![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Dini Bilgiler Dinimizle ilgili paylaşmak istediğimiz herşey |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
![]() |
O söz
başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız; o onlara insanların ayetlerimize içtenlikle inanmadıklarını söyler. (Neml Suresi Ayet 82) Bütün müfessirlere göre bu ayet kıyametten önce vuku bulacak önemli bir olaya işaret etmektedir. İbn-i Murdeveyh'in Ebu Hureyre'den naklettiği rivayet de buna işaret eder. Bu rivayette Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğu kaydedilmiştir: "Kıyametin alametleri Deccal Dabbet-ul Arz Ye'cuc ve Me'cuc duman ve güneşin batıdan doğmasıdır."[1] Beğavî Müslim kanalıyla Abdullah b. Amr'dan şöyle rivayet eder: Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: "Kıyametin alametlerinden birincisi güneşin batından doğuşu ve kuşluk vaktinde Dabbet-ul Arz'ın çıkışıdır."[2] Dabbet-ul Arz Nedir? Dabbe lügatte insan ve hayvan gibi yeryüzünde hareket eden her canlıya denir. Allah Teala buyuruyor ki: "Yeryüzünde hiçbir dabbe (canlı) yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın."[3] Ve yine buyuruyor ki: "Eğer Allah insanları yaptıkları (her) haksızlıkla cezalandırsaydı yeryüzünde tek dabbe (canlı) bırakmazdı."[4] Fakat Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerinde "Dabbe" tabiri sadece insan için kullanılmıştır. Örneğin: "Allah katında dabbelerin (insanların) en kötüsü düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir."[5] Bazı ayetlerde ise bu tabir diğer (insan olmayan) canlılar için kullanılmıştır. Örneğin: "Dabbeler (canlılar) ve insanlardan bir çoğu...."[6] ve "İnsanlardan ve dabbeler (canlılar)dan...."[7] cümleleri gibi. Bu da "Dabbe" kelimesinin canlı olan her şeye dendiğini gösteriyor. "Dabbe" tabiri "yerden bir dabbe..." ayetinde belirsiz olarak kullanılmıştır. Kur'an-ı Kerim "Dabbe"nin insanlarla konuştuğunu belirtmiştir. Fakat onun diğer sıfat ve özellikleri aaafiyeti ve çıkış yeri ile ilgili hususları meçhul bırakmıştır ve bunlar ancak gelecekte bilinecektir. Bu ayetin tefsiriyle ilgili bir çok rivayet vardır. Kur'an-ı Kerim bunlardan hiç birine delâlet etmez. Resulullah'tan (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamlarından nakledilen sahih bir rivayet varsa kabul edilir; aksi durumda onlara itina edilmez. Bu konuda nakledilen rivayetlerin bir kısmı Sünni kaynaklarda nakledilmiştir; bu rivayetlerde "Dabbe" kısaca şöyle tarif edilmiştir: "Dabbe yaşıyor hiç kimse tarafından tanınmıyor insan türünden değildir ve korkunç bir şekli vardır. Saçı ve kılı var. Bütün renklerden oluşmuş olup dört ayağı var. Bulutlara ulaşan uzunca bir boynu var. Doğuda olan batıda olan gibi onu görür ahir zamanda hacılar Mina'ya çıktığı akşam Sefa dağından ve bir rivayete göre de Teşrik günleri[8] Ciyad denilen dağdan çıkacaktır. Ona ulaşmak isteyen ulaşamaz kaçan ondan kurtulamaz insanlara iman ve küfürden bahseder. Müminin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "mümindir" yazar. Kafirin iki kaşının ortasına alamet bırakır ve "kâfirdir" yazar. Bu rivayetlerin bir kısmında ise şöyle geçer: Dabbet-ul Arz'ın yüzü insan yüzü gibi gövdesi ise kuş gövdesi gibidir. O fasih Arapça'yla bağırabildiğince "İnsanlar ayetlerimize içtenlikle inanmıyorlardı..." (Neml 82) diye haykırır. Onun yanında Musa'nın asası ve Süleyman'ın yüzüğü vardır. Bu ikisiyle müminlerle kafirleri birbirinden ayırır. Müminin yüzüne yüzükle bir nokta vurur; böylece müminin yüzünde beyaz bir nokta oluşur ve bu beyaz nokta onun yüzünü tamamen aydınlatacak kadar yayılır. Asayla kafirin burnunu mühürler; böylece kafirin yüzünde siyah bir nokta oluşur ve o nokta kafirin yüzünü tamamen siyahlaştıracak kadar yayılır.[9] Ancak Ehl-i Beyt'ten nakledilen hadislerde bu ayetteki "Dabbet-ul Arz"dan maksadın Hz. Ali'nin (a.s) olduğu vurgulanmaktadır. Süfyan b. Uyeyne kendi senediyle Cabir b. Yezid-i Cu'fi'den "Dabbet-ul arz"ın İmam Ali'nin (a.s) olduğunu rivayet eder.