Genç arkadaş! Düşün

düşün! Yoksa Gençliğini oynamakla geçiren ihtiyarlığını ağlamakla geçirir....
Bir hayalim vardı yıllar önce. Düşünce üstüne bir dünya bina etmek. Hep düşünmek

düşündükçe ufkumu genişletmek istiyordum. Çünkü herşeyin önüne sed çekilebilirdi. Ama düşünceye asla. “Düşünüyorum o halde varım” diyebilmek için düşünüyordum. Yaratılış muammasını çözmek

aydınlık yolda güvenle yürüyebilmek için düşünüyordum.
Düşünce aşkı ve şevkinden yoksun insanların monoton bir hayatı varsa

düşünce aşk ve şevkine sahip insanların yüzlerce hatta binlerce hayatı vardır. Çünkü düşünen insanlar uyurken dahi namütenahi alemlerle dünyalar kurarlar. Koskoca insan ömrünü saniyelere sıkıştıran düşünceyle birkaç saniyede ecramı semaviyede hayat sürerken anında kendilerine gelseler düşünceden sıyrılıp kendilerini gerçek dünyada buluverirler.
Düşünce vardır

onunla tarih kürsüsüne çıkılıp asırlar öncesi seyredilir. Adem nebi (a) ile cennette gezilir. O’nunla dünyaya inip biran nefsine uymanın cezası olarak hayatının sonuna kadar gözyaşları ceyhun edilir. Nuh (a) ile gemi’ye binilip boğulmaktan kurtulunur. Yunus (a) ile balığın karnında tahtel bahir gibi seyahat edilir. Davut (a) dan ciğerleri dağlayan davudi sesle Zebur dinlenir. Musa (a) ile koskoca kızıl deniz yarılıp bir yandan öbür yana geçilir. Isa (a) ile göklere kanat açılıp kurb-u huzura varılır. Peygamberlik zincirinin son halkası hak- nebi (a.s.) ile de miraçta ukbaya ait tablolar seyredilir. Özyurdundan çıkarılmaya zorlanıp mağarada yılanlarla akreplerle arkadaş olanlara yaran olunur. Medinede o kutlu topluluğun içinde seniyye-i veda türküleri söylenir.
Düşünce vardır

onunla ilmin

teknolojinin ulaşamadığı zirveye ulaşılır. Asırlar sonrasına kanat açılıp gökte yıldızlara

yerde denizin derinliklerine inenlerin yolda insanca yürümelerini unutmaları ve ahlaken iflas etmelerinin sonunda ne akibete düçar olacakları görülür.
Ve genç arkadaş düşün! İçinde bulunduğun karanlığın korkunç dehlizlerinden kurtulup gönül ikliminde arz-ı didar etmek istiyorsan insanlara hak namına kutlu istikballer vadetmek için alabildiğine bir kafa yorgunluğu ile düşün.. Kaybettiği yörüngesini bulma yolunda olan beşeriyete yepyeni bir çığır açarak ona ebedi alemleri müjdelemek ve yepyeni bir ruh haleti kazandırarak

zahiri perdenin ardındaki gerçek manzarayı seyrettirmek için düşün.. Düşüncenin sırrıyla varlık deryasında yüzebilmek

hayatını bir renk cünbüşü içersinde aaayin edebilmek için düşün.
Geçmişten ders almak

geleceğe ümitle ve emin adımlarla yürüyebilmek

batılın savletinden kurtulup

hakkın aydınlık iksirinden kana kana içebilmek için düşün.. Karşındaki binbir kıvrımlı yolların vahşetinden kurtulup dosdoğru yola inebilmek için düşün. Büyük insanlara büyüklük bahşeden

onların düşünce ufkunun alabildiğine geniş olmasıdır. Kimbilir Fatih İstanbul’u fethedebilmek

karadan gemileri kaydırabilmek için kaç yıl düşündü. Ordusu ile Cebel-i Tarık’ı geçtikten sonra gemileri yaktıran koca Tarık

İspanya’yı fethettikten sonra engin bir iç muhasebesi ile nefsine şöyle diyordu: “Ey Tarık düşün. Önce bir köle idin. Dün Allah’ın izniyle hürriyete kavuştun. Bugün

fatih bir kumandansın. Yarın ise toprağın altına girip bunların hesabını vereceksin.”
İşte bu büyüklüğün ve düşüncenin zirveye ulaşmasının neticesi idi. Öyle ise sen de senden isteneni verebilmek

kudsiler ordusuna erebilmek

alnını Yüce Mevlanın huzurunda secdeye koyabilmek ve günlünü Hak’tan gelen her şeye açabilmek için düşün.