USLANMAM
USLANMAM öğesini iGoogle sayfanıza ekleyin.
UslanmaM En Kaliteli Bilgi Adresiniz
Geri git   USLANMAM > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler
Google
 
UslanmaM Resim AlbümleriSosyal Gruplar
Kayıt ol Sosyal Gruplar Ajanda Konuları Okundu Kabul Et

Dini Bilgiler Dinimizle ilgili paylaşmak istediğimiz herşey

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-25-2007, 10:01 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
ABYSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart araçta namaz (şerh üzerine detay)

araçta namaz (şerh üzerine detay)


konu hakkında muhtelif kaynaklarda bilgiler vardır..inceleme üzerine bunların içtihadı oldukalrını farkettim..kararı yine siz kardeşlerimin engin bilgilerine bırakıyorum..benim şasi kanaatim : mümükünse yola araverip molada kılınmalı olmazsa ruhsata binaen cem edilmeli yine olmazsa mümkün olduğunca kıble istikamet alınıp öylece başlanmalı..şimdiki yolculukların geçmiş dönemler kıyaslandığında o kadar uzun sürmediği uzun olanlarda mola verildiği düşünülürse çokda zorlamaya gerek kalmayacaktır...

birkaç yazıyı aktarıyorum (özetle) :

"Araç yolculuğunda namaz

Otobüs ve tren gibi bir vasıtayla yolculuk yapan ve namaz vaktinde araçtan inip namaz kılmaya imkan bulamayan kimse gidiş yönünü kıble kabul ederek oturduğu halde ima ile namaz kılabilir. Yolcu uçakları gibi uzunca müddet doğru bir istikamette giden ve namaz boyunca kıbleye dönük olma imkanı veren araçlarda kıbleye dönerek namaz kılmalıdır. Giden gemide ise kıbleye doğru ayakta veya gerekirse oturarak rüku ve secde ederek namaz kılınır.

Otobüs yolculuğunda önce mola yerlerini kollamak veya sürücüyle anlaşmak gibi yollarla araçtan inip namaz kılmanın çaresi aranmalıdır. Fakat bunun için araçta kavga ve gürültüyle yolcuların da huzuru kaçırmamalıdır. Ayrıca Hanefîlerin de gerektiğinde üç mezhebe göre belli şartlarına uyarak yolculuk halinde öğle ile ikindiyi akşam ile yatsıyı kendi aralarında birleştirip cem-i takdîm veya cem-i tehir suretiyle kılması da mümkündür."

------------------------------------------------------------------------

"Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerli değildir. Kıbleye yönelerek namaza duran kişi daha sonra yönünü değiştirirse namazı bozulur. Yalnız yüzün kıbleden çevrilmesi ise mekruh olmakla birlikte namazı bozmaz. Kıblenin kesin biçimde bilinmemesi durumunda namaz kılacak kişinin kıbleyi tesbit etmek için araştırma yapması gerekir. Gerekli araştırmadan sonra kıble olarak belirlediği yönde namazını kılar. Bu durumda yön yanlış bile olsa namaz geçerlidir.

Ancak namaz sırasında yönünün yanlış olduğunu öğrenirse kıbleye yönelmesi gerekir. Araştırma yapılmadan kılınan namazda yanlış yöne durulduğu anlaşılırsa namaz yeniden kılınır. Araba vapur tren uçak gibi ulaşım araçlarında namaza başlanırken kıbleye dönülür aracın hareketi nedeniyle kıbleden sapılması namazı bozmaz. Savaş gibi hayati tehlikenin sözkonusu olduğu durumlarda kıbleye yönelme farz olmaktan çıkar. Bu tür durumlarda herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerlidir."
--------------------------------------------------------------------------

"****** Namzınızı otobüste veya herhangi bir vasıta kılmanızı tavsiye ederiz.

