Din ahlakı samimi olarak yaşandığında insanların üzerinde pek çok dert ve tasa doğal olarak kalkar
herkes huzurlu ve rahat bir yaşam sürer.
Müminler dışında hemen hemen bütün insanlar

hayatlarının ileriki dönemlerinde kendilerini nelerin beklediğini merak eder

pek çok olumsuz ihtimali de düşünüp

kaygılanırlar. Bu onları ciddi şekilde tasalandırır ve huzursuz eder. Bunun dışında insanların çoğunluğunun yaşadığı günlük endişeler de vardır ki bunları da gelecek korkusuna dahil etmek mümkündür. Küçük yaşlarda bu durum okul aaaalerinden

arkadaşlık ilişkilerinden

sözlüye kalkmak gibi basit sorunlardan ibarettir. Ancak yaşın ilerlemesiyle insanların sorun haline getirip

korkusunu duydukları konular da artar. (Harun Yahya
Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın)
Lise çağlarında kişinin giyeceği kıyafet

yiyeceği yemek

arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar

grup içindeki itibarı

okuldaki başarısı ve aile ilişkileri onun için adeta dünyanın en büyük ve en önemli sorunlarıdır. Bu konulardaki herhangi bir olumsuzluk ruhunda derin etkiler yapar

hatta strese ve bunalıma girmesine sebep olur. Bu sorunlar

kazanılması mutlaka gerekli olan üniversite sınavıyla doruk noktasına ulaşır. Çünkü bu sınav kazanılmadığı takdirde aileye nasıl hesap verileceği

bu durumun akrabalara ve çevreye nasıl açıklanacağı gibi kaygılar

genç bir insanın manevi olarak oldukça yıpranmasına sebep olur. Bu tür durumlara günümüzde o kadar çok rastlanır ki

üniversite veya kolej sınavlarının sonuçlarının açıklanmasının ardından gazetelerde çıkan intihar haberlerine adeta alışılmıştır.
Ancak unutmamak gerekir ki

bunlar son derece yersiz endişelerdir. İnsan elbette bir sınavda başarı elde etmek

iyi bir eğitim görmek isteyebilir. Ancak elinden geleni yaptığı halde bir başarı kazanamıyorsa bu durumda Allah'a tevekkül edip

Rabbimizin kendisine daha güzel bir sonuç vermesi için dua etmesi gerekir. Sonuç olarak burada elde ettiği veya edemediği her türlü başarı

kısa bir yaşamın ardından ölümle birlikte anlamını yitirecektir. Geriye kalan ise kişinin Allah'a olan güveni

tevekkülü ve imanı olacaktır. Ancak bu önemli gerçeklerin farkında olmayan

dinden uzak kişiler için yaşın ilerlemesiyle doğru orantılı olarak geleceğe ilişkin korku ve endişeler de artmaktadır. Bu insanlar geleceğe dair planların dışında

gün içinde yapacakları pek çok detayı da düşünüp

kaygılanır ve hatta strese girerler. İşyerindeki konumları

tatile gidip-gidemeyecekleri

gideceklerse nereye gidecekleri

çocuklarını yurtdışına gönderip gönderemeyecekleri

daha iyi bir eve taşınıp taşınamayacakları

toplantıya zamanında yetişip yetişemeyecekleri gibi sayısız endişeleri vardır.
Para konuları da dini yaşamayan insanların akıllarını en çok meşgul eden

onları en çok kaygılandıran konuların başında gelir. Paralarının yetip yetmeyeceği endişesi hem günlük yaşamlarında hem de ileriye dönük planlarında büyük yer tutar. Çünkü hem dünyaya yönelik büyük hırslar içindedirler hem de imkanları kısıtlıdır. Bu da geleceğe yönelik korkulara kapılmalarına neden olur. Bundan dolayı imkanları olsa dahi paralarını hayra harcamaktan kaçınırlar

insanlara yardım etmezler. Maddi durumu iyi olan da kötü olan da aynı endişeyi duyar ve cimrilik eder. Oysa insanlara rızkı verip

onları besleyen Allah'tır. Allah'a tam anlamıyla güvenmiş olsalar zaten hiçbir sıkıntı çekmezler. Fakat bu güveni yaşamadıkları için böyle bir kolaylıktan da mahrum kalırlar. Allah insanlara verdiği mallarla onları dener ve bu malları Kendi rızası doğrultusunda kullanmalarını ister. Ama geleceğe yönelik bu cahilce korkuları yüzünden çoğu insan bencil bir tutum sergiler. Allah ayette onların bu durumuna şöyle dikkat çekmiştir:
"Şeytan
sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin-hayasızlığı emrediyor. Allah ise
size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır
bilendir." (Bakara Suresi

268)
Bundan başka insanları saran ileriye dönük korkulardan biri de yaşlanmadır. Alınan her türlü tedbire rağmen bedende önüne geçilemez yaşlılık alametlerinin

kırışıklıkların

sarkmaların oluşması

saçın dökülmesi

beyazlaması

görme

duyma kusurları gibi yeni yeni hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu ihtimallerin her biri dinden uzak yaşayan bu insanlarda ciddi endişelere sebep olur. Bundan başka herhangi ciddi bir hastalık durumunda çocuklarının kendilerine bakıp bakmayacağının kaygısını duyarlar. Ne şekilde ve nerede öleceklerini düşünüp korkarlar. Yaşlılarda en çok görülen korkulardan biri de eşlerden birinin ölmesi durumunda diğer tarafın tek kalma korkusudur. İki taraf da içten içe

"
ya o ölürse ben nasıl tek başıma yaşarım" diye bir endişe içindedir.
Burada sayılanların her biri dini yaşamayan insanların geleceğe yönelik ciddi kaygı ve korkularındandır. Din yaşanmadığı takdirde bu gibi endişelerin duyulması kaçınılmazdır. Müminler içinse durum daha farklıdır

onlar bu tür korkuların hiçbirini yaşamazlar. Herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilir

başlarına gelen herşeye hayır gözüyle bakar

Allah'ı dost edindikleri için yardımı da yalnızca Allah'tan beklerler. Ayrıca dünyada korkulacak hiçbir konu olmadığını da bilirler. Geleceklerine yönelik konularda Allah'ın en hoşnut olacağı tercihleri yapıp

ellerinden gelen çabayı gösterip

Allah'ın çizdiği kadere teslim olurlar. Ayette onların bu bakış açısı şöyle tarif edilir:
De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında
bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi

51)