Gün dünyanın güneş etrafında dönmesinden mütevellit meydana gelen zaman parçasına verilen isim. Gün

güneşe bizzat verilen isim de olabilir. “Gün doğdu. Gün doğmadı” gibi tabirler buna misâldir.
Gün vardır

daimi güzelliklerle geçer. Gün vardır

ümitsiz ve bedbin insana vurur mührünü öyle gurub eder. Sinede bir oktur

halsiz ve mecalsiz bırakır insanı.. Gün vardır bir uçmak gibi ferihu fahur. Gün vardır canlı cenazelere bir gün vardır kalbe ve ruha ötelerden mesajlar getirir. Günde vardır ümide fer verir

kalbe huzur yağmuru yağdırır.
Günler haftaların

onlar da ayların yılların içinde gizlidir. Bu daire daire içindeki zaman parçaları insana hem güzel

hem acı anlar yaşatır. Gayb âleminden gelir insanın kucağına bir şeyler boşaltır gider. Fakat dökülenler bir yığın meşgalelerden başka bir şey değildir.
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan.
mısralarında olduğu gibi her şey yalancı bir meşguliyet ve avutmadan başka bir şey değildir. Fakat nice günler de vardır ki geleceğe gebe tohum gibi çekirdek gibi şeylerdir. Onlar aydın bir devrin neşvünemasına sebeptir. Gurubu

tohumun gömülme

gecesi kuluçka

sabahı hamlini yaz demidir. Nice baharları içinde gizleyen bu günler insanlık âlemine bir muştu sabahıdır.
Son asrın gecesinde herkes bu günlerin hasretini ta yüreğinin derinliklerinde duymakta. Fakat bazıları uykuda bazıları uyanık olarak... Lâkin bu günlerin gelmesi için çok çetin engelleri geçmek

badireleri aşmak gereklidir. Yoksa miskin miskin oturmak

sonra semereyi beklemek

ellerini açmak boşluğa atılmak

boşlukta dolanmaktan ve serap görmekten başka bir şey değildir.
Günler sonsuzluktan nurlu ve ışıklı gelsin isteyenler

sonsuzluğa doğru uzanan elleri boş dönmesin isteyenler

çile ve ızdırabtan iki büklüm olmalılar

bu uğurda saçlarını ağartıp yüzlerini azabın tığı ile işletmeli ve sonra ufuktan doğacak aydınlık güneşleri hasretle beklemeliler yoksa heyhat...



