İyilikten Hiçbir Şeyi Küçük Görme
İmam Müslim

Ebu Zerr (r)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Allah’ın elçisi (Hz. Fahr-i Cihan (a.s.v) bana şöyle tavsiyede bulundu:
"Asla ve asla

iyilikten hiç bir şeyi küçük görme." (Diğer bir ifadeyle

iyi ve güzel bir şey bazı insanlara ne kadar küçük ve basit görünürse görünsün

sen asla onu terketme

yap. Her ne iyilik olursa olsun

“bu basittir

bu küçüktür” deme

onu yap).Bir Müslüman kardeşini güler yüzle karşılamak dahi olsa. Bir müslüman kardeşini güler yüzle (tebessümle) karşılamak dahi olsa

iyilikten hiç bir şeyi (hiçbir güzel şeyi) asla ve asla küçük görme

(onu yap)”. (Müslim

Birr 144)
“İyilikten hiçbir şeyi küçük görme” ibaresi üzerinde biraz duracak olursak: Arapçada olumsuz bir edattan sonra nekra (yani belirsiz) bir kelime gelirse

umumiyet ifade eder.
Efendimiz (a.s.v)

bu ibarelerle

bizlere sanki şöyle der gibidir: “İyi ve güzel hiçbir şeyi değersiz görme. Cahil insanlar onu ne kadar basit ve değersiz görürse görsün

sen asla onu basit görme. Aslında o şey

çok güzel

çok değerli ve çok önemlidir. O nedenle onu yap ve uygula... Zira koca koca dağlar

küçük küçük zerrelerin bir araya gelmesinden oluşur. Damlaya damla göl olur... Belki o küçük iyilik sebebiyle

ahirette

sevapların günahlarından daha ağır gelip cennete gideceksin... Belki de o kaçırdığın küçük fırsatlardan dolayı kıyamet günü mizan terazinde fazlaca sevap bulamayacaksın ve günahlarınla birlikte cehenneme gideceksin... Ve bundan dolayı da çok pişman olacaksın. Şunu unutma ki

“Zerre ağırlığında bir hayır işleyen

onun karşılığını görecektir” mealindeki ayet-i kerime

kıyamet günü

zerre kadar iyiliğin ve zerre kadar kötülüğün hesap edileceğini bildirmektedir.” (Zilzal: 7-8)
Efendimiz (a.s.v)

hadis-i şerifimizin ikinci kısmında çok çarpıcı bir misal vererek bizleri güler yüzlü olmaya

tebessüm etmeye davet etmektedir. Bir Müslüman

diğer bir Müslüman kardeşini güler yüzle

tebessümle karşılaması

ince bir hayat anlayışının ifadesidir. Hz. Fahr-i Cihan (s.a.v) bu hadis-i şerifte âdeta bizleri hayata

eşyaya çevreye sempati ile yaklaşmaya

güler bir yüz

tatlı bir dil ile Müslümanları kucaklamaya teşvik etmektedir.İslam’ın hayat anlayışını mükemmel bir üslupla özetlemektedir. İyiliklerle dolu

sempatik

güler yüzlü bir hayat... İyiliklerin peşinden koşan

çevreye tebessümle yaklaşan gülümseyen bir Müslüman...
Ashab

Hz. Fahr-i Cihanı tanıtırken

“Rasulullah (s.a.v) bizi devamlı tebessümle karşılardı. O gülümsediği zaman dolunay gibi parlayan bir ay parçası olurdu...” diyor.
Gül Muhammed’den hayat-ı güllerle dolduran bir çağrı günümüz dünyasının insanlığına sesleniyor:
Nebevî hayat ölçüleri tebessümlerle dolu rahmet pınarlarıdır. Eğer Muhammed (a.s.v)’ın sünnetine tabi olursan

çiçeklerle

ağaçlarla eşyayla karşılıklı gülümseyeceğin bir hayatı kazanacaksın. O zaman

kuşların sana ilahî bir ezgi söylediğini

ağaçların meyvelerini senin önüne sarkıttığını

güllerin sana en güzel kokuları sunmak için birbiriyle yarıştığını göreceksin. Ardından

bu hayatta gülümsediğin gibi

ölüm ötesi hayatta tebessümün zirvesini göreceksin... Zira

kainatın yaratıcısı Kıyamet Suresinin 22 ve 23. ayetinde hisseden gönüllere sesleniyor.
“O gün yüzler ışıl ışıl parlar

Onlar Rabblerine bakar