Hayırlı işlere başlarken çekilen besmele, dinen hoş görülmeyen işlere başlarken de çekilir mi ?

"Besmele sadece helal ve güzel şeyleri yapmaya başlamadan önce söylenir. Her işine besmeleyle başlayan bir Müslüman, "Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle başlarım" demekle büyük bir sırrı yakalar. Bu mübarek kelimeyi söylemekle, ibadetin dışında kalan işlerini de bir ibadet havasına büründürür. Basit ve normal âdetlerini, ibadete çevirir.

"Bismillah'la başlanmayan işte hayır ve bereket yoktur" hadis-i şerifine göre hareket etmekle de hayır ve bereketin kapısını aralamış olur. Güzel ve hayırlı işlerde besmele çekmek çok yerinde bir harekettir. Alışkanlık haline getirildiği zaman büyük bir sevap elde edilir.

Ancak dinen hoş görülmeyen, yasaklanan işlerin başında Besmele çekmek çok yersiz ve gereksiz bir davranıştır. İslam'ın kabul etmediği, Müslümanların uzak kalmaları gereken işlerde insanın maddî ve manevî hayatına zarar veren çok şey vardır. Yasaklanan bazı konular da ayet ve hadislerde açıkça belirtilmiştir. Mesela; içki içmek, zina etmek, faiz yemek, kumar oynamak, bunlardan sadece birkaçıdır.

Bir insan bu kötü işleri yaparken hangi amaçla besmele çeker? "Şansım yaver gitsin" diye kumardan önce, "Belki günahı az olur" diye içki ve faiz almadan önce söylüyorsa, bu nasıl bir mantıktır?

Taşımış olduğu niyet, dinle ve imanla nasıl bağdaşır? Bu niyetle o haramın yapısı değişir mi? Manevî sorumluluğu bir kat daha artmış olmaz mı?

Ayrıca bu çirkin hareketin başlangıcında besmeleyi söylerken onu hafife almış, basite indirmiş olmuyor mu?

Dinî kaynaklarımızdan Fıkh-ı Ekber ve Dâmâd'da, bu konuda şöyle bir kayıt düşülür: "Bir kimse, haram olduğu kesin olarak bilinen şeyleri yaparken 'Bismillah' derse, imanına zarar vermiş olur. Mesela; kumar oynarken, şarap içerken, zina ederken, tavla zarlarını eline alıp atmadan önce, yenmesi haram olan bir malı yerken 'Bismillah' derse inancını kaybeder.

Çünkü bu insan Allah'ın ismini hafife almış, onunla alay etmiş oluyor" Ancak bu kişi daha sonra pişmanlık duyar, tövbe eder, tekrar kelime-i şehadet getirirse, yeniden iman nimetine kavuşmuş olur.

Farkında olmadan, (bir alışkanlık olarak) harama başlamadan önce 'Besmeleyi' söyleyen kişi, imanını kaybetmese de yine de büyük bir vebal altına girer. Böyle bir hareketin imana aykırı olduğunu bilmeden yapan kimselerin durumuna gelince; Hanefî mezhebine bağlı birçok âlim, cehaleti özür olarak kabul etmediklerinden bu kimsenin imanın tehliaaae girdiği kanaatindedirler.

Fakat cehaleti bir mazeret gibi kabul eden bazı alimler böylelerinin dinden çıktığı kanaatinde değiller. Sakal tıraşı olurken "Besmele" söylemek ise bunlardan farklıdır. Sakalı tıraş etmek hakkındaki "haram" hükmü, bıraktıktan sonra tekrar kesme hali için söz konusudur. Gazzalî, Nevevî ve Remlî gibi müctehid imamlarsa sakal tıraşını sadece bir mekruh olarak görüyorlar.

Böylece sakalını tıraş eden kimse, sadece bir sünneti terk etmiş oluyor. Sakal tıraşı olurken "Besmele" çeken kimsenin imanına bir zarar gelmez, ancak tıraştan önce "Besmele" söylenmemesi daha doğru olur.

Mehmet Paksu / Bugün