İSLAMIN TEMEL KAYNAKLARI

İslami hükümlerin üzerine bina edildiği temel kaynaklara denir. Bu kaynakların hepsi ilahi vahye dayanır, beşeri bir esasa dayanmaz.İslam’ın temel kaynakları Kitap(Kur-an), Sünnet, İcma ve Kıyas-ı Fukaha dır. Ancak Müslümanlar arasında daima delil olarak kabul edilmesi gereken şer-i deliller kitap(kur-an) ve Sünnettir. Diğerleri bu iki kaynakta bulunmayan hükümler olduğu zaman söz konusu olurlar ve bu iki kaynağa asla muhalefet etmezler.

1.KİTAP (Kur-an) İslamın ilk temel kaynak kitabı Kur-an’ı Kerim dir. Kur-an kelime olarak “Ka-ra-a” fiilinden mastar olup “Kıraat” ve “Tilavet” (yani okumak manasına gelir.
Kur-an ıstılah olarak: Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) e vahy olunan ve bize tevatür yoluyla nakl olunan ALLAH kelamının toplamına denir.
Kur-an’ı kerim en yüksek edebi uslub ve belağatı, en derin ve en geniş manası ile lafzen de manende ilahi ve eşsiz bir mucizedir.Kur-an İnsanlığı fert ve toplum olarak refah ve saadete ulaştıran her türlü inanç , amel ve ahlak esaslarını ve her türlü sosyal nizamı ihtiva eden ( içeren) İlahi bir kaynaktır.Kur-an’ı Kerim İlahi bir tecelli olarak kıyamete kadar , Cenab-ı ALLAH tarafından (bozulmaktan,değiştirilmekten) muhafa<zaq edilecek korunacaktır.Ayette: “Muhakkak ki Kur-an ı biz indirdik ve O’nu mutlaka biz muhafaza edeceğiz.(Hicr:9)” buyurmuştur.
Kur’an-ı Kerim 114 sure 6000 küsur ayetten oluşmaktadır. Miladi 610 yılında nazil olmaya başlamış 23 senede parça parça ayetler vahy edilerek Kur’an tamamlanmıştır.İlk nazil olan ayet Alak Suresinin ilk 5 ayeti,son nazil olan ayet ,se bakara suresinin 281. ayetidir.İlk nazil olan sure Fatiha ve son nazil olan sure ise Nas suresi dir.Peygamberimizin Medineye Hicretinden önce nazil olan ve İman ve İnanç esaslarına taalluk eden (alakalı olan)ayetlere Mekki , Hicretten sonra nazil olan, amel,ahlak sosyal hayat , Devlet nizamına ve hukuka taalluk eden ayet ve surelere ise Medeni denmiştir.
Kur’an-ı Kerim meseleleri gayet özlü bir biçimde açıklar. Bu özlü ifadeler den hüküm çıkarmak bir uzmanlık işidir. Bunu ancak uzmanlar yapabilir.Ancak Kur’an-ı Kerim’i okuyan herkes anlayabilir.



2-SÜNNETSünnet Lugatta: İyi veya kötü her hangi bir “yol” manasına geldiği gibi “hal” ve “adet” manasına da gelir.
Istılah ta ise Peygamber efendimizin (Kur’an-ı Kerim’den başka olarak) Söylediği sözler,yaptığı işler ve suküt ile karşıladığı işlerdir.