Fıkıh kitaplarımızda "Binek (hayvan) üzerinde Namaz" diye bir başlıkvardır ve mes'elenin esası bu başlıkaltında incelenir. Özetlemeye çalışırsak şunları söyleyebiliriz:

Seferde binek üzerinde nafile namaz kilinabileceğine mezhepler ittifak halindedir. Çünkü Resûlüllah Efendimiz kendileri binek üzerinde nafile namaz kılmışlar ve ashabına da kılmalarını emretmişlerdir. Bununla ilgili rivayetler fıkıh kitaplarımızın âz sonra çeşitli vesilelerle atıfta bulunacağımız yerlerinde bolca bulunmaktadır. Bu meyanda Kenzü'1- Ummâl konuyla ilgili onüç kadar rivayeti bir araya getirmiştir.(el-Hindî Kenzü'1-ûmmâl VNI/38S-87) Bütün bu rivayetleri ve belki de daha başkalarını bir arada değerlendiren fıkıhçılarımız şu sonuçlara varmışlardır:

Şehir dışına çıktıktan sonra sefer süresinden daha kısa bir yolda olsa dahi (en az diyenler bunu bir mile kadar indirir)(bk. E1-Inâye (F.Kadir ile birlikte) I/463) nafile namazlarını bineği üzerinde ima ederek kılabilir. Imayı ruküda biraz secdede daha fazla eğilmek suretiyle yapar. Çünkü nafileler için belli bir zaman yoktur. Nafile kılmak için bineğinden inmesini söylemek nafile kılma azmini kırabilir ve yolculuğuna engel olabilir.(Serahsî I/350) Binek üzerinde nafile kılmakla hiç bir zarar etmiş olmaz. Halbuki kılarken sırf dilini koruması kendini vesveseden ve kötü duygulardan muhafaza etmesi bile bir kazançtır.(Serahsî I/349) Bu mûlâhazalarla nafilenin binek üzerinde her halükarda kılınabileceğine cevaz verilmiştir. Ne tarafa dönebilirse kıblesi o taraftır. Bineği üzerindeki pislik de ekseriyete göre namaza mani değildir.(Fethiu l-Kadîr I/467) Atların çektigi araba da binek gibidir.(agy) Böyle nafile bir namaza yerde başlayıp bineğinde devam etmek namazı bozar ama binekte başlayıp yerde bitirmek bozmaz.(Serahsi I/251; bu hüküm için gösterilen sebep ilginçtir. Hayvana binmek "amel-i kesîr=fazla bir iş" inmek ise "amel-i yesir=az bir iş" sayılmıştır. Buna göre günümüzde otobüslere inip binmeyi buna kıyaslama imkanı yoktur. Ya da binme halinde "kuvvetli zayıfâ" inme halinde ise "zayıf kuvvetliye" bina edilmiş olur. Ki caiz olan ikincisidir denmiştir.) Mes'ele kıyasa muhalif bir mesele olduğu ve böyle durumlarda ona başkası kıyas edilemeyeceği için Imam Azam'a göre binek üzerinde iken şehir içinde nafile kılamaz. Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre kılabilir ancak Muhammed bunun mekruh olacağını söyler.(Serahsî I/250) Imam Azam vitiri de binek üzerinde kılamayacağını söylerken bu iki imam onu da kılabileceği görüşündedirler. Çünkü Resulüllah'ta bu uygulamanın örneği vardır.(Serahsî I/25:-251) Kenzü'l-Ummâl da bu doğrultuda Abdurrezzâk ve Ibn Ebi Şeybe'den iki rivayet nakleder.(Kenzül-Ummâl VNI/386)

