Gardiyan küfürleri

jandarma düdükleri değil duyduklarım. Onlar da benim gibiler. Onlar da ben gibi aynı toprağa basıyor

aynı havayı koklayıp içine çekiyor. Aynı türküleri dinliyor

aynı havalara uyarak

aynı oyunlara giriyorlar.
İsimlerimiz aynı olmasa da benzer

ya da kardeş isimler. Düşüncelerimiz de aynı... Sohbetlerimiz olur -sohbetse eğer- karşılıklı konuşur

gülüşür

karşılıktı öfkeler üretiriz.
Şu mahkûmlar evinin koridorlarını

odalarını

avlularını genişletin bir... Denizlere

göllere

ırmaklara kadar büyütün O

odaların adı değişir

koridorların

avluların

bahçelerin isimleri değişir

şehir ve ülke olur

hepsi o kadar... Oralardaki insanlar da benim gibi

gardiyanlarım

jandarmalarım gibiler... Oysa benim hücrem ne kadar da geniş. Hayal

hücremde sultan..
Kinlerim

öçlerim vardı. Ah öfkelerim vardı

durmadan tazelenen. Herşeye

herkese düşman bir ruhum vardı. İnsanları sınıf sınıf

seviye seviye ayırırdım. Bazılarını Öldürür

bazılarını kayırırdım. Keser biçer

düzen verirdim

her şeyi kafama göre evirir çevirirdim. Bendim yegane hükümran

böyle giderdi devran.
Bir gün

daracık hücreme bir ayna tutuldu

komşu hücrelerin birinden. Ruhum kımıldadı kalktı yerinden. Komşu mahkûmun dilinde Ruhun destanı; diyordu: hey can

kendini tanı!.. Gardiyan küfürleri

jandarma düdükleri değil

duyduklarım. Bu defa bir sur içimde çınlayan. Gök ve yer

her taraf çağlayan. Ey mahkûm neye tutuklusun? Gel ağla

yan... Yan ki

ölü yanın kalmasın

yan ki

seni yokluk çalmasın

yann.. Yitirdiğin Tarihe yan

kaybettiğin cennetine yan

seni kendine yabancı/astırıp

düşürdükleri cinnetine yan... Yan

yan ki dilsiz bırakılan Kitabına yan... Dilsiz duvarlarda

delilsiz duran

durdurulan... Seni delilsiz

dilsiz bırakan

boynuna bağlanmış asırlık günahına yann...
Gardiyan küfürleri

jandarma düdükleri değil

duyduklarım. Düşmüş bir ruhun Diriliş Destanıdır. Komşu hücremde Yusuf soylu mahkûm. Dağıttı şüphemi kalmadı korkum. O'nunla Tarihe gittim. Kitab'a girdim. Kendimle en büyük hesaba girdim. Batının örttüğü güneşi; Doğunun agoran ufkunda gördüm. Hücremde geçmiş ve şimdi. Mahkûmluk

anlıyorum

yalnızca bir vehimdi. Soyundum nefsi

bu çile kabında. Cehlin gömleğini yırtıp attım; Yusuf'ca rüyalar için yeni bir uykuya yattım. Ve uyanış

yeni bir diriliştir. Ah gerçek mahkûmluk Yusufca gidiştir.
Gardiyan gülüşleri

jandarma selamı yeni dünyama

yepyeni hayat... Mayası imandır

ruhu aşk. İnsanlık bunlarla çıkar

en güzel kata. Oradadır dostluk

gülen ruha... Mahkûmluk bu: Gerçek aşk! Yükseliştir Allah 'a.