Kadınlar neden kapanmak zorundalar? Madem kadın hakları var İslam’da
o halde neden iki kadın şahit bir erkek şahide bedel oluyor? Madem İslam’da kadın hakları var
o halde neden kadınlar kapanmak zorunda da erkekler değil?
Kadının kendine göre bir yapısı vardır. O başta erkeğinin hanımıdır. Erkek ise

hanımının başkaları tarafından göz hapsine alınmasını

kendisine kahredici gözlerle bakılmasını istemez. Güzelliği varsa

bunu kendisi için kullanmasını ister. Zamanımızın bozuk anlayışı bir ölçü değildir bizim için. Esas yakalanılması gereken seviye açısından meseleyi ele alıyoruz. Bu zamanda erkek

hanımının açılıp saçılmasını normal görüyor hatta istiyorsa

o onun iffet ve aile konusundaki anlayışını gösterir fakat İslam

iffeti

aileyi bir toplumun temeline koyar. Bunlar ne kadar sağlam olursa toplum da o kadar gelecek vaat eder.
Günümüzdeki

çabuk evlenmeler

çabuk boşanmalar

sahipsiz kadınlar

perişan çocuklar

açılıp saçılmanın bir neticesidir dersek mübalağa yapmış olmayız zannediyoruz. Evlilikte emniyet

güven ve karşılıklı sevgi saygı esastır. Açıklık ise büyük ölçüde bu vasıfları kırar. Yani erkek

hanımından şüphe eder

acaba bir başkasına güzelliğini satamaya çalışıyor mu diye. Kadın da kocasından emin değildir

acaba bir başka kadınla beraber oluyor mu diye. Bunlar ailede şüphe doğurur

güveni sarsar ve tabi ki netice

günümüzde olduğu gibi boşanmaların haddi hesabı olmaz.
Kapansa ne olur? O zaman kadın sadece erkeği için güzel olur

başkası için sokak için değil. Sadece erkeğinin cazibesini çeker başkasının değil. Açılan kadın

yabancı gözlerin yaymış olduğu radyoaktif enerjiden o kadar etkilenir ki

o kadın erkeğinin gözünde çabucak eskiyiverir. Kadın ne kadar güzel olursa olsun bu böyledir.
Ayrıca kadın

bir annedir İslam’da. Ona esas kıymetini kazandıran ikinci tarafı da budur. Cennet annelerin ayakları altındadır. Anne denilen varlık

çocukları için bir terbiyeci

bir sığınaktır. Onun rahmet ve merhametine muhtaçtır çocuk. Bunu baba veremez ona. Dolayısıyla

anne

iffetini

güzelliğini

enerjisini kapanmak suretiyle korumalıdır ki

o iffet

o ruhi güzellik

o enerji çocuğunda yoğunlaşsın ona aksetsin. Ve böylece sağlam karakterli

merhametle dolmuş ve doymuş

hep sevgi görmüş bir nesil yetişsin. Açılan ve boyanarak kendisini başkalarına beğendirmeye çalışan bir kadın

bir anne olarak kendini çocuğuna ne kadar verebilecek

vaktini ona ne kadar ayırabilecektir!? Dışarıda annesini diğer erkeklerin önünde açık saçık gören bir çocuğun yaşayacağı buhran ve hayal kırıklığı

mutlaka o çocuğun geleceğine aksedecek

küçükken yaşadığı yıkımları büyüyünce üzerinden atamayacak ve değişik bunalımlara girecektir.
Kadın çalışmayacak değildir. Çalışabilir ama kendine göre bir işte çalışacaktır. Erkeklerin yıpratıcı bakışlarına hedef olmayacak

kendisine madden ağır gelmeyecek mekânlarda ve işlerde çalışabilir

eğitim öğretim görebilir. Değişik makamlara gelebilir. Ama bunların hepsi

kadının fıtratı

çekingenliği

ürkekliği ve vücudunun nazikliği (bunlar yaratılıştan gelir) göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. Böyle olacağındandır ki

kadın hayatın pek çok yerine fıtratı itibarıyla giremeyecek

dolayısıyla da sosyal hayattan daha çok kendi fıtratının korunduğu aile içinde bulunacak ve buradan hareketle de erkeklerin şahit olduğu pek çok şeye şahit olamayacaktır. Onun için erkeklerden bir kadınlardan iki şahit istenir. Heyecanları