Farzlara gelince: Genellikle fıkıhçılarımızın özellikle de Hanefi fıkıhçılarının görüşü şudur: Sefer süresi yolda dahi olsa kişi farz namazları özrü (zaruret) olmaksızın binek üzerinde kılamaz. Çünkü farzların belli vakitleri vardır. O vakitlerde biraz durup namazı kılmak zor değildir. Arkadaşı varsa onlar da zaten ona destek olacak ve beraberinde kılacaklardır.(Serahsî I/250; Ibn Hümâm I/463; Ayrıca bk: Ali el-Kârî Irsâdü's-Sâri 41) Cabir b. Abdillah hadisinde: "Resulüllah (sav) bineği üzerinde iken kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılardı. Farz kılmak istediğinde ise bineğinden iner ve kıbleye dönerek kılardı."(el-Hindî kenzü'1-Ummal VNI/385) denmektedir. Vitir için indigi rivayeti de vardır.(Serahsî I/249) Sonra daha önce de işaret ettiğimiz gibi binek üzerinde nafilenin kılınması kıyasa rağmen nas ile sabittir. Öyleyse farz ona kıyas edilemez netice itibari ile de zaruret (özür) bulunmadan binek üzerinde kılınamaz. Burada eskilerin binek dedikleri ile günümüzdeki ulaşım vasıtaları arasında bu konularda fark olmadığını da söyledikten sonra bu mesele için nelerin özür kabul edildiğini görelim: Yol arkadaşlarının inip kendisini beklememesi inmesi halinde hırsız yırtıcı hayvan düşman korkusu bulunması ortalığın yağmur ve çamur olması ihtiyar olup inip binmede yardımcısının bulunmaması bineğinin huysuz olması... vb. şeyler özür olarak görülmüş ve böyle durumlarda farzların da binek üzerinde (otobüste) kılınabileceği söylenmiştir.(Serahsî agk.; Ibn Hümâm agk.; el-Hindî Ibn Asakir'den Rasulüllah (sav)'in çok çamurlu bir hengamda bir merkep üzerinde farz kıldığını nakleder. VNI/387) Buna göre namaz vakitlerinde durmayan bir otobüs yolcusu koltugunda ima ile farzlarını kılabilecek ve bu şehir dışı için bir ruhsat olmuş olacaktır. Ima ederken ön koltuga secde etme yerine dönebildiği kadar kıbleye dönüp rükü için biraz secde için ise biraz daha fazla eğilerek kılacaktır. Oturduğu koltugun pis olması zarar vermez. Ama yolcu işin fetvasından önce azimeti deneyecek şöförü güzellikle iknaya çalışacak gerekirse yolculardan da destek arayacak duraklarda namaz kılmayanları huzursuz edecek şekilde geç kalmayacak diğerlerini namazdan ve namaz kılandan nefret ettirmeyecektir. Böyle bir endişe söz konusu ise bütün sünnetleri bırakıp sadece farzları kılacaktır. Ama şöföre hatırlatma işini her seferinde yapacak ve gerekirse tutumunu ilerideki yolculuklarında firma seçimi için ölçü alacağını sezdirecek ama kesinlikle çekişmeye ve tartışmaya girmeyecektir. Güzel bir ikazı nazarı itibara almayan şöför huysuz bineğe fevkalade kıyas edilir ve bu farzı arabada kılmak için bir özür sayılabilir. **** "
----------------------------------------------------------------------

