunu görüp de yularından yapışıp son derece sevinerek yanışlıkla; “Ey Allah! Sen benim kulumsun ben senin Rabbinim.” (Buhârî Deavât 4; Müslim Tevbe 3) demiştir. İşte Yüce Allah kendisine tövbe eden kuluna devesini kaybettikten sonra bulan adamdan daha fazla sevinir.Tövbenin Allah katında makbul olması için bazı şartlar vardır. Yalnız bu şartlar işlenen günahın çeşidine göre farklılık arz etmektedir. Günahın kime karşı işlenmiş ol duğu onlardan kurtulmak için tövbe yapılırken önem arz etmektedir. Bu bakımdan gü nahı ikiye ayırabiliriz:a- Allah Hakkı ile İlgili Günahlar: Allah hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etme nin üç şartı vardır: 1) O günahı işlediğine pişmanlık duymak: İnsan vicdanında işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde bir huzursuzluk6 ve pişmanlık başlayacaktır.Günah işleyen kul tövbe kapısına; günahlarını itiraf ederek bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir.7 Sözü edilen huzursuzluk şahsı tövbe etmeye iten bir etkendir.Pişmanlık tövbenin ilk şartıdır. Nitekim Allah Resulü önemine binaen “tövbe pişmanlıktır” (İbn Mâce Zühd 30; Ahmed b. Hanbel Müsned 1/376 423) buyurmuştur. Pişmanlık tövbenin kendisidir. Pişmanlık olmadan tövbe yapılamaz.2) Tövbe edilen günahı kesinlikle terk etmek: Tövbe; yalnız bir kalp işi bir ürperti irkilme ve gözyaşı dökme şeklinde soyut bir pişmanlık değildir. Yani tövbe birtakım iç duygulardan ibaret değildir. Aksine tövbe derunî duygular üzerine birtakım eylemlerin bina edildiği bir süreçtir. Örneğin tövbe eden Allah’ın yasakladığı günahı terk etmeli8 imkân ölçüsünde emirlerini yerine getirmelidir.9 Tövbe ettiği günaha devam etme meli dir.10 Günahlarına tövbe ettiği halde onları işlemeye devam eden fert kendisi ile aaaada düşmüş demektir. Böyle bir tavır pişmanlık olgusu ve günahı tekrar işleme yeceğine dair sözü ile bağdaşmayacaktır. Hâlbuki şahsın tövbe ettiği günahları hemen terk etmesi piş manlığının ve aynı günahı tekrar işlememedeki kararlılığının bir belirtisi ola caktır.3) Tövbe edilen günaha kesinlikle dönmeme kararı: Geçmişteki günahlarından pişmanlık duyan şahsın tövbe etmiş olması için o günahı tekrar işlememeye kesin karar vermiş olması gerekmektedir.11 Pişmanlık ve tövbe edilen günaha dönmeme kararı birer kalp işi olduğundan bunları gerçek anlamıyla yalnız Allah bilebilecektir. Dolayısıyla ki min gerçek manada tövbe etmiş olacağı insanlar tarafından bilinemeyecektir.12 Tövbenin sıhhat bulması için şahsın tövbe ettiği günaha tekrar dönmeyeceğine dair Allah’a söz vermesi gerekmektedir.13b- Kul Hakkı ile İlgili Günahlar: Kul hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin ise dört şartı vardır. Bu şartlar; yukarıda zikrettiğimiz üç şartla birlikte dördüncü şart ise; hakkı yenilen kulun hakkını sahibine iade etmek ve ondan helallik almaktır. Kul hakları mal nevinden ise aşağıdaki ihtimallerle karşılaşılabilecektir.1. Gasbedilen mal elde mevcut ve sahibi de biliniyorsa geri verilmelidir.14 Burada suçu gizleyerek tövbe etmeye çalışmak yetmez.2. Çalınan mal hırsızın elinde mevcut ancak sahibi bilinmiyorsa bu mal tasadduk edilerek zimmetten çıkarılır. 