Gece yine eve geç geldi. Başı dönüyordu. Eğer arkadaşları eve getirmese nasıl gelecekti bilmiyordu. Sendeleyerek içeri girdi. Annesi yine onu beklemişti. Annesini onu bir daha onu beklememesi için azarladı.
Annesini hiç sevmiyordu. Onu hep babasının ölümünde sorumlu tutuyor ve onunla konuşmuyordu..
Duvarlardan destek alarak odasına gitti. Ezberlemediği yer olmasa kesinlikle odasını bulamazdı. Öyle uykusu gelmişti ki yattığı gibi uyudu. Sabah kalktığında midesi çok kötüydü fakat annesine yakalanmadan dışarı çıkmak istedi. Tam giyinirken annesinin kalktığını duydu. Annesi kızının kendisiyle konuşmamasını bildiği halde yine aynı tembihte bulundu. "Selin, lütfen git şu Berk' in psikiyatrisine. Çok kötü haldesin."
Selin' i bu hale babasının ölümü getirmişti. Babasını o kadar çok seviyorduki onun ölümüyle büyük bir deprosyana girmişti...
Durumunun kötü olduğunu Selin de biliyordu. Sarhoş olmadığı zamanlarda bunu düşünüyor ve haline üzülüp daha çok içiyordu. Psikiyatrise gittiğinde hiçbir şeyin düzelmeyeceğinin kanısındaydı ve bu nedenle de psikiyatrise giymiyordu...
O akşam yine arkadaşlarıyla gece kulübüne gitmişti. Müziğinde etkisiyle herzamanki gibi çok içmeye başladı. Ama bu sefer fazla kaçırmıştı. Tam bu sırada dans etmek için ayağa kalkıyordu ki kendini yerde buldu...
Gözlerini açtığında hastanedeydi. Basit bir sarhoşluk vakasıydı. Nerede olduğunu anlamak için etrafına bakanırken annesini yan koltukta gördü. Annesi kızının o güzel gözünü açtığını görür görmez hemşirelere seslendi. İşte o zaman anladı nerede olduğunu...
Selin hastaneden taburcu edildiğinde olanlara hala inanamıyordu. Bu hallere düşeceğini hiç düşünmemişti. Annesinin başından beri haklı olduğunu anladı. Bunu başında yapması gerekirdi ama hiçbir şey için geç kalmış sayılmazdı. Psikiyatrise gidecekti. Bu haberi annesi duyduğunda o kadar çok sevindi ki kızına büyük bir şefkatle sarıldı. Selin annesini affettiğini o anda anladı...
Psikiyatris işinin erri olan bir insandı. Bunu Berk' in söylediklerinden biliyorlardı. İki gün öncesinden bugün için randevu almışlardı. Yarım saaatlik yolculuğun ardından klinikteydiler. Sıra onlara geldiğinde Selin içeri girdi. Halim Bey' i görünce çok şaşırdı. Bu tip insanları hep gözlüklü, çirkin olarak düşünmüştü ama karşısında tam zıttı vardı. Halim Bey çok yakışıklı ve oldukça iyi giyinmiş bir insandı. Kabul etmeliydi ki Halim Bey' den etkilenmişti.
İlk seansta tedavi amaçlı hiçbir şey yapmadılar.Hep böyle mi oluyor bilmiyordu ama sadece kendilerinden bahsediyorlardı. O zaman buraya gelmekle hata yaptığını düşündü ama yinede Halim Bey' in bekar olduğunu duyunca içini nedenini anlayamadığı bir sevinç kapladı... Seanslar başlayalı altı ay olmuştu ve bu süre içersinde Selin içkiyi bırakmış, babası olmadanda yaşamdan zevk almaya başlamıştı. Bu arada yeri gelmişken söyleyelim Selin Halim' le üç aydır çıkıyordu.
Akşamüstü herzamanki gibi sahilde el ele tutuşmuş geziyorlardı ki Halim birdenbire diz çöküp cebinden çıkarttığı kutuyu Selin' e verdi. Selin çok şaşırmasına rağmen içinde ne olabileceğini tahmin edebildi. Ama karşısında tahmininin çok ötesinde bir şey vardı. Pırlanta bir yüzük. Öyle parlıyordu ki sanki Selin' e göz kırpıyordu. Selin bu hediyeye karşılık olarak eğilip Halim' i ateşli bir şekilde öptü çevresindeki insanlara hiç aldırmadan....
Selin Halim' le evleneli iki yıl olmuş hayatla tamamen barışmıştı. Evlendikten hemen sonra annesinin üstündeki eve taşınmışlardı. Selin iki ay sonra bir erkek çocuk dünyaya getirecekti. Adı şimdiden belliydi. Mehmet. Hem kendi babasının ismini koymayacakda kimin ismini koyacaktı Selin....


Özgür