çabuk hislenmeleri

daha çabuk unutabilmeleri gibi temel bazı özelliklerinden dolayı iki kadın istenmiş ki

unuttuklarında birbirlerine hatırlatsınlar.
Bunun yanında sadece kadınların şahitliği istenip de erkeklerin şahitliğinin geçerli olmadığı yerler de vardır ki

bu tamamen kadınların kendilerine has halleriyle alakalıdır. Doğum

süt anneliği vs..
Eğer kadınlar

en güzel şekilde annelik yapabilseler çocuklarına

çocuklar herhangi bir psikolojik boşluk oluşmadan yetişebilseler

gereken sevgiyi ve alakayı görebilseler

bugün toplumu titreten

anarşi

terör

kapkaççılık

hırsızlık

adam öldürme gibi durumlar olmayacaktır. İşte o zaman kadınlar en önemli vazifelerini yapmış ve insanlığa huzurlu bir toplum hediye etmiş olacaklardır.
Kapanmak zorunda olan elbette kadın olacaktır. Çünkü cazip olan odur

ilgi çeken odur

erkekleri tahrik eden odur

tecavüze uğrayan odur. Erkeklerde ise böyle bir durum söz konusu değildir. Ayrıca kapanma kadın için koruyucu bir kalkandır: Erkeği tahrik etmez

üzerine saldırtmaz

erkekler tarafından tuzağa düşürülüp aldatılmasına meydan vermez.
Bir kadın birden fazla erkekle evlenemez. Çünkü o zaman nesil karışır. Düşünün bir kadının dört tane kocası var. Hepsi de kadınla yakınlık kuruyor. Doğacak çocuk kime ait olacak. Anne bir baba dört tane. Düşünülebilir mi böyle bir şey. En önce kadınla yakınlık kuran baba oldu diyelim

diğerleri

çocuk doğuncaya kadar ne yapacak? Bütün bunlar bir neslin karışması değil sadece

erkeklerin kavgası

kadınların da perişan olması demektir. Ayrıca

bir erkeğin dört kadına kadar evlenmesi bugünkü yanlış anlayışta olduğu gibi bir farz değil

icabet edilmesi gereken bir sünnet değildir. Sadece zorunlu durumlarda bir kullanılacak bir ruhsattır. İslam erkeğe öyle bir vazife yüklemiştir ki kadınlar hakkında

bir erkeğin dört kadını alıp da hepsinin hakkını ödeyerek geçinmesi mümkün değildir. Bu yüzden de böyle bir şeye çoğu zaman cesaret edilemez. Diğer taraftan bu meseleyi İslam’ın bir ayıbı gibi gösterenlere (batıya vs.) bakıyoruz. Evlenmiyorlar

belki sadece bir kadınla çok güç de olsa evleniyorlar fakat hiçbir zaman meşru dairede bir hanımı olmuyor. Affedersiniz

evde bir hanım vardır

dışarı da sayısı belirsiz metresleri vardır. Batı dünyasına bakalım

genel durum

anlatılanların mübalağa olmadığını gösterecektir. Hatta filmlerine bile yansımıştır bu hastalık. Filmlerinde toplumlarını yansıtmaktadırlar.
Erkek

hanımını her aklına geldiği

her sinirlendiği zaman dövemez. Dinimiz bu hakkı vermiyor ona. Ancak

kadın serkeşlik yaparsa

kocasını kendisinden faydalanması vs konularda dinlemezse

erkek önce ikaz eder

sonra yatağını ayırır. Kadın yine düzelme yoluna gitmezse bu sefer de yaralamayacak

yüzüne vurmayacak şekilde terbiye maksatlı küçük bir çubukla vurabilir. Buna da dövme denecekse densin. Kaldı ki

dinimizin dışındaki dünyada nice dövmelere şahit oluyoruz ki

insanlıkla bağdaştırılmayacak şeyler. İslam

bazen terbiye ağırlıklı hüküm koyar demiştik. Dövme meselesi

aynı zamanda

her zaman gücünü kullanmaya yeltenecek erkeği de bir sisteme sokmaktadır. Sen gücünü her zaman kullanamazsın

önce terbiye etmek için ikaz edeceksin

sonra yatağını ayıracaksın

sonra da hafif şekilde vuracaksın demiştir. Burada sadece kadının değil

erkeğin de terbiye edilmesi frenlenmesi söz konusudur. Mesele psikolojik ele alınmalıdır. İslam psikolojileri gözeterek hüküm koyuyor. Erkek

güç kullanır. İslam ise bu gücü dengeler.