153. Bir şahısta önceki yıllara ait kul hakları var ve sahipleri de belli değilse gasbe dilen mallar kadar tasadduk eder hayır-hasenat yapar.4. Suçlunun yediği bir mal mislî değil de; kıymeti belirlenebilen cinstense ve şah sın imkânı da varsa o kıymeti sahibine vermelidir.16 Buna gücü yetmiyorsa imkân bul duğunda vermeye niyet etmelidir. İmkân nispetinde malı sahibine ulaştırmaya çalışıp da bunu başaramayanı Allah’ın affetmesi umulur.175. Malında ne kadar haram bulunduğunu bilmeyen şahıs zann-ı galibine göre bir miktar ayırır ve onu önceki kul haklarını elinden çıkarma niyeti ile dağıtır.18Tövbe edilmek istenen günah insanın namusu ve şahsiyeti ile ilgili olduğunda; söylenen söz eğer mağdurun kulağına gitmemişse tıpkı Allah hakkı ile ilgili günahtan tövbe edildiği gibi tövbe yapılabilir. Bu tür söylenen sözler mağdurun kulağına gitmiş ise o zaman şahsa müracaat edilerek helallik alınması gerekir.İşte bu şekilde günahkâr şahıs utanarak Rabbinden bağışlanmasını ister ve zik rettiğimiz bu şartları yerine getirirse Allah böyle tövbe eden kulunun tövbesini kabul ederek bağışlayacak ve ona azap etmekten hayâ edecektir.3. Tövbede Zaman Unsuru: Günahlar Allah’a giden yolda birer engeldir. Günahkâr zehirlenmiş bir insan gi bidir. Zehirlenen kişi için vakit geçirmek ne derece tehlikeli ise günah işleyenin de tövbede gecikmesi o derece risklidir.Günah işleyen mü’min imanının bir belirtisi olarak rahatsızlık duyacak ve hemen ondan kurtulmanın yollarını arayacaktır. Günahın hemen ardından tövbe etmenin farz ol duğu hususunda icma mevcuttur. Ayrıca tövbeyi geciktirenler bu sebeple günah kazan maktadırlar.19Gazâlî’ye göre; kişi yaptığının günah olduğunu anladığı an derhal pişmanlık duy malı ve onun tesirini iyi amel ile silmelidir. Aksi halde kötülükler kalbi istila eder ve bir daha izalesi mümkün olmaz.20Nitekim hadiste: “Mü’min günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke olur. Tövbe eder günahı terk eder ve istiğfar ederse bu siyahlıktan kurtulur günah artarsa siyahlık da artar...” (İbn Mâce Zühd 29) buyurulmaktadır.Tövbe için geçerli olan zamanın son sınırı hakkında şu hadis bize bir fikir vermektedir: “Allah kulunun tövbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder.” (Tirmizî Deavât 100; İbn Mâce Zühd 30) Ölüm kesinleşip can boğaza geldiğinde ise tövbe kabul edilmeyecektir.Son nefeste tövbenin kabul edilmeyişinin sebepleri şunlardır: İnsan o anda ümit sizlik halindedir. Hâlbuki tövbe kişinin hayattan ümidini kesmediği bir ortamda olmalıdır. Son nefeste fertlerden teklif kalkar. O anda yapılan işler için iyi veya kötü denmez. Hâlbuki tövbe dünya işlerindendir ve teklif kalkmadan yerine getirilmelidir. Ahirette herkes pişman olacaktır ancak o halleri tövbe olarak nitelendirilmeyecektir. 