"M. 175-Haraket halindeyken insanın sarsılmasına sebep olmayan gemi uçak tren gibi araçlarda namazın şartlarına uyarakörneğin kıble gibikılınmasının sakıncası yoktur.Ama kayık ve araba gibi insanın sarsılmasına sebep olan araçlardazorunluluk yada vakit darlığı halleri dışında namaz kılmak doğru değildir"
-------------------------------------------------------
"Yolculukta nasıl kılayım?
Bu kitabı yazmayı sürdürdüğüm günlerden birindeydi. “Yeni bir çalışmanız var mı?” diyen bir okuyucuma
“Sabah namazına nasıl kalkılır konulu bir kitap hazırlıyorum” cevabını verdim. Kitap projemi duyan hemen
herkesin dediği gibi “Bu konuda kitap çapında bilgi var mı?” diyerek hayretini ifade etti. Ben de konunun
en ince ayrıntılarına kadar indiğimi söz gelişi yolculukta bile namazı hiç kazaya bırakmamayı esas
aldığımı belirttim. Kendisi işi gereği çok yolculuk yapan birisiydi. “Desene biz yandık. Ben yolculuklarda
çoğu kez kazaya bırakıyorum” dedi.
Yolculuğun özel şartları vardır. Eğer kendi kontrolünüzdeki bir araçla seyahat ediyorsanız namaz
vakitlerinde uygun yerlerde durabilirsiniz. Ama sizin kontrolünüz dışındaki bir otobüs gemi uçak tren
gibi toplu taşıma aracıyla yolculuk yapıyorsanız bazı tedbirler almak zorundasınız.
Bunun için sırasıyla şunları yapmalısınız:
a: Vasıta ve zaman seçimi
Gideceğiniz yere kaç saatte gidiliyor ve hangi vakitleri yolculuk esnasında kılmak mecburiyetindesiniz?
Saat kaçta çıkarsanız daha az namaz vaktini yolculukta geçireceksiniz? Seyahat ettiğiniz firma nerede ve
hangi saatte mola veriyor hangi vakti molada kılmanız mümkün? Firma yetkilileri namaza duyarlı mı?
Öncelikle bu soruların cevabını araştırıp baştan tedbir almanız gerekir. Kimi firmaların araç kaptanları
ve diğer çalışanları namaza karşı duyarlı belki kendileri de kılıyorlar ki mola yerini ve süresini
ayarlarken daha esnek davranıyorlar. Bir yolculukta araç kaptanına giderek “Eğer birkaç dakika daha
bekleyebilirseniz sabah namazının vakti girecek ve namazımı kılabileceğim” dedim. Kaptan kabul etti.
Vakit girince namazımı kısa sureler okuyarak kıldım ve hemen otobüse koştum. Bir keresinde yeni hareket
etmiştik ve tam şehir dışına çıkmışken akşam ezanı okunmuştu. Birkaç kişi namaz kılıyordu ve şoföre rica
ettik. Hemen bir caminin önünde durdu ve namazımızı kıldık.
Burada dikkat etmeniz gereken mümkün mertebe önceden abdesti almak ve fazla zaman harcamadan görevinizi
yerine getirmektir. Aksi takdirde hem kaptanı zor durumda bırakmış hem de namaz kılmayanların tepkisini
çekmiş olursunuz. Namaz kılmayanları eleştirmek küçümsemek ve hoşgörü göstermek zorunda olduklarını
düşünmek yanlıştır. Onlar şu anda namaz konusunda sizin kadar şuurlu ve duyarlı olmayabilirler. Ama bir
gün gelir sizi bile geçebilirler.
Hiç kimseye karşı itici olmamak herkesin seçimine saygı duymak gerekir. Neticede namazı Allah için
kılacaklar bizim için değil. Namazın sahibi onlara süre tanır ve sabırlı davranırken bizim aceleci olup
ıslahı mümkün olan insanları namazdan soğutmamız doğru olmaz.
b. Mecbursanız araçta kılabilirsiniz:
Namazınızı öncelikle bir mescidde veya uygun bir yerde bütün şartlarına uyarak kılmalısınız. Bunun için
firma seçimi çıkış saatiniz ve mola zamanına dair bütün tedbirleri aldığınız halde sonuç olumsuz
olabilir. Plânladığınız vakitte mola yerlerinde olamaz ve namaz vakti seyahat esnasında girebilir. Bu
durumda ne yapmalısınız?
Öncelikle abdestli olmaya dikkat edin. Çünkü abdestli iken en küçük fırsatı bile hemen değerlendirmeniz
mümkündür. Ama buna imkân bulamamışsanız yine de cesaretiniz kırılmasın.
Bu durumda yapmanız gereken otobüs kaptanına giderek namaz kılmak istediğinizi uygun bir yerde
durabilirse memnun olacağınızı nazik bir üslûpla söylemektir. Kimi şoförler böyle bir isteği hemen kabul
etmektedir. Ama bazıları geç kaldıklarını belirli bir vakitte gitmek istedikleri yerde olmaları
gerektiğini söyleyebilirler.
Nitekim bir yolcu böyle bir istekle şoförün yanına gitmiş. Şoför “Daha sonra kaza edersin” cevabını
vermiş. Yolcu da esprili bir şekilde “Ya ben kaza etmeden önce siz kaza ederseniz ne olacak?” diye
sormuş.
Bu tür bir olay Mehmed Paksu Hocanın başından geçmiş. Bir yolculukta namazı kazaya bırakmamak için