Sünnetin Kısımları:
1-Kavli (sözlü) sünnet: Peygamberimizin söylediği “Hadis-i Şerif” denilen sözlerdir.
2-Fiili Sünnet: Peygamber efendimizin yaptığı fiil,hareket ve davranışlarıdır.
3-Takriri Sünnet. Peygamberimizin huzurunda söylenen sözleri veya yapılan işleri sukutla karşılamak sureti ile onları takrir(kabul) etmesidir. (red ve inkar etmeyerek) sukutla karşıladıkları şeylerin Takriri Sünnetten sayılabilmesi için o şeylerin (mesela puta tapmak gibi ) aslında kötü olduğu için kabul olunmayan şeyler cinsinden olmaması şarttır.
Peygamber efendimizin sünneti İslam-i Hükümlerde Kur’an dan sonra ikinci kaynak kabul edildiğinden Sahabeler,Peygamber efendimizin sözlerini büyük bir itina ile takip edip ezberlemişler ve daha sonra gelenlere nakletmişler(aktarmışlar) dır.
Hadisler,Peygamber efendimizin emri üzerine (vahiy nazil olduğu yıllarda) yazılmamış Sahabiler tarafından ezberlenmiştir. Daha sonraki yıllarda Emevi Halifelerinden Ömer Bin Abdülaziz zamanında Büyük bir alimler heyeti kurularak İtikat ve Ameli konularda binlerce hadis düzenlenmiştir.Bilahare hadis ve usul-i Hadis ilimleri geliştirilmiştir.
Hadisin Çeşitleri:
1- Mütevatir Hadisler:Hz. Peygamber (s.a.v) devrinden itibaren yalan üzerine birleşebilmelerini aklın kabul edemeyeceği kadar büyük bir topluluk tarafından rivayet edilen hadislerdir. Bunlardan asla şüphe yoktur. Örnek olarak : Kabe nin Medine de değil de Mekke de olduğunu (hepsinin yalan söyleyebileceğini aklın kabul edemeyeceği kadar) kalabalık ve güvenilir bir topluluk bize anlatıyor. Biz onların sözlerine dayanarak Kabe nin Mekke de olduğunu kabul ederiz ve bunda asla şüphe duymayız. İşte Mütevatir hadiste böyle kesindir
2- Meşhur Hadisler:Hz. Peygamber (s.a.v) devrinde tevatür derecesine varmayan (yani 1 ,2,3,5 kişi tarafından nakledilen , fakat bir nesil sonra rivayet edenlerin sayısı tevatür derecesine varan hadislerdir.Meşhur hadislerin Hz. Peygamber tarafından söylenip yapıldığı çok kuvvetli olmakla beraber Mütevatir Hadis kadar kesin değildir
3- Ahad Hadisler: Üç asırda da tevatür derecesine varmayan kişiler tarafından nakledilen hadislerdir. Ahad hadis Mütevatir ve Meşhur olmayan hadislerdir. Meşhur ve Mütevatir in derece olarak altındadır. Rivayet zinciri sağlam olur, metni de Kur’an ve akla aykırı olmazsa şer’i delildir.
Peygamber efendimizin Sünneti de Kur’an-ı Kerim gibi ilahi vahye dayanır. Çünkü Kur’an’da onun için Şöyle deniyor: “ O, nefsinin arzusuna göre konuşmaz. O’nun sözleri kendisine vahiy olunan sözlerden başkası değildir”(Necm : 3-4)
“ Peygamberin size getirdiklerini alın ve yapmanızı men ettiklerinede son verin”(Haşır:7)
“Her kim Peygambere itaat ederse Allah a itaat etmiş olur”(Nisa :81)
Peygamber efendimiz de: “Allah u Teala bana Kur’an-ı ve Hikmetten de iki mislini verdi” buyurmuştur.
Peygamber efendimiz de, kendisinden görüldüğü gibi ibadet edilmesini,Sünnetin aynen alınıp tatbik edilmesini emrediyor.Bunun içindir ki Peygamberimizin Sünneti Kur’an-ı Kerim den sonra İslam dininin en büyük kaynağı ve şer-i hükümlerin ikinci ilahi dayanağı kabul edilmiştir.
Peygamber efendimizin Sünneti Kur’an-ı Kerim i tasdik,bildirdiklerini de te’kid eder. Onu tefsir ederek anlaşılması zor olan kısımlarını açıklar.