21 Zira son nefeste günahkârların pişmanlık duydukları an teklifin olmadığı andır.22 Son nefeste yapılan tövbe kabul edilmediği gibi o bir yok hükmündedir ve sonuç olarak hiç bir şey ifade et memektedir.23 Ömrü boyunca hiç tövbe etmeyenle ölümü anında tövbe eden sonuç itibarıyla aynı görülmektedir.24Sonuç olarak tövbe ile ilgili şöyle bir zaman dilimi çizebiliriz: Tövbe için zaman; günahın peşinden başlamakta ileriki günlerde herhangi bir vakte bağlı kalmadan devam etmekte ve ölüm alametleri belirince son bulmaktadır. Yani tövbenin son sınırı olarak; yaşama ümidinin bitmesi ölüm alametlerinin belirmesi ve şahsın son anlarını yaşamasıdır.4. Tövbede Mekân Unsuru: Namaz hac gibi bazı ibadetlerin belli mekânlarda yapılması faziletli veya gerekli olduğu halde tövbe için böyle bir 13 mekân şartı yoktur. Zira tövbe çok yönlü bir pişmanlık olduğu için yalnız bir mekânda başlayıp sona ermeyecektir.Bu sebeple tövbe edebilmek için şahsın camide bulunması tekke veya zaviyede olması şeklinde bir şart yoktur. Diğer taraftan; cemaat ha linde bir araya toplanarak koro halinde tövbe etmek de şart değildir.Günah işlemiş insan tövbesini her mekânda gerçekleştirebilir. Şahıs için günah larını göz önüne getirdiği onların çirkinliklerinden kurtulmaya karar verdiği her yer tövbe mekânıdır. Yani işçi işinin başında çiftçi tarlasında evde kalanlar evlerinde bu kararı ve rebilir ve tövbe sürecini başlatabilir.Nitekim Yunus (a.s) balığın karnında ve denizin karanlıklarında; “Ya Rabbi Sensin ilah Senden başka ilah yoktur Sübhansın bütün noksanlıklardan münezzehsin Yücesin. Doğrusu ben kendime zulmettim yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” (Enbiyâ 21/87) deyip en faziletliyi yapabilecek iken faziletli olanı yaptığından ötürü Allah’tan af dilemiş tir.25 Allah da onu affetmiştir.Yine bilindiği gibi Hz. Âdem ve Hz. Havva cennette yasak meyveden yiyerek Al lah’ın emrine karşı gelmişlerdi. Cennetten çıkarılıp dünyada epey müddet dolaştıktan sonra Arafat meydanında “Rahmet Dağı” denen bir dağın başında yaptıkları hatadan do layı Allah’a tövbe etmişler; “Rabbimiz kendimize zulmettik eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan muhakkak ki zi yana uğrayanlardan oluruz” (A’raf 7/23) diyerek Yüce Allah’a yalvarmışlar ve af dilemişler Cenab-ı Hak da onları affetmiştir.Tövbe süreci günahlardan kurtulmaya kalbin kesin olarak karar vermesiyle başlamaktadır. Bu kararın verilebildiği her yerde tövbe sahihtir. Tövbeyi bir mekâna hasretmek tövbe için kutsal bir yer şartını ileri sürmek tövbe olayını bilmemek ve konu ile ilgili İslâm’ın esprisini yakalayamamak demektir.Sonuç: Yüce Allah insanı sevap ve günah işleyebilecek bir özellikte yaratmıştır. Yapılan kötülüklerden işlenen günah ve kabahatten kurtulma manevî kirlerden arınma yolu tövbedir. Tövbe ile insan yapmış olduğu günah ve kusurlardan kurtulur ve o günahı hiç işlememiş gibi tertemiz olur. Her insanın tövbeye