Gece

bir siyahlık değildir sadece... Yalnız olanların

gariblerin yorganı veya onlara bir ab-ı hayat çeşmesi...
Gece

yıldız yıldız gökyüzüyle öteleri işaret eden remiz...
Gece

öten bülbülleriyle

böcekleriyle sonsuzluğu terennüm eden adeta senfonik bir tablosu kâinatın...
Gece aşk kanatlarının ışık ışık açılıp

ötelere uçuştuğu ebedi iştiyakın alevlendiği bir demdir.
Gece

çöl gibi gönüllerin

iniltili feryatlarının hiçbir engel tanımadan yücelere ilettikleri; bir tünel

bir yoldur.
Geceler

bazen yarasa-misallere de mesken olur. Lakin onlar gecelerin kıymetini bilemezler. Sadece onu bir mağara gibi sığınak olarak telakki ederler... Toplumdan kaçanlar

insanlıktan nefret edenler gecelere sığınırlar bir dost gibi...
Fakat bilmezler ki

geceler maşukunu aşıkına kavuşturan bir vuslat demidir... Sevgiliye kavuşmak için kudsilerden kudsi bir zaman parçasıdır. Zira en küçük bir sesten bizar düşecek olan asık gönlü

böylesine ıssız ve sessiz bir anı en güzel bir an olarak değerlendirecek. Ve sevgiye giden yolları takip ederek ona yanan yüreğini sunacak. Böylece kavrulan yüreğinde bir kaç parça defne dalı gibi yeşillikler belirecek bu vuslat hengamında.
Gayri geceler onun dostu

ve ona yol gösteren bir rehber olacak veya O'na

en sevgiliye giden bir yol

yolları açan bir anahtar...



