![]() |
![]()
|
![]()
|
||||||
| Deneme, Hikaye Burada deneme ve yazıları paylaşabilir ve bulabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Admin
![]() |
Bir fotoğraf:
Yerde üzeri örtülmüş bir ceset.. Yanıbaşında toprağa sızan insan kanı ve başucunda ağıt yakan 3 İtalyan kadın.. Ve altta bir satır yazı: "United Colors of Benetton"... Bir başka fotoğraf: Ölüm döşeğinde bir AIDS hastası... Son nefesinde O'na sarılmış acılar içinde bir baba... Kenarda ızdırap dolu yüzüyle küçük kızına sarılmış bir anne... Altında yine aynı imza... Bir başkası: Bir Afrikalı gerilla... Boynunda Kalaşnikov asılı. Siyah elleriyle uzun bir uyluk kemiği tutuyor. İmza: Benetton... "Ne ilgisi var" diyeceksiniz... Bu yazının konusu da o zaten: Bütün bunların bir giysi firmasıyla ne ilgisi olabilir? AIDS'li bir hastanın sırtından kazak satmak doğru bir yöntem midir? Ben bu soruya kafayı takıp reklamın yaratıcısına kadar gittim. Dünyayı birbirine katan bu kampanyanın beyniyle; İtalyan reklamcı Oliviero Toscani ile görüştüm. Yanıtı şu oldu: "Kazak satışı ayrı... Reklam ayrı... Tıpkı sevişmekle çocuk yapmanın ayrı şeyler olması gibi... Biz ürün tanıtmanın ötesinde bir iş yapıyoruz." İki soru daha sordum: Bir: "Acaba o AIDS'li çocuğun annesi oğlunun son nefesinde Benetton'a reklam malzemesi olmasını ister miydi?" İki: "Dünyadaki milyonlarca AIDS'li hasta kanlarındaki belayı bir reklam filminde görmekten zevk alacaklar mıydı?"Toscani kaçamak yanıtladı: "Ben yeni bir imaj yaratmıyorum. Sadece gerçeğin fotoğrafını gösteriyorum. İnsanlar şok oluyorsa bu aslında gerçeğin şok edici olmasındandır."* * * Bu bence "reklamda etik" tartışmasının belkemiği...Çünkü reklam medyanın güçlü bir dalı olarak rüştünü ispatlayıp belli bir düzey tutturduktan sonra yeni arayışlara girdi. "Ürün satma" devri kapandı; "imaj yaratma" dönemi başladı. Güçlü firmalar bazen ürünün adını bile vermeden öyle bir malzeme sunuyorlar ki bir tartışma yaratılıyor ve "son tahlilde" bu kampanyadan ürün sahibi firma da yararlanıyor.Bir fotoğraf: Hergün sokakta gördüğümüz türden bıyıklı esmer erkekler tek tip giysileriyle yanyana poz veriyorlar. Aralarında bir tane sarışın .bakımlı genç "beyaz" erkek gülümsüyor. Üzerinde rengarenk bir kazak var... Altında kazağın imzası. Gizli mesaj: "Sizde de o kara kuru magandalardan değil cici beyaz; Türkler'den olmak istiyorsanız bu kazağı giyin".Bir başka fotoğraf: Arkada "kara kuru çalgıcılar". Önde bakımlı ve yakışıklı genç manken... Üzerinde nefis bir gömlek ve altta hayatın güzelliği üzerine satırlar... Bir gömlek reklamı.. Adını koyalım: Bunun adı; ırkçılıktır. Bazılarının "reklamımız kesilir" diye fazla didiklememiş olması bu sonucu değiştirmez.* * * Lafı son "pardon" reklamına getirmek istiyorum. Kaan'ın oyunculuğuna hiç lafım yok. Olağanüstü... Film görsel yönden bence Türk reklamcılığının yüzakı... Ali Taran bu alanda ustalığını çoktan kanıtlamış bir reklamcı...Ve reklamın sahibi kültüre yaptığı katkılarla övgüyü hakeden bir banka...Ama bütün bunlar sonucu değiştirmiyor. O zor tartışmayı yapmak zorundayız: "Ne ilgisi var..?" Reklamcılıkta ürüne dair merak uyandırma yöntemine "tease etme" deniyor. Ürünün adını vermeyip öyle bir öykü simge imaj ya da karakter sunuyorsunuz ki kamuoyu meraktan kırılıyor ve açıklamayı iple çekiyor.Son kart reklamı bunun "başarılı" örneklerinden biri. Ama "merak uyandırmadan” çok "telaş uyandırma" etkisi yaptı. Reklam dünyası kampanyayı ödüle boğmak için hazırlık yapadursun asker yolu gözleyen ailleler sigorta kartlarından çok benzer bir faciayı yaşama kaygısıyla yandılar. Senaryosu Genelkurmay onaylı olan reklamı kışlalarda izleyen "uzatmalı askerler" diş gıcırdatarak gülümsediler bankayı anarken... Çünkü onlara gelen haber reklamdakine benzemiyordu pek... Ve bunda gülecek bir şeyde yoktu. * * * Ama sonuca bakarsanız reklam tam bir "başarı öyküsü"dür. Bu yazının yazılmış olması bile reklamın başarı hanesine bir çentik olarak işlenecektir. Amaç ilgi çekmek ise ilgi çekilmiştir. Ama unutmayalım ki geçen hafta bu reklam kadar Van uçağının pilotu da Güner Ümit de ilgi çekmiştir.Bence büyük bir atılım içinde olan Türk reklamcılığında bir "etik tartışması"nın tam zamanıdır. Evet "sevişmek başka çocuk yapmak başka" ama "sevişerek çocuk yapmak" bence bambaşka... |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | UslanmaM | Cevaplar | Son Mesaj |
| Pardon | SuyunGizemi | Komik Yazılar | 0 | 06-21-2007 08:24 PM |
| Pardon... Bay Pardon!..(can dundar) | RebelliouS | Deneme, Hikaye | 0 | 05-26-2007 12:17 PM |
| Pardon sizi sevebilirmiyim... | DJPesimisT | Aşk Hikayeleri | 0 | 01-26-2007 10:23 PM |
| Pardon - Ceza | NaZaR | Yerli Şarkı Sözleri | 0 | 01-26-2007 09:52 PM |
| pardon | DJPesimisT | Aşk Hikayeleri | 0 | 01-07-2007 05:10 PM |