ihtiyacı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.Tövbe günahın hemen peşinden olabileceği gibi ölüm döşeğine düşüp ölüm emarelerinin belirmesi öncesine kadar devam eden bir zaman içinde yapılabilir. İnsanın eceli belli olmadığı için bir an önce tövbe etmelidir.Tövbe etmek için insanın bir aracıya ihtiyacı olmadığı gibi belirli zaman ve mekânda tövbe eylemini gerçekleştirmek gibi bir zorunluluk da yoktur.Gerçek tövbe için; kişi geçmişe pişmanlık duymalı gelecekte aynı hatayı işlememe kararı ile birlikte yaşadığı ortamda günahı terk etmelidir. Kul haklarının sahibine iade edilmesi tövbenin en önemli rüknüdür.Yapılan tövbe sonucu günahlardan temizlenip temizlenilmediği kuşkusu yersiz olup Allah her türlü günah işleyeni temizlemek için tövbe kapısını açık bulundurmaktadır. İnsanların dikkatli olması gereken husus; tövbenin sahih olarak ortaya konulup konulmadığıdır.* Fırat Üniv. İlahiyat Fak. Ögrt. Üyesi Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın ___________ DİPNOTLAR 1. Fîruzabâdî Muhammed b.Ya’kub el-Kâmûsu’l-Muhît Beyrut 1991 I 166; Cevherî İsmail b.Hammad es-Sıhah fi’l-Lüga ve’l-Ulûm Beyrut 1974 I 146; İbn Manzur Ce ma leddin Muhammed b.Mükerrem Lisanu’l-Arab Beyrut 1990 I 233. 2. Bu tarifler için bkz. Gazâlî Ebu Hamid Muhammed İhyâu Ulûmi’d-Din (trc. Ahmed Serdaroğlu) İstanbul 1974 IV 10; Muhyiddin İbn Arabî el-Futuhâtü’l-Mekkiyye (thk. Osman Yahya) Kahire 1988 XIII 298; İbn Hacer el-Askalânî Şihabuddin Ahmed b.Ali Fethu’l-Bârî bi Şerhi’l-Buhârî Kahire 1987 XI 106. 3. Kurtubî Ebu Abdillah Muhammed b.Ahmed el-Câmî li Ahkâmi’l-Kur’an Kahire 1959 XV 268; İbn Kesir Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim IV 59. 4. İbn Manzur age II 617; İbnü’l-Kayyım Medâricü’s-Sâlikîn Kahire trs I 356. 5. Gazalî İhyâ IV 78. 6. Bu huzursuzluğun imanın bir alameti olduğu hadiste şöyle belirtilmiştir: “Kişi kötülük yapar da bu ona rahatsızlık verirse işte o mü’mindir.” Bkz. Buharî Deavât 4; Tirmizî Kıyamet 49; Ahmed b.Hanbel age. IV 12. 7. Gazalî İhyâ IV 9. 8. Kurtubî age V 91. 9. Kâsımî Muhammed Cemaleddin Mehâsinü’t-Te’vil (thk. M.Fuad Abdulbâkî) Kahire trs XII 4597. 10. İbnü’l-Kayyım el-Cevziyye Muhammed b.Ebubekir Medâricü’s-Sâlikîn Kahire trs I 301. 11. Kurtubî age V 91. 12. M.Ebu Zehra el-Cerime ve’l-Ukûbe fi’l-Fıkhı’l-İslâmî Kahire trs s.223.13. İbn Hacer age XI 106; Âlûsî Ruhu’l-Meânî IV 240. 14. Serahsî el-Mebsut IX 176; Kâsânî Bedâyi VIII 96; Âlûsî age VII 96. 15. Aliyyü’l-Kârî Şerhu’l-Fıkhı’l-Ekber (trc. Yunus Vehbi Yavuz) İstanbul 1979 s.415. 16. Muhyiddin İbn Arabî Futuhât XIII 298. 17. İbn Hacer age XI 106. 18. Gazalî İhyâ IV 68 69. 19. İbn Kayyım age I 297 298. 20. Gazalî İhyâ IV 13. 21. Âlûsî age XXVIII 158. 22. Kurtubî age V 93. 23. Suyûtî Abdurrahman Celalüddin ed-Dürrü’l-Mensur fi Tefsiri’l-Me’sur Beyrut 1414h II 458. 24. Maverdî Tefsir I 456. 25. Taberî Ebu Cafer Muhammed b.Cerir Câmiu’l-Beyân an Te’vili’l-Kur’an Beyrut 1988 XVII 80. |
|
|
|