USLANMAM  

UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler
Google
 
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
Kayıt ol Sosyal Gruplar Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Dini Bilgiler Dinimizle ilgili paylaşmak istediğimiz herşey

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-03-2007, 09:58 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nerden: istanbul
Konular: 30775
Mesajlar: 35.284
Ruh Halim:
Rep Bilgileri
Rep Puanı : 18136
Rep Derecesi : ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute ABYSS has a reputation beyond repute
Standart Alevî-Sünnî ayrılığına son vermenin bir çaresi yok mu?

Bu ayrılıkları halletmenin tek yolu Kur’an ve Sünnet-i Nebeviye’ye sarılmaktır. Zira Kur’an ve Sünnet ikisi de insanlığın maddî-mânevî bütün hastalıklarına şifa olarak gönderilmiştir. Cemiyetler onlara sarılmakla her türlü belâ ve sıkıntılardan kurtulacakları gibi saplandıkları bataklıklardan da yine o iki sağlam ipe sarılmakla kurtuluşa ererler. Buna en büyük delilimiz ise o kapkara cahiliyet devrinden pırlanta misâl Asr-ı Saâdet’in ortaya çıkmasıdır.

Kur’ân-ı Azimüşşân’da ve Sünnet-i Seniyye’de ayrılıkları halletmek için zikredilen birçok ayet ve hadislerden örnek olarak sadece birkaçını aşağıya alıyoruz.

Cenâb-ı Hak Âl-i İmrân süresinde şöyle buyuruyor:

“Ey müminler kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”

Hucürât Sûresinin 10. ayet-i kerimesinde ise “Muhakkak müminler kardeştir. Siz (bir ayrılık halinde) o kardeşlerin aralarını ıslâh edin ki merhamet olunasınız.” buyruluyor.

Âyet-i kerimeden anlaşıldığı gibi Cenâb-ı Hak müminlere aralarında bir ayrılık çıkması hâlinde bunun giderilmesine çalışmalarını emrediyor. Dolayısıyla fitnenin devamına sebep olan ve Müslümanları birbirine düşüren olumsuz davranışlardan da müminleri yasaklamış oluyor. Biz bu emre uyarak Alevî-Sünnî bütün Müslümanlar ittifak halinde bu yaranın ıslâhı için gayret göstermeliyiz.

Dinimizde çözülmesi mümkün olmayacak hiçbir problem yoktur. Yeter ki ayrılıklar karşılıklı anlayış içinde ele alınsın konuya şefkatle yaklaşılsın ve hissiyat değil ilim esas alınsın.

Bu vatanda yaşayan bütün Sünnî Müslümanlar Hz. Ali’yi ve ehl-i beyti kalpten severler. Ancak bu sevgileri bir ölçü dahilindedir. Ne onlara ulûhiyet veya nübüvvet yakıştırması yaparlar ne de onların değer ve şereflerini inkâr ederler.

Tarihe baktığımızda Alevîlerin Sünnîlerdeki bu samimi muhabbeti her nasılsa önemle dikkate almadıklarını aksine onlara Yezit diyerek onlardan uzak durduklarını görüyoruz. Buna karşılık Sünnîlerin de Alevîlerin uyarılması irşat ve iknaları konusuna hassasiyetle eğilmediklerini bu konuda metot hatasına düştüklerini görüyoruz. Gerçekte “Onlar da bizim kardeşimizdir.” denilerek kendilerine şefkat kucağı gereğince açılmamış onlara uygun üslûpla güzel nasihatlerle yaklaşılmamış dinin yüce hakikatleri kendilerine bizzat götürülerek konuşularak izah edilmemiş ve onlara dini eğitim layığınca götürülmemiştir.

Diğer taraftan devletin de bu sunî ayrılığın çözümüne gereken önemi vermediğini Alevîlerin yerleşme bölgelerine camiler yapma Kur’an kursları açma ve vâizler tayin etme gibi hizmetleri ihmal ettiğini görmekteyiz.

Durum böyle olunca onlar da tenkit ve tahriklerle meseleyi çığırından çıkarmışlar ve bu ayrılığı kapanması güç bir yara hâline sokmuşlardır.

Temelde dinleri dilleri ve milletleri bir olan aynı tarih ve kültüre sahip bulunan ve aynı vatanda yaşayan bu insanlar gitgide birbirlerine karşı birer hasım birer düşman vaziyetine girmişlerdir.

Kanaatimiz odur ki bugün başta Diyanet camiası olmak üzere memleketimizin bütün münevver ve seçkin insanları bütün gayret ve çabalarını bu ayrılığın giderilmesine sarf etseler birlik ve beraberliği yeniden kurabilir ve dış kaynaklı entrikaları etkisiz hâle getirebilir.

Cenâb-ı Hak Âl-i İmrân Sûresinde (104. ayet) bu görevi yapmaları konusunda müminlere şöyle emrediyor: “İçinizden insanları hayra çağıracak iyiliği emredecek kötülükten alıkoyacak bir cemaat bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

Bir mümin diğer bir mümin kardeşini hatalı da olsa sevecek ve hatasının gidermeye çalışacaktır. Müminler de aralarındaki ayrılıkları halletmede bir doktor kadar hassas olmalıdırlar. Vaktiyle açılmış bulunan yaraları büyük bir anlayış hoşgörü ve sabırla tedavi etmelidirler.