[10] Şeyh Kuleyni de kendi senediyle İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle nakleder: Emirelmüminin (Ali) buyurmuştur ki: "(Düşmana) ard-arda saldıran devletlerin devletinin sahibi benim. Asa ve kızgın demir sahibi ve insanlarla konuşan Dabbe benim."[11] Şeyh Ali b. İbrahim kendi senediyle İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle nakletmiştir: "Biri Ammar b. Yasir'e ey Ammar! Allah'ın Kitabındaki bir ayet huzurumu kaçırdı ve beni şüpheye düşürdü dedi. Ammar hangi ayet? diye sordu. Adam "O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o onlara insanların ayetlerimize içtenlikle inanmadıklarını söyler" ayetidir; ayetteki Dabbet-ul arz nedir? dedi. Ammar "Allah'a andolsun onu sana gösterinceye kadar oturmayacağım yemeyeceğim ve içmeyeceğim dedi ve o adamla birlikte Hz. Ali'nin (a.s) evine gitti. O sırada Hz. Ali hurma ve tereyağı yiyordu. Ammar'ı görünce buyur dedi. Ammar da oturarak o hazretle birlikte yemeye başladı. Adam bunu görünce şaşırdı. Ammar kalkınca adam Süphanellah! Ey Ammar! Sen onu (dabbeyi) bana gösterinceye kadar yemeyeceğine içmeyeceğine ve oturmayacağına dair yemin etmiştin dedi. Bunun üzerine Ammar eğer aklını çalıştırırsan onu sana gösterdim ." cevabını verdi.[12] Yine İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.a) Ali'nin (a.s) mescitte bir miktar kum toplayarak başını onun üzerine bırakıp uyuduğunu görünce eliyle Ali'yi (a.s) hareket ettirerek "Kalk ey Dabbet-ul Arz" dedi. Ashaptan bir kişi 'Ya Resulullah! Birbirimizi bu isimle çağırabilir miyiz?' diye sordu. O hazret 'Hayır! Bu isim Ali'ye hastır. Ali Allah'ın Kur'an'da "O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız..." şeklinde andığı Dabbe'dir' buyurdu.[13] Esbağ b. Nebate'den şöyle nakledilir: Emirelmüminin Ali'nin huzuruna çıktım. O sırada ekmek sirke ve zeytin yağı yiyordu. Ben ey Emirelmüminin! Allah Teala "O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız..." buyuruyor; bu ayetteki "Dabbe" nedir? diye sordum. Hz. Ali "O ekmek sirke ve zeytin yağı yiyen bir canlıdır" cevabını verdi![14] Geçen rivayetlerdeki "Dabbe"nin kuvvet ve mucizenin göstergesi olan Musa'nın asasına ve ilahi hükümetin göstergesi olan Süleyman'ın yüzüğüne sahip olduğunun vurgulanması onun insanlara ayet ve nişane olacak yüce ilahi güce sahip bir insan olduğunu göstermektedir; ayrıca ayetteki "onlarla konuşur" tabiri de onun bir insan olduğunu onaylamaktadır. Evet bu ayetten ve onun tefsirinde nakledilen hadislerden anlaşılan bu canlının Hz. Ali (a.s) olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bunun kıyametin kopmasına yakın bir zamanda vuku bulacağı da kesindir. Ancak bunun yeri zamanı tam olarak belli değildir. -------------------------------------------------------------------------------- [1] - Durr-ul Mensur -Siyuti- c.6 s.380. [2] - Müsned-u Ahmed c.2 s.201 Dar-ul Fikr basımı; Nazm-ud Durer -Bukai- c.5 s.451 Dar-ul Kutub-il İlmiyye basımı. [3] - Hud 6. [4] - Nahl 61 [5] - Enfal 22. [6] - Hacc 18. [7] - Fatır 28. [8]- Kamerî aylarının her 13 14 ve 15. geceleri. [9] - Mecma-ul Beyan tefsiri -Tabersi- c.7 s.366. Kurtubi tefsiri c.13 s.237; ed-Durr-ul Mensur c.6 s.378; Ruh-ul Meani tefsiri -Alusi- c.20 s.21; Râzi tefsiri c.24 s.217; İbn-i Kesir tefsiri c.3 s.387 ve Neml suresi 82. ayet. [10] - Mizan-ul İ'tidal -Zehebi- c.1 s.384 Dar-ul Marifet basımı. [11] - Kâfi c.1 s.198/3 "Enne-l Eimmete hum Erkan-ul Arz" babı. [12] - Kummi tefsiri c.2 s.131 ve Mecma-ul Beyan tefsiri c.7 s.366. [13] - Kummi tefsiri c.2 s.130; el-Burhan tefsiri -Behrani- c.4 s.228/8043 Bi'sat müessesesi incelemesi. [14] - Te'vil-ul Ayat -Seyyid Şerefuddin- c.1 s.303/109; er-Ric'at -Esterabadi- s.166/95 Dar-ul İ'tisam basımı. Alintidir.. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|