Bir anne oğulları namaz kılmasa bile onların kazandıkları paradan yiyebilir. Fakat bu meselenin soruya esas teşkil eden yönünden öte

üzerinde durulması gereken ayrı bir yönü vardır. O da annenin

çocuklarının dindar olmaları için gayret göstermesidir. Onun için anne

çocuklarını namaza yönlendirebilmek amacıyla

imkanlar ölçüsünde mütedeyyin arkadaşlarla diyalog kurmalı ve çocuklarını mutlaka bunlarla tanıştırmalıdır. Unutmayın ağaçlar ağaçlar içinde

otlar da otlar içinde büyür

gelişir. Kilometrelerce alanı kaplayan çöllerde siz hiç bir tane ağaca rastladınız mı? Kainat içinde cansız varlık adına geçerli olan bu kanun

bizler için de geçerlidir. O halde çocuklarımızın dünyevî ve uhrevî saadetini

mutluluğunu düşünüyorsak

-ki soru düşündüğümüzü gösteriyor- kısaca arzetmeye çalıştığın mesele üzerinde hassasiyetle durmak lazım.
Ana-baba çocuklarına rüşde erinceye kadar bakmakla mükelleftirler. Burada mükellef tabirini mecburiyet anlamında kullanıyorum. Çocukları râşid

akil-bâliğ olduktan sonra bakma

hükmen mükellefiyet sınırları içerisine girmese de

şeriat-ı fıtriyye açısından gereklidir. Hele kız çocuklarının Anadolu ifadesiyle "çırak çıkarılıncaya" yani evlendireleceği ana kadar bakım ve görümünün yapılması adeta farz gibidir.
İslamî düşünce ve inanç

bunu neredeyse bir zaruret olarak ebeveynin sırtına yüklemiştir. Kaldı ki Batı düşüncesine

hayat felsefesine açılıncaya kadar bizim böyle bir problemimiz olmamış hatta böylesi şeyler aklımıza dahi gelmemiştir.