Bizim dinimiz şefkat ve merhametin kaynağıdır. Bu kaynaktan feyiz alan biz Müslümanlar da bu şefkat ve merhamete uygun bir ruh hâleti içinde çevremizdekilere nasihat edeceğiz güzel telkinlerde bulunacağız onlara huzur ve saadet götürmeye çalışacağız.

Nitekim Allahü Teâlâ bize bu hususta en güzel ölçüyü Nahl süresinin 125. ayet-i kerimesinde şöyle beyan ediyor:

“Habîbim! İnsanları Rabb-i Teâlânın yoluna hikmetle (açık delillerle ve güzel vaazlarla) dâvet et. Ve onlarla muhkem ve güzel yaklaşımlarla mülâyim ve tatlı sözlerle mücadele et (ki dâvetin tesir hâsıl etsin).”

Peygamberimiz de bu ve benzeri ayetleri örnek alarak müminleri ilim ve hikmetle irşat eder bu irşadını delillere dayandırırdı.

İrşadında ve ikazında hiddet ve şiddet göstermezdi. Muhataplarını samimî bir hava içerisinde karşılar onlara şefkat ve merhametle nasihatte bulunurdu. Doğru ve gerçeği anlatmakta daima tatlı dili güzel sözü tercih ederdi. Zihinlerde meydana gelen şüphe ve tereddütleri büyük bir sabır ve anlayışla giderirdi. Muhataplarına itibar eder ve onları ikna etmek için fesahat ve belâgatla tane tane konuşurdu. Sorulan sorular yersiz de olsa tebessümle karşılar ciddiye alırdı. Vaaz ve nasihatlerindeki tesirin en büyük bir sebebi de insanların kusurlarını bağışlayıp onları affetmesiydi. Hattâ en çok sevdiği amcasını ve daha birçok akraba ve sahabelerini şehit eden ve ettirenleri Mekke’nin fethi sırasında affetmişti. Hâlbuki o gün bütün güç ve kuvvet elindeydi. Onları dilediği gibi cezalandırabilirdi.

İşte böyle büyük ve yüksek seciyelerle etrafındaki insanların ruhlarına tesir etti ve onların çekirdek halindeki kabiliyet ve yeteneklerini uyandırdı geliştirdi. Onları insanlık semâsının birer yıldızı haline getirdi.

İşte âlemlere rahmet olarak gönderilen iki cihanın şanı yüce efendisi Peygamberimiz (asm.) bir hadis-i şeriflerinde: “Müminler bir binanın taşları gibidirler. Birbirlerini yıkılmaktan muhafaza ederler.” buyurarak müminler arasındaki muhabbet ve kardeşliğin önemini en veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Milletimiz tarih boyunca kargaşadan sürtüşmelerden ayaklanmalardan büyük zararlar görmüştür. Yıllar boyu süren meşhur Celâli isyanları yakın tarihimizde şahit olduğumuz Dersim hareketi ve dünün Sivas Maraş Çorum hâdiseleri bunun en açık ve acı delilleridir. Bütün bu hâdiselerin başlıca etkeni dışarıdaki düşmanlarımız olmuş ve bu ayaklanma ve isyan hareketlerinden en çok onlar faydalanmıştır. Tarihten ibret alınmadığı takdirde benzer olayların gerçekleşmesinden endişe edilir. Sünnî olsun Alevî olsun bu vatan ve milleti seven bütün yüksek ahlâklı insanlar bu ayrılığın giderilmesine bu düşmanlıkların izalesine bütün güçleriyle çalışmalıdırlar. Bu dinî millî ve vatanî bir görevdir.

__________________
Jean Michel Jarre
Equinoxe IV


[Linkleri üyelerimiz görebilir.Üyeyseniz Mailinizi OnaylayınBurayı tıklayarak üyemiz olabilirsiniz.]
ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan UslanmaM Cevaplar Son Mesaj
çaresi olmayan 40 Türk hastalığı... HeLiN Tanışalım-Kaynaşalım/Geyik Bölümü 5 02-22-2007 09:40 PM
Kilo vermenin 25 püf noktası...... ByemonaR Bayanlara Özel 0 11-05-2006 09:57 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:40 AM .
Üyelerimiz görüşlerini önceden onay olmadan anında yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, UslanmaM yoneticileri itina ile icerik kontrolleri yapmaktadir, yine de UslanmaM' da yasalara aykırı unsurlar bulursanız İLETİŞİME veya 0555 582 46 56 numaralı telefona bildirebilirsiniz, gereği yapılacaktır.
English Explanation: Our users can give their opinions without getting any approval in our site, all the responsibilities which can rise from these articles belong to these users, the managers of UslanmaM control the contents very carrefully, but if you find any item opposite to the rules CONTACT or dial +90555 582 46 56


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : TEKplatform
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0 RC7
[Gizlilik Bildirimi]-[UslanmaM Kuralları]-[UslanmaM İletişim/Contact]
Alexa
Sagopa Kajmer*Komik Resimler*izafet*Web Hattı*kadınlar*MaxiCep