3-İCMAHerhangi bir asırda yaşayan İslam Müctehidlerinin, dini bir hükümde ittifak etmeleridir.
Istılahta ise İcma :Peygamberimizin vefatından sonra, herhangi bir asırda o asırda yaşayan İslam Müctehidlerinin, dini bir hüküm üzerinde ittifak etmeleridir.
O halde İcma’da en esas; İslam Müctehidlerinin ittifaklarıdır. İcma; ictihadların birleşmesidir.İctihad ise,dini bir ihtisas işidir.Herhangi bir asrın müctehidleri,o asrın kemalini ilim ve irfanını temsil ettiklerinden “Ümmet-i Kamile” hükmündedirler.Bu sebeple ittifaklarına da “İcma-ı Ümmet” denmiştir.
Müctehidlerin İttifakı:kaydı;icmaın ancak müctehid derecesinde olan Fakihlerin ittifakıyla hasıl olacağına,veya bazı Müctehidlerin ittifaklarının “icma” hükmünde olamıyacağına işrettir.
İcma dini bir nass,veya manasına yani mutlaka şer’i bir esasa istinad ettiğinden (dayandığından) bütün nevileri(kısımları) kıyastan daha kuvvetlidir.
İcma,nass gibi,dini bir hükmü ispat eden kat’i (kesin) bir delildir.Bu husus,
“Ümmetim hata üzerinde ittifak etmez”
“Müslümanların iyi gördüğü şey Allah indinde de iyidir.”gibi hadislerle sabittir.
İttifak edilen icma’lar ise kesin bir hüccet olup gelecek asırlarda yeniden ictihad konusu olmaz.
İcma,yalnız “ibadet ve muamelat” gibi Fıkhi mes’elelerde geçerlidir.İtikadi,ameli veya dini olmayan mevzularda yapılan ittifaklar icma sayılamaz

4-KIYASİslam dininde Şer’i hükümlerin ilk ve esas kaynağı;Resulullah Efendimize ayet,ayet inzal buyurulan Kitabullah’dır.
Peygamberimiz zamanında Şer’i(Dini) hükümler, Kur’an-ı Kerimden alınırdı.Peygamberimiz (S.A.V.)kendisine vahyolunan bu ayetleri izah buyurur ve ashabına Murad-ı İlahi’yi açıklardı.Yukarıda belirtildiği şekilde ,Peygamberimizin sözleri Kitabullah’ın bir tefsiri mahiyetinde olduğundan vahiy ve ilhama dayanan Sünnet-i Resulullah’da,Edile-i,Şer’i hükümlerin ikinci kaynağı oldu.
Peygamberimiz Aleyhisselam’ın Ahirete irtihalinden sonra,vahiy de sona ermiştir.Gerçi Kitap ve Sünnet’de her şeyin esası vardır.Fakat bu ilahi hükümler,umumi kaideler (genel kurallar) ve esaslar olduğundan,zamanın teceddüd(değişen,yenilenen) eden cüz’i hadiselerin hepsine de açık olarak delalet etmiyor,karşılaşılan yeni hadiseler hakkında,Kitap ve Sünnet’te sarih bir nass bazen bulunmuyordu.Bu sebeple,bu gibi yeni hadise ve muameleler hakkında ictihad yoluyla hükümlere ihtiyaç duyuldu. Bu ancak,mevcut naslardan faydalanılarak,hükmü bilinmeyen cüz’i hadiseleri,hükmü bilinenlere kıyaslamak suretiyle,yani bir nevi ictihad ile olabilirdi.
Kıyas, Lugat olarak: Bir şeyi başka bir şeyle ölçmek karşılaştırmak anlamındadır.
Istılah olarak: Kur’an ve Hadis de hükmü belirtilmemiş bir meseleyi Sebep ortaklığından dolayı hakkında hüküm gelmiş olan başka bir mesele ile karşılaştırmak.(onun hükmünü de buna vermek demektir).
Kur’an ve Hadiste bulunmayan yeni bir olay Kur’an ve Hadiste ki benzerleri ile karşılaştırılır.Eğer iki hükmün nedeni aynı ise Kur’an ve Hadis teki olayın hükmü bu yeni olaya da verilir.Mesela: Şarap Kur’an –ı Kerim de haram kılınmıştır. Fakat Kur’an çağından sonra rakı,votka,konyak,gibi yeni içkiler yapılmıştır ki bunların isimleri Kur’an da haramdır diye geçmez. Kur’an ve Hadisi gözden geçirdiğimiz zaman Şarabın sarhoşluk verdiği için haram olduğunu anlarız. Bu yeni içkiler de aynen şarap gibi hatta deha fazla sarhoşluk vermektedir. Şarabın haram kılınmasında ki sebep bunlarda fazlasıyla vardır. O halde bunlarda şarap gibi haramdır. İşte bu hüküm kıyas yoluyla verilmektedir.
Kıyası ancak Müctehidler yapabilir.