şoförden müsait bir yerde 5 dakika durmasını rica etmiş. Şoför reddetmiş bütün ısrar ve ricaları geri
çevirmiş. Az sonra otobüsün ön lastiklerinin ikisi birden patlamış. Şoför aracı güçlükle durdurmuş. Tabiî
lastikler yenileninceye kadar mecburen mola verilmiş ve Paksu Hoca namazını kılmış.
Burada önemli bir husus şudur: Şoför reddettiğinde onunla tartışma yapmak yerine olumlu davranmak en
iyisidir. “Nasıl durmazsınız bu benim en doğal hakkım ibadet özgürlüğüne saygınız yok mu?” türünden
sözler söylemek onu rencide edeceği gibi daha da inatlaşmasına sebep olabilir. Bunun yerine
“Yolculuklarımda hep bu firmayı tercih ediyorum. Daha önce böyle durumlarda hep yardımcı olmuşlardı. Zaten
fazla bir zaman almaz. Hemen farzını kılıp geleceğim” gibi bir ifade kullanmak daha sevimli ve ikna
edicidir.
Unutmayın: Bütün alanlarda müthiş bir rekabet yaşanıyor ve hiç kimse böyle nazik bir müşterisini kaybetmek
istemez.
Uzun yolculuklarda en büyük derdim namazları vaktinde kılabilmektir. Bunun için defalarca hesaplar yapar
sayısız formül üretirim. Şimdiye dek defalarca otobüs şoförlerine namaz için durmaları ricasında bulundum.
Çoğunlukla anlayış ve yardım gördüm.
Tüm tedbirlere rağmen dört başı mamur bir namaz kılma imkânınız olmazsa araçta kılmanız gerekir.
Farz ve vacip namazlarınızı hayvan ya da ulaşım araçlarında kılmanızın zarurî halleri şunlardır:
– Binekden indiğinizde can ve mal emniyetinden endişe ederseniz.
– Vasıtadan inme imkânınız yoksa veya indiğiniz takdirde tekrar yetişemeyip kaçırmaktan korkarsanız.
Bu durumlarda namazınızı araç içinde oturarak kılabilirsiniz. Ancak tren uçak gemi gibi vasıtalarda
mümkünse ayakta kılınır değilse oturarak kılınır. Hayvan veya vasıta üzerinde oturarak namaz kılacak olan
kimse secdede rükûdan biraz fazla eğilir. Ancak otobüste öndeki koltuğun üzerine baş koyarak secde etmek
mekruhtur.
Hareket hâlindeki araçlarda namaz kılarken kıbleye dönme mecburiyeti yoktur. Aracın gittiği yöne doğru
oturulan yerde îma ile namaz kılınır.
Bu saydığımız yolları hiç denemeden hiçbir gayrete girmeyip namazı kazaya bırakmak büyük bir günahtır.
Yolculuk bittikten sonra namazların kazasını yapmakla sorumluluktan kurtulunmuş olunmaz. Çünkü burada
kazaya bırakmayı gerektirecek bir engel yoktur.
İlmihallere bakarak yolculukla ilgili seferîlik hükümlerini ve binek üzerinde namazın ayrıntılarını
öğrenebilirsiniz. Bu konuları bilmemek namazı kazaya bırakmak için mazeret sayılmaz. Çünkü dinimizi
yaşamaya yetecek kadar bilgiyi öğrenmeye mecburuz.
c. Cem’-i takdim veya cem’-i te’hir yapabilirsiniz
Eğer uzun bir yolculuk yapıyorsanız ve birkaç namaz vakti seyahatte geçiyorsa başka bir çözümden daha
bahsedebiliriz. İlmihal kitaplarında genişçe açıklanan bu çözüme “cem’-i takdim ve cem’-i te’hir” denir.
Yolculuk ve hastalık esnasında öğle ile ikindi akşamla yatsı namazlarının takdim (öne alma) veya tehir
(erteleme) şeklinde birleştirerek tek bir vakitte kılınmasına Hanefî âlimleri karşı çıkmakla beraber
Şâfiî Mâlikî ve Hanbelîlere göre bu namazları birleştirerek kılmak caizdir yapılabilir.
Bu üç mezhebe göre öğle ve ikindi namazları öğle veya ikindi vaktinde peş peşe kılınabileceği gibi akşam
ve yatsı namazları da akşam veya yatsı vakitlerinden birinde beraberce kılınabilir. Ancak bu namazları
kılmadan önce takdim veya tehir edileceğine niyet edilmesi şarttır.
Meselâ öğle namazını ikindi namazıyla birleştirerek ikindi vaktinde kılacak kimsenin öğle namazını
kılabilmesi için ikindi namazının vakti girmeden—yani bir farz namaz kılınacak kadar vakit varken—öğle
namazını tehir edeceğine dair niyet etmesi gerekir. Öğle namazı takdim veya tehir edildiğinde her zaman
ikindiden önce akşam namazının da yatsıdan önce kılınması gerekir. Ancak sabah namazı için takdim veya
tehir mümkün değildir.
Burada Hanefî olan kimseler dilerlerse diğer üç mezhebe uyarak takdim veya tehir yapabilirler.
İşte dinimizin böyle kolaylıkları varken yolculukta namazı kazaya bırakmak hiçbir şekilde kabul edilemez.

ABYSS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
Eklenti Ekleyemezsiniz
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz